Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Hiç bir baba çocuğuna...

  " HİÇ BİR BABA, ÇOCUĞUNA GÜZEL TERBİYEDEN DAHA ÜSTÜN BİR ŞEY BIRAKAMAZ!.."  (Hadis)
 
 
    " Yeryüzünde bulunanların çoğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar zandan başka bir şeye tâbi olmaz, yalandan başka söz de söylemezler!.." ( En'âm sûresi, âyet 116)
 
    Yine, bu günkü konumuz yüklü, dolu, dop doludur!.. Evlad yetiştirmek, büyütmek, terbiye etmek, üzerine titiz şekilde eğilmek, onu Kur'an potasında eritmek ile alakalıdır!..
 
    Çünkü, evlatlarımız, ciğer parelerimiz, can-ciğer yavrularımız sokakta, caddede, evde, meydanda çeşitli ifritlerle, tehlikelerle karşı karşıyadır!..
 
    Cehennem zebanileri; yavrularımızın önüne tuzak kurmuşlar, onları ağlarına düşürmek için her türlü hünerlerini, maharetlerini, dalaverelerini, sinsiliklerini göstermektedirler..
 
   Böylesi hünerleri, Tv, internet, internet cafe, bar, disko, birahane, gençlik kulüpleri vb. şekillerde arzı endam etmekte, boy göstermektedirler!.. Dolayısıyla, yazımızı sayın Ahmet Kalkan beyin yazılarından istifade ederek zenginleştirmek istiyorum:
 
    " Sonraları anladım, işin hiç de kolay olmadığını. Yaptıklarımın kendimi avutmak, içimden gelen duyguları, vicdanımı bastırmak olduğunu; çocuğa hatim ettirmekle işin bitmediğini, belki başladığını.
 
    Çocuğum yedi yaşına girince namaz ve örtüyle emredecek, emrini yerine getirmek için bir komutan edası takınacak; on yaşlarına geldiklerinde artık namaz ve tesettürün karşısındaki tüm iç ve dış engelleri kaldıracak, her nasılsa bunları hâlâ yapmazlarsa, onları hafifçe dövecektim.
 
    Böyle emrediyordu Yüce Peygamberim. Namaz ve örtü protipti, bir baş örnekti. Diğer İslâmî emirler için de terbiye yolu bu idi. Yapmış mıydım bütün bunları?
 
    İslam'ı yaşamaya engel olacak kültürel, siyasal, sosyal, psikolojik tüm baskı ve engelleri ortadan kaldırmış mıydım? Ona müslümanca yaşayabileceği bir çevre hazırlamış mıydım? Hayır!  Öyleyse esas suçlu bendim, ben!.
 
    Biri bana materyalist deseydi, kızardım eskiden. Ama şimdi, eski hayatıma kendim bu sıfatı takıyorum. Maddeci olmasaydı, çocuklarımın evvelâ rızıklarını mı düşünürdüm, yoksa Müslümanca yetişmelerini mi?
 
    Ancak bir maddeperest yapabilirdi benim yaptıklarımı. Yorgun argın, posam çıkmış vaziyette, dilim bir karış dışarıda işten eve dönüyordum. Çocuklarla meşgul olacak zaman bile bulamıyordum ( gerçi, söz aramızda; televizyona, kahveye yer yer vakit bulabiliyordum) .
 
    " Bu kadar çalıştığım, sadece çocuklarım için" diye teselli buluyor, çocuklarımı düşündüğümü sanıyor, kendimi kandırıyordum.
 
    Çocukların midesini düşündüğüm kadar dinlerini düşünseydim, en az karınları kadar ruhlarını doyurmanın babanın esas görevi olduğunu hesap etseydim, her halde sekiz saat de onların dinleriyle uğraşırdım; sekiz saat rızıkları için çalıştığım gibi. Ama, dedim ya materyalistmişim, maddeye tapıyormuşum o zaman.
 
    Çocuk, çocukluk yapıp elini ateşe atsa, sobayı ellemeye kalksa elbette engellerdim; ille de yanmak istese de kendi haline bırakmaz, müsâade etmez, gerekirse, yanmasın diye, şefkatle tokatlardım onu.
 
    Çünkü o, neyi yapınca, nasıl davranınca yanacağını bilemezdi. Biraz büyüyünce, yine çocukluğun daniskasını yaparken, cehennem ateşine elini uzatıp, çevresinin teşviki ve kendi arzusuyla kendini ebedî alevlerin içine atarken seyirci kalmam, hatta bu yanma olayına yardımcı olmam neyle izah edilebilirdi?
 
    Evlâdımı sevseydim, ama Allah için ve gerçek sevgiyle sevseydim, onun cehenneme doğru yuvarlanmasına seyirci kalmaz, göz yummazdım. Demek ki sevmiyormuşum seni; affet yavrum beni!" ( www.tevhidhaber.com)
 
    Evet, yanıldığımız nokta burda olmaktadır. Çocuğumuza; yarım yamalak bir hatim yaptırdığmızı zannediyoruz, bu olayı hayat boyu unutmadan, her defasında " oğluma, kızıma hatim yaptırdım" kuruntusuyla dolaşıp duruyoruz!..
 
    Oysa, zavallı çocuk, öğrendiklerini, otuz iki farzı, 6 imanın şartını, savm, salat, hac ve zekat konusunu, kelimelerini aynı gün unutur da, farkında olamayız!..
 
    Sonra, ne olmaktadır? Ebeveyn olarak biz öğrenip unuttukları ile, böbürlenirken, yetişen oğlumuz, kızımız, cafenin, birahanenin, pastahanenin yolunu tutmuş, oralarda aylak aylak flörtünü beklemektedir!..
 
    Çünkü, bendeniz de, yıllarca, böylesi çocuklara camilerde ders vermeye çalıştım. Ama, vicdani sorumluluktan, vicdan azabından kurtulamadım!.. Çünkü, babası, evladını camiye getirirken, düzenli, tertipli bir şekilde getirdiğini zannetmektedir.
 
    Halbu ki, camiye gelen kız çocukları, göstermelik baş örtülerini başlarına geçirirken, camii dersi biter bitmez, dışarı çıktıklarında, hemen baş örtüsünü çantasının içerisine gizleyip, sokakların; ıssız, tehlikeli, dipsiz, çirkin, ahlaksız derinliklerine dalıp gitmektedirler!.. Halbu ki;
 
    " Sahibi bulunduğum bir sığır, bir koyun eve akşam birkaç saat gelmeyince, merak eder, aramaya çıkardım onu. Evlâdım akşam eve geç geldiğinde bu kadar bile merak etmemiştim.
 
    Koyunumu bir canavar, bir kurt yemesin diye araştırıp tedbir alıyordum da, evlâdımı nice kurtlar ve canavar tehdit ederken boş veriyor, hatta bazı kurtların eline kendim teslim ediyordum. Kuzuyu kurttan çoban korur, ya çoban kurt olursa o sürünün hali ne olur?
 
    Bunu düşünmüyordum.. Hem kurtları kendi sürüme saldırtıyor, onlara fırsat veriyor, hem de güya çobanlık yapıyordum!..  Aslında çocuğun pek suçu yoktu.
 
    O taklit etti yanlışlarımla beni, benim vekillerimi. O örnek aldı; kanallarda seyrettiği artistlerin, şarkıcıların, futbolcuların hayatını. Kızım, yıldız diye göklere çıkartılan  şıfrıntıların kıyafetini, modasını, dansını.
 
    Çocuk su gibi renksiz ve temiz geliyordu hayata. Hangi kaba koyarsan onun rengini ve şeklini alıyordu. Bendim, o suyu kirleten, o suyu çirkin boyalı pis bir kaba koyan.
 
    Oğlum! Sana peygamberini ve ashâbını tanıtıp sevdiremedim; topçuları ve popçuları sevdirdiğim kadar.On tane ashabın adını sayamazdım ama, onlarca belki tonlarca futbolcu ve sanatçıları sayar, hayat hikayesini anlatırdın.
 
    Ben hazırladım bu ortamı sana; televizyon adındaki öğretmeni ben tutup getirmiştim eve, sana bunları belletsin ve sevdirsin diye.
 
    Kızım! Sana da Hz. Âişe'yi, Hz. Fâtıma'yı tanıtıp örnek gösteremedim. Sen Sümeyye'leri, Sümeyrâ ve Rümeysâ'ları nereden bilecektin? Kim öğretecekti, evdeki özel öğretmen mi? Onları değil; sanatçıları (!) örnek almana ben sebep oldum.
 
    Evdeki ekrandan tepinme ( pardon dans) dersini ve bin bir çeşit ahlâksızlık/hayâsızlık derslerini tâkip etmene ben seyirci oldum, ben sebep oldum, ben! Sen tabii, çocuk olarak, gözünle düşünecektin; aklınla değil. Ve gördüklerine uyacaktın; dinine değil. Onları gördün, onları belledin, onlara benzedin. Artık ne hayâ kaldı, ne din..." ( www.tevhidhaber.com)
 
    Netice olarak;
   
 Evet, çocuklarımıza karşı layıkı şekilde görevimizi yapamıyoruz!.. Maneviyat yoksunluğu, ahlâkî düşüklük, huzursuzluk, kalbin tamamen bom boş olması, fertlerin, ailelerin ve toplumlarını ortak noktalarıdır!..
 
    Düşünmeliyiz ki, evlerimizin bir köşesinde bir secdegâh var mıdır?.. Allah'a  ubudiyette bulunulan mekan ve makam bulunmakta mıdır?..
 
    Çocuk, küçük yaştan itibaren, büyüklerine bakacak, onları dikizleyecek, kılmış olduğu namaz, ibadet, rüku, secde, sahur, imsak, iftar, teravih, toplu iftar duaları örnek alınacak, ibretle takip edilecek güzel hasletlerdir!..
 
    Çocuk, çocuklarımız bunlara bakacak, yavaş yavaş kendileri de bizi ilgi ile taklit etmeye çalışacaktır!.. Çünkü, Resulullah (sav)'in, secde halinde iken, torunlarının sırtına binmeleri, onlara hoş görü ile yaklaşımları bize güzel örnek hallerdir!
 
    Onun içindir ki, her halimiz, her davranışımız güzel bir örnek, misal, ve hal olmalıdır!.. Yemeğe başlarken besmele çekmemiz, bitirince Hamdetmemiz, gereksiz, lüzumsuz yere esnemelere dikkat etmemiz önemli, ciddi örnek davranışlardır!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık