Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

DİLENCİLİK; MERHAMET AVCILIĞIDIR!..
     " ( Yapacağınız hayırlar,) kendilerini Allah yoluna adamış, bu sebeple yeryüzünde kazanç için dolaşamayan fakirler için olsun. Bilmeyen kimseler, iffetlerinden dolayı onları zengin zanneder. Sen onları simalarından tanırsın. Çünkü onlar yüzsüzlük ederek istemezler. Yaptığımız  her hayrı muhakkak Allah bilir. " ( Bakara sûresi, âyet 273)
 
    Zikredilen ayette belirtilen fakirler hayatlarını Allah yolunda savaşa adayan mücahidler ile ilim yolcularıdır. Bunlar, bu kutsal meşguliyetleri dolayısyle kazanca yönelme imkânından mahrumdurlar. Maddî yardımların bilhassa bunlara yapılması, cihadı ve ilmi teşvik edecektir. Şu ayeti kerime de, bu doğrultudadır.
 
    " Mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık hayra sarfedenler var ya, onların mükâfatları Allah katındadır. Onlara korku yoktur üzüntü de çekmezler." ( Bakara sûresi, âyet 274)
 
    Zikredilen âyetlerde teşvik edilen hayırlardan birinci derecede murad edilen zekâttır. Zira İslâm'ın emrettiği şekilde, zekât ibadeti noksansız ve kusursuz verilirse fakirlik ve dilencilik rezaleti yok denecek kadar azalır.
    Ancak zekâtın sarf yerleri belli ve sayılı olduğundan zekât sarfedilmeyen yerlere de zekâtın dışında hayır yapılır. 21 nci asırda yaşamamıza rağmen, sosyal hakların, yardımların kamilen fakir- fukaraya ulaştırılmasına binaen yine de, orada, burada, camii önlerinde dilencilerden, merhamet avcılarından geçilmemektedir.
    Türkiye Cumhuriyeti Devleti; imkan nisbetinde tüm  fakirlere, bakıma muhtaç olanlara, bakıcılara, dullara, yetimlere, öksüzlere, kimsesizlere maddi alanlarda ulaşmaya çalışırken, maaş verirken, dilenciliği, dilenmeyi meslek, iş haline getirmiş kimseler yine de dilenmeye devam etmekte, insanları camii kapılarında, çay ocaklarında, kahvelerde ve her yerde rahatsız etmeye devam etmektedirletir. İsterseniz şu alıntı yazı ile mes'eleyi irdelemeye devam edelim:
    Peygamberimiz'in dilencilikten hoşlanmaması:
    " Hz. Peygamber sınırsız bir cömertliğe, hesapsız bir yardım severliğe sahip olduğu halde dilencilerden ve dilencilikten hiç hoşlanmazdı. Bir defasında şöyle buyurmuştu:
    " Bir insan dileneceğine ormana gitsin, bir kaç odun kessin, bunları sırtında taşıyıp çarşıya götürsün, onları satarak geçinsin."
    Bir kere Ensardan biri sadaka istemiş, Hz. Peygamber ona bir şeyi olup olmadığını sormuş, o da, " Bir yatağım var, Yarısının üzerine yatıyor, yarısıyla da örtünüyorum. Bunun dışında bir de su için kap var." demiş.
    Hz. Peygamber (sav) de bunları getirmesini istemişti. Adam bu iki eşyayı getirdiğinde Hz. Peygamber (sav) bunları dört dirheme satmış , parayı eşya sahibine vermiş ve " Bir dirhemle çocuklarına yiyecek, bir dirhemle de bir ip satın al. Sonra git odun kes, çarşıya götür ve sat!" buyurmuştu.
    Adam, Hz. Peygamber'in tavsiyesi doğrultusunda hareket etmiş, on beş gün sonra tekrar Hz. Peygamber'in yanına gelmiş ve on dirhem biriktirdiğini söylemiş, bu parayla elbise ve yiyecek aldığını da sözlerine eklemişti. Hz. Peygamber (sav) de ona,
    " Böyle yaşamak mı daha iyi, yoksa kıyamet günü alnında dilencilk damgasıyla Allah'ın huzuruna çıkmak mı?" diye sormuştu.
    Ensardan bir kaç kişi Hz. Peygamber'den sadaka istemeye gelmiş, Hz. Peygamber'in parası bitene kadar vermişti. En sonunda Reûl-i Ekrem (sav):
    " Yanımda bir şey kalmış olsa sizden esirgemezdim. Fakat insan Allah'ın kendisini dilencilikten kurtarması için dua ederse, Allah onu bu alçaklıktan kurtarır. İnsan, Allah'tan zenginilik isterse Allah ona zenginlik ihsan eder." buyurmuştu. " ( Muhammedî Ahlak, Mevlânâ Şiblî,  say. 116, 117)
    Aziz İslam, baştan başa inecelendiği zaman, görülecektir ki, şerefli, onurlu, izzetli yaşamayı emretmiş, zilleti, alçakca yaşamayı, ona buna yalvarmayı reddetmiştir.
    Ne acı ki, tüm bu hakikatlere rağmen, insanlar, insanlık doyumsuz hale gelmiş, oburlaştıkça oburlaşmış, hiç bir şeyden tatmin olmaz hale gelmiştir.
    Zenginler, aşırı şekilde mala, metaya, servete taparken, alt tabakalar da, hınçla, kinle, ihtirasla zenginin düşmanı olarak meydanlara inmiştir. Soygun, hırsızlık, dilencilik, eşkıyalık, adam kaçırma ve her türlü ahlaksızlığı marifet saymaktadır.
    Dağlarda gezen terör örgütleri bile, görünüşte dava uğruna gezdiklerini, ölüp öldürdüklerini öne sürerken, aslında, mefaat, para kazanma, esrar, eroin işleri ile uğraşarak, önde olanları zengin olmaktadırlar.
    " Hakîm b. Hizâm, Mekke'nin fethinden sonra Müslüman olmuştu. Hakîm bir defasında Hz. Peygamber'den yardım istemiş, Hz. Peygamber (sav) de ona yardım etmişti.
    Bu kişi, bir kaç gün sonra tekrar gelmiş ve yine Hz. Peygamber'in yardımına nail olmuştu. Üçüncü defa geldiğinde de Hz. Peygamber yine elindekini ona vermiş ve :
    " Hakîm! Zenginlik, tatlı ve yeşillik gibidir. İnsan bunlarla yetinirse bunlar bereketlenir. Fakat hırs ve aç gözlülük, insanı mahrum eder. Veren el, alan elden daha hayırlıdır!" buyurmuştu. Bu sözler Hakîm'i öylesine etkilemişti ki bir daha kimseden bir şey istememişti." ( a. g. e. say. 117)
    Netice olarak;
    Tüm bu anlatımlardan anlıyoruz ki, Kur'an Müslümanlığında dilencilik yapmak, merhamet dilenmek men edilmiştir. Diğer taraftan Müslüman fertlerin alın teri ile, el emeği ile zengin olmalarını emretmiştir.
    Çünkü, zengin Müslüman, hayırlı, sevilen, hatırı sayılan insandır. Herkese faydası, yararı dokunan kimsedir. İlim adamının yetişmesine yardım eder, onun her türlü ihtiyaçlarını temin ederek topluma adam yetiştirmiş olur.
    Bilhassa, günümüz dünyası, eski dönemlere nazaran, daha bolluk, daha müreffeh vaziyettedir. Her ne kadar nüfus yoğunluğu yaşanmış olsa da, yine de, iş bulmak, iş aramak kolaylığı mevzu bahistir. Yani, dilenmeye, dilencilk yapmaya, insanları taciz etmeye hiç de gereksinim bulunmamaktadır.
    Görmüş olduğum, şahidi bulunduğum bir vakıayı da anlatarak, konuyu bitirmek istiyorum: İsmini vermek istemediğim bir camimizde, Ramazan ayında mukabele okuyan hafızlar için seccade serildiğini, yardım talebinde bulunulduğunu görmüş oldum.
    Ama, benim gücüme giden mes'ele, camiden çıkan insanların madeni bir, iki, üç Tl. atarak hafızlarımızın onurlarının incitilmesi benim ağırıma gitmiştir.
    Halbu ki, bir heyet eşliğinde, üç-beş hayır sahibi insanımız ziyaret edilerek, işin reklamı yapılmadan yapılan yardımlar, hafızlarımıza verilmiş olsaydı  daha güzel olurdu.
    Rabbimiz!.. Bizlere, İslâmî, Kur'ânî bilinç nasip eylesin.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık