ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

ÇEVREYİ TEMİZ TUT, YEŞİLİ KORU

" ÇEVREYİ TEMİZ TUT, YEŞİLİ KORU.

" " Göğü Allah yükseltti ve mîzanı ( dengeyi) O koydu" ( Rahmân sûresi, âyet 7) Ayeti kerime de geçenlerde belirtildiğine göre , kendisine konuşma ve düşünme özelliği verilen insan, diğer canlılardan ayrılmıştır Ay ve güneş, belirlenen ve bilinen bir ölçüye göre kendi yörüngelerinde akıp gitmektedirler.

Gök ve yer yaratılmış, aralarında denge ve düzen sağlanmıştır " Sakın dengeyi bozmayın" ( Rahmân sûresi, âyet 8) " Biz, her şeyi bir ölçüye göre yarattık.

" ( Kamer sûresi, âyet 49) Düşünen, tefekkür eden, idrak sahibi, akıllı insan; bazan şöyle bir düşünmelidir! Neyi düşünmeli?.

Yeryüzündeki ahengi, dağların yaratılışını, denizlerin dalga dalga köpürmesini, çağlayanları, renga renk yeşillikleri ve bin bir çeşit çiçekleri, gülleri ve güzellikleri!.

Sonra da, insan; göğe yönelmeli, ayın hareket edişini, güneşin ışınlarını, yıldızların yine bin bir şekilde cünbüşünü temaşa etmelidir! Şu şiirime kulak verelim: " Burcu burcu kokar, her taraf tarih, Maksatları yıkmak, emeller sarih, Her gün hüzünlüyüm, onulmaz cerih, Çevreyi temiz tut, yeşili koru!.

x Mescidler mabedler, himaye ister, Sahip ol vatana, erliğin göster, Plân, proğramda, Batı'lı Mister, Çevreyi temiz tut, yeşili koru" ( Ş Özdemir) " Tabiatta olanı tüketirken dikkat etmemiz gereken çok önemli bir husus vardır ki o da ekolojik denge dediğimiz tabiatın düzenine ( ekosistem) zarar vermemektir.

Fakat ne yazık ki insanoğlu çoğu zaman bundan gaflet içindedir Yapıp ettiği icraatlarda doğal çevreye onulmaz zararlar vermekte, akıl almaz tahribatlar yapmaktadır Şu iyice bilinmelidir ki, çevreye zarar vermekle insanoğlu aslında bindiği dalı kesmektedir.

Doğanın sorumsuzca tahrip edilmesi, çevrenin umursamaz bir tavırla kirletilmesi, tabiattaki sınırlı şeylerin hor kullanılması, tam bir mirasyedi tutumudur Kendi kazanmadığını çarçur eden mirasyedi nasıl ki bir süre sonra eli boş ve perişan bir durumda kalırsa, çevreyi düşüncesizce tahrip edip kirletenler de kendi yaptıklarının cezası olarak yaşanmaz bir dünyanın içinde kendilerini bulacaklardır Kur'an-ı Kerim de insanlara isabet eden bir kısım musibetlerin kendi yaptıklarının bir sonucu ( Şuarâ, 42/30), hatta " İnsanların kendi elleriyle yapıp ettiklerinin bir sonucu olarak yeryüzünde bozulma başladı.

Belki dönerler diye Allah (cc) yaptıklarının bazı kötü sonuçlarını onlara tattıracaktır" ( Rum 30/41) ayetiyle yaptıklarının bir cezası olduğunu vurgulamaktadır" ( www.

ilimdunyasicom) Batılı ülkeler, bir disiplin içerisinde yapay zorlamalarla, çevreyi, ekolojik dengeyi ayakta tutmaya çalışmaktadırlar!.

Hayvanlar alemini koruma olsun, yeşile sahip çıkma olsun, ağaç dikme, ormanı koruma, betonlaşma mevzuunda azami gayreti göstermektedirler! Oysa, bir vatansever, bir ülke sever insan olarak diyorum ki, topraklarımızı hor kullanıyoruz!.

İmar, yapı, bina yapma hususlarında sınıfta kalmışız!.

çok çok iyice düşünmeliyiz ki! Sel gelecek alanlara binalar dikmişiz, fay hatlarının üzerlerine yüksek yüksek apartmanlar yaparak, insanları ölümle, depremle yüz yüze bırakmışızdır!.

Nedir tüm bunlar? Sanırım, oburluk, doyumsuzluk, tatmin olmama, aç gözlülük olsa gerektir!.

Dünyanın hiç bir ülkesinde bulunmayan, güzel güzel kıyı bölgelerimiz, denizlerimiz, sahillerimiz bulunmaktadır!Ama, gelin, görün ki, işgal, istila, kaptı kaçtı hamleleri, tüm bu güzelim yerleri harabeye çevirmiş, birer rant, haraç sahaları durumuna düşürmüştür!.

Bir diğer zavallı, çaresiz, vurdum duymaz halimiz de tabiattaki yaşayan canlıları hunharca katletmemizdir!.

Niçin ve neden? Oysa, bütün canlılar, yüce Allah'ın birer ayetleridirler! Onların rızıklarını veren, soluk almalarını sağlayan, yaşamalarını temin eden Allah'tır.

Ama, gelin görün ki, bir kısım mollalar ilmihallerine yazmışlar, madde madde sıralamışlardır! Yılanı, akrebi, domuzu, kertenkeleyi, çiyanı, köpek balığını, çaylakı, akbabayı, deliceyi, kartalı, vb.

kuşları ve hayvanları nerede görürseniz, gördüğünüz yerde derhal öldürünüz! derler.

Yahu, siz Allah'tan korkmazlar, utanmazlar, bu rezilliklerin önü, sonu alınmayacak mıdır? İlmihallerinize sıralamış olduğunuz eti yenmeyen hayvanların, rızıklarını, yaşamlarını, üremelerini, türemelerini yoksa siz mi sağlıyorsunuz? Behey Allah'tan korkmazlar, kuldan utanmazlar!.

Sizler, haşa ve kella Allah mı oldunuz? Onun içindir ki, ekolojik dengeyi, dünyayı, yeryüzünü, gökyüzünü yaşanmaz hale getiren insanlardır! Bu gün, nefes alamaz olmuş isek, kirli, pis havayı solukluyorsak, bu kadar hastalık çoğalmışsa bunun sebebi dengeli hareket etmeyen, " dünyayı ben yarattım" yanlışında bulunan insanlardır!.

" İşte hava ve suların kirliliği, dünyanın yeşilsiz bırakılarak çölleştirilmesi, ozon tabakasının incelip delinme tehlikesiyle karşı karşıya kalması bunlardan bazılarıdır Fakat bu sonuçlar, insanlar için bir sürpriz değildir.

Kendi yaptıklarının doğal sonucudur Nitekim insanlık, sanayi ve teknolojinin baş döndürücü bir hızla geliştiği 19 Yüzyıldan bu güne geldiğinde bu sorunlarla karşılaşmıştır.

Meşhur Rus düşünürü Tolstoy'un, insanlığın teknolojik alanda ilerlemeyi gerçekleştirirken ahlak alanında acımasızca yaptığı tahribatı tasvir ederken söylediği şu sözler gerçeği ne kadar açıkça yansıtmaktadır: " Tarihin hiç bir döneminde 19 yüzyıldaki kadar maddi başarıya ulaşılamadı Fakat, tarihin hiç bir döneminde giderek canavarlaşan şimdiki Batı dünyası kadar ahlâksız, insanın hayvani duygularına hiç bir kısıtlamanın getirilmediği bir hayat da yaşanmadı.

19 yüzyılda ulaşılan maddi ilerleme gerçekten muazzam, fakat ilerleme Neron'un zamanında bile şahit olunmayacak şekilde ahlâkın en temel şartlarını ihmal etme pahasına satın alındı ve halen de satın alınıyor" ( Tolstoy, Din Nedir? M.

Çiftkaya, wwwilimdunyasicom) Demek ki, Müslümanlar, aziz milletimiz, nasıl ki, evlatlarından, ailelerinden , çevresinden mes'ul ve sorumlu ise, üzerinde yaşamış olduğu toprakların temizliğinden, ağaçların dikilmesinden, büyümesinden, imarından, sulanmasından da sorumludur.

Şayet, yaşlanmış bir ağaç kurumuş ise, inanan insan, hemen onun yerine yeniden bir fidan dikecek, dikmiş olduğu fidanın korunması, büyümesi, bakımı için tüm gerekli bakım işlerini yapacaktır ve yapmalıdır! Netice olarak; " Topraklarımızı çoraklaştıran, nehirlerimizi , göllerimizi kurutan, denizlerimizi balıkların bile yaşayamayacağı bir kirliliğe büründüren sanayi atıklarının, şehirler kurma adına ormanları talan etmenin, medeniyet adına üretilen fakat havaya zarar veren unsurların tedbiri alınmadığı takdirde karşımıza çıkacak olan manzara bundan başkası değildir.

Bir Kızılderili kabile reisinin söylediği gibi biz bu dünyayı atalarımızdan bir miras değil, çocuklarımızdan ödünç aldık Bizler bu sorumsuz tavırlarımızla dünyamızı kendi adımıza zararlı hale getirdiğimiz gibi çocuklarımız için de yaşanmaz bir dünya bırakmak üzereyiz İnsanlığın önünde bir ışık olan Yüce dinimiz İslam'ın, dinî alan kabul edilen sadece inanç ve ibadet konularında bizlere bir takım görevler yükleyip de hayatın diğer alanlarını boş bıraktığı düşünülmemelidir.

İslam insan hayatının her yönüyle ilgili emirler, tavsiyeler ve uyarılar yapmaktadır Dolayısıyla üzerinde durduğumuz bu konuyla ilgili bir takım emir, tavsiye ve uyarılarda da bulunmaktadır" (a.

g site) Şunu hiç bir zaman hatırdan çıkarmamalıyız!.

Tüm dünya ülke insanları, Türkiye topraklarını, coğrafi alanlarını, deniz sahillerini, plajlarını, antik, kültürel, medeniyet yapılarını görmek, gezmek için can atmaktadırlar! Ülkemiz toprakları, güzellikleri, manzarası, havası, suyu, güneşi, yüksek atmosferi dünyanın en harika ülkesidir.

Dolayısıyla, bu ülkenin, bu vatanın kıymetini bilmeliyiz!.

Her türlü yanlış, bilinçsiz davranışa fırsat vermemeliyiz! Ormanlarımızı, gözümüz gibi, canımız gibi korumalı, muhafaza etmeliyiz!.

En küçük yanlış bir eylemde, hemen yetkili mercileri haberdar etmemiz dini bir görevdir Rabbimiz!.

Milletimize, ülkemize zeval vermesin!.

Selam ve dua ile Şerafettin Özdemir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık