ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Ey Engerek Soyu
 "TANRI'NIN EVİNİ TİCARETHANEYE ÇEVİRDİNİZ, EY ENGEREK SOYU!."
 
 
    " Allah buyurmuştu ki: Ey İsa! Seni vefat ettireceğim, seni nezdime yükselteceğim, seni inkâr edenlerden arındıracağım ve sana uyanları kıyamete kadar kâfirlerden üstün kılacağım. Sonra dönüşünüz bana olacak. İşte o zaman ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim." ( Âl-i İmrân sûresi, âyet 55 )
 
    Hz. İsa'nın yeniden döneceğine inananlar, bekleye dursunlar bakalım!.. Hz. İsa (as); ne zaman dirilecek, ne zaman tekrar dünya yüzüne avdet edecektir?
 
    Yazımın başlığındaki söz, Hz. İsa'ya aittir!.. Kahırla, üzüntü ile, sitemle söylemiş olduğu bir mübarek söz!.. O büyük insan, ulul azm peygamber Hz. İsa'nın, isabetle kahırlanıp vurguladığı ifade, hem kendi devrinin mabedlerini, din adamlarını, hem de, zamanımızdaki ibadethaneleri ilgilendirmektedir!..
 
    Hem de, Kiliseleri, Havraları, Sinagogları ve tüm camileri, din adamlarını, tarikat erbabını, Ayatullahları mevzu bahis etmektedir!.. Çünkü,
    Şekilcilik, giysilerle verilen çirkin pozlar, mabedlerin angarya haline gelişi, ticaret, dünyalık toplama alanları ve başka bir işlevinin bulunmayışı bunu ifade etmektedir!..
 
    Oysa, aziz peygamber (sav), sade insandı, sadeliği sever, kılık kıyafete, sarığa, cübbeye, kaftana değer vermezdi!.. Toplum içerisinde sorulmadıkça varlığı belli olmayan büyük ruhtu!.. Halbu ki şimdilerde:
 
    " Vatikan kilisesinin balkonundan halkı selamlayarak " kutsayan" Katolik papaları...
    Kilisede dev sakalı ve simsiyah cübbesi ile tütsüler içinde ayin yaptıran Ortodoks rahipleri..
    Tapınakta nirvanaya duran Budist keşişleri...
    Camide vaaz veren kırmızı fes üzerinde beyaz sarığı ile Sünni hocalar...
    Kum şehrinde kum gibi kaynayan siyah, beyaz sarıkları ile Şii mollalar...
    Dergahta post üzerinde müridlerine feyz dağıtan tarikat şeyhleri...
    Cemevinde semah yaptıran upuzun beyaz sakalıyla Alevi dedeleri...
   
    Velhasıl kendilerine özgü renkli kıyafetleriyle dünyanın değişik yerlerinde görmeye alışık olduğumuz o " din adımı" görüntüleri...
    Acaba İslam'ın peygamberi Hz. Muhammed (sav) böyle birisi miydi?
    Hz. İbrahim, Musa, İsa bunlar gibi miydi?
    " Din adamı" tabirinden, bir sınıf ve meslek olarak din adamlığını kastediyoruz. Çünkü insanların çoğu " Nasıl ki her mesleğin bir adamı var; dini de bir meslek olduğuna göre onun da adamları olur" diye düşünülüyor.
    Acaba öyle mi?
    Din bir meslek midir?
    Meslek, kişinin geçimini sağlamaktan öte, üzerinden zengin olabildiği, mal mülk yığabildiği vasıta olduğuna göre, din de bu vasıtalarından birisi mi olmaktadır? " ( www.erdemyolu.com)
 
    Üzülerek belirtmeliyim ki, son zamanlarda, bu uydurma insancıklar, uydurma kıyafetliler, her tarafı sardı, sarmaladı!.. Tv.ları açamaz olduk!.. " Zikir geceleri" adı altında, tamamen reklama dayalı, göstermelik, riya dolu merasimler yapılmaktadır!.. Merasim sonunda da, ya çörek otu reklamı , satışı yapılmakta, ya da insan cildine yarayan materyallerin satışı yapılmaktadır!..
 
   Cübbe, sarık, sakal; okumamış, okuması olmayan, ilmihal diyarından bile geçmemiş insanları cezbetmekte, proğram esnasında ara sıra insanlar telefonlar açarak, oğlu için dua, kızının bahtının açılması için de yardım talep etmektedirler!..
 
    Ve buna da din, dini yayın, dini tebliğ, irşad, hakkı duyurmak, batıldan sakındırmak denilmektedir!.. Proğram içerisinde bir kaç tane anlatılan yarı buçuk dini hikayede, dinleyenleri mest etmektedir!..
 
    Cübbeli kardeşimizde, Peygamberin nalinleri, mezarda çürümez kefenlerle şu günlerde ön plandadır!.. Maşallah!.. Mehdiler, Mesihler, Deccal kovalayacaklar, gayb imamcılar, İsa'yı bekleyenler, ehl-i sünnet geçinen , sünnet düşmanları ve Kur'an bilmezler, ortalığı kasıp kavurur olmuşlardır!..
 
    " Her şeyden önce  başta Hz. Peygamber, hiçbir zaman kendine özel bir " din adamı" kıyafetiyle dolaşmamıştır. Onu içinde yaşadığı toplumdan ayıran özel bir kıyafeti asla olmamıştır. Bu konuda kendini toplumdan ayırmamıştır. Ömrü boyunca Ebu Cehil nasıl giyiniyorsa öyle giyinmiştir.
 
    Demek ki peygamber bugün yaşasaydı, hangi toplumda yaşıyorsa o toplumun genel, yaygın ve makul kıyafeti neyse öyle dolaşacaktı. Onu kıyafet bakımından halkından ayıramayacaktık. Onun bu konudaki sünneti budur.
 
    İkinci olarak Hz. Peygamber, şimdiki din adamlarının çoğu gibi yaşlı değildi. Peygamberliğe başladığında henüz 40 yaşına yeni girmişti. Onda " din adamı" denilince aklımıza gelen yaşlı, piri fani, " yeşil sarıklı hoca" görüntüsü yoktu. Saçları kulak memelerinin altına inecek kadar uzundu ve genellikle de ortadan ikiye ayırırdı. Bugünkü tabirle " yağız bir delikanlı" görüntüsü vardır.
 
    Keza Hz. İbrahim de Babil İmparatorluğu'nun resmi devlet tanrısı putlarını kırdığında " İbrahim adında bir delikanlının putlarımıza dil uzattığını duymuştuk" sözünden de anlaşılacağı gibi hayli gençti.
 
    Hz. Yusuf da vezirin karısının " delikanlısı" idi. Hz. Musa da Firavun'un sarayında yetişmiş ve tam gençlik çağında Mısır'ı terk etmişti. Hz. Zekeriya ise yaşlılığının son haddine varmışken Allah'tan çocuk istediğinde, peygamberlik görevine başlayalı yıllar olmuştu.
 
    İlk gençlik yıllarından beridir halkını uyarıyordu. Yani peygamberlerin hemen tamamı işe genç denilecek yaşta başlamışlardır. Dolayısıyla peygamber denilince insanların aklına din adamı görüntüsündeki yaşlı piri fanilerin gelmesi yanlıştır." ( www.erdemyolu.com)
 
    Evet, halk adamı olamıyoruz!..Sürekli, dinin sırtından geçinen parazitler, asalaklar gibi etrafta dolaşıp duruyoruz!.. Kimileri, keramet göstermek adına halkı aldatmakta, ağzına ve muhtelif yerlerine şişler vurdurtarak, insanımızın ve tüm insanlığın hissiyatlarını rencide etmektedirler!..
 
    Halbu ki, hiç bir sahabe böylesi bir zulmü icra etmiyor, herkes sade yaşıyor, özleri, sözleri bir bütünlük içerisinde kulluk görevlerini yapıyor, İslam'a hizmet etmeye çalışıyorlardı.
 
    Resulullah (sav) ve onun kutlu sahabeleri zenginliği değil, takvayı tercih ediyor, sadelik içerisinde ömürlerini tamamlıyorlardı. Ya şimdilerde, çörek otu satanlar, nalin pazarlayanlar, çürümez kefen tacirleri, hatim, mevlid , devir simsarlarına ne demeliyiz?
 
    Netice olarak;
    Resululllah (sav)'in hayatını,. yaşantısını iyi tetkik etmeli, iyi idrak etmeliyiz!.. Onun hayatında ruhbanlık yoktu ama, dünya lezzetlerinden, çılgınlıklarından, zevklerinden uzaklaşma vardır.
 
    O büyük insan da, bizler gibi yedi, içti, kadınlarla evlendi, zaman zaman hanımlarıyla sorunlar yaşadı.. Her insan gibi acı, tatlı, hoş zamanları oldu. Ama, hiç bir zaman kendini özel giysilerle, kıyafetlerle, davranışlarla öne çıkarmadı!..
 
    Haklının yanında durdu, haksıza, despota karşı çıktı. Zaman oldu, eşi Aişe ile koşu yaptı, folklör seyretti birlikte!.. Toplum ve topluluk içerisinde hiç bir zaman öne çıkmadı, kendisini belli etmedi.
    Ya şimdiki "veli" " kerametçi" " nalinci" " kefen satan" cübbelilere, şıh Bekir amcalara ne diyelim?
 
    Rabbimiz!.. Bizleri, Kur'an yolundan ayırmasın!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık