ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Hatim Uygulamalarımız!

"Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin." ( A'raf sûresi, âyet 204 )

Malum olduğu üzere, gerek namaz içinde , gerekse namaz dışında Kur'an okunurken, onun anlamlarını  iyice anlamak, öğüt ve nasihatlerinden faydalanmak ve davranışlarımızı ona göre ayarlamak için bütün dikkatleri ona vermek ve sükût etmek gerekir.

Genelde, her zaman ifade etmiş olduğum gibi,  yine milletimiz arasında gerçek olan " Hatim Uygulamaları"mızdan bahsedeceğim:

Bu mevzuda, Başkanlığımız; Kur'an'ın ve hatim okumalarının anlaşılır şekilde olması için son yıllarda sürekli tembihlerde bulunmakta, tamim üstüne tamimler yayımlamaktadır!..

Yani, camilerimizde, imam ve müezzin görevlileri bulunduğuna göre, hatimleri alışılmışın dışına taşarak ve çıkarak okumak lazımdır.  Görevlilerimizden birisi Kur'an'ı Arapça metninden okurken, diğer görevlide niçin Türkçesini okumasın ki?

Belki, cemaatleri alıştırıncaya kadar, bu uygulama belki insanlarımızı biraz sıkabilir ama, neticede, sevdirerek okunursa, bazan sebebi nüzulundan bahsedilirse, güne hitap eder şekle sokulursa çok çok verimli ve faydalı olacaktır!.. Onun içindir ki;

" İslam dünyasında özellikle halkımız arasında çok yaygın olan ve Kur'an'ı Kerim'i baştan sona okumak anlamına gelen " Hatim" uygulamalarını da kısaca konumuz açısından ele almak gerekir.

Genellikle sevap kazanmak veya ölmüşlere Yasin vb. sureleri okumak ya da birtakım istek, dilek ve temennilerin gerçekleşmesi, sıkıntıların ortadan kalkması amacıyla, manasını anlamadan sadece metni okumak- bazen de yazmak- şeklindeki uygulamalar bireysel  bir dindarlık tecrübesi olarak;

Müslümanların mukaddes kitaplarıyla ilişkileri şu veya bu şekilde sürdürmelerini sağlamak bakımından faydalı görülebilir ise de, bunların hiçbirinin aslında Kur'an'ın asıl gönderiliş amacına doğrudan ve güçlü bir katkı sağlayan uygulamalar olmadığını da kabul ve itiraf etmek durumundayız.

Bu bakımdan Müslümanlar arasında Kur'an'ın mahiyetine ve amacına yönelik bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetlerine her zaman ve zeminde ihtiyaç olduğu rahatlıkla söylenebilir. " ( Ahir Zaman İlmihali, M. H. Kırbaşoğlu, sayfa 165 )

Bu tatbikattan maksadımız ve önerimiz şunun içindir: Tüm ölmüşlerimize, Cenab-ı Allah'dan rahmet ve mağfiret diliyorum. Onlar için dinin emrettiği dua, sadaka ve tevbe-i istiğfar önerisini geri plana atmadan yerine getirmeliyiz.

Lakin, pörsümüş bir toplumda, çürümüş kitlelerde, insanlarımızın çoğunluğu diri ölüler şeklinde yaşamaktadır!.. Öyleyse, mezardaki ölmüşlerimizden ziyade, yaşayan Müslümanlara düşen acil görev, diri ölüleri, yaşayan ölüleri kurtarmak olmalıdır!..

Onun içindir ki, her din görevlimiz, " Kurtarıcı" rolüyle, sahalara, meydanlara, kahvelere, parklara, bahçelere ve evlere girecek, yaşayan ölü arayacak ve insanları, insanlığı kurtarma pozisyonuna soyunacaktır!..

" Bu noktada cami cemaati ile İmam-hatiplerimizin, vaiz ve müftülerimizin, hatta muhtemelen İlahiyat Fakültelerindeki öğretim üyelerinin durumlarının da- pek az istisna hariç- birbirinden farklı olduğu sanılmasın.

Hatta bu konuda yapılmış olan bazı alan araştırmalarına göre cami cemaatinin Kur'an'a bakışı pek çok din görevlimizinkinden daha sağlıklı görünmektedir.

En azından herkes şu anekdottaki duruma düşmemek için elinden gelen gayreti göstermenin de Müslümanlığın bir gereği olduğunu hiç bir zaman unutmamalıdır.

Doksan küsur yaşında vefat eden dedem " Azimlili Hafız"a- ki yıllarca, babasından devraldığı, köyünün hatipliğini ifa etmiş ve bu uzun ömründe genelde üç günde bir indirdiği hatimlerin sayısını kendisi bile unutmuş birisi idi-

" Dedeciğim yıllardır okuduğun bu Kur'an'dan ne anladın?" diye sorduğumda, bana dürüst ve samimi bir şekilde şu cevabı vermişti: " Ne anlayayım evladım, ben Arapça bilmem ki?"

Elbette ondan daha fazlasını beklemek o dönemin şartlarında pek de gerçekçi olmayabilir. Ama Kur'an'ı anlamak isteyenler için günümüzde mevcut devasa imkânlar göz önünde bulundurulduğunda, yıllarca namazlarda ve namaz dışında Kur'an okuyan bir Müslümanın;

Artık " Ben Kur'an'da ne olduğunu ne bileyim, ben Arapça bilmem ki Kur'an'ı anlayayım!" şeklinde bir mazerete sığınması gerçekçi ve dürüst bir tavır olmaz." (  a. g. e. say. 165-166 )

Netice olarak;

Geç kalınmış olsa da, Başkanlığımız, bu mühim mes'elenin üzerinde ciddi, sıkı ve disiplinli bir şekilde durarak, insanımızın, halkımızın, Kur'an'la buluşmasını, tanışmasını, dost olmasını sağlamaları mühim bir görev olmalıdır..

Asırlardan beri, milletimiz, Kur'an'dan, korkmuş olduğu için, "bizi çarpar" endişesinden ötürü, onu sürekli yukarılara astı, bez torbalarda saklamış oldu.. Ama, görüldü ki, millet olarak, Kur'an bizi değil de, Kur'an'dan ayrı olduğumuz için biz kendiliğimizden çarpıldık.

Öylesi, üç kere öpüp öpüp başımıza koymamızın bir anlamı bulunmamaktadır!.. Her ne kadar bu tür bir eylemimiz, saygılı davranmak şeklinde olsa da, asıl saygı gösterme şeklimiz, onu okumak, anlamak ve emirlerini yaşamak olmalıdır!..

Öylesi, bırakın siz, bebeklerin kundağının altına Kur'an koymayı, cin, peri, şeytan kovalamayı!..  Millet olarak, Kur'an'dan ne kadar uzak kalırsak, ne kadar ifrit, yılan, çiyan, şeytan, zararlı, tehlikeli ne kadar varlık var ise, onlar üzerimize üşüşecek, bizleri nesil olarak, yavrularımız olarak mahvı perişan edecektir!.. O halde, neyi, niçin bekliyoruz ki?.. Haydi, Kur'an''la buluşmaya!.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık