Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

" FALAN ÂYET BANA İŞARET EDİYOR, FALAN SÛREDE BENDEN BAHSEDİYOR" NE DEMEKTİR?

" Siz beni Allah'a ( karşı) inkar etmeye ve hakkında bilim olmayan şeyleri O'na şirk koşmaya çağırıyorsunuz.

Ben ise sizi, üstün ve güçlü olan, bağışlayan ( Allah')a çağırıyorum" İmkanı yok; gerçekten sizin beni kendisine çağırmakta olduğunuz şeyin, dünyada da, ahirette de çağrıda bulunma ( yetkisi, gücü, değeri ve bağışlama)sı yoktur Şüphesiz, bizim dönüşümüz Allah'adır.

Ölçüyü taşıranlar, onlar ateşin halkıdırlar" ( Mümin sûresi, âyet 42-43) Ne yazık ki, asırlardan beri, toplum içerisinden çıkmış bir kısım kendini ermiş zanneden, hasta ruhlu kişiler, son elli yıldan bu yana daha çok şirazeden sapıtmış, hız ve süratini alamayarak, Kur'an ayetleri içerisinde, kendinden bahseden, şahsına yönelik işaretler bulunan ayeti kerimeler aramaya, yorumlamaya, kendi tarafgirlerini aldatmaya son sürat devam etmektedirler!.

Dün olduğu gibi, bu günde, kendilerini ermiş, evliya, gavs, kutup , mehdi, mesih ve İsa zanneden şarlatanlar, Kur'an'ı , tersinden okuyarak, ayet ayet, kelime kelime, harf harf didikleyerek, müridanlarına kendilerini isbat etmek için , üstünlük sağlamak, daha doğrusu onları sömürmek, hissiyatlarını dejenere etmek için sözler söylemekteler, yazmış oldukları saçma-sapan kitaplarına, ayet ve sure ismi vererek, bulunduğu kitlelere karşı, üstünlük vasfı öne sürmektedirler Söz konusu, Kur'an ayetlerinde, surelerinde isim aramayı, kendilerinden işaret eden yerleri belirlemeyi, sahabe-i kiram yapmamış, onlar böyle densizlik içerisinde bulunmamışlar, edep, tevazu sınırlarını aşmayarak, Kur'an'ı yaşayarak örnek olmuşlardır Buyurun şu alıntımızı birlikte teati edelim: İslam inancı nasıl cahiliye inancına dönüştürüldü? " Tek cümle ile ifade edecek olursak, İslam inancının Cahiliye inancına dönüştürülmesi, İslam inancını oluşturan kavramlara, yeni anlamlar yüklenerek yapıldı diyebiliriz.

Yoksa cahiliye'nin kendisini İslam olarak benimsetmesi, sinsice İslam'ın yerini alması asla mümkün olamazdı Bunda etken olan faktörlerin önemli olanlarını şu şekilde sıralayabiliriz: a- İslam'ın ilk yıllarından sonra, çok erken sayılabilecek bir dönemde, yönetime hakim olan zihniyet, İslam'ın iktidarı yerine kendi iktidarını kurdu Bu saltanat ehlinin, saltanatına meşruluk kazandırmak ve saltanatını yaşatmak için yaptığı ilk iş, İslami kavramlara yeni anlamlar yüklemek oldu.

Zira İslam olduğu gibi kaldığı takdirde, sultanın varlığını sürdürmesi mümkün olmayacaktı b- Din üzerinden kendilerine bir yaşam oluşturmak isteyenlerin türemiş olmasıdır Dini kendilerine geçim kaynağı yapan kimseler, halkı kendilerine bağlamak için, Kur'an'ın sözcüklerini kamuflaj malzemesi olarak kullanarak, adından başka İslam'la hiç bir ilişkisi olmayan yeni bir din oluşturdular.

c_ İslam'ın sınırlarının genişlemesi ile yeni inanç, uyarlık ve farklı kültürlerle etkileşim içine girilmiş olması Bunlar ve benzer bir çok nedenden dolayı İslam dünyasında " siyaset", " sermaye" ve " din adamları" sınıfı oluştu Bu işbirlikçi üçlemenin saltanatını sürdürebilmesi ancak dinin halkı uyutan , uyuşturan bir afyon haline dönüştürülmesi ile mümkün olabilirdi.

Bu menfaat şebekeleri, amaçlarını gerçekleştirmek için Kur'an sözcüklerinin içini boşaltılarak, konseptlerine uygun yeni anlamlar yüklediler Kur'an'da yer alan kavram ve sözcüklere isim olarak dokunulmayınca, halk, İslam inancının Cahiliye inancına dönüştürüldüğünün farkına bile varamadı; İslam adına Cahiliye dinini sahiplenip yaşamaya başladı Bu yeni süreçte dinin tek kaynağı olan Kur'an'ın yerine, dinde hadis,, siyer, kelam, mezhep, icma, kıyas v.

s gibi bir çok kaynak oluşturuldu Bu kaynaklarla oluşturulan yeni din algısında, Kur'an'ın İlah'ı ile kendilerine Müslüman'ım diyenlerin kafalarındaki ilah artık aynı ilah değildi.

Bu yeni inanç sisteminde Kur'an'ın Rabbı'nın yerini mezhepler , tarikatlar, üstadlar, şeyhler, hoca efendiler, ağabeyler, alimler, mürşidler ve fakihlerden oluşan yeni rabb'ler aldı Bu rabler, Kur'an'da yer alan alim, ilim, takva, veli, mürşit, zikir ve benzeri kavramlarda yaptıkları anlam değişikliği ile kendilerini meşrulaştırdılar! Sonuçta İslam dünyasında hayatın tamamında belirleyici ve şekillendirici olan ve ehl-i sünnet denilen " saltanat teolojisi ile, ehl-i şia denilen imamet mitolojisi" ortaya çıktı.

Bu gün bu iki ana oluşumun İslam diye sundukları dinine inanç ve onu din diye yaşayanlar, aslında İslam adı altında küfre, tevhid adı altında şirke dönüşmüş bir dini yaşıyorlar" ( iktibasdergisi, EAktaş) Halbu ki, Resulullah (sav) devri ve sonra ki halifeler döneminde, " din hizmetlileri" " sarıklılar", " cübbeliler" "evliyalar" " kutuplar" " gavslar" vb.

diye bir gruba rast gelmek mümkün olmamıştı Ne zaman ki, halk Kur'an'dan koparıldı, insanlar cehli, cahilliği, kültürsüzlüğü, bilgisizliği tercih ettiler, işte, o zaman bir kısım uyanıklar, cin gözler meydana yürüdüler ve sahayı işgal ettiler!.

Kitlelere denildi ki, " sizler okumayın, araştırmayın, Kur'an'a hürmet etmek istiyorsanız, bez kılıflara sokun onu yukarılara asın" dediler " Bizler, size yeter ve artarız" uyanıklığını cambazlığını gerçekleştirdiler!.

" İslam düşüncesinin Cahiliye'ye dönüştürülmediğini anlamak için kendilerini ehl-i sünnet ve ehl-i şia olarak tanımlayanların kabullerine göre İslam'ın temel kaynakları olarak görülen, icma, kıyas, hadis, tefsir, kelam, siyer vb kaynaklara bakmak yeterlidir Bu kaynakların, Kur'an'ın küfür ve şirk olarak tanımladığı sapkınlıklarla dolu olduğu görülecektir .

İnsanların kendi yanlarından uydurdukları sapkın ve çarpık din anlayışı, tıpkı Kur'an'ın, cahiliyenin kavramlarına yeni anlamlar yükleyerek, cahiliyeyi İslamlaştırdığı gibi, İslam'ın kavramlarına yeni anlamlar yükleyerek İslam düşüncesini yeniden Cahiliye'ye dönüştürdü İslam'ın Cahiliye'ye dönüşmesi, şirk dini tasavvufun bile İslam diye kabul görmesi, bu kaynaklarla gerçekleştirildi Örneğin, Kur'an, dinin tek sahibinin Allah olduğunu ve Allah'ın kendi dinine hiç kimseyi ortak etmediğini, dolayısı ile dinde şarinin yalnızca Allah olduğunu söylerken, bu kaynaklar Allah'ın yanı sıra nebi efendimizi ve müctehid denilen kimseleri ve efendilerini de dinde şari ( hüküm koyucu) saydılar.

Kur'an, gaybı yalnızca Allah'ın bildiğini söylerken, bu kaynaklara göre nebi efendimiz başta olmak üzere Allah'ın bir çok veli kulu (!) da gaybı bilmektedir Keza Hanefi Mezhebi'nin kurucusu olan Ebu Hanife, Kur'an'a göre kesinlikle olmayan şefaatin hak olduğunu ve bunu inkar edenlerin kafir olacağını söylemektedir Buna benzer yüzlerce, binlerce örnek vermek mümkündür.

" ( a g.

site E Aktaş) Netice olarak; Günümüz Müslümanlarının, kimin kim olduğunu tanıması, bilmesi, öne sürmüş oldukları iddialarının ne derece geçerli olduklarını bilmeleri için aziz kitabımız Kur'an'a yönelmeleri, araştırmaları sil baştan tetkik etmeleri gerekmektedir!.

Bilhassa, zamanımız, Kur'an'ı araştırmak, tetkik etmek için kolaylıklarla dolu bir vasattır!.

İnternet, Tv radyo, basın, medya, envai eşit kitap bulma imkanları bu güzelliği bizlere sunmaktadır!.

Diğer taraftan, kim evliyadır, kim velidir, kim mürşittir, kim halis, muhlis mümindir, kim ehli takvadır mes'elesini ancak Allah bilir Bundan dolayı, öne fırlayıp, kendini reklam eden, velilikten, evliyalıktan dem vuran kimseleri pek nazari itibare almamak gerekir!.

Hz Ebu, Hz Ömer, Hz.

Osman ve Hz Ali (ra), gibi ve benzerleri mümtaz insanlar, kime, kimlere, ne zaman, ne şekilde üstün vasıflarda olduklarını söylemişler ve değişik pozisyonlara bürünmüşlerdir? Vallahi!.

Zamanımız da, ortalarda dolaşan, şeyh olduğunu, keşfi keramet sahibi bulunduğunu iddia eden kimseler, sahabenin en arkalarında bulunan Vahşi'nin bile dengi olması, onun seyisliğini bile yapmaları mümkün görünmemektedir! Rabbimiz!.

Bizlere, şuur, basiret, bilgi birikimi lütfetsin!.

Selam ve dua ile Şerafettin Özdemir .


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık