Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

HER YAŞ GÜNÜ KUTLAMASI

HER YAŞ GÜNÜ KUTLAMASI; ÖLÜME BİR ADIM DAHA YAKLAŞMAKTIR!..

" Biz, göğü, yeri ve bunlar arasındakileri, oyuncular ( işi, eğlencesi) olarak yaratmadık." ( Enbiyâ sûresi, âyet 16 )

Yani, Yüce Allah; yeryüzünü, semavatı, denizi, okyanusları, dağları, ve tüm arzı ve bütün bunları kendisi için bir oyun olsun diye boş ve anlamsız şeyler olarak değil, büyük hikmetler, ibretler ve önemli faydalar için yaratmıştır.

" Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi tarafımızdan edinirdik. ( Bu irademizin eseri olurdu. Ama) Biz ( bunu) yapanlardan değiliz." ( Enbiya Sûresi, âyet 17 )

" Her canlı, ölümü tadar. Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz." ( Enbiyâ sûresi, âyet 35 )

" İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece " iman ettkik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?" ( Ankebût sûresi, âyet 2)

Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlat sahibi olma isteğinden ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibidir ki, bitirdiği ziraatçilerin hoşuna gider. Sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur. Ahirette ise çetin bir azap vardır. Yine orada Allah'ın mağfireti vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir." ( Hadid sûresi, âyet 20 )

Malum olduğu üzere; dünya ve ahiret hayatının mukayesesinin yapıldığı bu âyette, özellikle, dünyanın aldatıcı tarafları, izah edilmiş, onlardan kaçınılması tavsiye edilmiştir.

Çünkü dünya ve dünyadakilerin boş yere yaratılmadıkları muhtelif ayetlerde açıklanmıştır. Dünya hayatı kötü değildir.

Kötü olan onu Allah'a ve Peygamber'e itaate yöneltmemek; ahireti ve insanlığı unutup, sırf dünyaya ve dünyanın fenalıklarına kapılmaktır.

Tüm bu anlatımlardan sonra  şunları demek istiyorum: Her Müslüman kardeşimizin evinde zaman zaman  " Doğum gün"leri partisi yapılmaktadır. Pastalar, börekler, mumlar, envai çeşit kılık-kıyafetlere bürünüp, çalgılar eşliğinde merasimler tertip etmekteyiz.

Niçin ve neden " Doğum gün"leri gününü kutlamaktayız?.. Seviniyoruz, neşeleniyoruz, tıka-basa yemek yiyip keyif yapıyoruz!.. Nasıl bir akıl tutulması ki, üzüleceğimize, kahırlanacağımıza , sevinç duyuyoruz?

Her yaş günü, insanı, bir adım daha ileri götürmekte, yaşlandığını ifade etmektedir. Bir önceki yılda, başlarda bulunmayan ak saçlar, yeni yaşında ortaya çıkmakta, adım adım bir geleceğini, bir sonucun var olduğunu hatırlatmaktadır.

Hal böyle iken, mes'eleye biş başka açıdan bakacak olursak; Resuulullah (sav)'in döneminde kendisinin ve diğer sahabelerin , çocuklarının " yaş gün"leri kutlanmış mıdır?.. Böyle bir vak'ayı duydunuz veya okudunuz mu?..

Bendeniz, böyle bir olayı okumadım, araştırmadım ve tahkik etmedim. Torunları, ne Hasan'ın, ne Hüseyin (ra)'ın yaş günleri kutlanmamış, kutlanmaya da lüzum görülmemiştir!..

Ancak, sahabe döneminden sonra, Fatımiler devrinde, öncelikle; peygamberimizin Mevlidi kutlanmaya başlanmış, bu durum gittikçe, yıldan yıldan bir nevi ibadet halini almış, günümüze gelince de, hadise ibadet türünden bir hale büründürülmüştür..

Onun içindir ki, Resulullah (sav)'in, yıl içerisinde iki defa " yaş günü" merasimi kutlanmaktadır.. Birincisi Rebiulevvel ayında, diğeri de, Nisan ayının yirminci gününde tes'id edilmektedir..

Böylesi günlerde, her din görevlisi, kolları sıvamakta, günler öncesi cemaatler bilgi sahibi yapılarak, Süleyman Çelebi merhumun deyişlerini de dile dolayarak, "vur patlasın, çal oynasın" hesabı, neler neler söylenmekte, ne kadar hurafi, uyduruk nesneler gündeme getirilmektedir..

Vallahi!.. Böylesi halleri, başta Peygamberimiz (sav) ve sahabe-i kiram tanımış, duymuş olsaydı, bilhassa, Hz. Ömer'in şehadetine havale edilseydi, bu işi yapanların tümünü kırbaçtan geçirir, belkide sürgün cezası vermiş olurdu..

Dolayısıyla, bu gün, Batı ülkelerinde, " yaş günü kutlamaları" olmazsa olmaz durumundadır. Büyüklü, küçüklü herkes, her kesim, yaş gününü öylesine kutlar ki, deme gitsin!..Evlerin; balonlarla süslenmesi, içki, bira tüketimi, pasta, börek, yaş günü kutlanan zatın  heykelinin kapı önüne dikilmesi vesaire..

Bizler de, her mes'ele de olduğu, yaş günlerini de oradan aşırmış, oradan koparmış, böylece kutlayıp gitmekteyiz.. Ve bu kutlamalar da, zaman geçtikçe, daha çok ağırlık kazanmakta, her ailenin olmazsa olmazı şekline dönüşmüş durumdadır.

Netice olarak;

Yaş günleri, önemli günlerdir.. Bir şeyi, acı bir vak'ayı hatırlatması babından önemlidir.. Aslında, yaş günlerinde, çalıp çığırmaya meydan vermemek için, boş tesellilerin arkasına sığınmamak adına, yaş günü kutlanan kişinin, test edilmesi, sorulması lazımdır!..

Bir yıl içerisinde ne yaptın?.. Allah'a, aile bireylerine, şahsına, topluma yaraşır ne gibi eylemlerde bulundun? sorularını sormak lazımdır!..

En son çare de, madem ki, bu tür yaş günü kutlamalarından kurtulamıyoruz!.. Hiç olmazsa, o günlerde, kerih olan, münker olan şeylere tevessül edilmesin!..

Yani, israf, içki, bira, kadın-erkek karışımı dans ve benzeri rezilete meydan vermeyelim. Şayet bundan kurtuluş yok ise, hiç olmazsa, yaş günü kutlanan kişinin, kalan ömrünün hayırlı, sağlıklı, sıhhatlı olması için dualarla, niyazlarla kutlayalım.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık