Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Halep Karanlığa Gömülürken

" HALEP KARANLIĞA GÖMÜLÜRKEN, ŞEHİRLER IŞIL IŞIL EĞLENMEYE DEVAM MI EDECEK?.."

" Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve herkes, yarına ne hazırladığına baksın. Allah'tan korkun, çünkü Allah , yaptıklarınızdan haberdardır. " Haşr sûresi, âyet 18 )

" Allah'ı unutan ve bu yüzden Allah'ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerdir." ( Haşr sûresi, âyet 19 )

Mevzumuz yine Halep'tir!.. Nasıl olmasın ki?. Yüz binlerce insan, yaşlı, ,genç, kadın, kız, kızan gökten yağmur gibi yağmakta olan şarapnel parçalarına hedef olurken, aç, susuz, giysisiz ve çııplak bir halde ölürken, diğer tarafta, insanların ve insanlığın ışıl ışıl lambaların, avizelerin altında zevkü sefa sürmesi nasıl izah edilmelidir?

Maalesef, insanlar Halep'te ölürken, dünyaya feci şekilde veda ederken, diğer tarafta insanlar ve insanlığın ekseriyeti keyif sürmekte, doyuncaya kadar, aksırıncaya, tıksırıncaya kadar alem yapmaktadır!..

Halep ve Halep'li mazlumlar; varlığın içerisinde yokluk çekmekte, sefilliği, perişanlığı, zilleti, ezilmeyi, zulmü kader edinmiş durumdadır!.. Nasıl kaderse?

Evler yıkılmış, hanlar, hanümanlar yerle bir edilmiş, secde mahalleri tarümar, minareler öksüz, ezanlar suskun, diller lal, kalpler ölü, sokaklardaki insan cesetleri, değersiz şekilde kudsiyetini kaybetmiş, gömülecek toprak, defnini yapacak kimse bulamamaktadır!..

Soruyorum, sormadan, sitem etmeden duramıyorum.. İnsanlık nerede?.. Tüm dünya insanları, bu şaşkın durumdan habersiz mi acaba?

Kendi ülkemizde yayın yapan televizyonların cibilliyetsizliğinden, renkli alemlerinden, duyarsızlığından, boş vermişliğinden, bir kısım aşüfteleri lanse etmelerinden tiksiniyor, onların tümünü yuhalıyor, yazıklar olsun diyor, bir gün gelecek ki, kendileri de böyle bir afetle, ızdırapla, dramla karşılaşabilir diye hatırlatıyorum!..

Diğer taraftan, Batı ülkeleri, ABD. Rusya Putin'i veya İran Müslümanları ve diğerleri, renkli alemlere esir düşerken, Ayatullahlar, ne zaman kendilerine gelecek, Kur'an'a inanacak, mezhebi kaosları terkedecektir? Şu alıntı yazımızı birlikte okuyalım:

" Adalet ve Özgürlük ilkesi ardından, bu ikisiyle de alakası olan " Eşitlik" ilkesinin  de Dünya Düzeni ve Uluslar arası ilişkiler alanında  egemen kılınması Müslümanın görevleri arasında yer almalıdır.

Elbette burada kastedilen mutlak bir eşitlik değil, ilkesel olarak her insanın, toplumun, halkın tabii kaynaklardan ve temel haklardan yararlanmak hakkı bulunduğunu kabul ve itiraf anlamındadır.

Örnek vermek gerekirse, bu ilke uyarınca bir yanda açlıktan ölenler varken, öte yandan birileri obeziteden şikayet edebiliyorsa, - Türkiye'de olduğu gibi- günlük 120 milyon ekmeğin yaklaşık % 10'u israf edilebiliyorsa, fiyatların düşmemesi için bazı gıda maddeeleri bile çöpe atılabiliyorsa;

Bir yanda evsiz-barksız açıkta yaşamak zorunda kalanlar varken, bazıları trilyonlar harcayarak edindikleri süper/ ultra lüks konut, villa, saray veya malikanelerde yaşamakta hiç bir vicdani rahatsızlık duymuyor, hiç bir beis görmüyorlarsa;

Afrika'da onlarca çocuğun kullanabildiği temiz suyu Batı'da sadece tek bir çocuk tüketebiliyorsa, dünya petrol rezervinin 1/4'ünü, dünya nüfusunun sadece 1/27'sine sahip ölçüsüz bir dengesizlik yaşanıyorsa;

Ortada insanlıktan, insanların insan olarak kardeşliğinden ve insan olarak yaşamak için gerekli asgari sstandartları sağlama konusundaki bir eşitlikten söz etmenin mümkün olamayacağı ortadadır.

Buna eğitim, iş bulma, sağlık hizmetleri gibi alanlardaki eşitsizlikleri veya fırsat eşitsizliklerini de ekleyecek olursak, daha eşitlikçi bir dünya düzeni hedefinden ne kadar uzak olduğumuz ve bilhassa Müslümanlar olarak bu alanda ne kadar zor bir görevle karşı karşıya bulunduğumuz kolayca anlaşılır." ( Ahir Zaman İlmihali, M. Hayri Kırbaşoğlu, sayfa 417 )

Durum ve hal böyle iken, Suriye dramı ortada açık seçik yaşanırken, varsın, dünyanın süper zengini, petrol, hac ve dolar kapitalisti Suudi Arabistan yesin, içsin, keyif sürsün ve gününü gün etsinler!..

Ama, unutulmamalıdır ki, bu toprağın bir üstü var ise, bir de altı vardır!.. Yani, ölüm, felaket, acı, göz yaşı kendilerini de bulacaktır!.

Sağ olsun, var olsun Müslüman Türk insanı!.. Allah, bu milletin, birini bin yapsın, ayağına taş dokundurmasın!.. Bir dilim ekmeğin yarısını düşküne vermekte, diğerini de kendi dar imkanlarına rağmen çoluk-çocuğuna sarfetmektedir!..

Netice olarak;

Ne olur, insan olarak, Müslüman olarak düşünüp bir kendi kendimize gelelim. Halepte ezilen, öldürülen , vurulan, topluca helak edilmeye çalışılan insandır, Allah'ın kuludur!..

Dünyanın bu mevzuda bu kadar sağır olması, seyretmesi çok gülünçtür, yuhalanacak, ayıplanacak bir tutumdur..

Demek ki, İslam'ı, Peygamber (sav)'i, onun mümtaz sahabelerini anlamış değiliz!.. Hz. Ömer'i (ra) bilmiyoruz demektir!..

Ümid ediyoruz ki, Türkiye'nin yanı sıra, tüm Müslüman ülkeler uykudan uyanırda, bu çözümsüzlüğe çözüm olurlar, aş olur, ekmek olur, gıda maddesi olur ve ilaç olurlar!..

Bu hususta, her halimizden kesintiye gideceğiz, gitmeliyiz!.. İçtiğimiz sudan, yediğimiz aşdan, tükettiğimiz ilaçtan bile.!..

Halep Müslümanları, karanlıkta, yıkıntıların arasında debelenirken, bizlerin, konfor içerisinde, lüks halde ömür sürmemiz doğru mudur?.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık