Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Fetö, Mehdi, Mesih ve İsa

FETÖ GELENEĞİNDE; " MEHDİ" " MESİH" VE " İSA" ANLAYIŞI !..

" Onlara " Allah'ın indirdiğine ve Resûl'e gelin " denildiği vakit, " Babalarımızı üzerinde bulduğumuz ( yol) bize yeter" derler. Ataları hiç bir şey bilmiyor ve doğru yol üzerinde bulunmuyor iseler de mi?" ( Mâide sûresi, âyet 104 )

Ne acı ki, ilkel din mensuplarından sayılan Yeni Gine yerlileri, ahir zamanda geleceğini bekledikleri kurtarıcılarının " Mensren" olduğunu söylerler.

Yahudilik ve Hristiyanlıkta Mehdi, Mesih inancı tavan yapmış durumda olup, buradan da etkilenmeyen din, millet ve toplum kalmamıştır.  Örneğin,

Hinduizm'de " Kalki", Budizm'de, Sabilik(te, Sintoizm'de, Mecusilerde olsun tüm semavi olmayan dinlerde bile bir " kurtarıcı" bekleme inancı olmuş ve olmaya da devam etmektedir.

Hatta, dün ve bu günkü İran'da, "Mehdi" bekleme işi, Kur'anî inançla, nebevi emirle alakalı olmayıp, tamamen kendi tarihleri ile ilintili bir bekleyiştir. İran Şiasının, akidevi düsturlarından birisidir.

Bu noktadan hareketle, konumuza dönecek olursak, 40-45 yıldan bu yana, ülkemizde etkinliğini millet üzerinde, dini anlayışları üzerinde göstererek, en sonunda darbeye kalkışması sonucu Fetö, ABD'de karargahını kurarak, resmi olarak " Mehdi" olduğunu oradan ilan etmiştir.  Bu nedenle,

Sayın araştırmacı, Kur'an Müslümanlığı savunucusu Mehmed Durmuş hoca, Temmuz 2010  tarihinde, F. Gülen'in, ne olduğunu araştırarak İktibas Dergisinde bizlerin istifadesine sunmuştur.  Onun içindir ki,

Meczubun, hayallerini, rüyalarını, menkıbelerini, Kur'an dışı davranışlarını, sahte kerametlerini bu dergiden müstefid olarak takipçilerimin istifadesine sunmaya çalışacağım:

" Gülen'in akidevi yapısı Kur'an'dan ziyade, Said Nursi'nin risalelerinin de içinde bulunduğu, geleneksel ehli sünnet inançlarına dayanır. Denile bilir ki;

Gülen'in inançlarının sahihliği, Risale-i Nurların sahihliği oranındadır. Gülen'in hiç bir orijinalliği olmayan bu sözleri, kimi araştırmacılar tarafından, özgün bir yorum sanılmaktadır.  Mesela,

J. Carrol, Sartre ile Gülen'i karşılaştırırken, " Gülen, mutlak kudret ve ilim sahibi, yerlerin ve göklerin yaratıcısı ve her şeyi bilen bir Allah tanımı yapmaktadır. diyebilmektedir. Halbu ki böyle bir tanım, sadece Kur'an'ın açık naslarının tekrarından başka bir şey değildir.

Peygamber telakkisi

Gülen'in Peygamber ve peygamberliğe ilişkin bakış açısı tamamen gelenekseldir. İsrailî tefsir geleneğinde, Âdem cennette yasak ağaçtan tadınca, Muhammed'i (as) şefaatçi kılarak Allah'tan af dilediğine dair bir rivayet yer almaktadır.

Bu hurafeyi Gülen'de paylaşmaktadır. Gülen, Peygamber'in beşer olduğunu vurgulayan dini yorumu mahkûm ederek, bu yöntemle ön ve fukahanın küçümseneceği, ardından da Kur'an'ın bile sorgulandığı bir aşamaya gelineceği gibi kuruntular üretir.

Kur'an'ın açıkça aksini bildirmesine rağmen o, Peygamber'in hem kendi devrine ait gayb haberlerini, hem de yakın ve uzak geleceğe ait haberleri bildiğini iddia etmektedir.

Ona göre Peygamber, " kıyamete kadar zuhur edecek hadiseleri bir televizyon ekranında seyrediyor gibi ümmetine bir bir takdim buyurmuştur.

Peygamber'in, sağ elinde tuttuğu bir kitapta bütün ehli cennetin, sol elindeki kitapta ise, ehli cehennemin baba ve kabilelerinin adlarıyla beraber listelerinin yazılı olduğu rivayetini gerçek sanmaktadır.

Üstelik de bu kitaplar, onları sahabeye gösterdikten sonra, " Sanki uçup gitmiş gibi" Peygamber'in elinden kaybolmuşlardır. " ( İktibas Dergisi, M. Durmuş, Temmuz 2010, say. 51 )

Meczup, 40-45 yıl içerisinde, aşama aşama, yavaş yavaş manen yükselmiş (!), bu tür iddialarımız zamanla ifade etmeye çalışacağım gibi, 15 Temmuz 2016 tarihine geldiğinde, kendisini yeryüzünün en büyüğü, güç yetirilmez şeklinde dillendirmiştir.

Milletimiz, maalesef, bu konuda bilmeyerek, din zannederek, bu tür eylemleri, iddiacıları ermiş, eren, evliya, keramet sahibi bilmiş, sürekli de bunların zararına muhatap olmuştur.

Bu tür zavallılar, Başkanlığı, İlahiyat Fakültesi hocalarını ve kariyer sahibi ilim adamlarını sevmezler. Niçin sevmezler?.. Çünkü, bu tür kesimler, bunların deliklerine çomak sokmakta, çıkarlarını, gelir kaynaklarını bitirmek istemektedirler!..

Bir Allah kulu çıksın desin ki, Meczup, İHL.leri, İlahiyat Fakültelerin çok severdi, yardımı ve desteği olmuştur desin!.. Kat'iyyen, hiç bir kimse, böyle bir sözü söyleyemez, çünkü, bunun aksini yapmış, bu ilim yuvalarının kapılarına kilit vurulmasını istemiş, kendi yetiştirmiş olduğu beyinsiz, düşüncesiz, robotvari insanların olmasını arzu etmiştir.

" Eğer Gülen benzeri mistik kişiler ( evliyaullah!), Peygamber'in gaybı bildiğini iddia etmeseler, kendilerinin de gaybı bilmek gibi olağan üstü yetenekleri olduğu intibaını vermeleri mümkün değildir.

Gülen'e göre Muhyiddin İbnul Arabi, Osmanlılar devrinde zuhur edecek pek çok hadiseyi, Bitlis'li Müştak dede, Ankara'nın başkent olacağını, Said Nursi ise, seneler evvelinden 71 muhtırasını ( ayı ve günüyle beraber) ve 1980  ihtilalini haber vermiştir.

Böylece, zikri geçen hadiseler hakkında nasıl da kaderci bir anlayışın oluşturulduğu vuzuha kavuşmaktadır.

Gülen, ayın yarılması ve mirac gibi sözde mucizelere inanır. Peygamber'in Sidretü'l-Münteha'da Cenab-ı Hakk'ın cemalini kemiyetsiz, keyfiyetsiz, hailsiz ve perdesiz bir şekilde müşahede ettiğini de iddia eder.

Daha da ileri giderek, miracta Peygamber'in Musâ ile konuşmasını reddedenlerin, " sahih hadisleri inkârla sünneti yıkmaya çalışan" kimseler olduğunu ileri sürer.

Kendisinin Din'in temellerine koyduğu bunca İsrailî hurafe değil de, hakikate dayanmayan, uydurma bir geleneği  reddetmeyi, Din'i Kur'an'a dayandırma idealini sünneti yıkma girişimi oolarak ancak F. Gülen gibi birisi iddia ederdi.

Gülen'in kıssa edebiyatında, peygamberlerin geneliyle ilgili, hiç bir ilmi delile dayanmayan, tamamen uydurma ( sübjektif) hikâye ve yorumlara çokça rastlanır.

Çünkü hitap ettiği kitle, böylesi uyuşturucu mitolojiler duymayı istemektedir. Mesela, İbrahim Peygamber'in, çocuk isteğini içinde tuttuğu için çocuğunu kurban etme emriyle, Zekeriya'nın ise, açıktan istekte bulunduğu için hem kendisi hem de oğlu şehit edilmekle, zorlu bir imtihan yaşadıkları açıklaması bunun bir örneğidir.

Hâlbuki Zekeriyya'nın ve Yahya'nın şehit edildikleri, Kur'an tarafından doğrulanmayan, İsrailî bir rivayetten ibarettir. " ( İktibas Dergisi, M. Durmuş, Temmuz 2010, sayfa 51)

Netice olarak;

Ümid ederiz ki, şarlatanın başına gelen akibet, diğer lerinin, yani dini kullanan tüm ehli ticaretin de başına gelmiş olur.

Çünkü, böylesi ehli ticaret, Muaviye'den bu yana dini mübini İslam'ı içten içe çürütmüş, kof haline getirmiş, Kur'an'ın emirleri yaşanmaz olmuş, sahih sünnet terkedilmiş, hurafe, uyduruk şeyler havalarda savrulmuştur.

Şuna emin olmalıyız ki, Resul'ün aziz yolu, Sahabe'nin yaşadıkları, Hz. Hüseyin Efendimizin davası nihayetinde hükümran olacak, gelenekçilik, rivayet, uyduruk şeyler tıpkı şarlatan gibi hitame erecek, bu millet onun yüzüne ebediyyen tükürmüş olacaktır.

Bizim nesil tükürdüğü gibi, bizden sonraki gelecek nesilde bunları yuhalayacak, kaçtıkları yerlerde mezarsız, camisiz, mescidsiz olarak çan seslerinin altında tarihe gömülüp gidecektir.

Son söz olarak bir takdiri daha ifade etmeliyim ki, Fetö zavallısını, cutacısını, siyasi liderlerimizden bir zat sevmemiş, bunun halini tasvip etmemiş, hiç bir zamanda bunun görüş, düşünce ve fikri yapısını kabullenmemiştir. İşte, o zat, merhum Erbakan olmuştur.. Kendisinin partisi ile uzaktan yakından bir bağım olmasa da, bu hakkı burada vurgulamak lazımdır.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık