Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

EBU HANİFE'NİN, EMEVİLERE VE ABBASİLERE KARŞI SİVİL İTAATSIZLIĞI

" İşte bu yüzdendir ki İsrailoğulları'na şöyle yazmıştık: Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın ( haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur.

Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur Peygamberimiz onlara apaçık deliller getirdiler; ama bundan sonra da onlardan çoğu yine yeryüzünde aşırı gitmektedirler" ( Mâide sûresi, âyet 32 ) Malum olduğu üzere, tarih boyunca dünyada İsrailoğulları savaşlar, ihtilâller, çeşitli para oyunları ve entrikalar çıkarmış, bu gibi olaylarda büyük rol oynamış, milyonlarca canın ve hesapsız servetin zayi olmasına sebep olmuşlardır.

Yazımın içeriğine , Müddessir başlıklı şiir ile başlamak istiyorum: " Dert insanı yakmalı ve hemen yürümeli " Ey yalnızlığa bürünen Kalk uyanışı başlat" Akıl mumunu yak Hayat hamurunu yoğuran Tek olan büyük kudretin Hira'da inen vahyin Damgasını vur hayata Kuşanarak ahlakı Durma çağır vahyin sofrasına insanları Yeniden çizilsin umudun haritası" (B Doğruer ) Mezhep sahibi, müçtehidlerin imamı, hocası, allamesi, büyük insan Ebu Hanife (ra) hakkında; son zamanlar da, nasıl bir mücahid, kişilik, ilim, bilgi, içtihad sahibi , nasıl bir isyan alimi ve ne şekil şehid edildiği anlatılmaya, yazılmaya, makaleler hazırlanmaya başlanmıştır.

Oysa, Bin yıllık millet tarihimiz de, o yüce ruhun mezhebini güya taklid eder göründük, onun Allah'ı bizzat görmüş olduğunu iddia edecek kadar çıldırdık, elli beş defa hacca gönderdik, kırk yıl süreyle yatsı abdesti ile sabah kıldığını iddia ve hikaye ettik ama, onun Emevilere, Abbasi sultanlarına karşı nasıl bir eylem, isyan ve baş kaldırı içerisinde olduğundan bahsetmedik Çünkü, bin yıllık tarihimiz sürecinde, ictihad kapısını kapatmış, sadece Ebu Hanife'nin İslamî hukukunu taklit etmeyi gerek gördük Ebu Hanife; sultanlık, hanedanlık, padişahlık, saltanat, saltanatın babadan oğula geçmesini kabul etmeyen bir kahraman olduğu için, onun bu yönünü kat'iyyen gündeme taşımadık.

Şu alıntımızı birlikte teati edelim: " İslam'ın teşekkül devrinin büyük mütefekkirlerinden birisi olan Ebu Hanife Numan b Sabit b Zuta b.

Mah ( 150/767) yani günlük hayatımızı önemli ölçüde fikirlerine dikkat ederek yaşamaya çalıştığımız fıkıh imamımızın siyasi duruşuna dair çok fazla çalışma olmaması tuhaf değil mi? Nitekim son günlerde bu boşluğu gideren kitaplar ve müzakereler yoğunlaşmaya başlamıştır Biz de bu çerçevede Ebu Hanife'nin siyasi tutumunu siyaset felsefesi açısından değerlendiren bir makale yayınlamıştık.

Onu ana hatlarıyla bilgilerinize sunarak münakaşaya girmeden müzakereye katkıda bulunmak istedik Günlük hayatın içinde temiz yüzlü, iyi giyimli, güzel kokulu ilim ve fıkhı bilgisi ve verasıyla meclis sahibi olan , ticaretle uğraşan, gelirinin önemli bir kesimini ihtiyaç sahiplerine ve ilim adamlarına dağıtan, asli kaynaklardan hüküm çıkarma ve fetva vermede yeni bir yöntem sahibi olan, taassuptan uzak bir tutuma sahip olduğu olması nedeniyle kendi görüşlerini bile kabule zorlamayarak talebelerine özgür bir tartışma ortamı sağlayan, günümüzde bile çok önemli sayılan resmi görevleri kabul etmeyerek, bir nevi sivil toplum örgütü gibi çalışan Ebu Hanife'nin siyasi tutumunu incelemek önemlidir Gerçekten ömrünün elli iki yılını Emevi, on sekiz yılını Abbasi yönetiminde geçiren bir hukukçunun, üstelik Müslümanlarla arasında fitne ve karışıklıkların ortaya çıktığı dönemde her Müslümanın evinde oturması ve karışıklıktan uzak durmasını öğütleyen hadisin ravisi olan bir alimin düşüncesini değiştirmesine hem pasif, hem de aktif boyutlarıyla muhalif bir siyasi duruş edinmesine neden olan olaylar nelerdir? Bunları analiz etmeden önce şu hususu vurgulamak gerekir.

Ebu Hanife'nin rivayet ettiği bu hadisten başka, Müslümanlar arasında karışıklık çıktığı zaman tıpkı evin döşemesi gibi olmak gerektiği, eğer bir sorunla karşılarsa öldüren değil de ölen olmanın daha iyi olduğunu belirten hadislerden kasıt, fitneye karışmamak ve evde oturmaktır Bu durum, müminlerin bir arada bulunduğu ve her türlü hak ve hukuklarından emin oldukları zaman , başka Müslüman grubun isyan etmesine işaret eder Böyle bir şey olduğu takdirde zaten isyan edenlerle savaşmak şarttır.

Çünkü fitneyi uyandıranlara lanet edilmesini bizatihi peygamberimiz ifade etmiştir Ebu Hanife gibi bir alimin bile fikirlerinden dolayı devlet gücüne karşı korunup korunmadığının tespiti, aynı zamanda o dönemlerde temel haklar ve özürlüklerin neler olduğunu, devlet görevlilerinin eylem ve işlemlerinden sorumlu tutulup tutulmadığı ve teşekkül döneminde yaşanan ufak bir kırılma ve hukuk devleti arayışında bir sapmanın günümüz İslam dünyasının nasıl şekillendirdiğini gösterecektir" ( forum.

memurlarnet) Talihsizliğe bakınız ki, günümüz Müslümanları hâlâ Ebu Hanife'nin davasını, ilkesini, prensiblerini, dik duruşunu, her türlü yağcılığa karşı olduğunu bihakkın anlaya bilmiş değildir Ebu Hanife (ra), ölüm pahasına bile olsa, çok sevmiş olduğu Evlad-ı Resul'ün davasını, savundukları ilkeleri haklı bulmuş, bu haklılığı da, ölüm pahasına da olsa, ölünceye, şehit edilinceye kadar savunmuştur.

Ebu Hanife, ne Emeviyye'nin hapis etmesinden, ne dayak attırmasından, ne baskısından, ne özgürlüğünü kısıtlamasından çekinmemiş, vefatına kadar İslam davasını dobra dobra savunmuştur " Ebu Hanife'nin (ra) asıl itibariyle nereli olduğu noktasında farklı rivayetler vardır Kaynaklarda Kabil, Babil, Nesa, Tirmiz ve Enbar şehirlerinin adı geçmektedir.

Sirac el-Hindi, Ebu Hanife'nin nisbesiyle alakalı farklı rivayetlerin şu şekilde telfik edilebileceğini söylemektedir Dedesi Kabil'dendir Sonra sırasıyla Nesa ve Tirmiz'e gitmiştir.

Ya da babası Tirmiz'de doğmuş, Enbar'da yetişmiştir Daha sonra Kufe'ye gitmiş; orada görüştüğü Hz Ali (ra) nesline dua etmiştir.

" ( ihsansenocakcom) Lakin, ekseri rivayetler, Ebu Hanife'nin Müslüman-Türk olduğu ve Kufe'ye geldikten sonra da, her İslam bilginin uğramış olduğu, yaftalandığı " Mevali" olduğunu, Emeviler üzerine basa basa söylemişlerdir Zaten, Emeviler, bununla yetinmeyerek, sultana bağlılığını , itaatini istemişlerdir.

Ebu Hanife (ra) için, mevki, makam, mansıp sahibi olmak, diğer adıyla Emevilere bağlılığını bildirmek, Ehl-i Beyt'e, Evlad-ı Resul'e ihanet olacağından dolayı, ne maliyeyi, nede baş kadılığı kabul etmemiş, yiğitçe, mertçe hapishane, oradan da şehidlik yolunu tercih etmiştir Netice olarak; Ebu Hanife'nin " takvası, fetvasına da hakimdi " İfta"yı zaruret gördüğünden yapmaktaydı.

Nitekim şöyle demektedir: " Eğer ilmin yok olmasından korkmasaydım kimseye fetva vermezdim Fetva, insanlar için selamet olurken bana ciddi manada sorumluluk yüklemektedir Yaşadığı devrin devlet adamları, hakkaniyete riayet etmediklerinden onların gönderdiği hediyeleri kabul etmezdi.

Hapsedildiği günler oğlu Hammad'a şu meyanda bir haber göndermişti: " Yavrum! Aylık gıda harcamam, biri bulamaç, biri de ekmek için olmak üzere iki dirhemdir Hükümetin bütçesinden yemek zorunda kalmamam için bu parayı bana göndermede acele et Teklif edilen kadılığı ve hazine bakanlığını reddetmesinin nedeni Allah korkusuydu.

Halka zulmeden idareler altında İslam'a göre hükmedememekten endişe ettiğinden dolayı memurluğu kabul etmekten imtina etti Ahirette verilecek cezadansa dünyadaki ezayı tercih etti" ( a.

g site) Ne acı ki, bu gün yaşamış olduğumuz gelenekçi İslam, Emeviyye sülalesinin birer uydurması olup, günün Müslümanları lütfen araştırma, soruşturma zahmetinde bulunmadan, doya doya yaşayıp yoluna devam etmektedir Büyük imam Ebu Hanife (ra), sanki gelecekteki perişanlığı anlamışçasına, bilmiş ve sezmişcesine taa o günlerden kesin tavrını koyarak, Emeviyye'ye karşı " sivil itaatsizlik" yolunu tercih etmiştir.

Rabbimiz!.

Ebu Hanife'nin makamını cennet, bizleri de ona komşu eylesin! Selam ve dua ile.

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık