Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Gübrelikte Gül Yetiştirmek Mümkünmü?
 "   ÇÖPLÜKTE BELKİ, AMA; GÜBRELİKTE GÜL YETİŞTİRMEK MÜMKÜN MÜDÜR?!"
 
 
    " Ey müminler! Allah'a ve Peygamber'e hainlik etmeyin. Bile bile aranızdaki emanetlere de hâinlik etmeyin. Bilin ki, mallarınız ve evlâtlarınız ancak bir fitnedir ( sizi günaha sokmaya sebeptir). Allah yanında ise büyük mükâfat vardır." ( Teğâbün sûresi, âyetler 14 ve 15 )
 
    Mal ve evlat!.. Her ikisinin de varlığı hem mutluluktur, hem de, isyan, fitne, fücür ve nifaktır!.. Ne zamanki; evlad; Hak yolunda yetişmiş, hakka ittiba etmiş, Allah'a kul, insanlığa yararlı bir kişi ise, işte o zaman mutluluktur, huzurdur, gıbta edilecek bir haldir!..
 
    Lakin, evlat; hak yolu değil de, batılı, sapıklığı, anarşizm yolunu, yalanı, hileyi, kandırmayı, mürtedliği, inançsızlığı yaşıyor ise , o zamanda, ebeveyn için, fitnedir, kahırdır, buhrandır, kıyametin  kopmasıdır!..
 
    Mal da öyledir!.. Elimizdeki mal, dula, yetime, öksüze, öğrenciye, asker ailesine, kimsesize, garibana, miskine, şehid yavrularına,yavuklusuna, fakir-fukaraya veriliyor ise, o mal, insana huzur verir, mutlu eder!..
 
    Ama lakin; " ben kazandım" " benim malım" " kim ne karışır" diye bir bir düşüncenin, fikrin baskısı altında kalmak, insanı, işte, o zaman felakete sürükler, elindeki mal, o kişi için, fitne, fesat, günah yığını olur, o kişi dünyada mutlu ve huzurlu olmadığı gibi, uhrevi alemde de perişan, mağdur ve zelil olacaktır!.. Bu noktadan sonra, Ahmet Kalkan hocayı dinlemek, alıntılamak istiyorum:
 
    " Affet beni evlâdım! Okuduğun kitapları, gazeteleri, konuştuğun arkadaşlarını, sana terbiye ve eğitim verenleri, seyrettiğin filmleri, oynattığın oyunları... Kontrol altında tutamadım; gerektiğinde ambargo koyamadım. Kalbine ve kafana gireceklere gümrüksüz gel geç dercesine tavrımla, bahçedeki korkuluk kadar bile olamadım.
 
    Bütün bunları benim yerime ve benden daha güzel yapacak Allah korkusunu, ihsan bilincini, tevhid şuurunu gönlüne yerleştiremedim. Gecemi gündüzüme katıp, seni " nasıl Müslümanca yetiştirebilirim?" diye planlar, programlar yapamadım. Dinim seni nasıl yetiştirmemi emrediyor, öğrenip uygulayamadım. Ben suçluyum Rabbim. Affet beni Allah'ım!..
 
    Bir zamanlar bana karşı yeterince hürmetli ve saygılı davranmıyor, emirlerimi yapmıyorsun diye kızıyordum sana. Şimdi ise o kızdığıma kızıyorum yavrum. Öyle görmüştük biz çocukluk ve gençliğimizde: Zerre kusur etmezdik saygı ve hürmette atalarımıza, hatta yaşça büyük herkese.
 
    Ben de bir zamanlar senden bunu bekliyordum. Çok önemliydi o demler, çocuğumun beni sayıp hürmet etmesi. Şimdi kızarak gülüyorum bu halime. Allah'a saygısız olan, O'nun emirlerini çiğneyen, Kur'an'ın hükümlerini umursamayan çocuk bana saygı gösterse ne olurdu?
 
    Allah'a saygı mı, hangisi daha önemliydi? Bir çeşit ilahlık taslamış oluyordum o zamanlar. Allah'a saygıdan çok kendime hürmet istiyordum. Ölçü bendim, önce kendime istiyordum itaati ve saygıyı.
 
    Önce benim sözüm tutulacak, emirlerim yerine getirilecekti. Allah'ın emirlerinin tutulup tutulmaması benim için o günler önemli değil; benimki önemliydi.
 
    Şimdi kızarak gülüyorum bu  halime; ben neydim ki Allah'ın yanında, zerre bile olabilir miydim? Ben neydim ve neyim ki? Yaratan'a isyan ederken çocuk, ben kendimi düşünüp bana itaat ve saygı isteyeceğim?
 
    Ana-babanın veya başka bir beşerin koyduğu kurallara karşı gelenler isyankâr olur, anarşist kabul edilir de, Allah'ın kanunlarına boyun eğmeyen, her şeyiyle isyan edip baş kaldırana anarşist ve isyankâr denmez de ne denirdi?
 
    Esas anarşist ve isyankâr, benim namaz kılmayan oğlumla, İslâmî örtüye bürünmeyen kızımdı. Anarşiyi batılı ve bâtıl rejimler üretiyordu ama gençleri kurban eden bu rejimleri besleyen, anarşist yapanlara fırsat veren biraz da bendim, ben.
 
    Anarşist babasıyım ben!. Zehirli yılanları iyice besleyip büyüttükten sonra sokağa salıveren insan, yılandan daha suçlu, daha zengin değil miydi? Kendi elleriyle yılanın zehirlerini takviye eden, ettiren terbiyeci hele benim gibi tedbir alamamış ise, kendisi de zehirlenip ölecekti. Keşke büyüttüğüm yılan, zehiriyle sadece bana zarar verip beni öldürseydi de dâvâma saldırmasaydı, toplumu ifsâd etmeseydi!" ( www.tevhidhaber.com)
 
    A. Kalkan hocanın izah ettiği gibi, kusmuğun, irinin, cerehatın oluk oluk aktığı bir ortamda yaşamaktayız!.. Sokak, cadde, meydan rezilliğin, pisliğin, çürümüşlüğün daniskasını yaşamaktadır!..
 
    Mescidlerin boş olup, günahın aleni olarak sahnelendiği ve sergilendiği bir dünya ki, köşe başlarında kumar tuzakları, gençleri avına düşüren cafeler, barlar, meyhaneler, içkili alemler, popçular, topçular, her tarafımızı sarmalamış, gırtlaklamış, bizleri nefes alamaz hale getirmiştir.
 
    Tesettür desem tesettür yoktur!.. Başlarda, el gördülük bir çember veya diğer adıyla türban, ama, ayaklarda, sıktırılmış kot pantolonlarla, " giyinik çıplak" durumundadır gençlerimiz!.. Soruyorum!.. Allah aşkına, bunun neresi tesettürdür?
 
    Hangi yana dönsek, hangi cihete nazar edecek olsak, bir çirkef, bir hezeyan, bir günah sahnelendiği görülmektedir!.. Flört, aşık-maşukluk, nikahsız beraber yaşamalar, fingirdeşmeler, vıcık vıcık ellerde dolaşan dokunmatik telefonlarla rezilce , ahlaksızca sohbetler!..
 
    Evet, evladlarımız; dört taraflarından çepe çevre sarılmış, yığın yığın günahla, isyanla, anarşizmle baş başadır!.. Biranın, şarabın, her türlü sarhoş edici maddenin su gibi içildiği, sokaklarımızda sarhoşların naralarının yankılandığı bir ortamı yaşamaktayız!..
 
    Camilerimiz; istenilen, istediğimiz metodu yani, Kur'anî eğitim ve öğretimi verememektedir.. Sanki, Müftülükler, iş verme, meslek sahibi yapma yerleri gibi, işlevsiz, şuursuz, gayesiz, idealsiz, bom boş bir şekilde, görevlilerini sallamış görev yerlerine, ama, ne yapmaktadırlar? İnsanlara ne vermektedirler? Ne soran vardır, nede soruşturan?
 
    " Pek önemsemiyordum eskiden evlât terbiyesini!.. Bir kaç beylik lafla oluverecek zannediyordum: " Oğlum namaz kıl, kızım başını ört!" Niçin kılacaklardı namazı, başını niye örtecekti kızım? Öğretmiyor, öğretemiyordum.
 
    Öncelikle Allah'ın her şeyden fazla sevilip emirlerine itaat edilmeye lâyık biricik Rabbimiz olduğunu, emirlerinin hikmetini, dünya ve ahiret saadetine eriştireceğini...
 
    Şimdiki gençler öyle bir toplum içinde yaşıyorlar ki, namaza, örtüye giden yollar tümüyle tıkalı. Kolay mıydı bu devirde gencin namaz kılması, ahlâklı-iffetli olması, başını örtmesi? Köklü, çok sağlam bir iman olmadan mümkün müydü bunlar?
 
    Gerçek iman olmadan sâlih amel olmayacak, tevhidi imanın adına ise düzen irtica koyacak, toplum da bu zokayı yutacak... Her şeyin başı imandı. Motor olmadan veya motora enerji konmadan araba çalışabilir miydi?
 
    İnsanın motoru da kalbi idi; kalbin ihtiyacı da iman. Kalp motoru, iman enerjisi olmadan elbette çalışamazdı. Kalp bütün vücuda kan pompalayacak güçte olmalıydı.
    İman da her uzvu sâlih bir şekilde harekete geçirecek yeterlikte/sağlamlıkta  olmalıydı. İman olmadan ya da yeterliliği bulunmadan hareket/amel/ahlâk beklenebilir miydi? " Kalp sağlam olursa bütün vücut sağlam olur" diyordu.  Allah'ın Rasûlü. Kalbi/imanı sağlamlaştırmalıydı her şeyden önce." ( www.tevhidhaber.com)
 
    Netice olarak;
 
    Evet, ülkemizde huzur istiyorsak, evlerde, hanelerde, evliliklerde, nişanlarda, huzur ve saadet temenni ediyorsak, her şeyden önce, evlatlarımıza; Hakkı, hakikati, Kur'an'ı, İslam'ı, Sünneti Nebeviyyeyi  öğretmeliyiz!..
 
    Maziyi, ecdadımızı, İslam'ın önder ve örnek insanlarını tanıtmalıyız!.. Neslimizin; tıpkı, Mus'ab Bin Umeyr, Hasan ve Hüseyin, Ebu Zer, Üsame, Ömer bin Abdullah, Sa'd Bin Umeyr vb. mücadiller gibi olması için tüm imkanlarımızı, var gücümüzü sarfetmeliyiz!..
 
    Asrın pisliklerinden, tuzaklarından, kapitalist şekillerin kurnazlığından, " Sevgililer Günü". " Aşıklar günü" flört, nikahsız birliktelik gibi sapkınlıklardan yavrularımızı korumalıyız!..
 
    Düğünlerimiz, nişanlarımız, örnek olmalıdır!.. Gavurca değil de, Müslümanca, İslamca yapılmalıdır!.. İçi boşaltış baş örtüsünü istemiyoruz!.. Baş örtüsü, hakkın, Rabbaniliğin, Kur'anîliğin sesi, soluğu olmalıdır!..
 
    " Giyinik çıplak" türü giyinmeyi kabul etmiyoruz!.. Ya örtünecekler, yada örtünmeyeceklerdir!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir
            

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık