Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

ERMENİ MEZALİMİNE TÜRKİYE

100 NCÜ YILINDA MİLLET-İ SADIKADAN, ERMENİ MEZALİMİNE TÜRKİYE!.

" Ey iman edenler! Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin Zira onlar birbirinin dostudurlar ( birbirinin tarafını tutarlar).

İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez" ( Mâide sûresi, âyet 51 ) İnsanlık tarihine göz attığımız zaman görmüş olduğumuz tablo şu olmaktadır: Sekiz asır bir ve beraber yaşamış olduğumuz Ermeni milleti; sürekli Batılı milletlerce horlanmış, hakir görülmüş, Rusya tarafından itilmiş-kakılmış, insan yerine konulmamış, dini özgürlükleri tanınmamış, sadece birer kobay gibi kullanılmış, ard niyetlerinde, çapulculuklarda ön saflara sürülmüşlerdir.

Hatta, 1850'lerden sonra da, Türkiye topraklarında, vatanımızda yaşamış Ermeni tebeamız, Osmanlı Devletinin zayıflığından, " hasta adam" durumuna düşürülmesinden dolayı, yine, emperyal milletlerin ayaklarında birer futbol topu gibi oynanmış, oraya-buraya savrulmuşlar ama, hiç bir zaman da " devlet olma" yolunda bir vaad, teklif ve öneri de bulunmamışlardır Sadece, batılı mütegallibe, Ermeni tebamızı, kendi emelleri, arzuları, çirkin iştihaları, Anadolu'yu parçalama hususlarında ön planda tutmuşlar, ileri sürmüşler, silahlandırarak Müslüman Türk insanına kurşun sıktırarak, kendileri de rahat bir şekilde Türk vatanını işgal etmişlerdir İsterseniz, şu alıntımızı birlikte takip edip okuyarak, tarihi hakikatlere aşina olalım: Ermenilerin İmparatorluk içindeki Statüleri ve Dini Gruplar: " Türkler ile Ermeniler arasındaki ilişkilerin uzun bir geçmişi vardır.

III ve IV yüzyıllarda Hunlar ve bazı küçük Türk boylarının Ermeniler ile ilişki içerisinde bulundukları ve bu ilişkilerin Selçuklular döneminde yoğunlaşarak kökleştiği bilinmektedir.

Selçuklular Anadolu'ya geldiklerinde ve burada yurt edinme faaliyetine başladıkları dönemlerde, Doğu Anadolu'da herhangi bir Ermeni siyasî teşekkülü bulunmamakta idi Selçuklular tarihin hiç bir döneminde Ermeniler, Bizans'ın yaptığı gibi tehcire tâbi tutulmamışlar, özellikle dinî inanç ve faaliyetlerine hiç bir şekilde müdahalede bulunmamıştır Bu sebeple Ermeniler, Türkler'i Bizans'a karşı bir kurtarıcı olarak karşılamışlardır.

Osmanlı-Ermeni ilişkilerinin ise Orhan Bey ( 1326-1362) zamanında başladığını söylemek mümkündür 1326 yılında Bursa'yı alarak başkent yapan Orhan Bey, Ermenilerin, Bizans'ın zulmünden korunmaları için Anadolu'da ayrı bir cemaat olarak örgütlenmelerine müsaade etmiş ve Kütahya'daki Ermeni ruhanî merkezini de Bursa'ya naklettirmiştir Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethinden sonra Bursa'daki dinî lider Başpiskopos Hovagim, 1461 yılında yeni başkent İstanbul'a getirilmiş ve bir ferman ile Samatya'daki Sulu Manastır'da Ermeni Patrikhanesi kurulmuş, böylece Ermenilere hürriyet sağlayan idarî ve dinî imtiyazlar verilmiştir.

Anılan tarihten sonra Ermeniler, " Millet Sistemi" içerisinde, " Gregoryen Milleti" olarak örgütlenmişlerdi Mezhep yönünden birlik gösterememeleri sebebi ile, milli harslarını koruyamamış, Türkleşmiş hatta dil olarak bile Türkçeyi benimsemiş bir topluluk olan Ermeniler, X!X yüzyıl başlarında " Millet-i Sâdıka" adı ile adlandırılıyorlardı.

1839 yılında Tanzimat Fermânı'nın yayınlanması ile diğer azınlıklar gibi Ermenilerin de Türkler ile aynı haklara ve hatta fazlasına sahip oldukları görülmektedir " ( ermenilerblogcu.

com) Allah aşkına! Tüm takipçilerimize, okurlarımıza şunu sormak istiyorum: Anadolu'muzun her köyünde, her İlçesinde, her İl'inde bir Ermeni kümelenmesi, yaşaması, yaşanmış hikayeleri bulunmaktadır.

Bir Allah kulu çıksın da, desin ki, " şu kadar Ermeni katlettim, elini kestim, kolunu doğradım, ırzına tecavüz ettim, toplu toplu mezarlara doldurdum" izharında bulunsun! Hayır!.

Hayır!.

Böylesi bir yaklaşım, bu tür bir davranış, ne İslam'da, ne de ait olduğumuz kavmimiz Türk'lükte böyle bir düşüncenin, plan ve proğramın bulunması mümkün değildir Bendeniz, K Maraş bölgesinin bir insanı olarak, Zeytun hadiselerini, Binbaşı Süleyman Bey'in ve askerlerinin şehid edilmesini okumuş anlatılanları dinlemiş bir insanım.

Adana, Kozan, Saimbeyli, Göksun, Fındık köyü vb yerler, en çok Ermeni zulmüne maruz kalmış yerleşim birimlerimizdir Tüm bunlara rağmen, bu yerleşim alanların da bile, bir Ermeni'ye kötülük yapılmamış, zulüm edilmemiş, evi yakılmamış, ırzına yan gözle bakılmamıştır!.

Hatta, Ermeniler'in içlerinden biri , kendi özgür iradesi ile Müslüman olmuş hanım ve erkekler, aziz Türk Milletinin baş tacı olmuş, tıpkı bir ermiş, bir veli gibi muamele görmüştür!.

Ama, ne çare ki, Maraş'ımızı işgal etmiş bulunan Fransız askerlerinin önüne düşerek, onlarla birlikte hanımlarımıza tasallut da bulunmuş, peçeleri yırtılmış, ırz ve namusları rencide edilmek istendiğinden Sütçü İmam gibi yiğitler tarafından gerekli dersleri verilmiştir Geliniz isterseniz; saçlarını vatan, millet, din, iman ve milliyet yolunda ağartmış büyük usta Ozan Arif'i dinleyerek yolumuza devam edelim: " Sahte aydın gömleği giyenler cevap versin, Özür denen şu haltı yiyenler cevap versin Hepimiz ermeniyiz diyenler cevap versin, Rüzgara karşı yaptı alayınız çişini, Sizin gibi aydının, yediden yetmişini.

x Bana bakın Türke diş bileyen özürlüler, Ermeniden özür dileyen özürlüler, Size aydın diyor, dalayan özürlüler, Köpek bile göstermez sahibine dişini, Sizin gibi aydının yediden yetmişini" ( Ozan Arif) Maalesef, Ozan Arif gibi nice Türkiye sevdalısı aydın tanıyorum ki, bağırmalarına, çağırmalarına, nara atmalarına rağmen sesleri duyulmamaktadır Amma velakin, İstanbul sokaklarında, caddelerinde ulu orta yürüyen, bu aziz milletin din ve maneviyatına hakaret eden çömezlerin sesleri duyulmakta ve dinlenilmektedir.

Diğer taraftan, dünkü yazımda da arzettiğim gibi, birliktelik, lobilicilik , dayanışma, tesanüd, birlikte hareket, vatan sevgisi, ülke menfaati mevzuunda sınıfta kalmaktayız! Yurtdışı görevlilerimiz; Büyükelçilerimizden tutunda Konsoloslara, Ataşelere varıncaya kadar sürekli yükseklerde gezinmekteler, halka inemeyip, insanımızla muhatap olunmamaktadır!.

Oysa, Ermeni insanları, görüyoruz ve müşahade ediyoruz ki, birbirlerine kenetlenmişler, dertleri bir, sevinçleri bir, tasaları bir, davaları bir olmuş durumdadır Onun içindir ki, her mes'elede başarılı olmaktalar, arzularına bir bir nail olmaktadırlar!.

" Osmanlı imparatorluğu, emperyalist devletlerin nazarında yıkılacak bir devlet idi Bu büyük imparatorluğun mirasından her devlet kendisine daha fazla pay alabilmek için akla hayale gelmeyen politik oyunlar icat ediyordu.

Bu sebeple, Ermeni milliyetçiliğinin uyanmasında kiliseye en büyük yardımı sağlayacaklardır İmparatorluğun dağılmasında çıkarları olsun veya olmasın hepsi de din teması üzerinde durmuşlar, bazıları sırf siyasi amaçlar ile, bazıları da Hristiyan olduklarından sevaba girmek düşüncesi ile Ermenileri desteklemişlerdir İngiltere, Protestan faaliyetlerini yönlendirmekle hem Çarlık Rusya ve Fransa'nın imparatorluk içerisindeki çalışmalarını dengelemiş, hem de herhangi bir milletlerarası paylaşma durumunda aslan payını alabilmek için aracı bir zümre ( Ermeniler) meydana getirme imkânına kavuşmuş idi.

İngiltere, güdümlü bağımsız bir Ermeni Devleti'nin Doğu Anadolu'da, Rusya'ya karşı, Osmanlı Devleti'nden daha sağlam bir set çekeceğini sanarak Ermeniliği bir silah olarak kullanmaya başlayacaktı Ancak, Rusya'nın da Ermeni unsuruna , ekonomik nüfuzunu yaymak için ihtiyacı vardı Netice olarak, İngiltere ile Rusya'nın siyasî ve ekonomik nüfuz sahalarını genişletme amaçları, başka bir ifade ile, İngiliz-Rus rekabeti , mevcut olmayan bir " Ermeni Meselesi" doğuracaktır.

Bu arada, Ermeni Patrikhanesi de, Avrupa devletlerinin ilgisini Ermeniler üzerine çekme faaliyetine başlayacaktır" ( ermenilerblogcu.

com) Netice ve sonuç olarak; Dünkü tarihler de, Batılı ülkelere göre, Gregoryen Ermenileri hain, dönek, kalleş, güvenilmez olarak bilinirken, son günlerde Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkısyan'ın, Vatikan'da Papayı ziyareti ile mes'ele tamamen değişmiş, görüş ve düşünceler de değişiklik meydana gelmiş, dün hain olan Ermeni insanları bu gün, mazlum, katliama uğramış, soykırım mağduru olarak dünyaya duyurulmuştur Halbu ki, bir milletin soy kırıma uğrayışını bundan beş on sene önce Bosna-Hersek'de gördük, şahit olduk, binlerce masum Müslümanın toplu toplu kurşunlanarak hendeklere, çukurlara doldurulduğunu yaşamış olduk Lakin, bundan 100 yıl önce sözde vuku bulmuş, Ermeni diasporasını Papa dillendirerek, Türk milletini soykırımcı olarak ilan edebilmiştir!.

Sormak gerek, sayın Papa!.

Sırpların; Bosna-Hersek soy kırımında nerede idiniz? Uzayda, fezada ve galaksilerde mi yaşıyordunuz? Ayrıca, Azerbaycan'ın hocalı katliamı dünyaca bilinen bir gerçektir Azerbaycan, Hocalı katliamı vuku bulurken, yine siz dünya alemine inmemiş miydiniz? Ayaklarınız toprağa basmış değil miydi? Son söz olarak şunu demek istiyorum: Anlattığım hususlarda, milletçe birliktelik, kardeşlik, dayanışma sergileyemiyoruz.

Sürekli iyi düşünüyor, mes'eleleri, tedbir almadan kör bir tevekkülle Allah'a havale ediyoruz.

Rabbimiz! Bu aziz milletin yardımcısı olsun!.

Selam ve dua ile.

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık