Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Dörtyüz Şiş Kebap

  " DÖRT MİLLÎ PEHLİVANIN DÖRT YÜZ ŞİŞ KEBAP YEME OLAYI!.."
                                                                               ( Güzel bir anı)
 
     " Bir seher vaktinde, çıkalım yola,
        Ümidle gidelim, dosta gel gönül.
        Atlas tepesinde, verelim mola,
        Emirliden öte, gidelim gönül.
                            ....
       Sıcak bir gündüzde, makama varıp,
       Kehf'de, ağlayanın, göz yaşın silip,
       Derdiyle dertlenip, derdimdir bilip,
       Mekanı " Yedi Uyur"a gidelim gönül.".. (Ş. Özdemir )
 
    Hakikaten, gurbetten, yaban ellerden Ashab-ı Kehf'e bakmak daha bir hoş olmaktadır!.. Bunca zamandır, o muhitte yetişmiş, milli pehlivanlarımızın anısını okumak, dinlemek daha başka kıvanç vermekte, o duygularla ruhumuz beslenmektedir!..
 
    Aman Allah'ım!.. Afşin'i anlatmak, Afşin'den bahsetmek zor bir mes'eledir!.. Çünkü, " Afşin" ismi, bizleri 1071 yıllarına götürmekte, Sultan Alparslan'la hemdem etmekte, onun büyük komutanı Afşin beyle, bizleri yüz yüze getirmektedir!.. Çünkü,
    Afşin insanı da, adının sahibi Afşin bey gibi, yerinde duramayan, güreş meydanlarında, karakucak güreşleri ile bir dönem ün salmış, milli pehlivanlar yetiştirmiş, şairleri ile, delikanlı insanları ilede adını Türkiye geneline duyurmuş bir İlçemizdir!.
 
    Ama, ne hazindir ki, son zamanlar da, pehlivanları azalmış, delikanlı insanları bir bir kara toprağı boylamıştır!.. Afşin İlçesinin efsane insanı Doğan Bozkurt ağabeye burada uzun ömürler diliyorum!.. Onunla sohbet etmek, hasbihalde bulunmak, ayrı bir zevk, unutulmaz bir güzelliktir!.. Selamlar olsun ona!..
 
    Biz gelelim, Hacı Mehmet Göçer beyin tesbit etmiş olduğu bir anıya!..
    " Bir kişi 100 şiş kebap mı yiyebilir?. Okurlarım bilir, yazdığım anekdotların hemen hepsi yaşanmış olaylardır. Buda onlardan biri, Abartma ise kesinkes söz konusu değildir. Okuyunca; " Demek ki olabilirmiş" diyeceksiniz.
 
    Afşin'e bağlı Kabaağaç köyü Akçırı mezrasından millî güreşçi Bayram Böke'den dinlediğim, kendisi dahil 4 pehlivan arkadaşı ile bir yöre güreşinde 100'erden 400 şiş kebap yemeleri olayı şöyle seyreder:
 
    30 Ağustos 1976 yılı Zafer Bayramı... Mersin'e bağlı birbirine yakın köyler: Gözne, Aslanköy, Namrun ve Soğucak ilçe kaymakamlık ve belediyeleri işbirlikleri ile her yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı onuruna birer gün ara ile ecdat sporu güreşi gelenek haline getirmişlerdir.
 
    Dört kardeş ilçe ve bağlısı köy ve kasaba halkının ilgisi yoğun mu yoğun. Deyim yerinde ise mahşeri kalabalık oluşmakta, ikrâmiye ise farklı olduğundan yurt çapında tanınmış pehlivanlar da katılmışlardır.
 
    Miilli'lerden Bayram Böke, Hacı Soyer ( merhum) Ömer Topuz, Maraş-Antep bölge pehlivanlarından Hasan Kılıç da bu güreşe katılanlardan.
 
    Gözne güreşinde orta, başaltı, baş ve ağır'a katılarak sıkletlerinde 1. olmanın sevincini yaşamaktadırlar. Vakit ikindiyi çoktan geçmiş, tabir yerinde ise değirmen sepetleğesi boşalınca taş taşı yediği gibi mideler boşalmış, açlık başlarında vurmuştur.
 
    Etrafa bakarlar ki, seyyar kebapçı bir genç; " Kebaap kebaap!..." diye çağırıyor.Tezgâhın önüne dururlar. " Pişir ver, pişir ver" faslı  başlar.
 
    Öyle ki; 100'erden 400 şiş kebabı pişirip vermiş, bir saati aşkın zaman içinde  eti de ekmeği de zaten tükenen kebapçı: " Beyler âfiyet olsun. Allah sizden de razı olsun. İyi para kazandım sayenizde" diye sevincini ifade eder. Pehlivanlar da;
    " Biz de sayenizde karnımızı doyurduk. Allah sizden razı olsun" derler.." ( Un Sandığı, 5, H. M.Göçer, say. 81-82)
 
    Hakikaten, Hacı Soyer'i, Bekir Böke'yi, M. Yücel'i, A. Yücel'i, M. Karahan'ı, A. Kemal'i, Birecikli Durdu  pehlivanı ve isimlerini hatırlayamadığım pehlivanları arar olduk!..
 
    Onlardan her biri, meydana çıktıklarında, binlerce insanımız heyecanlanıyor, davulcunun " Kör oğlu " makamını çalmasıyla, güreş sahası ana-baba günü oluyordu. Ne yazık ki, Afşin mıntıkasında, köylerinde, bu isimlerin yerlerini dolduracak kahramanlar çıkmaz oldu. Ne oldu acaba, üzerimize ölü toprağı mı serpildi?
 
    Netice olarak;
    İsterseniz, bu günkü konumuzu, merhum Hayati Vasfi beyin " Tuna" isimli şiiri ile bitirelim: Makamı cennat olsun:
 
    " Buluştuk Budapeşte'de;
       Tuna yandı ben ağladım!..
       Geçmişi yâd ede, ede,
       Tuna yandı, ben ağladım!..
                       ....
       Dert yığılmıştı özüne;
       Türk tütüyordu gözüne,
       Sürdüm yüzüme yüzüme;
       Tuna yandı, ben ağladım!..
                        ...
       "Aral" dedi; " Musul" dedi,
       "Kafkas, Kerkük nasıl?" dedi,
       "Anlat usul, usul" dedi.
       Tuna yandı, ben ağladım." ( Hayati Vasfi Taşyürek)
 
    Her ne zaman ki, bu şiiri okusam, yüreğim burkuluyor, gözlerimin feri sönüyor, dizlerimde takat kalmıyor!.. Niçin ve neden?
    Hollanda'dan, yaz tatiline Türkiye'ye kara yolundan gelirken, ecdadımın, Osmanlı atalarımın at izlerini, nal seslerini duyar gibi oluyorum!.. Budapeşte, Viyana, Münih, Mohaç, Zigetvar, Nis, Belgrad vb. tüm bu şehirler bana, yaya- yapıldak taa buralara kadar gelmiş kahramanları yad ettirmektedir!..Dolayısıyla,
 
    Tüm pehlivanlarımızı saygı ile selamlar, makamlarının cennet olmasını niyaz ederim.. selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir
       


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık