Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

DOKUNMA ÇARPILIRSIN!
 " İşte böylece sana da emrimizle Kur'an'ı vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat  biz onu kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle  doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz ki sen doğru bir yolu göstermektesin." ( Şûrâ sûresi, âyet 52 )
 
    Kur'an diye tercüme edilen " ruh" kelimesinin ayrıca Cebrail'i de ifade ettiği belirtilmiştir, Resulullah (sav)'in kendisine gelen vahiyle, doğru yol rehberi olduğu açıklanmıştır.
 
    " Ayrıca, onu anlamamaları için kalplerine bir kapalılık ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Sen, Kur'an'da Rabbinin birliğini yâdettiğinde onlar, canları sıkılmış bir vaziyette, gerisin geri dönüp giderler." ( İsrâ sûresi, âyet 46 )
 
    Evet, yazı gündemimiz önemli, ciddi ve tüm Müslümanları ilgilendiren, alakadar eden bir konudur.. Çünkü, Saadet Asrından sonra, Kur'an'a karşı tavrımız, ilgimiz ve ona karşı tutumumuz değişikliğe uğramıştır. Yani, geriye, cahiliyeye doğru bir gidiş başlamış, aziz Kur'an'dan korkar olmuşuz!..
 
    Dokunma çarpılırsın!..
    Sahi, bu sözümüzde yanılıyor, yanlış mı söylüyoruz!.. Şayet, iddiamızda yanılmışsak, buyurun evleri, camileri bir bir kontrol ediniz!.. Kur'an; hep yükseklerde, ona hürmet adına, saygı namına aşağı indirmek, okumak istemiyoruz!..
 
    " Öncelikle şunu ifade edelim ki, Hz. Peygamber'in sâdık yol arkadaşları, dine çok büyük hizmet etmişler; dini bize kadar değiştirmeden, bozmadan ulaştırmak için canlarını vermişlerdir.
 
    Bu, işin bir tarafı. Meseleye Kur'an bilgisi açısından bakacak olursak, çok az sayıda sahabe hariç Ashabın genel bilgi seviyesi, bizim bugünkü bilgi seviyemizin çok altındaydı. Düşüne biliyor musunuz, Sahabe-i Kiram zamanında 7 tane Kur'ân nüshası vardı.
 
    Biri başkent Medine'de kaldı. Diğerleri Mekke, Kûfe, Yemen, Mısır, Basra , Bahreyn gibi merkezlere gönderildi. Yaklaşık 100.000 Sahabi içerisinde hâfız sayısı hakkında şu hâdise bize bir fikir vermektedir. 70 hafız, harplerde şehid olunca, Kur'an'ı Kerim kaybolacak endişesi yaşanmıştı.
 
    Bu gün sâdece bir İlde 70 tane hâfız var. O gün topu topu 7 tane Kur'ân nüshası vardı. Bugün ise hemen herkesin evinde 3-5 tane Mushaf var. Genel durumu mukayese edecek olursak, Ashab'ın hayal bile edemediği  bir çok şey bugün bizim günlük hayatımızda yaşantı haline gelmiştir.
 
    Buna rağmen, Sahabe ile aramızda muazzam bir fark var. Çünkü Sahabe az biliyordu, ama bildiklerini uyguluyordu. Biz çok şey biliyoruz; inanın çok şey biliyoruz. Ama mesele çok şey bilmek değil; mesele, bilinen faydalı şeyin uygulanmasıdır.  Aramızdaki en büyük fark budur.
 
    Sahabe az biliyordu, fakat bildiğini yapıyordu. Biz çok şey biliyoruz, çok konuşuyoruz, ama bildiklerimizin neredeyse hiçbirini yapmıyoruz. Şunu yapın, bunu yapın diye herkes başkalarına emrediyor; ama sıra kendine gelince görevden kaçıyor. Kur'an'a karşı gerçekten büyük bir saygımız var, ama maalesef, onu okuyup anlamada ve uygulamada son derece zayıfız." (www.oncevatan.com.tr/prof-dr-hasan-elik)
 
    Çünkü, Kur'anî algımız, idrakimiz, anlayışımız, iz'anımız baştan başa yanlıştır da onun için, Kur'an'dan istifade edemiyoruz!.. Asmışız onu yukarılara, yükseklere, duvarlara, sokmuşuz çocuğun kundağının altına, hamail şeklinde asmışız boynumuza öylece oyalanıp duruyoruz..
 
    Kur'an'ı okumak, anlamak ve yaşamak için, bir hayli engelleyici unsurlar , kaideler, şartlar koymuşuz. Bunu; aziz Kur'an, aziz Peygamber ve hayatlarına aşık olduğumuz sahabe-i kiram koymamıştır!.. Kur'an'ı bilmeyenler, anlamayanlar, ondan bihaber yaşayanlar koymuştur!..
 
    " Dokunma Çarpılırsın!" (!), sözü, anlayışı, korkusu midemizi bulandırmakta, düşünce, anlayış yapımızı yaralamaktadır!.. Aman Ya Rabbi!.. Ne yapalım ki, bu hastalıktan kurtulalım?
 
    " Abdestsiz dokunulmaz", " Göbekten aşağı tutulamaz" " kıbleye dönmeden okunamaz" " Hanımlar hayız halinde dokunamaz" vb. yüzlerce hastalıklı, ürkütücü sun'i şeyler ve sebepler!..  Halbu ki;
 
   " Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken ( her vakit) Allah'ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler ( ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru!" ( Âl-i İmrân sûresi, âyet 191 )
 
    Bir kere, Müslüman hanım, muayyen halinde dua etmeyecek, Kur'an okumayacak mıdır? Yani, hanım öğretmen, harf harf, kelime kelime ders verecek, ama, evdeki, işindeki hanım kardeş, kat'iyyen dua etmeyecek, Kur'an okumayacaktır? Bu nasıl bir mantık, nasıl bir cehalet?..
 
    Yahudilerde, hanımlar, özel hallerinde, kocalarından yataklarını ayırırlar, temizleninceye kadar iğrenç, pis, rezil bir pozisyondadır. Halbu ki, İslam ve Kur'an'ın emri öyle değildir!.. Sadece, kadınlar o hallerinde iken, cinsi mukarenette bulunamazlardır.. Ayetle sabittir. Başka bir hal, müeyyide bulunmamaktadır!..
 
    " Cenab-ı Hak, Kur'an'ı göndermekle  şunu söylemiş oluyor: ' Biz size; en doğru, en güzel, en ahlakî yolu gösterdik. Uygulamayı siz yapacaksınız. Biz Kur'an'ı Kerim'le size rehberlik ettik. Bu kitapta sizi size okuduk, sizin içinizdekileri seslendirdik. Bu kitap sizin sesinizdir. İnsan ve varlık dünyasının seslendirilmiş hâlidir.'
 
    Dolayısıyla, Kur'an dediğimiz zaman, ' Allah kelamıdır.' Diye O'nu kendimizden uzaklarda düşünmeyelim. O, Allah kelamıdır. Ama insanla ilgili bir kelam! Öncelikle, Kur'ân ile aramızdaki mesâfeyi kaldırıp O'nu kendimize yaklaştırmalıyız.  Mesâfe o kadar açılmış ki.. ' Dokunma çarpılırsın...' noktasına kadar gelmiş. Neden çarpılacaksın? Kur'ân çarpmak için gönderilmedi ki... Asıl, O'na elimizi değdirmediğimiz zaman çarpılırız." ( www.oncevatan.com)
 
    Netice olarak;
    Kur'an'la; Müslümanların arasına  mesafe koyanlar utansınlar!.. "O'na ulaşılmaz" dediler, yetişilmez ettiler!.. Hayatın her alanına hakim olması gereken aziz Kur'an; ne yazık ki, toplumdan koparıldı!.. Kimler kopardılar?.. Mollalar!.. Geleneksel düşüncelerin Mollaları!..
 
   Bendeniz, varlı, vakitsiz kitapla meşgul olan insanım!.. Çeşitli fikrî kitaplar, tarih, Siyer ve tefsir kitapları!.. Her an, her dem onlarla iştiğal etmekteyim. Ayrıca Diyabetliyim de!.. Her zaman abdestli bulunmam da  mümkün değildir!.. O halde, ben ne yapmalıyım?
 
    Sayın klasik, gelenekçi hocalarım!.. Geliniz, Kur'an'la insanlar arasına müeyyideler koymayın!.. Kur'an; bir baş ucu kitabı olsun, okunsun, anlaşılsın ve yaşansın!.. Sizler, işinize bakınız!.. Örneğin, Muaviye'nin, uydurtmuş olduğu hadisleri, dine ilaveleri yaşayın!.. Daha ne istiyorsunuz?
 
    " Dokunma çarpılırsın!" düşüncesi ayıp, çirkin bir düşüncedir!.. Şu ana kadar çok çok okuyanları, aziz Kur'an çarpmamıştır!. Ama, ondan korkanları, eline almak istemeyenleri , Kur'an'la aralarına mesafe  koyanları çarpmıştır!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık