ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Ebu Hanife ve Çekmiş Olduğu Çileler

EBU HANİFE'NİN; HAYATINI VAHYE ADAMIŞLIĞI VE ÇEKMİŞ OLDUĞU ÇİLELER!.

" Muhammed Allah'ın elçisidir.

Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler Onları rükûya varırken, secde ederken görürsün Allah'tan lütuf ve rıza isterler.

Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir Bu, onların Tevrat'taki vasıflarıdır İncil'deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hoşuna gider.

Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir Allah onlardan inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük mükâfat vadetmiştir " ( Fetih sûresi, âyet 29 ) Zikredilen bu ayeti kerimeden şunu anlıyoruz: Resulullah (sav) ve arkadaşlarının ilk ve son durumları bir benzetme ile anlatılmaktadır.

İlk defa yere atılan bir dane gibi filizlenmeye başlayan Müslümanlar, gittikçe güçlenerek koca bir ordu olmuşlar, İslâm tohumunu ekenler bu duruma son derece sevinirlerken, onların bu güçlü durumunu gören kâfirler de öfkeden çatlar hale gelmişlerdi Yazımı, " Cehalet" başlıklı bir şiirimle devam ettirelim: Cehalet! " Bakın şu tasnife, ayrı ilimler, Kur'an ilmi, müsbet ilim, dilimler, Bir çare, bir çözüm, akl-ı selimler, Yenmesin idraki, zalim cehalet!.

x Çatırdasın asır, ilmin önünde, Özdemir'de hesap, iz'an bu yönde, İlim, zirve zirve, göreyim sende, İşık ışık bilgi, bitsin cehalet!" ( Ş.

Özdemir) Ebu Hanife ( r aleyh), hem kendi çağının, hem de, kendisinden sonra gelen zamanların imamı, hocası, alimi, bilgini olmuş, o gündür, bu gündür kendisine tabi olanları aydınlattırmakta, gelecekte de ışıklandırmaya, nurlandırmaya devam edecektir!.

Bazan düşünürümde, sanki, Ebu Hanife (ra), kendi devrinin ve döneminin değil de, 21 asrın insanı gibi, bizlere hitap etmekte, vahye dayalı bilgileri ile, ictihadları ile Müslümanları cehalet bataklığından kurtarmaktadır! Ama, ne hazindir ki, devrin şerlileri, zalimleri, gözü dönmüşleri, ona rahat yaşamayı, huzur dolu bir ortamda çalışmayı çok görmüşler, kendilerinin pis, rezil, çirkin emellerine alet etmek için, dünyayı ona dar etmişlerdir.

Ebu Hanife'nin siyasi duruşu: " Ebu Hanife (ra) hayatının 52 yılını Emevi, 18 yılını da Abbasi idaresi altında geçirdi İki İslam devleti gördü Ne var ki ikisi de Ona zulmetti.

Ebu Hanife (ra) hayatının hiç bir döneminde zalimlere dost olmadı Emevilere baş kaldıran Hz Ali (ra) neslinin yanında yer aldı.

Onları, Abbasilere karşı olan mücadelesinde de destekledi Zeyd b Ali'nin hicri 121 yılında Hişam b.

Abdi'l-Melik'e karşı başlattığı ayaklanmayı Allah Resulü'nün (sav) Bedir'deki çıkışına benzetti Kendisine niçin fiili olarak Zeyd b Ali'nin yanında yer almadığı sorulduğunda ise, şöyle dedi: " Yanımda insanlara ait emanetler vardı.

İbn Ebi Leyla'ya onları almasını teklif ettim, fakat kabul etmedi O halde bilinmeyen bir yerde ölüp emanetleri zayi olmasından korktum" Yine rivayet edilir ki, İmam Azam (ra) benzer bir soruya; " İnsanların onu ataları gibi yalnız bırakmayacaklarına kanat getirseydim mutlaka onunla birlikte cihat ederdim.

Çünkü O, müminlerin gerçek imamıdır Fiili olarak olmasa da malımla ona yardım ettim" Ebu Hanife Emeviler'in İslam'ı temsil hakkına sahip olmadıklarına kesin bir şekilde inandığından onlara baş kaldıranları mali açıdan destekledi.

Fakat gerek yukarıdaki gerekçeler gerekse de ehl-i hakları başkaldırıda başarılı olamayıp Müslüman kanı akıtılmasına sebep olacağını bildiğinden fiili olarak bu nevi oluşumların içerisinde yer almadı Emevilere karşı yapılan başkaldırılara netice itibariyle bakıldığında Ebu Hanife'nin ne derece feraset sahibi olduğu ortaya çıkmaktadır Nitekim Zeyd b.

Ali 122'de, Yahya'nın oğlu Abdullah da 130 yılında Emeviler tarafından şehit edilmiştir" ( ihsansenocakcom) Günümüz dünyasında, büyük İmam Ebu Hanife'nin bağlıları, sadece imamın mezhep sahibi olduğunu, mezhep kurarak çalışmalar yaptığı kanaatindedir.

İsterseniz, camilerimiz de, kürsü adamlarımızın anlatımlarına bir nazar ediniz Ne göreceksiniz biliyor musunuz? İmamı Azam, kolaycacık , sıradan, yorulmadan, uğraş vermeden mezhebini oluşturdu ve insanlar onu tatbik etmeye başladılar!.

Hayır! Hiç de öyle değildir!.

O büyük, mübarek insan, hayatı boyunca vahye bağlı kalmış, uydurulan hadislere karşı çıkmış, peygamber yolundan sapan idarelere isyan etmiştir Hiç bir zaman, vaazlarıyla, konuşmalarıyla, fetvalarıyla ne Emevilere, ne de Abbasi despotlarına destek vermemiştir!.

Zaten veremezdi!.

Çünkü, bir tarafta Ehl-i Beyt kahramanları , diğer tarafta, Emeviler ve Abbasiler denilen saltanatçı, uydurmacı, sultanlar, krallar, hanedanlar bulunmakta idi! Asrının en büyük imamı olan Ebu Hanife (ra); peygamber sülalesi, dünyanın en vahşi zulmüne maruz kalırken, izzetleri, insanilikleri, kimlikleri, şahsiyetleri yerlerde süründürülürken, böyle büyük bir müçtehidin, hocaların hocası olan İmam-ı Azam'ın zalimleri desteklemesi, onların icraatlarına onay vermesi mümkün ola bilir miydi?.

İmam-ı Azam'ın çilesi!.

" İmam Azam'a yapılan işkenceler yaşadığı dönemlere göre iki başlık altında toplanır İlki Emevi Devlet Başkanı Mervan b Muhammed'in Irak valisi İbn Hubeyre zamanında ikincisi ise Abbasiler dönemindedir.

Emevi dönemi: İbn Hubeyre, Emevi Devleti aleyhine gelişen olaylara engel olabilmek için ulemayı kalkan olarak kullanmak istiyordu Nitekim Irak bölgesi fakihlerinden İbn Ebi Leyla, İbn Şübrüme ve Davud b Ebi Hind'i vilayete çağırarak her birine devlet idaresinde önemli görevler verdi.

Vilayete gelmesi için Ebu Hanife'ye de haber gönderdi Mührü onun elin vermek istiyordu Her emir Ebu Hanife'nin onayıyla yürürlüğe girecekti.

İmam-ı Azam bu görevi kabul etmekten istinkaf etti İbn Hubeyre kabul etmemesi durumunda Onu (ra) döveceğine yemin etti Diğer fakihler araya girip görevi kabul etmesi için Ebu Hanife'ye baskı yaptılar.

O, arkadaşlarına şöyle dedi: " Vali benden Vasıt Mescidi'nin kapılarını saymak gibi basit bir iş talep etse onu dahi kabul etmezken nasıl olur da böyle bir teklife rıza gösterebilirim O benden başını vuracağı bir adamın idam fermanını yazmamı isteyecek ben de buna onay vereceğim öyle mi? Allah'a yemin olsun ki, asla böyle bir sorumluluğun altına girmeyeceğim" Bu cevap üzerine İbn Ebi Leyla diğer fakihlere: "Ebu Hanife'yi bırakın, O doğru söylüyor.

" dedi Vali, Ebu Hanife'nin sağlam iradesi karşısında çaresiz kaldı Onu, hapse atarak isteğini kabul ettirmeyi denedi.

Cellatların kırbaç darbeleri başını şişirdi Cellat vurmaktan usandı; Fakat İmam, zulme evet demeye yanaşmadı O hala ilk durduğu yerdeydi; Vali ile arasında git-gel yapanlara: " Değil devlet idaresinde görev almak, caminin direklerini saymayı bile kabullenmem.

"demeye devam ediyordu İbn Hubeyre, Ebu Hanife'ye, görevi kabul etmemesi durumunda ölünceye kadar başına kırbaç vuracağını söyledi İmam-ı Azam tam bir kararlılıkla " O bir defalık ölümdür.

" diye karşılık verdi Bunun üzerine vali başına yirmi kırbaç vurdu İmam Azam valiye: " Allah Teala'nın huzurundaki yerini düşün, benim senin yanındaki durumumdan çok daha zelil olacaktır.

' La ilahe illallah' dediğimden dolayı beni tehdit etme Allah sana benden soracak ve haktan başka hiç bir şeyi cevap olarak kabul etmeyecek" dedi.

Bu ifadeler üzerine İbn Hubeyre cellada kırbaçlamayı bırakmasını ima etti Ebu Hanife dayak sonrası geceyi zindanda geçirdi Sabah kalktığında aldığı darbelerden dolayı yüzü-gözü şişmişti.

İbn Hubeyre o gece rüyasında Efendimiz'i (sav) gördü Allah Resulü (sav) ona: "Allah'tan korkmuyor musun?! Ümmetimden birini suçsuz yere dövüyor ve tehdit ediyorsun" diye çıkıştı.

Rüyadan ve İmam'ın kararlılığından etkilenen İbn Hubeyre arkadaşları ile istişare etmesi için tahliyesine emir verdi Hapisten çıkınca atına bindi ve Mekke'ye gitti ( h.

130) Abbasi Devleti kuruluncaya kadar orada ikamet etti Ebu Cafer el- Mansur zamanında Kûfe'yi geri döndü.

( h137)" ( ihsansenocakcom) Netice olarak; Mezhep sahibimiz, İmamı Azam Ebu Hanife'nin kısaca hayatı böyle geçmiştir.

Zindan, dayak, kırbaç, aç bırakma, işkence, envaı çeşit kötülük ve sonunda şehidlik! Büyük imam, bir defasında, zindanda yatarken, şu ayeti kerimeyi sabaha kadar okuduğu zikredilmektedir: "Femennallahü aleynâ vefetânâ azâbessemûm" " Allah bize lütfetti de bizi vücudun içine işleyen azaptan korudu.

" ( Tûr sûresi, âyet 27) Diğer bir ayet ise; " Belissaatü mev'ıduhum vessaâtü edhâ ve emer" " Bilakis kıyamet onlara vâdedilen asil saattir ve o saat daha belalı ve daha acıdır.

" ( Kamer sûresi, âyet 46) Ne diyelim? " Zalimler için yaşasın cehennem" demekten başka söz bulamıyorum! Ebu Hanife, Emevi ve Abbasi idarecileri tarafından bir ömür boyu zulme maruz kaldığı gibi, zamanının ilim adamları, imamları, rahle sahipleri tarafından da çeşitli ithamlara, iftiralara , kötü söz ve savlara duçar olmuştur!.

Yukarıda arzetmiş olduğum iki ayeti kerimeyi gürül gürül okayarak Hakk'a yürürken, şehidlik şerbetini içerken, onun müntesibleri, bağlıları her namazda dua etmekteler, kutlu izinden gitmek için sayü gayret göstermekte , çaba sarfetmektedirler!.

Ümid ederiz ki, onun bağlıları da , tıpkı onun gibi korkmadan, ürkmeden, vahyi anlatır, sahih hadisleri yaşarlar! Ebu Hanife'nin makamı cennet, arkadaşları Resulullah (sav) ve sahabe-i kiram olsun!.

Selam ve dua ile.

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık