ayyıldız vekaletle kurban kampanyası
ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

DÜNYAMIZ, PATLAMAYA HAZIR BİR BOMBA HALİNE GELMİŞTİR

" Onlara, " Allah'ın indirdiğine ve Resul'e gelin " denildiği vakit, " Babalarımızı üzerinde bulduğumuz ( yol) bize yeter" derler.

Ataları hiç bir şey bilmiyor doğru yol üzerinde bulunmuyor iseler de mi?" ( Mâide sûresi, âyet 104 ) Konu başlığı müthiş değil mi? Çünkü, yazıların ehemmi-mühim olduğunu başlıklar ele vermektedir Hakikaten, içerisinde yaşamış olduğumuz dünyamız, sanki bir alev topu haline gelmiş, patladı patlayacak vaziyettedir İnsanlık, huzuru kaybetmiş, köşe-bucak huzur, rahatlık, mutluluk aramaktadır!.

Bulana aşk olsun!.

Evlerde rahat yüzü yok, sokakta, iş yerlerinde güvensizlik, karı-koca arasında bile " ne zaman boşanırız" endişesi beyinleri kemirmektedir! Tüm bunlar niçin ve neden olmaktadır? Gelenekçi din ve dini anlayış huzur, mutluluk, saadet yerine, Müslümanları daha içerisinden çıkılmaz hale sokuyor, beyinlerin hercü merc oluşunu tedavi edememektedir.

" İnsanoğlu, bilim ve teknoloji sayesinde, dünyayı , gerçek anlamda bir bütün olarak görme, kavrama imkanına sahip olmuştur Geleceğimizi tehdit eden sorunları ve bunların çözüm yollarını da küresel güçte algılamaya, değerlendirmeye başladık İletişim imkanlarının artması, farklı kültür çevrelerine, farklı dillere, farklı dinlere mensup insanların birbirlerini anlamalarını kolaylaştırdı.

Berlin Duvarı ile birlikte, insanların birbirlerini tanımalarını, anlamalarını engelleyen duvarlar da bir bir yıkılmaya başladı Ancak, birey ve toplum planında insanların birbirlerini anlamalarının zannedildiği kadar kolay olmadığını da açıkça görmeye başladık Yıkılan duvarlar, daha ziyade görülebilen , ekonomik ömrünü doldurmuş olanlardı.

Bunların yanında, görülmeyen, hissedilmeyen, fakat etkin olan, insanın düşünce , tutum ve davranışlarını biçimlendiren duvarlar da vardır Bunların başında da, tarihte örülen, kan, kin ve göz yaşı ile tahkim edilen, gizli duvarlar; ya da Kur'an'ın " ataların dini" adı altında eleştirdiği düşünce gelenekleri gelmektedir İslâm dini, on dört asrı aşkın bir zamandan beri , insanların inanç, düşünce ve davranışları üzerinde etkin olmaktadır.

Küreselleşme, insanlığın geleceği açısından, Müslümanların da Müslüman olmayanların da İslâm dini hakkındaki bilgilerini yeniden gözden geçirmelerini, bir anlamda zorunlu hale getirmiştir İslâm, öncelikle, ondört asırdır insanların temel paradigmalarının oluşmasında etkin bir din olarak, bir bütün halinde yeniden düşünülmeyi beklemektedir İslâm'ı yeniden düşünmek, onu, Hz.

Muhammed'in ilk vahyi aldığı zamanki tazeliği, sadeliği ve sıcaklığı ile anlamaya ve yaşamaya çalışmak demektir Bir başka ifadeyle, İslâm'ın evrenselliğinin gereklerini yerine getirmek demektir İslâm, bizden önceki insanlar tarafından, birikimleri ve yetenekleri elverdiğince anlaşılmıştır.

Daha önceki anlaşılma biçimleri , bize, İslâm'ı daha iyi anlama konusunda yardımcı olacaktır İslâm, dinamik, bir dindir; her zaman ve mekanda yeniden anlaşılabilir ve yorumlanabilir Hz.

Muhammed, sağlığında bir " model" ortaya koymuştur Bize düşen, Hz Muhammed'i örnek alarak, İslâm'ın çağımıza uygun anlaşılma biçimini ortaya koymaktır.

Üzülerek belirtmek gerekir ki, Müslümanlar, " Sanayi Toplumu"na uygun bir din anlayışı üretmekte üretmekte başarılı olamamışlardır İnsanlık bu gün" Bilgi Toplumu" aşamasındadır Müslümanların geleceği, çağımıza uygun bir din anlayışı üretmeye bağlıdır.

"( www,degbirdercom H.

Onat) Gerçekten, İslam; 21 nci çağın gerisinden gelmektedir Asra, asrın insanlığına, gelişime, gelişmelere, yeniliklere, icadlara, mucidlere, keşiflere, keşşaflara cevap verememektedir Niçin, Müslüman olarak, Kur'an erleri olarak gerilerde talim etmekte, ötelerden, arkalardan gelmekteyiz? Yani, mecbur muyuz, elin inançsızı, imanlısı, ehl-i kitabı, kitapsızı, dinlisi, dinsizi veya kaba bir tabirle elin gavuru, teknikte, teknolojide bir yenilik yapacak Müslümanlarda elleri patlayıncaya kadar onları alkışlayacaktır!.

Olmuyor, olmuyor!.

Hani, Resulullah (sav)'in 13 yıllık Mekke ıstırabından sonra, Medine site devletini kurmasını müteakiben, dünyaya meydan okuması akıllara durgunluk verecek düzeydedir Hz Peygamber (sav) ; Medine'de, 10 yıl devlet başkanlığı ve risalet görevini yürütmüş ama, on sene sonunda o hale gelmiştir ki, Ceziretü'l-Arab dize gelmiş, San'a'dan Hadra Mevt'e kadar insanlık, onun atının seyisliğini yapacak duruma gelmiştir.

O halde, bize ne oluyor ki, İslam'ı, bir milim bile ileriye götüremiyor, ileriye taşıyamıyor, küresel güçlerin oyuncağı oluyoruz? Küresel güçlerin oyuncağı olmakla kalınmıyor, ecnebi kesimler, Müslümanları birbirine düşürecek şekilde plan, proğram hazırlıyor, Anadolu insanının horoz döğüştürdüğü gibi, Müslümanları birbirlerine düşürüyorlar, sonra da, bu seyirlik kavgayı ötede durup seyrediyorlar! " Müslümanların ,laiklik, demokrasi, din-hukuk, din-siyaset ilişkisi gibi alanlardaki mevcut sorunları, daha çok din anlayışının " fukaha"ya endeksli olmasından ve geleneğin kutsallaştırılarak din gibi algılanmasından kaynaklanmaktadır.

Bizden önceki Müslümanların din anlayışlarını , ağırlıklı olarak " Fıkıhçılar" belirlemişlerdir Bu durum, bir yandan Müslümanların üretmiş oldukları " hukuk"un " insan ürünü" olduğu gerçeğinin göz ardı edilerek dinle özdeş hale getirilmesine yol açtığı gibi, diğer yandan da " hukuk"un değişmez kurallar bütünü halinde algılanmasına sebep olmuş ve hukuk işlevsiz hale gelmiştir Müslümanlar tarafından tarih içinde üretilmiş olan " hukuk"un din olmadığının anlaşılması, Türkiye ölçeğinde dinsel sorunlarımızın önemli bir kısmının gerçek anlamda sorun olmadığının farkına varmamızı sağlayacaktır.

Çünkü, dini savunur görünerek ya da dine küfrederek din ticareti yapanların malzemeleri ellerinden alınmış olacaktır Bu gün gelinen noktada İslam'ın yeniden anlaşılabilmesi için, öncelikle dine bakış açımızın değişmesi gerekmektedir Artık, İslâm'ı hayatın bütün alanlarında " ontolojik" olarak aramanın dönemi geçmiştir.

İslâm'ın selameti, insanları, insanlığın sonuna dek mutlu kılabilmesi, İslâm'ın siyasîlerin elinde oyuncak olmaması, çarpık din anlayışının insanlara dünyayı " Müslümanlık" adına zehir etmemesi ve toplumun parçalanmaması için, toplumsal hayatın akışında etkin olan alanların, birbirlerinden ayrılması ve birbirlerinin egemenlik alanlarına tecavüz etmeden, hayatın daha da sağlıklı ve güzel olması için etkin olması gerekmektedir Din, tıpkı güneş gibi, yukarılarda olmalı, ışıtmalı ve ısıtmalıdır " İslâm'ı Yeniden Düşünmek", bir anlamda insanlığın geleceğini yeniden düşünmek demektir.

Türkiye, İslâm anlayışında sağlıklı, tutarlı, gerçekçi ve akılcı bir çizgi yakalayabilirse, bu, yeni bir zihniyet değişikliğini beraberinde getirebilir Köklü zihniyet değişiklikleri, yeni uygarlıklara aralanan kapılardır Türk milletinin köklü devlet geleneği ve uygarlık yaratmadaki birikimi, Türkiye'nin, tüm insanlığın muhtaç olduğu yeni bir uygarlığın beşiği olmasını sağlayacak niteliktedir.

" ( a g site) Tüm yukarılardan beri arzettiğim gibi, " Dünyamız, patlamaya hazır bir bomba haline gelmiştir.

" sözümüzün, Müslümanların ellerinde tahakkuk etmemesi için, bütün dünya Müslümanlarının akıllı, basiretli, düşünceli, sağ duyulu hareket etmeleri lazımdır Çünkü; Emperyal güçler, eften püften mes'elelerle Müslümanları potansiyel suçlu ilan etme noktasında durmaktadırlar Örneğin, dünyanın her hangi bir yerinde bir terör hadisesi oluyor, suçlu kimdir? Hemencecik suçlu bulunuyor: " Müslümanlar!" Halbu ki, Müslümanların, her hangi bir cinayet ve terör örgütü ile uzlaşması, bir araya gelmesi , düşüncede, eylemde düşünce birliğine gitmesi mümkün değildir.

Var sayalım ki, Işid, el-Kaide, Nusra, Hizbullah, Pyd, Pkk Taliban vb terör örgütlerin neyin nesidir? denile bilinir,, Söz konusu örgütlerin, eylemlerinden de anlaşılacağı üzere, Kur'ân'la, İslâm'la, Müslümanlıkla uzaktan, yakından her hangi bir bağ ve bağlantıları bulunmamaktadır.

Bu tür, akıl dışı, İslam dışı eylem hareketleri, yine emperyal ülkelerin icadı olup, onların silah vermesiyle, maddi destekleri ile faaliyet içerisinde bulunmaktadırlar Netice olarak; Dünyamız, gelecekte bir takım çıkışlara, fiili hareketlere gebe durumdadır Görüldüğü, şahit olunduğu üzere, ekseri İslam ülkelerini mahvı perişan eden cahili ameller, dini bilmemezlikten, Kur'ansızlıktan dolayı meydana çıkmakta, İslam'ın da tertemiz, nezih, ak, pak yüzünü karartmakta, gelecekteki ulaşacağı tertemiz noktayı önlemektedir.

Bir kere iyice düşünülürse, görülecektir ki, ABD'de ve Batı ülkelerinde küçük bir eylem vuku bulduğu an, hemen akabinde Müslümanlar suçlanarak, suç makinası halinde empoze edilmektedirler Oysa, İslam ülkeleri, terör belasının yanı sıra, süper devletlerin de hışmına uğramakta, binlerce, yüz binlerce masum can, kara toprağın bağrına düşmektedir Peki , o halde, hiç yere öldürülen Müslümanlar için, üzülen, göz yaşı döken, " yazık oldu" diyen bir ülke var mıdır acaba? Ülkemiz, 30 yıl içerisinde, 40 bin canı kara toprağın bağrına vermiştir!.

Yetimler, dullar, öksüzler, ayaksızlar, gözsüzler, sakatlar ordusunun acı acı serzenişleri bir yana!.

Irak'ta, coniler; yüz binlerce kadının ırzına zorla tecavüz etmiştir, acaba, bir hesabını soran, sorgulayan olmuş mudur? Hayır, bin kere hayır! Üç buçuk Yahudi kafatasçısı , bir avuç Filistinli çocuğun sapanına karşı , ölüm kusmaktadır!.

Suriye yamyamı Esed, ülkesinde, taş taş üstünde bırakmamış, mazlum insanlar, Müslümanlar, ülke ülke kaçmaktadırlar!.

Nerde bu insan haklarını dillerinden, ellerinden düşürmeyen acımasız, katliam seyircileri? Rabbimiz! Müslümanlara, akıl, şuur ve idrak nasip eylesin!.

Selam ve dua ile.

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık