Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Fikri Tembellik ve Durgunluk

 İSLÂM ALEMİNDE YAŞAMAKTA OLAN FİKRÎ TEMBELLİK VE DURGUNLUK!..
 
     " Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır." ( Âl-i İmrân sûresi, âyet 105 )
 
    Maalesef; günümüz İslâm dünyası, istenilen, istediğimiz ve tüm insanlığın arzu etmiş olduğu şekilde, pozisyonda değildir!.
    Fikrî tembellik, düşünmeme, düşünceden korkma, düşünen insanların tu-kaka edilmesi, horlanması, üzerine üzerine gidilmesi,  tüm kapıların, yeni gelişmelerin üzerinin kapanması, Kur'anî çalışma yapanların, bilim, ilim adamlarının değişik ad ve töhmetlerle suçlandığı bir alemde yaşamaktayız!..
 
    Dün olduğu gibi, bu günde aynı yanlışlar, aynı taassub, aynı muhafazakârlık aynen devam etmekte, gelenekçiliğin, mutaassıplığın yaşaması, varlığını koruması için her çeşit iftira, töhmet, yersiz iddia kampanyaları devam etmektedir!.. Örneğin;
 
    Gerek ülkemizde, gerekse diğer İslâm ülkelerinde yetişmiş Kur'an insanları suçlanmakta, onların ses ve soluklarının çıkmaması için her türlü tezvirat, hezeyan, iftira yolu tercih edilmektedir!.. İsterseniz, bu konuyu teyiden bir alıntı ile yazımıza devam edelim:
 
    Batı'nın ilerlemesinin sebepleri:
    " Afgânî'nin düşüncesinde Hristiyan Batı dünyası, dinlerine rağmen ilim sayesinde ilerlemiştir. Çünkü ona göre Hristiyanlık barış, kolaylık, kısası kaldırmak, yönetim ve iktidarı terk etmek, dünyayı ve dünyaya ait güzelliklerden vaz geçmek, yönetici hangi vasıfta olursa olsun itaat etmek, yöneticilerin işlerine ve mülklerine karışmamak, kavgadan uzak durmak gibi esaslara dayanır.
 
    Halbuki Hristiyanlar savaşmak ve dünyaya sahiplenmek hususunda birbirleriyle yarışmakta, dünya nimetlerini elde etmek konusunda hiç bir şeyden kaçınmamakta, kendilerine ait olmayan toprakları ele geçirmek, o topraklarda yaşayanları sömürmek için çabalamakta, savaş güçlerini artırmak için her gün yeni teknikler geliştirmekte ve savaş aletleri icat etmekte bilimsel gayretler sergilemektedirler.
 
    Görüldüğü gibi Hristiyanlığın esaslarıyla Hristiyanların yaptıkları birbirine tamamen zıttır. Afgânî bu zıtlığın sebebini şöyle izah eder:
    " Hristiyanlığın Avrupa'ya girişi ve orada yayılışı Roma İmparatorluğu sayesinde gerçekleşmiştir. Romalılar eski dinlerinden gelen kurallar ve adetler ile yine onlardan kendilerine miras olarak geçen yaşayışı sürdürmekte idiler.
 
    Hristiyanlık geldiğinde Roma'nın adet ve geleneklerine hiç ilişmedi. Zihinlere yerleşmesi telkinle oldu. Din onlara göre elbise üzerine takılan süs gibiydi. Atalarından kendilerine miras kalan ne kadar değer varsa hepsi yaşamaya devam etti.
 
    Ayrıca İncil'in barış ve yumuşaklık öğütleyen sayfaları da herkesçe okunamıyordu. Onlar ancak dini işlerle ilgilenen ruhbanların, ruhani  başkanların yanında bulunabilirdi. Daha sonra papazların otoritesi arttıkça onlar din adına savaşmaya koyuldular.
 
    Böylece Romalıların atalarından devraldıkları askeri karakterleri, dinleriyle birleşti. Savaş artık dinin gerekleri arasına girdi. Bu yüzden Hristiyanların dinleri değişikliğe uğradı.
    Fırkalar ve mezhepler ortaya çıktı. Dini saltanat kuruldu. Hristiyanlığı kabulleri sırasında sahip oldukları askeri kabiliyet bir tohum halindeyken birden bire açılıverdi. O sahada düşünceleri yoğunlaştı, askeri teknikle becerileri arttı, savaş aletleri yapımı gelişti." ( www.hiikmetyurdu.com. yrd.doc.dr.Aliduman)
 
    Hristiyanlık dünyası, bidayette  kendilerine ön görülen, " dünyayı sevmeme"" bir lokma, bir hırka" " Seni döveni sen dövme" " sana vurana sen vurma" önerileri üzerine bina edilmişken,, ne acı ki, İslam'a taban tabana zıt düşen bu düşünce ve fikirleri İslam alemi yaşamaktadır!..
 
    Öne çıkmış sözde din önderleri, şeyhler, kutuplar, gavslar, üstadlar, ağabeyler, mehdiler, mesihler, imamlar, ermişler, erenler, evliyalar, kerametçiler, rüya ile amel edenler, sürekli ve devamlı Müslümanları dünyadan, dünya sevgisinden , dünyada kalkınmışlıktan men etmektedirler!..
 
    Sanki, dünün ilk nesil Hristiyanları peydah olmuşlar, bunlar da, alemi İslam'ın orasına, burasına dağılarak, Hristiyanlık öğretilerini yaymak, yaşatmak için gayret göstermektedirler!.. Bu sebeple,
 
    Yukarı satırlarda da arzetmiş olduğum gibi, fikri tembelliğin, fikri durgunluğun yaşaması, devam etmesi için, ortaya fırlamış, çıkmış alimlerin seslerini kısmek ve kesmek için gelenekçi, ananeci, atalarcı zihniyet bütün hünerlerini göstermişlerdir. Misal:
 
    Dünkü zamanlar da, Afgânî, Muhammed Abduh, Reşid Rıza, Akif, İkbal, Mevdudi, Hamidullah, Fazlurrahman, Hamdi Yazır, Ahmed Hamdi Aksekili, Kutup'lar, Hasan el Benna vb. ilim adamları susturulmaya çalışılırken, günümüz dünyasında da, söz konusu gerici, gelenekçi, atalarcı zihniyet boş durmamaktadır!..
 
    Kur'an'ın; hayata hakim olmaması, geleneğin, atalarcılığın, geri zihniyetlerinin yaşaması için, şimdilerde tahsil yapmış yetişmiş, alimlerin üzerine üzerine gidilmektedir!.. İftira, töhmet altında koyma, hücumlar, pala savurmalar gırla gitmektedir!..
 
    Son döneminde öne çıkmış, düşüncelerini, fikirlerini insanlarımıza, gençlerimize, neslimize açık açık aktaran, M. İslamoğlu, M. Okuyan, A. Bayındır, A. Bardakoğlu, M. Görmez, M. Şevki Aydın, H. Atay, Fahri Demir vb. binlerce Kur'an insanının sesleri kesilmeye, konuşturulmamaya çalışılmaktadır!..  Neden ve niçin?
 
    Çünkü, dinimiz; birilerinin sömürü aleti yapılmış, kimi uydurmacı, şıh, sakallı, cübbeli, cübbesiz, kerametçiler, dini ticaret adına "çörek otu" satanlar, "peygamberin nalinleri" adı altında ticaret yapanlar, " çürümeyen kefen" imal edenler vb. bir hayli asparagas sahtekarlar, Kur'an'ın sesini, soluğunu boğmaya çalışmaktadırlar!..
 
    Bunlar, kendilerine inananları, ticaretlerine yardım edenleri cennetlik, etmeyenleri ise, cehennemlik olarak nitelemekte, kurtulmalarının mümkün olmadığını ifade etmektedirler!..
 
    Netice olarak;
    Sanırım, yukarıda arzetmiş olduğum fikirler, İslam aleminin niçin geri kaldığını, ayaklar altında zillet içerisinde süründüğünü bizlere göstermektedir!..
 
    Bir kere, İslam aleminde, fikri tembellik, ictihad kapısı kapalı olduğu gibi, düşünceyi, düşünmeyi buz dolabına koyduğumuz gibi, çevre kirliliği, hastalıklar, savaşlar, kabile kavgaları, ırkçılık, mezhebi kıtaller, gerilik, zihniyet geriliği, Kur'an'ı okumama, okusak bile anlayama bizleri bu günkü içinden çıkılmaz hale düşürmüştür!..
 
    Yeryüzünde, her ne kadar rezalet, rezillik, zillet, ayıp, çirkinlik var ise, bunu İslam aleminde görmek mümkündür!.. Bilhassa, denizlerde boğulan insanların, Batı uğruna kendilerini nasıl feda ederek ölümü tercih ettikleri gözlerden uzak tutulmamalıdır!..
 
    Halbuki, Batı ülkelerinde yer altı,yer üstü kaynakları tükenmiş, asıl onların İslam ülkelerine kaçmaları gerekirken, Müslümanların Batı'ya kaçmaları dikkat çekici, üzerinde durulması gereken bir husustur!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir  
   
    


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık