ayyıldız vekaletle kurban kampanyası
ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

DİN GÖREVLİSİ VE ÜSTLENDİĞİ GÖREV!..

" Ey iman sahipleri! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu halkın mallarını uydurma yollarla yerler ve Allah'ın yolundan alıkoyarlar. " ( Tevbe sûresi, âyet 34 )

Malum olduğu üzere, din görevlisi olmak, peygamber mesleğini üstlenmek demektir. Din adamlarımız, çaresize çare, dermansıza derman, hastalara şifa, morali bozuklara moral, kavgalıya barış, kırgınlara sulh, borçluya eda, miskine, fakire, fukaraya  destek olmak demektir.

Din görevlisini her alanda görmek, karşılaşmak mümkündür!.. " Emri bil maruf, nehyi anil münker! görevini yapmak için, onu her yerde görmek, görüşmek, yüzyüze gelme olasılığı bulunmaktadır. .

Din adamlarımız, kahvelerde gezerek, sigara tiryakilerini uyarır, çay ocaklarında aylak aylak oturanları ikaz eder, ilimsize ilim,  cahile ilim,  bilgisize bilgi, nursuza nur, ışıksıza ışık olmaktadırlar.

Onun sözü;  en etkin, vurucu, bitirici, hedefi bulucu silahıdır. Çünkü,  şu deyim bu sözümüzü kanıtlamaktadır. " Söz vardır yılanı deliğinden, söz vardır insanı dininden çıkarır." deyimi. hocalarımızı anlatmaktadır. Ancak;

" Ayette de görüleceği gibi " din adamları" din tüccarlarına dönüşebilmekte ve insanları en başta saptıranlar, bu " din adamları" olmaktadır.

Peygamberimiz de bu tarz sahtekâr din adamlarından az çekmemiştir. Fakat sahtekâr din adamları kadar onlara uyanlar da suçludur. Dinimizin etten kemikten insan olarak onay verdiği, dini konularda kendisine güvenebileceğimizi garanti ettiği tek kişi Hz. Muhammed'dir.

Onun dışında, gerek onun döneminde yaşamış, gerek ondan sonra gelecekler içinde kimseye böyle bir onay verilmez. Oysa dinimizde Hz. Muhammed dışında " cennetlik" ilan edilmiş o kadar çok kutsal vardır ki!

Bu kutsalların ve şeyhlerin dedikleri adeta vahiy gibi kabul görmüştür. Oysa gerçek dindarı ancak Allah bilir. Bunun dışındaki teşhisler ancak zandır. Allah'a inanan ve samimi bir şekilde hayır üreten bir kişi, Allah'a yakın olmayı, Allah'ın sevgili kulu olmayı umabilir.

Hiç kimse İmam Rabbanilerin, İmam Gazalilerin, Abdulkadir Geylanilerin, İmam Humeynilerin maneviyattaki üstünlükleri ve mana âleminde lider oldukları şeklinde hiç bir temele dayanmayan iddialar üretmesin.

Maneviyat âleminde kimin ne kadar üstün olduğunu Allah'tan başka kim bilebilir? Herhangi bir kişide Allah'tan bir vahiy mi var ki bir takım insanlara manevi makamlar, evliyalıklar dağıtıyorlar? " ( Uydurulan din ve Kur'an'daki din, say. 361-362)

İşte, muhterem hocalarımızdan, din tahsili yapmış kardeşlerimizden, bu uğurda kendisini mihraba feda etmiş gönüldaşlarımızdan istihamımız, tüm bu ortalarda dolaşan saçma, sapık hususlara dokunmaları, kat'iyyen korkmamalarıdır.

Sanırım, bu tür hurafi şeylere dokunurlarsa, ümmete ve dinimize en büyük iyiliği yapmış olacaklar, bir daha, bu milletin içerisinden Fetö sahtekarlığı, menfaatperestliği, " Himmet" saçmalığı çıkmayacaktır.

" Fakat din, Kur'an'ın anlattığı İslam olmayınca, müritlerin uçurduğu şeyhler de, " en dindar" ve " en takva sahibi" ilan edilen kimseler de, tarikatların ve mezhepçi yapıların anlayışına uygun olarak kutsanmıştır.

Mezheplerini tartışılmaz kılmak isteyen bazı kişiler, Hanefi mezhebinin kurucusu Ebu Hanife'nin Allah'ı rüyasında yüz kere gördüğü şeklindeki bir yalanı bile mezhep taraftarlığıyla uydurabilmişlerdir.

Kur'an'da anlatılan Peygamber mucizelerini aşacak mucizeler yakıştırılan mezhep ve tarikat  ileri gelenleri " gerçek dindar" ve " takip etmemiz gereken kişi" olarak sürekli lanse edilmektedirler.

Halk, böylece " Bak bu ne büyük adam, rüyasında Allah'ı görüyor... Falanca ölmüş tavuğu diriltiyor... Sen aciz bir insansın, Allah'ın bu üstün kullarına tabi ol. Nefsani olma, Bu Allah'ın sevgili kullarını izle ki kurtuluşa eresin"

Denilerek uyutulmaktadır. Oysa bu şahıslar, eğer bu iddialarda bulundularsa bu; üstünlüklerine değil, sapıklıklarına delil olur.

Dini her şeyden evvel " evliya" etiketlilerden, cennetin vizesini veren münasebetsizlerden, Allah adını konuşan haddini bilmezlerden kurtarmalıyız. Bunlar dine, dinsizlerden daha büyük zarar vermektedirler. " ( a. g. e. say. 362-363)

Netice olarak;

İşte, kürsü adamlarımızdan, minbere yürüyen hocalarımızdan istek ve arzumuz, bunların önüne geçmek, saf, masum, okumamış, tahsilsiz insanlarımızı bunların şerrinden kurtarmaktır..

Çünkü, bunlar, mensubu bulundukları geleneklere ait hikayelerle, uyutucu öykülerle kitlelerin beyinlerini yıkamakta, insanlarımızı Kur'an'dan uzaklaştırıp, kendi demagojilerine, polemiklerine esir etmektedirler..

Görevlilerimiz; tüm mektep kapılarını aşındırarak buralara gelmişler, İHL'ler, İlahiyatlar, ekstra hizmet kursları, Doktorluk, Doçentlik ve Profesörlük payeleri ile, milletimizin karşısında , hizmet etmek için dim dik durmaktadırlar.

Biliyoruz ki, bu mevzuda işleri zordur, güçtür ve meşakkatli bir yoldur. Tenkit alacaklar, eleştiriye uğrayacaklar ve hatta " Dinsiz" " İslam düşmanı" gibi saçma,yalan ifadelerle bile suçlanacaklardır..

Ama, unutulmamalı ki, aziz peygamberimizden bu yana hep böyle olmuş, böyle de devam edecektir. Ama, en sonunda görülecektir ki, " bilgi toplumu" oluşacak, zafer de bilgi toplumunun olacaktır..Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık