ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Fırkalar ve Mezhepler Arası Düşünce Farkı

KUR'AN DIŞI; FIRKALAR VE MEZHEPLER ARASINDAKİ DÜŞÜNCE AYRILIĞI!..

" ( Ey Muhammed!) Biz senin yüzünün göğe doğru çevrilmekte olduğunu ( yücelerden haber beklediğini ) görüyoruz. İşte şimdi, seni memnun olacağın bir kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. ( Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, ( namazda) yüzlerinizi o tarafa çevirin. Şüphe yok ki, ehl-i kitap, onun Rablerinden gelen gerçek olduğunu çok iyi bilirler. Allah onların yapmakta olduklarından habersiz değildir. " ( Bakara sûresi, âyet 144 )

" Herkesin yöneldiği bir kıblesi vardır. ( Ey müminler!) Siz hayır işlerinde yarışın. Nerede olursanız olun sonunda Allah hepinizi  bir araya getirir. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir." ( Bakara sûresi, âyet 148 )

Aman Ya Rabbi!.. Mezhepler ve fırkalar yüzünden Müslümanlar neler çekmiş, neler görmüş ve halen de her türlü sıkıntıyı, ızdırabı, kaosu, keşmekeşliği, ayrılığı yaşamaya devam etmektedir!..

Ehl-i Sünnet imamlarından tutun da, diğer mezhep imamlarına varıncaya kadar, fırkaların her çeşidinin arasındaki ayrılıklara, gayrılıklara ulaştığımız vakit, ürkmemek, korkmamak, üzülmemek mümkün değildir.

Oysa, aziz Kur'an'a gidilmiş olsaydı, tüm bu çekişmelerin olacağını, varlığını tahmin etmem olmayacaktı!.. Çünkü, Kur'an; her türlü çekişmeyi, ayrılığı, didişmeyi, vuruşmayı, kırışmayı kabul etmemektedir.

Örneğin, Ebu Hanife ile Şafii arasındaki takıntılar, Maliki ile Hanbeli arasındaki sürtüşmeler, Eş'ari ile, Matüridi cephesindeki ayrılıklar azımsanmayacak kadar çoktur ve bunları Kur'an'a taşıdığımız zaman, oradan bunlar için " onay" almamız gayr-i kabildir.

İ. Sarmış hocamız, ömrünü bu tür çekişmeleri kınamaya, araştırmaya, çözüm aramaya adamış bir alimdir. İsterseniz; onun  Şeytan Üçgeni: Bid'at, Tevessül ve Şefaat isimli kitabından bir alıntı yaparak, mes'eleye bir güzel yaklaşmış olalım:

" Fırkalar ve mezhepler arasındaki düşünce ayrılığının ürünü olan iman-amel ayrışmasını temellendirmek için anlatılan;

" Hiç bir iyilik yapmamış bir adam ailesine: Öldüğüm  zaman beni yakın, sonra yarımı karaya, yarımı da denize saçın. Vallahi, Allah bana güç yetirirse şüphesiz alemlerden hiçbir kimseye yapmadığı azabı bana yapacaktır,dedi.

Adam ölünce , emrettiğini yaptılar. Allah da karaya emir verdi, o  içinde kini topladı. Denize emir verdi, o da içinde kini topladı. Sonra adama: Bunu niçin yaptın? dedi. Adam: Senden korktuğum için ya rabbi, sen daha iyi bilirsin, dedi. Bunun üzerine Allah onu affetti. " rivayetine ve benzerlerine de bu gerçekler ışığında bakmak gerekir."

Kur'an'ın öğretilerine aykırı olan rivayetin bu haliyle kabul edilmesi mümkün değildir. Çünkü İsrailiyat kültürü olup sözü edilen adamın kimliği, nerede ve ne zaman yaşadığı, ne zaman öldüğü belli olmadığı gibi, henüz ne kıyamet kopmuş, ne insanlar dirilmiş, ne amel defterleri ellerine verilmiş, ne amelleri tartılmış, ne de hesaba çekilmişlerdir, ne de cennet ve cehennem şu anda mevcut ve faaliyettedir.

Nitekim rivayetin tuhaf olduğu, senedinde ki Zuhri'nin, Ma'mer'e " Sana tuhaf/acaib iki hadis söyleyeyim mi?" demesinden de anlaşılmaktadır.

Diğer taraftan rivayetin kahramanı olan adam, vücudunun yakılıp küllerinin karada ve denizde savrulması durumunda Allah'ın kendisini diriltmeye gücünün yetmeyeceğine, böylece cezadan kurtulacağına inanmaktadır.

Oysa böyle bir kişinin İslam'a göre Müslüman olması mümkün değildir. Çünkü Allah'ın her şeye gücünün yettiğine ve her şekilde kendisini diriltebileceğine inanmayan bir kişinin Müslüman olamayacağı açıktır. Aynı şekilde böyle önemli bir konuda ahad bir rivayetin delil olamayacağında  da şüphe yoktur.

Anlaşıldığı kadarıyla sözde rivayet, Allah'ın bağışlamasının ne kadar büyük ve geniş olduğunu belirtmek amacıyla verilmiştir." ( Şeytan Üçgeni: Bid'at, Tevessül ve Şefaat, İ. Sarmış, sayfa. 350-351)

Yani, günümüz dünyasında var olan kavgalar, sıkıntılar, eziyetler, stresler ve kaotik haller, tüm bu Kur'an dışı oluşum ve yapılanmalardan meydana gelmektedir.

O halde, çare, çözüm nedir, ne olmalıdır? Hiç, oraya, buraya koşuşturmaya, koşmaya hacet yoktur!.. Elimizde, öylesi mübarek, mualla, mukaddes, muazzez bir kitap bulunmaktadır ki, işte o kurtuluş reçetesi olan Kur'an'dır!..

Netice olarak;

İnsanlık, dünya Müslümanları, tüm çözümsüz görünen mes'elelerini Kur'an'a götürmüş olsalar; Vallahi!.. Hiç bir çözümsüz hal kalmayacak, her şey cevabını bulacak ve Müslümanlar ak-pak şekilde yaşayacaklardır!..

Ama, bu güzel ana kaynağı bırakıp, orada, burada çözüm ararsak, uyduruk, uydurma, sapık, sapkın mekanlara gidersek, " Şeyhim beni kurtar" " Beni cennete yolla" " Beni cehennem azabından beri eyle" dersek, işte, o zaman biz kendi kendimizi uçuruma, kurtuluşu olmayan dehlizlere atmış olacağızdır!..

Sizler, zannediyor musunuz ki, dünya Müslümanlığı rahattır, dünya insanlığı huzurludur?.. Hayır!.. Hayır!.. Geziniz, görünüz, araştırınız, okuyunuz ve göreceksiniz ki, tüm insanlık mağdur, inkar fırtınasının içerisinde tepe-taklak olmuş durumdadır.

Tüm insanlığın kurtuluşu bir şeye bağlıdır!.. Yüce Kur'an!.. Onun yükseklerden, raflardan indirilmesine bağlıdır. Gürül gürül okunmasına, anlaşılmasını ve emirlerinin yaşanmasına bağlıdır!..

Kur'an; efsun, tılsım, cifr, ebced, büyü, muska, üfürük, düğüm çözme kitabı değildir!.. Hayat rehberimizdir, insanlığı kurtarma  ana kaynağıdır!.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık