Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

EMEVİLERLE BAŞLAYAN UYDURMACILIK HÂLÂ ARTARAK DEVAM ETMEKTEDİR

" Ki böylece onların ( peygamberlerin), Rablerinin gönderdiklerini hakkıyla tebliğ ettiklerini bilsin.

( Allah) onların nezdinde olup bitenleri çepeçevre kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır ( kaydetmiştir) " ( Cin sûresi, âyet 28 ) İsterseniz, bu günkü mevzumuza, " Onun hasretini çekiyor dünya" başlıklı şiirimden iki kıt'a alarak başlayalım: Onun hasretini çekiyor dünya!.

" Aziz dostum, gecelerim virane, Onun hasretini , çekiyor dünya Karabağlım, karalarla divane, Onun hasretini, çekiyor dünya!.

x Fiilistin, Irak'da kan var, zulüm, işkence, Kudüs yaslı, Kâbe mahzundur bence, Horul horul uyu, İslâm mı sence, Senin hasretini, çekiyor dünya!" ( Ş.

Özdemir) Evet, dünya, tüm insanlık ve alemi İslam, Kur'an'ın, Kur'an Müslümanlığının hasretini çekmektedir Aziz peygamber Hz Muhammed (sav)'in bizlere yani ümmetine tebliğ etmiş olduğu mesajların, sahih Nebevi haberlerin, kurtuluş umdelerinin hasretini ve sevdasını arzu etmektedir!.

Maalesef, her yana dönmüş olsak, İslam adına orada bir çirkinlik, bir uydurmacılık, bir sahtecilik göze çarpmaktadır Kandil dizileri, Kutlu Doğumsuz Kutlu Doğum Haftaları, Resulullah (sav)'i övelim, medhü sena edelim derken, onu bu günkü Hristiyan bilincinin yaşamış olduğu İsa rölüne sokmalar, ve tüm bunlara isyan eden, karşı çıkmakta olan Tevhid erlerini " dine karşı çıkmak"la suçlamalar, " zındık" " mezhepsiz" " aşırı" " müfrit" vb.

şekillerde suçlamak! Onun içindir ki, günümüz yapay, suni, uydurma İslami ameller, mevlid düzenlemeleri, bin bir hatim devirmeleri, ne Flistinli'nin, derdine deva olmakta, nede Irak'taki,.

Suriye'deki, Yemen'deki kaotik halleri bitirebilmektedir! Ülkemizde hakeza öyledir!.

Terörist eylemler, kavimsel faaliyetler, şuculuk, buculuk, mezhepcilik, mürşidizm kandırmacılığı ala bildiğince, hız kesmeden her gün, her daim eksilmemecesine giderek artmaktadır!.

Emeviler ile başlayan uydurmacılık sonra da sürdü! " Emeviler ile önemli atağını yapan uydurmacılık, doruk eserlerini Abbasiler döneminde vermiştir.

Her şeye rağmen hem Emeviler döneminde, hem Abbasiler döneminde Kur'an dışı kaynak oluşturulmasına karşı çıkanlar olmuştur Hatta kimi Abbasi halifelerinin, hadisçiliğe ve aklı dışlayıcılığa şiddetle karşı çıkan Mutezile ekolüne tabi oldukları bilinmektedir Fakat yönetici kadrolara sonradan hakim olan Sünni görüş, resmi görüş olarak halka kabul ettirilmiştir.

Böylece Abbasi döneminin sonuna gelmeden Sünnilik, karşı görüşleri tasfiye ederek, uzun yıllar sürecek olan saltanatını kurmuştur Emeviler'den alınan miras, bu fikir yapısında en önemli kaynaktır Fakat uydurmacılık burada önemli bir seviyeye gelse de bitmiş değildir.

Sonraki devirlerde yaygınlaşacak olan tarikatlarda, Hint mistik kültürüyle ve diğer kültürlerin etkisiyle gelen çilecilik, sofilik, tarikatçılık, kendi kendine azap çektirme ve bunlardan medet umma da Kur'an'ın verdiği zihniyeti tahrif etmekte rol oynamıştır İslam'ın tarihin ilerleyen dönemlerinde yayıldığı süreçlerde, İslam'a geçen dinin yeni bağlıları, İslam'ın etkisine girmelerine karşın çoğu zaman eski kültürlerinin etkisinden de kurtulamamışlardır Örneğin Türkler'in İslamlaşmasında tarikatçı yapıların dervişlerinin, sofilerin etkisi vardır.

Türkler'in Şaman geçmişlerindeki Şaman rahiplerini aşırı şekilde yücelterek insanüstü görmeleri, bu yeni sofilerin elinde, şeyh ve dervişlere aşırı bağlılık ve teslimiyet olarak şekillendi Hint mistik kültürü ile Şaman kültürünün de izlerini taşıyan tarikatlar ve tasavvuf, Türkler'in dini yaşantısında önemli bir yer tuttu Önceki dönemlerde uydurma hadis ve mezhepleri, sonra yabancı kültür ve anlayışları İslam'a sokan zihniyet, daha ileriki tarihlerde ise " fetva" ve " ictihad" adı altında dine ilavelerine devam etti.

Osmanlı'yı örnek olarak alırsak, padişahların kardeşlerini öldürebilecekleri şeklindeki fetva ( Kur'an'ın açık ayetleriyle çelişen, büyük günah olmasına rağmen) "din" adına şeyhülislamların verdiği fetvaydı Matbaayı " din" adına yasaklayıp " gerçekte nedeni siyasi ve ekonomik endişelere dayanır) , buna benzer görüşlerine " içtihad" veya " fetva" gibi başlıklar atanlar bu kararlarını hadis gibi, mezhep gibi dinin bir parçası yapanlarda " din alimi" etiketli şahıslardı Tüm bunlar üst üste , yan yana geldi ve aydınlık Kur'an'ın mesajı yerine, insanların uydurduklarının Kur'an'ın güzellikleriyle karıştırıldığı bir sistem, insanlara " din" diye sunuldu ve hâlâ sunulmaya devam etmektedir.

Çözüm ise basittir; Kur'an'ı ele alıp, din diye sunulan bu uydurmaların dindeki otoritesini reddetmektir Yani insani üretimi ( insaniyi) terk ederek, indirilmiş olan Kur'an'ı ( Allah'tan olanı) rehber edinmektedir" ( tektanri.

com/Dini-Uydurmacıılık) Dolayısıyla, 14 Nisan-20 Nisan arasında kutlamış olduğumuz, " Kutlu Doğum Haftası", aziz milletimize, aydınlarımıza, bilginlerimize, Kur'an erlerine, entelektüellere, çağdaşlığa, Kur'an Müslümanlığına vb ne verecek, ne vermekte, etkisi, eksisi, artısı nedir, ne değildir tartışılması, görüşülmesi, konuşulması gerekmektedir!.

Bana göre, günümüz Türkiye'sinde, okur-yazar, entelekütel, çağdaş, Kur'an eri Müslümanlara Kutlu Doğum etkinlikleri hiç bir şey, ama, hiç bir şey sunamamaktadır Üniversite gençliğine, Prof'une, Doç'na, Drna, çok çok okuyan İlahiyat hocasına yine hiç bir şey sunmamakta, bilakis, onların karşı tavır almalarına sebep olduğu bilinmektedir.

Ancak, faydası, oyalaması kimlere olmaktadır biliyor musunuz? Hayatında, Kur'an adına hiç bir eseri tetkik etmemiş, okumamış, fikri yapısı olmayan, tesbih çekmeyi, tesbihe üflemeyi ibadet kabul eden, şeyhin, elini, eteğini öpmeyi marifet bilen kesimlerin işine yaramaktadır! Çünkü, camideki hoca efendi, hançeresi yırtılırcasına " Âmine hatun Muhammed Ânesi" diye bağırmış olduğu melodisi, musikisi, ahenkli okuyuşu, ritmi, notası, kulaklarda yankı bulmakta, bizim, saf, temiz, taklitçi Müslümanı alemden aleme uçurmaktadır!.

Başka bir faydası var mıdır acaba? Netice olarak; Bendeniz, Bir Başkanlık yani Diyanet mensubuyum Ama, Başkanlık mensubu olmam , konuşma hakkımı, fikir özgürlüğümü elimden almamalıdır!.

Hatta, biraz daha ileriye giderek şu gerçekleri ifade etmem de bir sakınca olmamalıdır! Başkanlık Makamına kadar yükselmiş nice hoca efendi vardır ki, göreve gelmezden önce, Kur'an Müslümanlığını savunurlarken, çağdaş Müslümanlıktan dem vururlarken, Carullah'ın görüşünü, düşüncesini aynen, bizzat tasvib ederek onun eserini günümüz dünyasına kazandırırlarken, ne yazık ki, Başkanlık Makamı, o muhteremlere tatlı, hoş, zevkli, geldiği için, emretmek, emrinde yüz binleri bulundurmak, çalıştırmak daha bir başka keyif vermiş olduğu nedeniyle, eski fikirlerinden, düşüncelerinden hemen çark ederek, hemen bir anda Kutlu Doğumcu, mevlidci, gelenekçi oluvermektedirler!.

Aşura günlerinde cahil cemaatlere aşura tatlısı ikram etmeyi, aşura tatlısının tarifini Tvlardan yapmayı ibadet kabul edecek kadar ifrata düşmeleri de unutulmamaktadır!.

Evet, Kutlu Doğum Haftası, cemaatlerimize, ruhen, musiki açısından bir tatmin imkanı vermektedir!.

Cemaatlerimiz, okunan mevlidi, başını sallayarak dinlemekte, ama, dışarı çıktıkları zaman, dinlemiş oldukları mevlidden, almış oldukları ruhi hazda stoplamaktadır Rabbimiz!.

Bizlere, bu aziz millet çocuklarına Kur'anî aydınlık günler lütfetsin! Selam ve dua ile.

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık