Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Geçmiş ve Geleceğin En Zalim İnsanı
 GEÇMİŞ VE GELECEK ÇAĞLARIN EN GADDAR VE EN ZALİM İNSANI YEZİD'DİR!..
 
     " Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor." ( Nahl sûresi, âyet 90 )
 
    Bu ayeti kerime; minberlerde okunmadan önce, maalesef, seksen küsur yıl yani, Emeviyye dönemi süresince Ehl-i Beyt'e küfredilmiş, hakaretler yağdırılmış , aklın, mantığın, vicdanın, idrakin, izanın kabul edemiyeceği  hainlikler icra edilmiştir.  Niçin?
 
    Yüce Allah; bu ayette dünya nizamını sağlayan üç esası emrediyor; buna karşılık üç çirkin davranışı da yasaklıyor. Emrettiği esaslar:
 
    Adalet, ihsan ve akrabaya yardımdır. Yasakladıkları ise: Fuhuş, münker ve zulümdür. Adalet: Her şeyi tam olarak yerine getirmek, herkesin hakkını vermek ve ölçülü davranmak demektir.
 
    İhsan: İyilik etmek, hayır yapmak, bağışta bulunmak ve emredilen şeyi gerektiği gibi yerine getirmek demektir. İbadette ihsan: Allah'ı görür gibi ibadet etmektir.
 
    Akrabaya yardım: Uzak ve yakın akrabaya iyilik etmek, ihtiyaçlarını karşılamak ve onlara karşı iyi davranmak demektir.
    Fahşâ: Yalan, iftira ve zina gibi söz ve fiille işlenen günah ve çirkinliklerdir. Münker:  Şeriat ve aklı selimin beğenmeyip fena kabul ettiği iş ve davranış demektir.
 
    Bağy: İnsanlara karşı üstünlük iddia edip onları, zulüm ve baskı altında yaşatmak demektir. İşte Allah Teâlâ bu üç kötü şeyi de yasaklamıştır.
 
    Ama, Allah aşkına!.. Okuyucularımdan istirhamım, Emeviyye zihniyetinin, Muaviye'nin ve Yezid'in yukarıda sıralanan kötülükleri yapıp yapmadıklarını sormamdır!.. Tabii ki, Emeviyye soyu, dünyada var oldukları müddetçe, başta Resulullah (sav)'e, soyuna, nesebine, yani Haşimi sülalesine düşman olduğu gibi;
 
    Peygamber (sav)'den sonra da, aynı kinleri, husumetleri, hasımlıkları, nefretleri, kinleri, düşmanlıkları gittikçe çoğalmış, alevlenmiş ve tamamen kine, öç almaya yönelmiştir.
 
    Sıffîn savaşı, hakem olayı, hilafetin gasb edilmesi, Hz. Ali (ra)'ın şehid edilmesi, Hz. Hasan efendimizin zehirlettirilmesi ve benzeri binlerce kötülükle bu soyu tüketmeye, yok etmeye, tamamını imha etmeye yönelik hadiselerdir..
 
    Ve Hazreti Hüseyin (ra)!..  Ve Kerbela !..
 
    Aziz Peygamberin sevgili torunu Hz. Hüseyin (ra); baş belası, zulümkâr Yezid'in tazyikinden, baskısından kurtulmak için , dost bir çevrede bulunmak ve icap ederse orada kendisini müdafaa etmek üzere Kufe'ye hareket ediyordu.
 
    Tabii ki, bu gidiş, bu yolculuk sonu gelmeyen bir gidişti. Bu gidiş, bu yolculuk sonu olmayan, sonu felaket olan bir yolculuktu.
 
    Bu yolculuk, Kerbelâ çöllerinde, Peygamber neslinin temiz kanları ile kırmızı güller açan bir bahçeye gitmek içindi. Bu bahçe  öyle bir gülzardır ki, orada her çiçek kan kokar, orada her ağaç inleyerek sallanır ve orada her kuş yalnız gam çeker.
 
    Kerbela'da, göz yaşı ile beslenen çiçekler, insanda ancak bir diken acılığı hissini uyandırır, orada rüzgâr ciğer yakıcıdır ve Kerbelâ'da su acıdır.  İşte, Hz. İmam Hüseyin, böyle bir bahçeye ( Kerbelâ'ya) gitmek üzere Mekke'den ayrılmaktadır. Çünkü, İlâhi takdir bunu böylece takdir etmiş ve emretmiştir.
 
    " Her şeyden evvel Hz. Hüseyin asker toplamak suretiyle bir ordu teşkil etmemiş ve Irak'a bu şekilde gelmemişti. Yanında bulunanlar, umumiyetle çoluk-çocuk, yakınları ve birkaç hizmetçiden ibaretti.
 
    Otuz ikisi atlı, kırkı yaya olmak üzere hepsi 72 insan... Bunlara askerî bir kuvvet nazariyle bakmak mümkün müdür? Karşı tarafta ise, Yezîd'in adamı Ömer ibn-i Saad ve ibn-i Ebi Vakkas kumandası altında, Kûfe'den gönderilmiş dört bin mücehhez asker..
 
    Böyle kos koca bir ordunun 72 kişilik küçük bir toplulukla muharebe etmesi, hepsini öldürmesi için ortada en küçük bir sebep ve zaruret var mıydı? Etraflarının çevrilmesi ve yakalanmaları pekâlâ mümkündü. Sonra Hz. Hüseyin ne diyordu?
 
    "- Bırakınız geri döneyim, veya herhangi bir huduttan memleket dışına çıkayım. Yahut ta beni doğruca Yezîd'e götürün."
 
    Fakat o koskoca ordu bu sözlerin hiç birini dinlemedi. Hz. Hüseyin'e: "- Olsa olsa ancak Küfe vâlisi Ubeydullah ibn-i Ziyad'ın huzuruna çıkabilirsin." dediler.
 
    Hz. Hüseyin bunu istemiyordu. Çünkü İbn-i Ziyad'a güveni yoktu. Bu adamın Müslim ibn-i Akıyl'e neler yaptığını yakinen biliyordu. İşte böyle bir durumda Hz. Hüseyin muharebeye mecbur edildi.  Kendisiyle beraber bulunanların hepsi şehid oldu.
 
    Muharebe meydanında tek başına kaldı. Böyle yapa yalnız bir insana saldırmanın mânası var mıydı? Onu derhal yakalamak kabildi. Amma böyle yapılmadı. Sanki muazzam bir iş görülüyormuş gibi üzerine hücum edildi. Yaralandı ve öldürüldü.
 
    Elbiseleri soyuldu. Üzerinde nesi var nesi yoksa hepsi alındı . Mübarek başı kesildi, vücudunun üzerinde at koşturuldu. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, oturduğu yer yağma edilerek dağıtıldı.  Hanımlarının örtüleri çekilip parçalandı.
 
    Bilhassa kadınlara yapılmayacak muamelelerin hepsi kendilerine reva görüldü. Bu zulümler bittikten sonra bütün Kerbelâ şehidlerinin kesik kafaları mızrakların ucuna takılarak Kûfe'ye, İbn-i Ziyâd'ın sarayına götürüldü." ( Hilafet ve Saltanat, Mevdudi, sayfa 243-244)
 
    Netice olarak;
 
   Sanırım, yazı başlığımdan kimse gocunmayacaktır!.. " Geçmiş ve gelecek çağların en gaddar ve zalim insanı, Yezid'dir!.." sözü yabana atılacak, " boş ver" denilecek bir söz değildir!..
 
    Sanki, yeryüzünde öldürülecek, katledilecek bir insan kalmamış ki, Hz. Hüseyin yiğidi, mümin insanı, bahadırı, peygamber torunu, Fatima oğlu bir kahramanı haince, kalleşçe, ahmakça şehid ettiler!..
 
    Vücudu bir yerde, başı başka bir yerde olmak üzere, Hz. Hüseyin efendimiz, yer yüzünde işlenen en zalim, en kahredici bir zulme giriftar olmuştur!.. Yazıklar olsun!.. Allah onları, cehenneminde rezil rüsvay eylesin!..
 
    Hz. Hüseyin efendimiz (ra); Kerbelâ çölünde, susuz topraklarında şehid edilmekle mes'ele bitmemiştir!.. O tarihten bu yana, aynı topraklarda, kan, susuzluk, feryad, figan, ölüm, vahşet, ızdırap, toplu ölümler, toplu katliamlar bitmemecesine devam ederek gitmektedir!..
 
    Bundan sonraki tarihlerde de, gelecek yıllarda da, asırlarda da ve çağlarda da bitmeyecektir!.. Niçin bitmeyecektir?.. Çünkü, Peygamber neslinin temiz, pâk, nezih, billur, mis kokulu kanları oraya nahak yere dökülmüştür de onun için.
 
    Tüm insanlığın kanaatini sorunuz!.. "Yezid'i; nasıl bilirsiniz ?" diye bir bir sorunuz!.. Vallahi!.. Alacağınız cevap şu alacaktır: " Allah; Yezid'e lanet etsin!" bedduasını, ahını duyacaksınızdır!.. Allah; lanet etsin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir
            

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık