Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞIMIZA ÖNEMLİ SORUMLULUK DÜŞÜYOR!..

Diyanet İşleri Başkanlığı; kurulmuş olduğu 1924 tarihinden beri, büyük işler başarmış, önemli hizmetlere imza atmış bir kuruluşumuzdur!..

Vatanın ve milletin; zor ve güç durumda olduğu zamanlarda, hem maddî, hem de manevi alanlarda, kollarını çemreyerek, mes'eleyi, cami kürsülerine, minberlerine ve mihraplarına taşıyarak, dillendirmiş, anlatmış ve milletin desteğini alarak, söz konusu mes'eleye hal çaresi olmaya çalışmıştır.

Başkanlık; merhum Rifat Börekçi hocadan bu yana, neler görmüş, neler yaşamış, zamanında Millî Mücadele ile, sair zamanlarda ise, üzerine gelen bağnazca hücumlardan kendisini alamamıştır..

Örneğin, bendeniz, Tayyar Altıkulaç hocanın personeliyim. Başkanlığın durumunu basın yayından yakinen takip etmiş olduğum için iyice bilmekte, fevkalade bir şekilde anlamaktayım.

Tayyar bey; Hollanda Eindhoven caminin temel atma törenindedir. Halkımız kalabalık bir şekilde Eindhoven şehrinde toplanmış, yapılacak görkemli merasimi takiptedir.

Ama, gelin görün ki, ortalarda bir fısıltı, bir dedi kodu almış başını gitmektedir. " Başkan Tayyar hoca, Kur'an okumasını bilmez" (!)..  iftirası, yaygarası ve hücumu ile karşı karşıyadır.

Kim, kimler çıkardı bu tür abes, yersiz, saçma iftirayı, kimler bu iftiradan nemalanmaktadır? Bu tür yaygaraları dillendirenler, öne sürenler kendilerine göre haklıdırlar!.. Çünkü, Başkanlık, yurt dışı teşkilatlanmasını tamamlarsa, her yere girmiş olursa, bir kısım küçük cemaat mensupları, bağnaz kuruluşlar, ekmeğinden olacak, halkın tepkisi ile karşılaşacaktır.

Törenden önce, sayın Tayyar hoca uyarılır, lütfen kürsüye çıkarak Kur'an okuması istirham edilir. Hakikaten, Tayyar hocamız, ehli Kur'an'dır, konuşan Kur'an'dır, yürüyen Kur'an'dır!..

Tören sahasında toplanan halk, Başkanın kürsüye gelmesini, Kur'an tilavet etmesini arzu etmektedir.. Neticede, Tayyar hoca kürsüye gelerek, o muazzam okuyuşunu, Kur'an tilavetini halkımıza göstermiş olur.. Utananlar utanmış olur, iftira edenler, bir bir oradan sıvışmayı, kaçmayı tercih ederler.

Yine, tıpkı bunun gibi, 1978 yılları falan idi!.. Tayyar beye, Urfalı politik  bir kişiden sataşma, hücum ve Başkanlığı basma hadisesi olmuştu.  O yıllarda, günlerce bu duruma üzüldüm, yazmak istedim ve " Şekavet!" başlıklı yazımı bir türlü  gündeme taşıyamadım..

Yani, niçin bunları anlatıyorum? Tabii ki, Başkanlığın bu gün gelmiş olduğu noktayı, oturduğunu, devletin en büyük kuruluşları arasında yer aldığını, söz sahibi olduğunu ifade etmek içindir!..

Sayın Görmez hocaya verilen, bir makam aracı göze ve gözlere batmaktadır. Oysa, Görmez başkana, bu araba az olacaktır!.. Çünkü, bu teşkilatın bir evveliyatı, bir kökeni, bir mazisi, bir menşei  bulunmaktadır.

Yavuz Selim Han, her seferinde, her cihad yürüyüşünde, Şeyhül İslam'ı da beraberinde götürüyor, onun ilminden, görgüsünden, tecrübesinden, fetvasından müstefid oluyordu.

Atamız Fatih'te bunu yapmış, Akşemseddin'in manevi huzurlarından istifade ederek, fetih yürüyüşünü onun " başlat!" komutu ile başlatmış ve fecirde başlayan kutlu yürüyüş fetihle nihayetlenmiştir!..

Hangi padişahı ele alırsanız alınız, mutlaka yanlarında Şeyhulislam hazır bulunmuş, hükümdarlara desteklerini, yardımlarını esirgememişlerdir.  Onun içindir ki,

Başkanlığımıza, günümüz dünyasında, zamanımızda büyük görevler, üstün hizmetler düşmektedir. Çünkü, 15 Temmuz gecesi yaşamış olduğumuz gibi, bu milletin arasına sızmış, " dindar" görünmüş " ehl-i maneviyat" görüntüsü vermiş, nice şarlatan, memleketimizi, milletimizi içinden çıkılmaz hale düşürmüştür!..

Başkanlıktan istirhamımız; gecelerini gündüze, gündüzlerini gecelere katarak, Kur'an'ı konuşturmaları, mezhepçilikten, sufi görüntülerden, mistik saçmalıklardan ziyade, " Mehdi" " Mesih" yalanlarından öte, içerisinde bulunduğumuz sıkıntıları göğüslemeleri, kanayan yaralara merhem olmalarıdır.

15 Temmuz şarlatanı, 45 yıl bu milleti dolandırmış, kandırmış, iğfal etmiş bir pozisyonda iken, Başkanlık niçin bu köhne mes'elenin üzerine gitmemiş, halkımızı uyarmamıştır?..

Bu tür sorular, belleklerimizde, zihin dünyamızda, aklımızda, fikrimizde halen terü taze, canlı şekilde yerini almış, ve almaya da devam etmektedir!..

Tıpkı bunun gibi, ülkemizde, bir kısım cemaatcikler, kuruluşlar, dini yapılanmalar, dini oluşumlar bulunmaktadır ki, bunlar hali hazır, milleti içten içe sömürmeye, koflaştırmaya, uyutmaya, beyinlerini yıkamaya, tembelleştirmeye devam etmektedirler!..

Bu zümrecikler, Kur'an'ın anlaşılmasından, okunmasından, emirlerinin yaşanmasından çekinmekteler ve korkmaktadırlar!.. Neden ve niçin?

Çünkü, ülkmizde var olan sufi kesimler, cemaatcikler, halkımızı; hikayelerle, efsunlarla, hayallerle, kıssalarla, öykülerle, kerametlerle, şeyhin, pirin, kutubun, gavs'ın tahayyülatı ile meşgul etmektedirler.

Dolayısıyla, bu mevzularda, Başkanlığa büyük, önemli ve ciddi görevler düşmekte, Kur'an'ın, okunması, anlaşılması ve emirlerinin yaşanması hususunda, bir " seferberlik" başlatması gerekmektedir.

Netice olarak;

" Diyanet'e önemli sorumluluk düşüyor" hususu önemli ve ciddi bir mes'eledir.. Öylesi söylenip söylenip terkedilecek, üzerine yan gelip yatılacak bir mes'ele değildir.

Örneğin, " Yurt Dışı Görevlileri" mevzuunda, yine Başkanlığımıza önemli, ciddi sorumluluk düşmektedir. Görevliyi, yurt dışına gönderdikten sonra, bu görevli, yurt dışı görevinde ne yapmaktadır?..

Hedefi, plan ve proğramı nedir, ne değildir? diye takibe almalı, onun bilgi birikiminden halkımızı azami şekilde istifade ettirmelidir.

Rutin hizmetler, kolay, basit hizmetlerdir. Bu tür görevleri, halkın arasında bulunan okumuş insanlarıızda pekala yapabilirler!..

Mühim olan, görevlilerimizin halkın arasına katılması, halkı tanıması, insanımız ne yapmaktadır? Nereye bağlı, neyi, neleri düşünmektedir? bunu anlaması, bilmesi ve Kur'anî konularda onları aydınlatması lazımdır!..

Mescid lokalindeki sohbetler önemlidir!.. Her görevli, boş zamanlarının ekser kısmını halkın arasında geçirmeli, sorulan sorulara, suallere Kur'anî açıdan cevaplar vermelidir!..  Yoksa,

Mevlid okumakla yetinmek, cenaze olduğu zaman teşyi etmekle iş bitmiş olmayacaktır!.. Zaten bu tür vazifeler, Yurt İçi görevinde de yapılmakta idi!.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık