Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Ebu Hanife ve Sivil İtaatsizlik

EBU HANİFE (RA)'İN , EMEVİLERE VE ABBASİLERE KARŞI SİVİL İTAATSIZLIĞI NEDİR, NE DEĞİLDİR?.

" Kim bir cana karşılık veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın ( haksız yere) bir cana kıyarsa, bütün insanlığı öldürmüş gibi olur Her kim de bir canı kurtarırsa bütün insanlığı kurtarmış gibi olur.

" ( Mâide sûresi, âyet 32) Konumuz, önemli, ciddi, üzerinde durulması, düşünülmesi gereken bir husustur! Yani, mezhep sahibimiz, büyük imam Ebu Hanife'yi, elli beş defa hacca gönderirken, onun, kırk yıl yatsı abdesti ile sabah namazını kıldığını iddia ederken, niçin ve neden şehid edildiğini bir türlü düşünmez, idrak etmez ve gündeme almayız!.

Hakikaten, bir Kur'an şehidi, bir İslam kurbanı, bir ehl-i beyt sevdalısı Hz İmamı Azam'ı okurken, onu yürekten alkışlamış, her hatırıma düştüğünde ise ruhaniyetine dua ve Fatihalar göndermiş bir insanım!.

Ruhu şad olsun!.

" Ebu Hanife'nin, fıkha ve akaide dair görüşleri ayrıntılı bir şekilde incelenmesine rağmen, onun içinde bulunduğu sosyo-politik şartlar karşısındaki resmi söyleme muhalif siyasi duruşun gereği olarak maruz kaldığı takipler, cezalandırmalar menkıbe olarak anlatılmış; ama felsefi bir okumaya tabi tutulmamıştır Özellikle siyasi ve hukuki bir etik oluşturarak yapılan hukuk ihlallerine karşı direnmesinin tahlili ihmal edilmiştir Halbuki onun tutum ve tavırları teori-pratik uygunluğunun sonucu olup, eylemlerinde hem Dini bir ibadet, hem de siyasi ve hukuki yanlışlıklara vesile olmayarak adaletli ve ahlaklı bir düzen oluşturulmasına katkıda bulunmak esastır.

Ebu Hanife'nin siyasi duruşundan kasıt; yönetim tarzına ve ilkelerine ilişkin görüşleri ve tutumları, yönetimin meşru ve hukuki görmediği uygulamalar karşısında şiddete başvurmadan pasif bir muhalefet ettiği geliştirmeye ( sivil itaatsizlik) imkan sağlayıp sağlamadığının incelenmesidir Akabinde, Ebu Hanife'nin silahlı direnişe meşruiyet sağlayan fetvalarla veya maddi yardımlarla tepkisel düşüncelere destek vermesinin sivil itaatsizlik bir okuma imkanıyla çelişip çelişmediğini tahlili yapılacaktır Acaba düşünce tarihimizin teşekkül dönemini yeniden bir okumasında, son dönem siyasal gelişmeler karşısında yaşanan; özelde insan hakları; genelde hukuk ihlalleri karşısında liberal demokrasi taraftarlarının üzerinde durduğu " Sivil itaatsızlık" kavramını merkeze almak, bizi anakronizme düşürmeden nasıl bir katkı sağlayabilir? " ( forum.

memurlarnet/konu) Ebu Hanife (ra), her şeyden önce Emevi diktatörlüğüne isyan etmiş, kendisine teklif edilen en yüksek makam, mevki ve görevleri elinin tersi ile iterek, hanedanlığa, krallığa, tek adamcılığa, babadan oğula intikale, Evlad-ı Resul'ün hunharca katledilmesine isyan ederek, hayatı boyunca isyan, direniş, direnç halinde bulunmuş, hapsedilmeyi, öldürülmeyi, zindanda kalmayı önemsemeyerek Emeviyyenin çirkin, mülevves, rezil icraatlarına alet olmamıştır!.

Ama, ne acı ki, bin yıldan bu yana kendisine bağlı olduğumuz Ebu Hanife Hz lerinin sadece bir yönünü ele aldık, onlara sıkı sıkıya bağlı kalarak, mezhebini Kur'an üzerine çıkardık, diğer riyasete karşı görüşlerine, tepkilerine bigane kalmış olduk.

Çünkü, Yaşamış olduğumuz İslam; Emeviyye'nin dizayn etmiş olduğu, uydurduğu bir İslam olduğu için, Emeviyye kralı Muaviye hakkında uydurulan hadisleri Kur'an'ın üzerine çıkarmış olduk! İsterseniz, şu ayeti kerimeyi birlikte teati edelim: " Dinlerini parça parça edip hiziplere bölünenler var ya, senin onlarla hiç bir ilişiğin yoktur.

Onların işi Allah'a kalmıştır Allah onlara yapıp ettiklerini haber verecektir" ( Enam sûresi, âyet 159) " Kur'an'da dinimize " İslam" adı verilip, hiziplere ayrılmamız yerilirken; kendimize Hanefi, Maliki gibi isimler vermeyi, bu mezheplerin ayrı helal, haram ve farzlarını kabullenmeyi ve her biri birbirinden farklı uygulamalara sahip olan apayrı mezheplerin her birinin de İslam'a tam olarak uygun olduğunu, kendi aralarındaki çelişkilerine ve Kur'an'a aykırılıklarına rağmen, hepsinin de doğru olduğunu nasıl kabul edebiliriz? Örneğin Hanefi mezhebinde namaz kılmayan kişi dövülür; Hanbeli, Şafi ve Maliki mezheplerinde ise öldürülür.

Mezhepler açısından bu duruma bakarsak; Hanbeli, Şafi ve Maliki olanların Hanefi'ye göre en büyük günah olan adam öldürme fiilini işleyip günaha girdiklerini, Hanefi olanların ise sırf dövdükleri ve öldürmedikleri için diğer mezheplere göre Allah'ın bir hükmünü inkar edip uygulamayarak zalim olduklarını söylememiz gerekmez miydi? Oysa ayrılıkta hayır gören zihniyete göre Allah, ahirette Müslümanlar'ı mezheplerine göre ayıracak, Hanefi ise " Sen Hanefiydin doğru yaptın", Şafi ise " Sen Şafiydin öldürmeliydin, öldürüp doğru yaptın" diyecektir Namaz kılmayanı eğer Hanefi biri öldürürse katil olup cehennemlik bir fiil yapacaktır, oysa namaz kılmayanı öldüren Şafi, Allah'ın hükmünü yerine getirdiği için cennetlik bir fiil yapmış olacaktır! Yani aynı fiili yapan iki kişiden biri cehennemlik, diğeri ise Allah'ın emrini yerine getiren kişi olacaktır.

Bu mezhepçi yaklaşımları doğru kabul edenlerin sayısı ne olursa olsun, gerçekte haklı olmaları mümkün müdür? Ne yazık ki günümüzde bu mezheplere uyan geniş kitlelere bu soruyu sormak zorundayız Aklı kullanmak yerine taklitçiliği esas alan " Kur'an'ı insanların hepsi anlayamaz, seçkin bazı insanlar bunları anlayıp, insanlara aktarmıştır" diyenlerin, insanları getirdiği nokta budur Allah, dinini, yalnız bu mezhep imamlarının anlayacağı şekilde mi indirdi ki insanların sadece hak olduğu söylenen bu dört mezhebe uymaları bir zorunluluk oluyor? Allah dinini ancak bu dört kişi anlasın diye indirdiyse, Kur'an'da niye bir çok defa " Ey insanlar" diye insanlara doğrudan hitap ediliyor da " Ey Şafi, ey Hanbeli, ey dört imam, siz bunları anlayın, benim dediklerimi anlamayan diğerlerine de siz anlatın.

" denmiyor?" ( tektanricom/Mezhepler) Onun içindir ki, Ebu Hanife (ra)'i, bu mevzuda zan ve töhmet altında bırakmamak lazımdır Diğerleri de aynı.

Onları da, suçlamak, değerlerini düşürür şekilde onlar hakkında konuşmak ne haddimizedir!.

Ancak, onların arkalarından gelen mezhepleri Kur'an'ın üzerine çıkarmış bulunan taklitçi zihniyet mensupları, gerek Ebu Hanife ve gerek Şafii, Maliki ve Hanbeli imamların görüşlerini, ictihadlarını, düşüncelerini saptırmışlar, söylemedikleri halde söyler, yaşamadıkları halde yaşar, demedikleri halde demiş gibi, onlar adına neler neler uydurmuşlar, mes'eleyi hak yoldan saptırmışlardır! Taklitçi zihniyet, bir hususta sağlam durmuştur!.

Emeviyye'nin, Abbasiler'in, Evlad-ı Resul'e yapmış oldukları işkenceleri, kötülükleri, zulümleri, baskıları, hapisleri, zindana atmalarını hiç gündeme almamalarıdır!.

Netice olarak; Günümüz dünyasında, Ebu Hanife gibi yiğitlere acilen, ivedilikle ihtiyacımız bulunmaktadır! Çünkü, toplumumuz bu gidişatla, taklit belasından, mukallitlik zulmünden kurtulamayacak, geleneğin zorlamış olduğu İslami aldatmalarla oturup kalkacaktır!.

İslami aldatma dedim de, tabii ki, bu işin öncüleri, mucidleri, dayatmacıları, öne sürenleri Emeviler olmuş, Abbasilerle birlikte hız kesmeden devam etmiştir!.

Allaha aşkına! Hz.

Ömer (ra)'ın dönemi ile, Emevi ve Abbasi krallarının, hanedanlarının dönemlerini kıyaslarsak, karşımıza nasıl bir taplo çıkmış olacaktır? Elbette, saray, hanedan, kral ve prensler, zevk-ü sefa içerisinde dem sürerlerken, halk katmanları perişan, sürüngenler gibi sürünmekte idiler! İşte, Ebu Hanife gibi bir Kur'an mücahidi, bunların rezaletlerini, pisliklerini, utanmazlıklarını, densizliklerini kabul edemezdi ve canı pahasına da olsa etmemiştir!.

Zindanda işkence görmeyi, hapishanelerde çürümeyi, saraylarda ballı börek yemeye tercih etmiştir! Gelenekçi kesimler, Ebu Hanife'yi bu yönüyle değerlendiremezler, onun sadece namazda , tehiyyatda parmak kaldırıp kaldırmadığını, bunun hükmünü sorarlar, tesbihe üfleyip üflemediğini düşünürler.

Halbu ki, Ebu Hanife'nin davası, canı pahasına savunmuş olduğu mes'ele, Kur'an mücahidliği idi! Kur'an'ın; okunması, anlaşılması ve yaşanması idi!.

Rabbimiz!.

Bu aziz millete, Ebu Hanife'yi layıkı veçhile tanımayı lütfetsin! Selam ve dua ile.

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık