Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

DOĞAN ÇOCUĞA KARŞI GÖREVİMİZ!..

" Emzirmeyi tamamlatmak isteyen ( baba) için, anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların örfe uygun olarak beslenmesi ve giyimi baba tarafına aittir. Bir insan ancak gücü yettiğinden sorumlu tutulur. Hiç bir anne, çocuğu sebebiyle, hiç bir baba da çocuğu yüzünden zarara uğratılmamalıdır. Onun benzeri ( nafaka temini) vâris üzerine de gerekir. Eğer ana ve baba birbiriyle görüşerek ve karşılıklı anlaşarak çocuğu memeden kesmek isterlerse, kendilerine günah yoktur. Çocuklarınızı ( süt anne tutup) emzirtmek istediğiniz takdirde, süt anneye vermekte olduğunuzu iyilikle teslim etmeniz şartıyla, üzerinize günah yoktur. Allah'tan korkun. Bilin ki Allah, yapmakta olduklarınızı görür. " ( Bakara sûresi, âyet 233 )

" Biz insana, ana-babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu. Taşınması ile sütten kesilmesi, otuz ay sürer. Nihayet insan, güçlü çağına erip kırk yaşına varınca der ki: Rabbim! Bana ve ana-babama verdiğin nimete şükretmemi ve razı olacağın yararlı iş yapmamı temin et. Benim için de zürriyetim için de iyiliği devam ettir. Ben sana döndüm. Ve elbette ki ben Müslümanlardanım." ( Ahkaf sûresi, âyet 15 )

Allah'ın birliğine, Tevhide yönelmek ve İslâm'a girmek en büyük nimettir. Allah'ın razı ve hoşnud olacağı davranışları yapmaya çabalamak, örneğin, Hz. Ebu Bekir (ra)'ın yapmış olduğu gibi, kafirlerin işkencesi altında kıvranan müminlerin kurtuluşunu sağlamak;

Yapılması gereken faydalı, yararlı işlerdendir. Ayrıca bütün neslinin, sülalesinin Müslümanlardan olmasını istemek de, insanın yapacağı dualar arasında olmalıdır.

Her anne ve baba için, büyükler için çocuk sahibi olmak dünyada en büyük mutluluktur. Zaten, evliliğin altında yatmakta olan en büyük etkende bu olmalıdır. Çocuk sahibi olmak, doğan çocukları; İslam'a göre isim koymak ve yetiştirmektir.

Geçmiş zamanlarda, çocuğun eğitim ve öğretimi, yetiştirilmesi, ilkokul çağında başlarken, bu durum şimdilerde tamamen değişmiş, eğitim; daha anne karnında iken öğretilir olmuştur.

" Çocuğun dünyaya gelişi Müslüman anne-baba ve aileleri için hayatın en mesut anlarının başında gelir. Ancak sağlıklı bir evlat dünyaya getirmenin mutluluğu sadece aile fertleri arasında paylaşılmakla kalmaz, bu mutluluğu bahşeden Cenab-ı Hakk'a karşı duyulan minnetin bir ifadesi olarak,

-Hz. Peygamber'e kadar götürülen tatbikat uyarınca - kız olsun erkek olsun, doğan çocuğun sağ kulağına ezan okunur, sol kulağına ise kamet getirilir.

Böylelikle daha anne karnında iken dış dünyadaki seslere karşı duyarlı hale gelen bebeğin, bu dünyaya gelince ilk duyduğu şey imana şahadet ve Allah'a davet etmeye demek olan ezan ve kamet olmuş olur.

Daha doğmadan kulluk ile ilgisi kurulan bebeğin, doğduktan sonra da kulluk ile olan ilgisi tekrar herkes tarafından hatırlanmış olur.

Bu suretle böylesi mutlu bir başlangıç, aynı anda bir ibadete de dönüşmüş olur. Çocuğun kulaklarına ezan ve kamet okunmasının belli bir zamanı ve şekli yoktur.

Mamafih örf âdet uyarınca fazla geciktirmeden, bebeğin doğumunun ilk günlerinde ve haftalarında okunması şeklindeki uygulamanın isabetli olduğunu da belirtmek yerinde olur. " ( Ahir Zaman İlmihali, M. H. Kırbaşoğlu, sayfa 349 )

Dindar anne ve babanın doğan çocukları, İslami ses, İslami tatbikat anne karnında başlamış olduğu için, doğan çocuklar, ezana, kamete, ibadete, dini hislere karşı daha duyarlı olmakta, o küçücük, minnacık iken çocuk, anne ve babasına bu hususta çeşitli sorular sorduğu bilinmektedir.

Oysa, ezandan habersiz, duadan gafil, namazsız, niyazsız anne babanın çocukları da, bu tür manevi, dini hislere bigane kalmakta, tıpkı bir robot gibi, oyuncak, plastik bebek gibi bu tür şeylere karşı vurdum duymaz davranmaktadır.

" Aynen çocuğun kulaklarına ezan ve kamet okumak gibi, geciktirilmeden yerine getirilmesi gereken bir diğer görev ise çocuklara güzel bir isim verilmesidir.

Ancak burada güzellikten maksat, kulağa hoş gelip gelmemesinden ziyade manasının güzel olmasıdır. Bu anlamda İslam medeniyet ve kültüründe, İslam toplumlarında yaygın olan isimler tercih edilebileceği gibi, farklı isimlerde tercih edilebilir.

Fakat isimlerin İslami öğretiye aykırı veya bir Müslümana yakışmayacak anlamlar taşıması durumunda, Hz. Peygamber'in de bu konuda gösterdiği hassasiyeti örnek alarak, bu gibi isimlerin çocuklara verilmesinden kaçınmak gerekir.

Keza pedagojik açıdan ileride çocuk açısından sıkıntı doğurabilecek, telaffuzu zor, toplumda garip karşılanabilecek isimleri seçmemeye de itina göstermek gerektiğini burada ilave edebiliriz.

Yine ilk Müslüman nesillerden beri devam eden gelenekler uyarınca, çocuğun saçı ilk olarak tıraş edildiğinde, maddi imkânlara göre, kesilmiş olan saçın ağırlığı kadar-veya daha fazla da olabilir- gümüş ya da altının tutarı kadar para fakir fukaraya dağıtılır; ya da bir hayvan kurban edilerek ( akika) fakir fukaraya, eş dosta dağıtılır.

Daha doğrusu yine Allah'a olan minnet borcumuzun bir ifadesi olarak doğmuş olan çocuklar vesilesiyle hayır hasenat yapılır, fakir fukara ve eş dost ile bu mutluluk paylaşılır.

Görüldüğü gibi burada da bir bebeğin dünyaya gelişi gibi ilk bakışta biyolojik olarak görünen bir olay, aynı zamanda ibadet kavramıyla ,iç içe girer ve dini bir merasime dönüşür." ( a. g. eser. sayfa 250-251)

Netice olarak;

Evlat sahibi olmak mutluluk içeren, bahtiyarlıkla dolu bir hal olduğuna göre, Müslüman bireyler olarak bunu iyi değerlendirmeli ve tatbik etmeliyiz.

Hamile annenin, dindar bir hanım olmasından tutunda, çocuk doğduktan sonra da, akika, isim koyma, ezan ve kamet okuma amellerine varıncaya dikkatli ve titiz davranmalıyız.

Bazı, ilmihal kitaplarında doğan erkek çocuğa iki, kız çocuğuna da bir akika (kurban) kesilmesi ifadesi benim hoşuma gitmemektedir. Yani, ayırım, bu yaşlarda bile yapılmaktadır anlamına geliyor.

Diğer taraftan, sünnet  olma (hitan) meselesi de önemlidir. Adından da anlaşıldığına göre, sünnet merasimi yapılmaktadır..

Ne hazindir ki, adı sünnet merasimi olan eylemlerimiz, kimi zamanlarda, şova dönüştürülmekte, her türlü çılgınlık, ahlaksızlık, içki, sarhoşluklar  içerisinde, binler masraf edilerek yapılmaktadır.

Bilhassa,bu tür çılgın davranışları, Avrupa'da yaşayan toplum içerisinde görmemiz mümkündür. Salonların tutulması, masaların donatılması, faşingler, balolar tertip edilmesi, sünnet merasimi değilde , tamamen " cinnet" merasimlerine dönüştüğü bilinmektedir. Yazıklar olsun!..

Doğan çocuklara isim koyma mevzuunda Müslümanlar dökülmektedir. Doğan çocuklar; kız olsun, erkek olsun isim koyabilmek için nice, anne ve babalar olmadık taklalar atmakta, isim listeleri  araştırılmakta, ansiklopediler taranmaktadır.

Sonunda da, Kur'an'a bile gidilmektedir. Hiç de ne anlama geldiğini bilmeden, Kur'an'da yazılıdır diye, " Aleyna" İleyna" " Kübra" ve benzeri bir hayli isimler çocuklara verilmektedir.

Aslında, tüm bunlar, ilericilik adına yapılmaktadır. Halbu ki, ilericilik, erkek çocuklara " Abdullah" " Abdurrahman" ve benzeri isimleri koymak, kız çocuklarına da " Fatima" " Aişe" " Hatice" " Zeynep" isimlerini koymak daha güzel olacaktır.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir

 

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık