Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

HZ. PEYGAMBER (sav) DÖNEMİ

HZ. PEYGAMBER (as) DÖNEMİNDEN TEMEL İLKELERİ GÜNÜMÜZE TAŞIMALIYIZ!..

" Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilirse, ona pek çok hayır verilmiş demektir. Ancak akıl sahipleri düşünüp ibret alırlar." ( Bakara sûresi, âyet 269 )

Bu ayeti kerime hakkında düşüncelerimizi ifade edelim:

Malum olduğu üzere, derin ve yararlı bilgiye hikmet denir. Yüce Allah'ın kendisine hikmet vermiş olduğu kimseler öncelikle peygamberler, ilmiyle amel eden âlimlerdir.

Bilgili olmanın en çok değer verilen tarafı, tüm insanlığa yararlı olmaktır. Resulullah (sav) bir hadisinde: " Yararlı ve faydalı bilgi isteyin, yararsız bilgiden Allah'a sığının." buyurmuştur.

Doğruluk, adalet, ihlâs, sevgi, saygı, ağırbaşlılık, başkalarına faydalı olmak, cömertlik, âlicenaplık gibi yüksek vasıfları taşıyan kimseler de hikmet ehlinden sayılır.

İslâm'a tam olarak inanan, Kur'an'ın emirlerini öğrenip noksansız uygulamak için çaba sarfeden , tüm kötülüklerden uzak duran kimse hikmet sahibidir ve kendisine büyük hayır verilmiştir.

Ahh! Keşke!.. O kutlu ve mutlu dönemin temel ilkelerini günümüze taşıyabilsek, toplumların, kitlelerin, insanlığın ondan istifade etmesi ne güzel, nasıl faydalı, ne şekil doğru yolu bulmuş olurdu değil mi?

" Ne yazık ki Hz. Ebubekir ve Ömer'in hikmetli ve dinamik Kur'an anlayışları, Hicretin ilk asrının sonuna doğru, giderek yerini tutucu bir zihniyete terk etmeye başlamıştır.

Hz. Peygamber'e karşı, müşriklerce dayatılan " ATALARIMIZDAN BÖYLE GÖRDÜK" psikozu , bu defa, âdeta İslâmî bir söylem kazanmıştır. Bu gelenekçi psikoz, aynı statükoculuğu, bu defa, Hz. Peygamber'in ilk uygulamasını, yani Kur'an'ın ilk yorumunu bütün teferruatıyla şablonlaştırmak suretiyle sürdürmeye çalışmıştır.

Önce ' bid'at' kavramı yaygınlaştırıldı. Hemen hemen her yeniliği kapsayan bir tarif yapılarak en mâsum yenilikler bile bu kapsam içerisinde din adına mahkûm edildi.

Öyle ki, pazarda ne alacağını unutmamak için küçük parmağına ip bağlayan dindar bir Müslüman, Hz. Peygamber zamanında bu âdetin mevcut olduğunu tahkik edinceye kadar parmağını avucunun içinde gizlemek zorunda kalıyordu.

Çünkü " Her yenilik bid'at, her bid'at sapıklık ve her sapık cehennemde!' sloganı, Hz. Peygamber'in hadisi  olarak tedavüle konmuştu.

Bid'atlere karşı geliştirilen ' sünnet' kavramı ise giderek hem statikleşti, hem de yarı -vahiy ( gayrı metlûv vahiy) karakterine büründürülerek âdeta Kur'an'a alternatif bir dogma haline getirildi.

Hicrî üçüncü yüzyılın başlarında ise, Kur'an'ın, Allah'ın Kelâmı olarak kadîm ( yaratılmamış) olduğu ileri  sürülerek Kur'an hükümlerinin ahvâl ve şartları gözeterek nazil olduğu tezi çürütülmeğe çalışılmış ve dolayısıyla ictihada ve akletmeye karşı durulmuştur.

Çünkü eğer Kur'ân kadîm ( Allah'ın ezeli kelâmı) ise onun hükümlerinde illet ve gâiyyet veya tarihsellik aramak ve onları ictihada malzeme yapmak asla caiz olmayacaktır.

Abbasî Halifesi Mütevekkil'in resmî bir devlet politikası olarak benimsemesiyle bu tutucu ve şabloncu ( hikmetsiz) zihniyet, İslam toplumunun vazgeçilmez bir inanç esası haline getirilmiş ve bu temel sapma günümüze kadar ' ehl-i sünnet' geleneği olarak yaşatılmış/dayatılmıştır.

Oysaki ' hidayet', yol gösterme, rehberlik demektir. ' Yol gösterme'de aslolan, insanı nihaî hedefine kadar bilfiil götürmek değil, yeterli ayetler ( işaret taşları/nirengi noktaları/röperler) vererek onun, kendi irade ve  insiyatifiyle o hedefe varmasına yardımcı olmaktır.

Aksi halde, insanın aklının ve iradesinin fonksiyonu gözardı edilmiş olur ve içgüdüleriyle hayatını idame ettiren diğer canlılardan farkı kalmaz." ( İktibas Dergisi, H. Zeyveli)

Günümüz dünyasında Müslümanlar, kör, topal yaşıyorsa, tabii ki, bunun sebebi, Asr-ı Saadetin dinamizmini, atılganlığını, hikmetini, bilgisini çağdaşlığını günümüze taşımamaktır!..

Kadın haklarından tutunda, kalkınmaya, ileriliğe, medeniliğe, zenginliğe, ilme, bilime, müsbet çalışmalara varıncaya kadar her alanda dökülmüşlüğümüzdür!..

Resulullah (sav) devrinde, biri iddia etsin ki, kadınlar dövülüyor, ikinci sınıf insan olarak algılanıyordu, sokaklarda, evlerde, şehir meydanlarında kurşuna diziliyor, hapishane imparatorluğu kuruluyordu!..

Yine, birisi iddia etsin ve savunmada bulunsun ki, Kur'an duvarların yüksek yerlerine asılıyor, okunmuyor ve sadece ona bakmakla yetiniliyordu!.. Hayır!.. Bin kere hayır!.. Müslümanlar, buna şahit olamayacak, hiç bir yerde izine rast gelinmeyecektir!..

Netice olarak;

İste, 21 nci asrın Müslümanları, böylesi bir dünyada yaşamakta, üfürük, büyük, tarikat, mezhepçilik yortuları arasında zaman tüketmektedir!..

Daha olmadı, bir kısım uyanıklar, sömürücüler, Müslamanları kendi emel ve arzularına alet ederek, işlevsiz, akılsız, düşünemez hale getirmişlerdir.

Yani, köle, uydu, beyinsiz, akılsız durumuna sokmuşlardır!.. Yazıklar olsun!.. Şeyhe bağlanmak, gavsın kulu, kölesi olmak, pirden izinden her hangi bir iş yapılamayacağını bilmek olmuştur!..

Pete tepe ordu mensupları, polis şefleri, amirler, memurlar, ve tüm resmi, gayri resmi kodamanlar, zavallı, okumamış bir meczubun peşine takılarak, kendi insanlarına kurşun atma cüretinde bulunmuşlardır..

Utanmamak, haya duymamak mümkün değildir!.. Çünkü, Peygamberin devrini unutursak, bir tarafa fırlatırsak, yeni yeni peygamberler, peygamber üstü kutuplar çıkacak ve çıkmıştır!.. İnsanlar, bunların esiri, çömezi olmuş, bunlarsız Allah'a bile inanılmayacağına inandırılmışlardır!.. LYazıklar olsun!..

Hira'da, düşünen, tefekkür, tezekkür eden o muhteşem peygamberin ümmeti şimdilerde nerededir?.. Hangi ahvaldedir?.. Tertemiz, asude kalanları tenzih ediyorum.. Ama, aklını, beynini, dimağını, düşüncesini, zekasını, zihnini, algı mekanizmasını, idrakini kiraya vermiş, meczublara teslim olmuş, şeyhlerin, pirlerin eteğini öpen zavallılara da basiret diliyorum.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık