Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Günümüzde Ümmet Olmaya Neler Engel Oluyor?

" Hep birlikte Allah'ın ipine ( İslâm'a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O'nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız." ( Âl-i İmrân sûresi, âyet 103 )

" Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır." ( Âl-i İmrân Sûresi, âyet 105 )

" Ya birleşeceksin, ya bir leşe döneceksin! Bir leş olmaktan kurtulmak için birleşmek, olmazsa olmaz şarttır." ( A. Kalkan)..

Gerçekten, gönlümüz arzu etmektedir ki, arzın üzerinde, birleşmiş, bütünleşmiş , bir araya gelmiş, birlikteliği sağlamış bir İslam dünyası, bir Ümmeti Muhammed olsun!..

Kalkınmış, her türlü yeniliğe açık, bağnazlığı altetmiş, geriliği, çağ dışılığı yok etmiş, medeniyeti yakalamış, kalkınmışlığı bulmuş  bir ümmeti Muhammed!..

Ümmeti Muhammed'in fertleri; Akdenizde, Ege denizinde ve tüm soğuk sularda, Batı ülkelerine kaçmak adına, iltica etmek namına boğulmasın, derin sularda yok olmasınlar!..

Ama, hey hat ki , heyhat!.. Ümmeti Muhammed'in birlik olmasını engellemek için, Siyonistler kollarını sıvamışlar, Batı ülkeleri iştiha ile bakmaktalar, komünizm, ha bire yutmak için uğraş vermekte veya ırkçılık belasını iç bünyemize sokarak, bir araya gelmemizi engellemektedirler..

Dış etkenler, bunlar olurken; iç unsurlarda diz boyunu aşmış durumdadır. Dış etkenlere karşı , iç tahribat daha yoğun durumdadır. Örneğin;

Mezhepçilik, tarikatçılık, ulusalcılık, ifrata varan ırkçılık, cemaatçilik, meşrepçilik, grupçuluk, milletimizi; içten içe zayıflatmakta, çökertmekte ve bütünlüğünü bozmaya çalışmaktadır.  Şu ayeti kerimeyi hep beraber birlikte teati edelim:

" Allah ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir." ( Enfâl sûresi, âyet 46 )

" Bir birinizle çekişmeyin" ifadesi her şeyi ortaya koymakta; bağnazlığı, cehaleti, gericiliği, yobazlığı şiddetle reddetmektedir. Çünkü, tüm bu ifadeler, çekişmeyi, didişmeyi beraberinde getirmektedir.

Millet olarak; bizler, öyle devirler yaşamış olduk ki; kos koca imparatorluğu böylelikle bitirmiş, tüketmiş, daracık Anadolu topraklarına çekilerek yaşamış olduk.

Yani, topraklarının bir ucu Viyana'ya, diğer taraftan Yemen'e, Fas'a, Bağdat'a, Tebriz'e ulaşan bir milletin Türkiye toprakları içerisinde bile didişmesi, birbiriyle çekişmesi boşuna değildir.

Bu çekişmelerin, tüm etkenlerini bilmek, araştırmak, iç ve dış sebeplerini bilerek tedbir almamız üzerimize düşen en büyük vazifedir.

Cemaatcilik dedim de, örneğin; 15 Temmuz darbe girişimi, zihin dünyamızı mahvetmiş, Gazi Meclisin bile tepeden inen bombalarla hercü merc edildiğini görmüş olduk.

Cemaatciliğin, bana göre din ve imanı, hayal ve düşüncesi, İslami, Kur'an'ı olmayıp, tamamen dış odaklara kapılanma olarak, ülkemizi içten çökertme, dış etkenlere peşkeş çekme girişimidir.

Halen de, söz konusu cemaatcilik sıkıntısı, baskısı, macerası bitmiş, sona ermiş değildir. Cemaatin, baskılarını, siber olarakda yaşamak mümkündür ve mümkün olmaktadır.

Ülkemiz içerisinde, meydana gelen terör olaylarının, intihar saldırılarının, her an hazırmış gibi patlayacak bombaların nereden, nasıl, hangi cihetten şimşeklendiğini, fitilinin yakıldığını  bilmek, aşina olmak durumundayız.

Onun içindir ki, millet olarak, huzur içerisinde yaşamayı, bütünlük, birlik içerisinde yaşamayı arzu ediyoruz. Hoş görü adına bütün imkanları kullanarak, herkesi sevmeyi, " Fırka-i Naciye" biziz dememeyi prensib haline getirmeliyiz..

Aksi halde, her tarikat, her oluşum kendisini " Fırka-i Naciye" görürse, diğerlerini otomatik olarak "fırka-i şeytan" olarak görecek, değerlendirecek ve ona göre tavır ve tutum içerisinde bulunacaktır.

Netice olarak;

Millet olarak, taklitçilikten uzak, ahlaki zaafiyetten öte, nefsimizin heva ve heveslerine uymadan bir millet ve toplum olmak zorundayız..

Sokaklarda, caddelerde, meydanlarda "fink" atan günahı kebairin üstüne üstüne gitmeliyiz. Giderken de, kırmadan, dökmeden, tahrip etmeden gitmeliyiz.

Toplum bünyesinde fuhuş denilen musibet yaşama, yeşerme imkânı buluyorsa, bunu ber taraf etmeli, faizcilik, tefecilik, mezhepçilik, grupçuluk belasının giriş menfezini bilmeli ve bulmalıyız.

Taassup, bağnazlık, yobazlık, dini bilmeden, Kur'an'ı anlamadan yaşama; sağlıklı, mazbut bir yaşama şekli değildir.. Taklitten tahkike adım atmalı, her şeyi araştırarak, bilerek, dibacesine sağlıklı bir şekilde inerek yaşamalıyız..

İslam adına şekilcilik belasından uzak olarak, Resulullah (sav) ve sahabe-i kiramın;bu tür çirkinlikten, gösterişten, kavuk ve cübbe sallamaktan öte, bir yaşamlarının, takva cihetini yaşamış olduklarını anlamalı, bilmeli ve onlar gibi tahkik ederek yaşamalıyız..

Aziz Kur'an'ı; anlamadan, dinlemeden, sadece başımızı sallayarak okuma değilde, her ayetin, her surenin dibacesine inerek, " ölü ruhlarından" ziyade kendimizi kurtarmak adına okumalıyız. Rabbim!.. Tüm bu istek ve arzularımızı gerçek eylesin!.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık