ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Dileyen İman Etsin

ALLAH; DİLEDİĞİM İMAN EDER, DİLEDİĞİM KÜFREDER, DEMEDİ!.

DİLEYEN İMAN ETSİN, DİLEYEN KÜFRETSİN, DEDİ!.

-6- " Ve de ki: Hak, Rabbinizdendir Öyle ise dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin Biz, zalimlere öyle bir cehennem hazırladık ki; onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır.

( susuzluktan ) imdat dileyecek olsalar imdatlarına, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir Ne fena bir içecek ve ne kötü bir kalma yeri!" ( Kehf sûresi, âyet 29 ) İnsanlık, ne kadar ararsa arasın, ne kadar koşuşturursa koşuştursun, ne kadar özlemini, hasretini çekerse çekmiş olsun, Kur'an'daki özgürlüğü, ferdin serbest düşüncesini emreden, belirten ifade eden düşünceleri bulamayacaktır!.

Şu ayeti kerimeler de belirtildiği gibi: " Asra yemin ederim ki insan gerçekten ziyan içindedir Bundan ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır" ( Asr sûresi, âyetler 1, 2, 3 ) Maalesef, çağımız, yüz yıllardan beri bir keşmekeşin içerisinde bocalamaktadır!.

Müslümanların düşünce, tefekkür, tezekkür, tedebbür algıları, Kur'an dışı geleneğin içerisinde boca olmuş, unutulmuş unutturulmuş, daha doğrusu zoraki " düşünme" " tefekkür etme" " bırak bu tür şeyleri" kabilinden Müslüman dünyası robotlaştırılmıştır!.

Bu sebeple, Dün olduğu bu günde, İslam dünyası, felsefi, mantıksal, akıl , düşünce birikiminden yoksun, mağdur ve sefil bir ortamı yaşamaktadır! Niçin ve neden? Çünkü, günün geleneksel İslam anlayışı, Kur'ânî düşüncelerden, yorumlardan, ifadelerden korkmaktadır da onun için!.

Kur'an, "Kur'an Müslümanlığı" denildiği vakit, İspanyol boğasının kırmızı görmesi gibi, şiddetle, acaib bir şekilde Kur'an'dan ürkmekteler, korkmaktalar ve alabildiğince kaçmaktadırlar!.

Onun içindir ki; " İnsan sorumlu bir varlıktır O dağların yerin yüklenmekten kaçındığı emaneti yüklenmiştir Haliyle insanın, sorumluluğu oranında hürriyetinin olması, sınırları Allah tarafından çizilmiş sınırlar dâhilinde, kendi kaderini kendinin belirlemesi gerekir.

İnsanın özgür iradesi olduğu için, Allah kuluna teklifte bulunmaktadır İradenin mecburiyeti demek, irade yoktur demektir Çünkü mecburiyetin olduğu yerde iradeden söz edilemez.

Buna göre, insanın kaderi, iyiliği veya kötülüğü yapabilecek şekilde yaratılmış olmasıdır Allah'ın " dilediğinizi yapın" demesi, insanın iradesinin olduğunu gösterir Hayır ve Şerr Allah'tan değil, Hayır Allah'tan, Şer ise kuldandır.

Biz; " hayır ve şer Allah'tandır" diyoruz, hatta bunu âmentü duasına dâhil etmişiz Ne var ki, Kur'an'da yüzlerce yerde geçen " zulüm, şer ve sû'/kötülük" insana nispet edilir, Allah'a değil Kendine " zalim" dedirtmeyen insan, nasıl olur da Allah'a zulüm isnat eder.

İnsanlar yaptıkları güzel şeyleri kendilerinden/ nefislerinden, kötülükleri ise kaderden bilirler Oysa Allah kötülüğü nefsinizden, iyiliği Allah'tan bilin der " Uğradığınız her iyilik Allah'tandır; başınıza gelen her kötülük de kendinizdendir.

" ( Nisan/79) İnsan, Allah'ın istediği gibi, kötülükleri kendinden bilmeli ki, sorumluluktan kaçmasın İyilikleri Allah'tan bilmeli ki, mağrur olmasın Hayr; Allah'ın Kur'an'da geçen isimlerindendir.

( Taha/73) Hayrı, zatına isim olarak seçen Allah'a, şer izafe edilemez Kur'an'da " bi yedike'l-hayr/ hayır sendendir.

" diyen ayet vardır da, ( Al-i İmran/26) " şer sendendir" diyen bir tek ayet yoktur İsmi " Hayr" olan Allah'tan şer değil, hayır sadır olur Kur'an'da hayr 20'ye yakın ayette Allah'a isnat ve izafe edilir.

Fakat şer kelimesi 30 yerde kullanıldığı halde, hiç bir yerde Allah'a isnat ve izafe edilmez" ( wwwsaadettinmerdin.

com) Talihsizliğe bakınız ki, bu günkü kader anlayışının icadından bu yana, yani, Beni Ümeyye'den beri, Müslümanlar yanlış kader inancının cenderesinde sıkıştırılmış, sıkışmış bir halde ezile ezile posası çıkartılmıştır Hangi alana el atmış olsak, karşımıza yanlış kader telakkisi, hatalı alın yazısı, kör tevekkül, tembellik, miskinlik, suçu Allah'a atma yanlışı, cahilliği göze çarpmaktadır Bir Müslüman kişi düşünün, fakir mi fakir, mağdur mu mağdur, ' niçin çok çok fakirsin' denildiği zaman, hemen kabahati kaderine yüklemekte " kaderim böyle imiş" yalanı ile, hem kendini, hem ailesini, hem de içerisinde bulunduğu toplumu kandırmaktadır!.

Ama, bir türlü kasılasıca dili varmıyor, diyemiyor ki, " hayır!.

Kaderin hiç bir suçu yoktur, ben çalışmadım, rızkımın, ekmeğimin peşinde koşmadım" sözünü, gerçeğini ifade edemiyor!.

Fert bazında böyle olduğu gibi, İslam ülkeleri bazında da böyledir! Örneğin; Almanya ülkesi, 1945'lerde, Hitler savaşından çıkmış, taş taş üstünde bırakılmamış, milyonlarca insan ölmüş, öldürülmüş ama, gelin görün ki, dün savaştan kurtulan Almanlar, bu gün, maddi açıdan, zenginlik bakımından, fabrikalar, sanayii, zenginlik bakımından dünyanın en süper ülkesi ve devleti olmuştur!.

Ülke olarak Türkiye'miz ne haldedir? ABD'den, Almanya'dan, Japonya'dan getirtilen teknikerlerin yardımı ile inşa etmiş olduğumuz termik-hidro santrallerin, üç beş fabrikanın dışında neyimiz bulunmaktadır? Almanya'da, öylesi oto fabrikaları bulunmaktadır ki, binlerce insanların çalışmasının yanı sıra, ürettikleri otolar, bu gün, fakir, geri kalmış ülkelerin idarecilerinin binek aracı olmuş, gün geçmiyor ki, söz konusu bu otoları sipariş etmek için, çuval çuval paralarını Almanya ülkesine vermek üzere sıraya girmiş durumdadırlar!.

Tüm bunlar niçin olmaktadır? Tabii ki, çalışmamak, düşünmemek, tevekkül sahibi olmak, kadercilik, yanlış İslam algısı, gelenekçilik, muhafazakârlık, pircilik, kerametçilik, aziz toplumu bu hale getirmiş, diğer İslam ülkelerinin de durumu içler acısıdır Kavga, döğüş, nizaa, kadercilik ve sonucu tembellik!.

Netice olarak; " Allah, insanı kendi elinde oyuncak bir varlık olarak mı, yoksa akıllı ve vicdanlı, yani özgür ve sorumlu bir kul olarak mı yaratmıştır? Bu mesele üzerinde düşünmek gerekir Aksi halde, Sartre'nin ileri sürdüğü gibi, "Tanrı'nın olması, insanın hür olmasına engel teşkil eden bir varlık olarak ortaya çıkacaktır Kaldı ki, insanın hür ve sorumlu bir varlık olması ortaya çıkacaktır.

Kaldı ki, insanın hür ve sorumlu bir varlık olmasını Allah dilemiştir" Eğer insan daha önceden belirlenmiş bir yoldan gidiyor ve " Alemde olup biten her şey Allah tarafından tayin edilmiş" ise, " Allah tarafından tayin edilmiş bir şey başka bir tarzda ve başka bir düzende" olamayacağından insan için iradî-gayri iradî ayrımının yapılmasına da, Allah'ın kâinata müdahale etmesine de gerek kalmayacaktır" ( A.

Akbulut) Yani, gündemi, tüm İslam alemini körü körüne meşgul etmekte olan, kadercilik, kader mes'elesini sil baştan değiştirmek, aziz Kur'an ne buyuruyorsa, onu yaparak, yeniden bir " kader anlayışı" inşa ve ihya etmek zorundayız Bunun yolu da, Kur'anî düşünceden, Allah'ın emrinden geçmektedir!.

Her akıllı, basiretli Müslüman kendini Kur'an'a vermeli, düşünmeli, tefekkür etmeli, tezekkür yolunu tercih ederek, yeniden, sil baştan kalkınma, ilerleme, müreffeh yaşama yollarına düşmelidir İşte, o zaman görülecektir ki, kalkınmış milletin sokaklarında, kadın-erkek cinayetleri olmayacak, anarşizm kol gezmeyecek, insanları özgür, askeri rahat bir şekilde hudut bekleyecek, meydanlarında, kahvelerinde, çay ocaklarında, camii köşelerinde pinekleyen avare, işsiz insan olmayacaktır.

Alınlar terleyecek, sineler, dünyayı imar etmek için yollar kat edecektir! Rabbimiz!.

Bu anları, bu ümitleri gerçek eylesin!.

Selam ve dua ile Şerafettin Özdemir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık