ayyıldız vekaletle kurban kampanyası
ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

GERİ KALMIŞLIK BİR KADER MİDİR

GERİ KALMIŞLIK BİR KADER MİDİR?.

-2- " Dediler ki: Hayat ancak bu dünyada yaşadığımızdır Ölürüz ve yaşarız.

Bizi ancak zaman helâk eder Bu hususta onların hiç bir bilgisi de yoktur Onlar sadece zanna göre hüküm veriyorlar.

" ( Câsiye sûresi, âyet 24) Dirilmeyi ve ahiret hayatının inkâr eden materyalist dehrîler, ölmeyi, ölümü "dehr" denen sürekli zamana ve veya tabiata bağlayarak, onun dışında ve üstündeki hakîki müessiri, yüce Allah'ı tanımadıklarını ifade ederler Maddeci, materyalistlere göre ölüm, gece ve gündüz, yani zaman hazırlar Ruhları alan bir ölüm meleği yoktur.

Bütün olaylar zamana dayandırılır Ama onlar bu inancı beslerken zandan başka hiç bir delile sahip değillerdir Bu Ayetin tahlili olan girişten sonra, asıl mevzuya girecek olursam, " Geri kalmışlık bir kader midir?" sorusunu cevaplamaya çalışalım.

Merhum Akif bu konuda der ki; " Mahalle Kahvesi ,Osmanlılar bilir, ne demek " Tasavvur etme sakın, ' Görmedim nedir?" diyecek? Dilenci şekline girmiş bu sinsi caniler, Bu, gündüzün bile yol vermeyen haramiler Adımda bir dikilir azminin, gelir önüne; Zavallı yolcunun artık kıyar bütün gününe.

Mahalle kahvesi Şarkın harîm-i katilidir; Tamam o eski batakhaneler mukabilidir.

Zavallı ümmet-i merhume ölmeden gömülür; Söner bu hufrede idraki, sonra kendi ölür.

" ( M Akif ) Hayır!.

Geri kalmışlık bir kader değildir! Müslümanım diyenlerin, İslam aleminin suçu, kabahati kaderin üzerine yıkmalarıdır.

Çalışma olmayacak, didinme bulunmayacak, alınlar terlemeyecek, teknik ve teknoloji üretilmeyecek, fabrikalar yapılmayacak, Müslümanların faydasına olacak teknik ve teknoloji alanlarında dünyada en geride kalınıp, suçlu bulmak, suçlu aramak kolay bir iştir Hele, kader mes'elesi diye bir konu vardır ki, onun sırtına ne kadar yük yükleseniz , "götüremem", "yeter" diyemeyecektir!.

Hakikaten, içerisinde bulunduğumuz yüz kızartıcı ahvalden utanmamak, sıkılmamak, hicab duymamak mümkün müdür? Her türlü rezilliğin, sefilliğin, kepazeliğin, utanmazlığın zuhur etmiş olduğu bir İslam dünyası!.

" İnsan Hayatında Çalışmanın Anlamı ve Önemi Masamın üstünde aylık okuyacağım kitaplar arasında durmakta olan Çocuk ve Ergende Karakter Eğitimi adlı kitabı elime açıp açtığımda, karşıma " Kur'ân-ı Kerim'de Çalışkanlık" bölümü çıkmıştı Sayfaları incelediğimde çalışkanlık duygusunun gelişimi, çalışkanlık ve çalışmayla ilgili Hz.

Peygamber (sav)'den bazı rivayetlerin yer aldığını gördüm Konu, beni bir kaç gün önce küçük oğlumun eski mahallemizdeki ara sokakta bulunan kıraathaneyi gördüğünde sorduğu bir soruya intikal ettirdi Hasan Ali, " Baba, kıraathane ne demek?2 diye sormuş, ben de " Kitap okunan yer.

İnsanların boş zamanlarında bir araya gelip sıcak-soğuk meşrubatlarını içerken lüzumsuz ve zararlı şeylerle meşgul olmayıp kitap okusunlar diye yapılan, halka açık oturma yerleri" diye cevaplamıştım Hasan, " Ama kitap okumuyorlar ki! Hem de sigara içiyorlar!" diye karşılık verince, " Zamanla bu yerlerin mahiyeti değişmiş.

" demekle yetindim, ama canım da sıkılmamış değildi hani Oğlum fark etmedi ama, kıraathanenin iki dükkan aşağısında bir de internet cafe vardı Orta yaş ve üzerindekilerin doldurduğu kıraathanenin iki dükkan aşağısında internet cafeyi de on yaş grubu gençler dolduruyordu.

Acı gerçek şuydu: Tembellik ve zamanlarını lüzumsuz, hatta zararlı şeylerle meşgul olarak geçirme, oyalanma, zaman öldürme alışkanlığı hâlâ sürmekteydi" ( sorularlaislamiyetcom) Allah aşkına!.

Şu alemi İslam'ın haline bir bakınız!.

Ne göreceksiniz? Açlık, fakirlik, yoksulluk, geri kalmışlık, ölüm, kıtal, mezhep kavgaları, fabrikaların olmayışı, petrolün çok oluşu, insanların birbirlerini boş yere, hiç yüzüne birbirlerini öldürmelerini göreceksiniz!.

Şimdi, bu acıyı, ıstırabı, perişanlığı, kalkınmamışlığı, rezilliği, rüsvaylığı yaşamakta olan kitlelere, insanlara sormuş olsanız, nasıl bir cevap alacaksınız biliyor musunuz? " Allah'ın takdiri ve kaderi böyle imiş(!)" olacaktır!.

Yani, suçlu bulunmuştur! Su, hiç kendilerinde değil tamamiyle kaderindir, kaderlerinindir!.

Halbu ki; " Kur'an ise; insanların bu anlamda kaderlerini yanlarında taşıdıklarını söyler; " Talihiniz yanınızdadır (Kaderiniz tercihinize bağlıdır)" ( Yasin/19) İslam öncesi Arap edebiyatı, " İnsan hayatının dehr ile kontrolü veya tayin ve tesbiti" ile ilgili şiirlerle doludur Dehr kelimesini ele alıp, yerine kader ve talih kelimesini koymak kâfidir.

Cahiliye müşrikleri şöyle diyorlardı: " .

birilerimiz ölür, birilerimiz doğar ( Bu böyle devam eder gider) Bizi yok eden ancak dehr'dir" ( Casiye/24) Yine müşriklere göre şeref çalışmakla değil, bir kabileye mensup olmakla elde edilebilirdi.

İnsan kabilesini seçemeyeceğine göre, şeref bir kader işiydi Zaten çöl şartları onları doğuştan kaderci yapmaktaydı Yine ilahları Lât'ın bir anlamı talih-kader anlamında bir kelime ile de bağlantılıydı.

O zaman ki Arabistan'da kehanet/irafe ve yıldız falcılığı" oldukça yaygındı Kehanet ve yıldız falcılığının kader düşüncesine dayanıyordu Zira kâhinlerin, arrafların ve falcıların bir insanın geleceğini okuyabilmesi için, o insanın geleceğinin daha önceden okuyabileceği bir yerlerde yazılı olması gerekiyordu.

Bu kâhin ve arraflar, tıpkı günümüzdeki " falcılar" gibi, birer kader okuyucusuydular" ( wwwsaadettinmerdin.

com) Evet, İslam'da kader anlayışı bu anlatılanlar gibi değildir Amentü'nün içerisine yerleştirilmesi de, Muaviye'nin, ustaca bir maharetidir Yezid'in, rezilce yapmış olduğu, işlemiş olduğu cinayeti, evlad-ı resul katlini kadere yüklemesi oldu.

Onun içindir ki, " geri kalmışlık bir kader midir?" sorusuna verilmesi gereken yanıt şu olmalıdır! Hayır!.

Geri kalmışlık, bir kader değildir!.

Müslümanların, çalışmaması, kıraathane, çayhane, internet cafe'de, gölgelik yerlerde yan gelip yatması, alınların terlememesi, beyinlerin, düşüncelerin iflası, okumamışlık, cahillik, cehalet ve sonuncusu da tembelliktir! Netice olarak; " Hz.

Ali'ye karşı, kendine has metodlarla, yürüttüğü mücadeleyi kazanan Muaviye, Hicretin 41 yılında Emevi Devleti'ni kurdu Emevî yönetimi, kuruluşundaki gayri meşruluğun sıkıntısını, kader kavramının arkasına sığınarak gidermeğe çalışmış ve kaderci düşüncenin gelişmesi için elinden geleni yapmıştır.

Çünkü onlar, kaderciliği siyasi geleceklerinin garantisi olarak görüyorlardı Emevî Devleti'nin yöneticilerine karşı gelmek, kadere dolayısıyla Allah'a karşı gelmek olduğundan, karşı gelenin öldürülmesi helal olmaktadır " Boşuna uğraşmayın! Allah bizi istiyor.

Allah bir şeyi beğenmediği zaman onun değiştirir" Allah bizi değiştirmediğine göre, Allah'ın istediğine karşı çıkmaya sizin hakkınız olamaz Size düşen itaat etmek, Allah'ın iradesine rıza göstermektir.

" ( a g site) Emeviyye'ye göre Hz.

Hüseyin (ra) niçin suçludur veya katledilmiştir? Allah'ın kaderine, iradesine, takdirine karşı geldiği için öldürülmüştür! İddiası!.

Oysa, Hz.

Hüseyin (ra), hayatında bir kere olsun kader mevzunu dile getirmemiş, onun asıl gayesi, İslam'ın yüzünü güldürmek, Asr-ı Saadetin devamını sağlamak, saltanata, krallığa hanedanlığa, sultanlığa fırsat vermemekti!.

Rabbimiz! Bizleri, Hz.

Hüseyin (ra)'ın aziz yolundan ayırmasın! Âmin!.

Selam ve dua ile.

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık