Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Emeviyye ve Beşeri Din Çorbası

" De ki: Rabbim adaleti emretti. Her secde ettiğinizde yüzlerinizi O'na çevirin ve dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarın. İlkin sizi yarattığı gibi ( yine O'na) döneceksiniz." ( A'raf sûresi, âyet 29)
 
    " ( Yahudiler) Allah'ı bırakıp bilginlerini ( hahamlarını); ( Hristiyanlar) da rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih'i ( İsa'yı) rabler edindiler. Halbuki onlara ancak tek ilâha kulluk etmeleri emrolundu. O'ndan başka tanrı yoktur. O, bunların ortak koştukları şeylerden uzaktır." ( Tevbe sûresi, âyet 31 )
 
    Ayeti kerime  hakkında kısa bir bilgi verelim:
 
    Yahudilerin Mukaddes Kitaplarını taşıyan sandık bir kaç defa düşmanlarının eline geçmiş, Mukaddes Kitap saldırıya uğramış ve bizzat Hz. Musa'ya verilen levhalar kaybolmuştur. Yahudi din adamları hâfızalarında kalan bazı âyetleri parça parça yazmışlardı.
 
    Babil esaretinde iyi bir yazıcı olan kâhin Ezrâ, şifahi ve kısmen yazılı olan rivayetleri bir araya toplayıp Yahudi mukaddes kitabını meydana çıkarmıştı. Bu hizmetinden dolayı Ezrâ, İsrailoğullarının saygısını kazanmış, bu saygı zamanla o kadar aşırı noktaya varmış ki Yahudiler, Ezrâ'yı Allah'ın oğlu saymışlardır. İşte yukarıdaki arzedilen ayette buna işaret edilmektedir.
 
    Maalesef; her dinin içerisinden  kâhin Ezra gibi bir kısım şarlatanlar çıkmış, dinlerini insan eliyle üretilen beşeri din çorbasına dönüştürmüşlerdir!..
 
    Yahudilik böyle olduğu gibi, Hristiyanlık dini de, yine bir kısım din değiştiricileri tarafından ayetleri, babları, bölümleri, içerikleri tamamen değiştirilerek bir bakıma İncil'i  guguk kuşuna çevirmişlerdir.
 
    Tabii ki, İslam dini de bu tahribattan, tahriften nasibin almış, aziz peygamberin tebliğ etmiş olduğu yüce İslam dini, Emeviyye'nin müthiş kodamanı ve cin fikirli adamı Muaviye tarafından baştan sona kadar serapa değiştirilmiştir..
 
     Dinin asli yapısı olan mevzularda nelere el atmadı ki!.. Şam şehrinde bir daire yaptırarak özel hadis uyduruculardan tutunda, saltanat, krallık, hanedanlık, Resulullah (sav)'in halifesi ünvanını terkederek, kendisinin Allah'ın halifesi olduğuna varıncaya kadar, bir çok şeyi değiştirmiştir!..
 
    Bu günkü, yanlış kader inancını da, İslam'ın bünyesine Muaviye sokmuştur!.. Onun içindir " Kaderiyye" adı altında bir mezhep de ihdas edilmiştir. Kendisini methü sena eden yalaka hocaları ödüllere ve iltifatlara boğmuş, zıt düşenleri, aykırı hareket edenleri de en ağır cezalarla ölüme mahkum etmiştir! Şu alıntı yazımı lütfen dikkatle okuyalım:
 
    " .. İnsanların başına gelen olayların önceden Allah tarafından tayin edildiği anlamına gelen " kader" düşüncesini sistematik olarak ilk defa Emevi iktidarı savundu.  Zorla ve hile ile ele geçirdikleri iktidarı halk nezdinde meşrulaştırmak için bu yola baş vurdular.
 
    İktidarı ele geçirdikten sonra Muaviye kendisinin Müslümanlara halife olmasının Allah'ın kaza ve kaderiyle olduğunu halkın zihinlerine yerleştirmek istedi. Bundan dolayı da kendi felsefesine uygun olan Cebriye mezhebini destekleyerek bu fikri yaydı.
 
    Bundan sonra o ve diğer Emevi halifeleri çeşitli vesilelerle bu fikri yaymayı sürdürdüler. Çünkü onlara göre cebir ideolojisi, yaptıkları her türlü zulmü haklı göstermekteydi. Bunun için halka her çeşit zulmün Allah'ın kaza ve kaderiyle olduğunu açıklamaya çalışmışlardır.
 
    Muaviye Sıffîn savaşında ordusuna şöyle sesleniyordu: " Bizim buralara sürüklenip gelmemiz, Iraklılarla karşı karşıya kalmamız Allah'ın kaza ve kaderiyledir. Allah'ın kontrolü altındayız. Yüce Allah şöyle buyurur: " Allah dileseydi savaşmazlardı. Allah ancak dilediğini yapar." ( Bakara 253)
 
    Yine O Kufelilere şöyle sesleniyordu: " Ey Kufeliler! Siz namaz kılmadığınız, zekât vermediğiniz ve hacc etmediğiniz için mi sizinle savaştığımı sanıyorsunuz? Biliyorum ki bunları yapıyorsunuz. Size emretmek ve sizi yönetmek için savaşıyorum. Bunu ( iktidarı) Allah bana verdiği halde siz hoş karşılamıyorsunuz."
 
    Yine Halife Muaviye, Abdullah b. Mes'ade ile yaptığı konuşmada " Halifelik Allah'ın bize verdiği mülktür." demiştir. Sa'saa'a b. Sûhân'a söyledikleri ise çok daha ilgi çekicidir: " Toprak Allah'ındır. Ben Allah'ın halifesiyim. Allah'ın malından aldığım benimdir. Bıraktığımda bana caiz olandır."
 
    Yine Sa'sa'a b. sûhân'ın bulunduğu bir toplantı da " Allah, halifelere en yüce iyiliği verdi. Onları cehennemden kurtardı ve cenneti vacib kıldı. Suriyelileri de yardımcımız yaptı." demiştir.
 
    Oğlu Yezid'e biat alırken de şöyle diyordu: " Yezid'in iktidarı ele alışı Allah'ın kazası ve kaderiyledir. Yoksa halkın işi değildir." Yezid ( 62-64/680-683) de bir konuşmasında halka şöyle hitap etmiştir: " Boşuna çaba harcamayın. Allah  bizi istiyor. Eğer Allah bir işi beğenmezse onu değiştirir."
 
    Muaviye kendisinin ve oğlunun halife olmasının Allah'ın kaza ve kaderiyle olduğunu halkın zihinlerine bu şekilde yerleştirmek istemiştir.
 
    Bundan dolayı da kendi felsefesine uygun olan cebir ideolojisini destekleyerek bu fikri yaygınlaştırmaya gayret göstermiştir.
 
    Dolayısıyla bu devirde ortaya çıkan idarî bozuklukları ve siyasî cinayetleri meşru göstermek için zamanın devlet başkanı, Allah'ın takdirinin ve ezelde insanların alınlarında yazdığı yazının öyle olduğunu, kendisinin sadece Allah'ın kaderini infaz ettiğini ileri sürerek kendini savunmaya çalışmıştır." ( Kaderle ilgili hadislerin tetkiki, H. Musa Bağcı)
 
    Evet, Muaviye; işte bu tür düşünceleri ile, yanlış ve düşmanca fikirleri ile, İslam dinini çorbaya dönüştürmüş, beşeri dini çorba şekline sokmuştur!..
 
    Günümüz dünyasında, bazan şaşıp kalmaktayım. Kime ve kimlere?.. Cübbelilere, Işıkçılara, Süleymancılara, Tarikatçılara, Seydacılara, Fethullah müntesiplerine vb.!.. Niçin ve neden?
 
    Ehl-i Sünnet akaidi adı altında, Muaviye ve Yezid taraftarlığı yapmalarından ötürüdür!.. Ehl-i Sünnet, Sünni mezhepler, sünni fırkalar adı altında ne kadar sahte, uydurulmuş, öne sürülmüş hadis var ise tamamı bu fırkaların savunduğu , korudukları beşeri çorba dininin hadisleridir!..
 
    Netice olarak;
    21 nci asrın ve bilhassa, Türkiye'li Müslümanların çok uğraş vermeleri lazımdır!.. Neye ve kime karşı?.. Tabii ki, Hurafelere karşı, uydurulmuş hadislere karşı cihad edilecektir!..
 
    Aksi takdirde, yaşamış olduğumuz dini kaostan, bunalımdan, huzursuzluktan kurtulmamız mümkün olmayacaktır!.. Bunlar, aziz kitabımız Kur'an'ı; yukarılara çivilemişler, halka da kendi uydurdukları, mevlid, ölü arkasından Kur'an, 41 Yasin, bin bir hatim, dört milyon salavat tüccarlığı ile insanımızı kandırmaktadırlar!..
 
    Bunlara kanmamak için, elimizde Kur'an, dilimizde Kur'an'ın emirleri, bu emirlerin günlük hayatta pratize edilmesiyle karşı duracağız!..Diyanet hocalarını; Kur'an'î emirlere yönlendireceğiz!.. Onların da kurtulmaya, kurtuluşa, Kur'an'a ihtiyaçları bulunmaktadır!..
 
    Bakınız!.. sayın Diyanet İşleri Başkanı'mızın yapamadığını, söyelemediğini, dillendiremediğini Cumhurbaşkanımız dillendirmiş ve gündeme korkusuzca taşımıştır! Yanlış olan mezhepçiliği, tarikatçılığı, üstadcılığı, Fethullahçılığı, tefrikayı, ırkçılığı, terörizmi anlatmıştır!.. Sağ olsunlar!..
 
    Tabii ki, Cumhurbaşkanı; mes'eleyi bildiği, aşina olduğu için üzerinde önemle durarak izah etmektedir!.. Dersini alanlar alsın, almayan çömezlerde suratlarını assınlar, somurtarak sıvışıp gitmiş olsunlar!.. Cehenneme zümera!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık