Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Gelenekçilik
  GELENEKÇİLİK, ATALARCILIK VE FETHULLAN GÜLEN'İN; "MEHDİ" " MESİH" VE " İSA" ANLAYIŞI !..
 
 
    " Onlara ( müşriklere); Allah'ın indirdiğine uyun, denildiği zaman onlar " Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız" dediler. Ya ataları bir şey anlamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler?" ( Bakara sûresi, âyet 170 )
 
    Takriben, elli yıldan bu yana, Fethullah Gülen'in; atalarcılığı, gelenekçiliği,  Said Nursi'yi, peygamberin üzerine çıkarma çalışmaları bitmemecesine devam etmektedir!..
 
    Zannettik ki, hoca, Türkiye'de söylemiş olduğu hezeyanların üzerine bir silindir çeker, bundan sonra, Pensilvanya'da değişerek, kendisini Kur'anî çalışmalara endeksler!.. Maalesef;
 
    Eski atalarcılığı, geleneksel anlayışı biraz daha katmerlenmiş, azalacağına, son zamanlar da " dinler arası diyalog" saçması ile daha da güç, kuvvet ve artırarak, "Meryem"i, Hz. Muhammed'le evlendirmeye kadar götürmüştür!..
 
    İsterseniz, bu iddialarımızı, hocanın kendi ağzından, kendi düşünce ve ifadelerinden okuyup, öğrenelim:
 
    Nurculaştırılmış bir Mesih/ Mehdi tasavvuru:
 
    " Gülen'e göre, ahir zamanda ' Hazreti Mesih' tekrar dünyaya dönecektir. Bu nüzul keyfiyetini yüz kadar hadisin bildirmekte, dört ayet de buna delalet etmektedir. Said Nursi, ahir zamanın en büyük fesadı zamanında Allah, en büyük bir müctehid, en büyük bir müceddid, hem hâkim, hem mehdi, hem mürşid, hem kutb-u azam olarak bir " zat-ı nurani" yi gönderecek, o da ehl-i beytten olacaktır demektedir.
 
    Gülen, tıpkı Said Nursi gibi, -bizzat gelmesini imkânsız görmemekle birlikte- İsa'nın şahsı manevi olarak ineceğine inanmakta, hiç kimsenin de buna itiraz edemeyeceğini ileri sürmektedir.
 
    Gülen; " Eğer bir şahs-ı manevi olarak Hz. Mesih inecekse ben onu çok uzak görmüyorum. " demektedir. Her ne kadar kendisini bir mehdi, halaskar, Heraklit ve Mesih olarak görmediğini, bunları rüyasına bile misafir etmeyeceğini, " boynu tasmalı kulluğa rıza gösterenlerden" olduğunu açıklıyorsa da, nurculuk tüzel kişiliğini, şahs-ı  manevi olarak gelecek olan Mesih kabul ettiğinde kuşku yoktur.
 
    En azından kendisi Said Nursi'ye, ahir zaman da gelecek zatlara ( Mehdi) zemin hazırlayıcı kişi gözüyle bakmaktadır." ( İktibas Dergisi, Temmuz 2010, sayfa 52, sayı 379, Mehmed Durmuş)
 
    Yani, ne demek, " Said Nursi'ye, ahir zaman da gelecek zatlara ( Mehdi) zemin hazırlayıcı kişi gözüyle" sözü nedir, ne anlama gelmektedir?
 
    Bu sözden, ben şunu anlıyorum, Said Nursi zamanının Mehdisi, Mesih'i olduğu gibi, bu zamanda da, Fetullah hoca, günümüzün Mesih'i Mehdi'si ve kurtarıcısı olacaktır!.. Vayy!.. Millet olarak başımıza üşüşmüş, kendini kitlelere kabul ettirmiş zavallılara!..
 
    Oysa, 20 ve 21 nci asırda, ülkemizde öylesi, ilim adamları, Kur'an insanları yaşamış, milletimize hizmet etmişlerdir ki, bunları unutmak, yabana atmak, eserlerini severek, içtenlikle okumamak mümkün değildir!..
 
    Soruyorum:  " Hak dini, Kur'an dili" eserinin sahibi allame Muhammed Hamdi Yazır'ı; kim unutabilir, inkar edebilir? Ahmet Hamdi Aksekili  hoca efendi, ülkemize, milletimize ölünceye kadar hizmetiyle yaşamış, son nefesine kadar da bu hizmetinden uzak kalmamıştır!..
 
    Prof. Mehmet Aydın hocamız, ( eski bakan), Prof. A. Bayındır, Prof. M. Okuyan, Prof. H. Karaman, Prof. M. İslamoğlu, Prof. M. Görmez, Adana bölgesinin meşhur inkılapçı vaizi Nasrullah hoca, Prof. A. Bardakoğlu, Prof. Y.N. Öztürk vb. binlerce Kur'an insanını kim inkar edebilir?
 
    Tüm bu kahramanlar, çıkıpta kendilerini " Mehdi" " Mesih" " falan evliya" "filan evliya, " şu kurtarıcı" "bu kurtarıcı" diye lanse etmemişler, hiç bir zaman da, böyle bir sahte iddianın kurbanı olmamışlardır!..
 
    1979 yılları idi!.. K.Maraş İHL. öğretmenlerinden, kendisini Said Nursi'ye kurban etmiş bir kişi ile tartışmam olmuştu: Yukarı da, arzetmiş olduğum hocalardan bahsedince, bana vermiş olduğu cevap, halen tüylerimi diken diken etmektedir!..
 
    " Şerafettin hoca!.. Sizin bu saymış olduğunuz hocalar veya kimseler var ya!.. Bunlar, ancak Said Nursi'nin " Taharet çaputu" olabilir (!)" sözü, halen hafızamı meşgul etmekte, zihin dünyamı allak bullak etmektedir!..
 
    Dolayısıyla, Fethullah hoca, sürekli değişen, değişkenlik gösteren bir hocadır!.. Aşağı-yukarı, 1975 yıllarından beri basından, yayından kendisini takip etmekteyim. O yıllara nazar ettiğim zaman görmüş oluruz ki, hocanın dünyası bu günkü halinden çok çok farklı ve değişik bir alemdi!..
 
    Orta Asya steplerinden dem vurur, Yeniçerileri Mohaç'a götürür, İstanbul'un fethinde Ulubatlı Hasan olur, Çaldıran'da sipahileri, levendleri konuşturur, Çanakkale'de Mehmetçik olur, Sakarya'da, Kurtuluş mücadelemiz de üveykler gibi uçuşurdu.
 
    " Mehmetçik" onun dünyasında farklı bir yerdeydi!. " Muhammed" ismini söylerken, akabinde " Mehmetçik" ismini de telaffuz ederdi. Askere, rütbeliye, rütbesize o kadar aşık idi ki, bunları burada anlatmam mümkün olmayacaktır!..
 
    Ama, gün oldu, Fethullah hoca, 90 derece dönüş yaparak, Mehmetçiğin komutanlarına hasım, düşman oluverdi!.. Neden ve niçin!.. Şimdi, burada soruyorum, son bir kaç yıldan bu yana, daha doğrusu, Amerika'ya iltica ettikten sonra, Türkiye'den, Mehmetçik'ten, ordudan, Türk sevdasından bahsettiği, Akif merhumu dillendirdiği görülmüş müdür?  Onun içindir ki;
 
    " Gülen, formel olarak mutasavvıf olmasa da, zihniyet olarak tam bir tasavvufçudur. Mesela, temeli Muhyiddin İbnul Arabî'ye dayanan, " Nübüvvet kapısı kapanmış ama velayet kapısı kapanmamıştır." teorisini olduğu gibi benimser.
 
    Gülen bu felsefeyi o kadar ileri götürür ki, İslam inancına göre, hiç evlenmediği halde İsa'yı doğuran Meryem'e Muhammed (sav)'i koca yapabilmektedir. Hz. Meryem'e temessül eden ve Kur'an'ın ' beşeran seviyya' ( Meryem, 17) dediği ruhun Hz. Muhammed olabileceğini söylemekte hiç bir beis görmemektedir.
 
    Allah Resulü adına uydurulduğunda kuşku olmayan "Meryem'i bana nikahladılar" sözünü de aynı rahatlıkla kullanmaktadır. Çünkü Hz. Meryem'in gözüne başka hayalin girmemesi gerekiyormuş! 
 
    Kendisinden 571 sene önce, Kur'an'ın şahadetiyle, kendisine hiç bir insan eli değmemiş olarak İsa'yı doğuran Meryem'e Muhammed (sav)'i eş, İsa'ya baba tayin etmenin dini, fikri ve aklî izahını yapabilmek mümkün görünmemektedir." İktibas, Temmuz 2010, M. Durmuş, say.54-55)
 
    Netice olarak;
    Zaman zaman bu konuyu gündeme taşıyacağım.. Çünkü, aziz milletimiz, uydurma hikayelerle, öykülerle, masallarla kandırılmaktadır!..
 
    Bu işi, ister Fethullah Gülen uydurmuş olsun, ister cübbeli cenahı , ister N. Hatipoğlu, M. Karataş, Döngeloğlu uydurmuş olsun, bana göre değişen bir şey yoktur. 
 
    Ne acı ki, elde Kur'an gibi bir kitabı Mübin bulunurken, aziz milletimizin bunların safsataları ile kandırılması, bizlerin, tüm okuyan kesimlerin gücüne gitmekte, onuruna dokunmaktadır!..Fethullah Gülen (!); İsa'yı gökten indirdirirken, Cübbeli aklı olmayanı ise, yeryüzünde dolaşan Kertenkelelerin öldürülmesini, sevap kazanılacağını anlatmaktadır.
 
    Son olarak, diyorum ki, günümüz dünyasında, ismini, adını ilmi ile, ameli ile, eserleri ile duyurmuş, bir Prof. Hüseyin Atay hocanın böyle bir densizlik yaptığını, akıl dışı konuşmalarda bulunduğunu iddia edecek bir babayiğit çıkabilecek midir?
    Rabbim!.. Bu millete, Kur'anî bilinç lütfetsin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir
            

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık