ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Hz. Peygamberi Çağımıza Nasıl Taşıyabiliriz
 " Biz, Allah'a ve bize indirilene; İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve esbâta indirilene, Musa ve İsa'ya verilenlerle Rableri tarafından diğer peygamberlere verilenlere, onlardan hiçbiri arasında fark gözetmeksizin inandık ve biz sadece Allah'a teslim olduk " deyin." ( Bakara sûresi, âyet 136)
    Teessürle ifade etmeliyim ki, çağımız insanı ve bilhassa İslam Ümmeti, aziz peygamberimiz (sav)'i anlamadan, mesajlarını hayata tatbik etmeksizin yaşamakta, onun adına uydurulmuş bir kısım hurafeleri, dini eklentileri, bid'atleri, sapkınlıkları "din" diye, onun emridir diye yaşamakta, öylece kendimizi avutmaktayız!..
     Etrafımıza şöylece nazar ettiğimiz zaman görülecektir ki, her tarafta ayırım, ırkçılık kabusu, mezhepçilik ayrışmaları, klik, ekol düelloları, nefisperestlik, hoş görüsüzlük her yanımızı kaplamış, sayılan bu hastalıklar boğamıza sarılmış, bizler de, öylece biçare, medeniyetten uzak, kalkınmışlığı unutmuş, atalet, tembellik, kör tevekkül içerisinde yaşayıp gitmekteyiz!..
    Örneğin, şu günlerde, " Kutlu Doğum Haftası"nı kutlama hazırlıkları, telaşı içerisindeyiz. Ne yapılacak, ne yapmak istiyoruz böylesi hafta süresince?
    Tahmin ediyorum ki, Mevlid kitabının"Amine Hatun " bahrinde geçmekte olan Kur'an dışı, Resulullah'ın mesajları dışı şeyleri yaşayacak, bol bol mevlidler okunacak, onu, kulluktan çıkarıp, Allah'ın sol tarafına oturtacak ve İsa peygamberle yarış haline sokacağız!.. Şu alıntım bu sözlerimi teyid etmektedir:
    " Kur'an'ın bir çok yerinde bir düşüncenin, bir inancın her hangi bir delile dayanmadan bilinçsizce ve körü körüne taklit edilmesi tenkid edilmiştir. Zaman zaman illet ve hikmetini sormadan, sebeplerini araştırmadan kendisinin yaptığını yapmaya çalışanları, yani kendisini bilinçsizce taklit edenleri de uyarmıştır.
    Bir keresinde namaz kıldırırken ayakkabılarını çıkarıp sol tarafına bırakmıştı. Bunu gören sahabiler de aynı şeyi yaparak ayakkabılarını çıkarmıştı. Namaz bitince, Hz. Peygamber " Niçin ayakkabılarınızı çıkardınız?" diye sormuş, onlar da: " Sizin çıkardığınızı gördük, onun için çıkardık." demişler. O zaman Hz. Peygamber: " Cebrail bana onlarda pislik olduğunu haber verdi." diye açıklama yaparak, örnek alınan davranışın bilinçli yapılması gerektiğine dikkat çekmiş, bilinçsizce yapılan taklit türü davranışlardan sakındırmıştır.
    Onun uygulayıcısı durumunda olan Hz. Peygamber de kendisinden işittiklerini başkalarına tebliğ etmeyi emrederken anlayarak ve kavrayarak tebliğ etmelerini istemiştir. Zeyd b. Sabit'in rivayetine göre Hz. Peygamber: " Benim sözlerimi işitip de ezberleyip anladıktan sonra başkasına  aynen tebliğ edenlerin Allah yüzünü ağartsın. Nice anlayış vardır ki anlayış gücüne sahip değillerdir. Nice anlayış sahipleri, bunu kendilerinden daha güçlü anlayış sahiplerine taşırlar." buyurmuştur." ( musabagci.tr)
    Mes'elenin garipliğine bakınız ki, bir kısım günümüzün  saf, bilgisiz, cahil, kültürsüz, Kur'an'sız Müslümanları, 15 asır ötesine giderek, Resulullah (sav)'in devrini, dönemini tıpa tıp yaşamak istemektedirler. Yani, peygamber (as), deve ile yolculuk yapmış ise, at sırtında harbe gitmiş ise, aynen bunlar da onun gibi yapmak, o yolda yürüyerek, Peygamber'i taklit etmek istemektedirler.
    Yani, günümüz dünyasının müthiş silahlarına karşı; ok, kılıç, kalkan ile saldırıda bulunmak, hızlı tren ile, süratli uçak yerine, konforlu gemiler yerine, develerle, merkeplerle veya yaya olarak yolculuk yapmak istemektedirler.
    Şu hatıram mes'eleye canlılık katacak, şahit olacaktır!.. Bundan bir kaç yıl önce görevli olarak hacdaydım. Bir arkadaşımla lokantaya girdik. Tavuk siparişi verdik ve masamıza getirdiler. Ama, gel gelelim, tavuğu yemek için ne bir bıçak, nede çatal kaşık bulunmuyordu.
    Şef garsonu çağırdım ve sordum.. "Çatal ve bıçak getir" diye söyledim.. Ne dese beğenirsiniz!.. Ellerini göstererek , çatala ve bıçağa gerek olmadığını, bunun sünnet olduğunu söyledi. Ben ısrar ettim, garson direndi, neticede, çatal ve bıçak getirmek zorunda kaldı!.. Dolayısıyla;
    " On yıllık halifeliği boyunca dini nassları ve Hz. Peygamber'in sünnetini kendi çağının idrakine sunan, nasların altında yatan hizmeti, manayı, ruhu ve ilkeleri uygulamaya sokan halife Ömer, Hz. Peygamber'i taklit ve teşebbüsten uzak, gerçek anlamda örnek model olarak anlamış ve yaşadığı dönemde  etrafına bu anlayışı telkin etmeye çalışmıştır.
    Halife Ömer zengin Irak topraklarını fethettiğinde arkadaşları, Hz. Peygamber'in Hayber konusundaki tutumunu hatırlatarak arazinin cihad etmiş gazilere verilmesini talep ettikleri zaman, o, bir asker ve toprak aristokrasisi, bir derebeylik meydana geleceği için buna izin vermemiştir.
    Hz. Ömer bu şekilde davranmakla hem Kur'an'ın mesajının ruhunu hem de Peygamber'in sünnetini uygulamaya koymuştur. Yine Hz. Ömer, müellefe-i kulub konusunda Hz. Peygamber'in sünnetine harfiyen uymak yerine, Kur'an'ın ruhuna riayeti tercih etmiştir." ( musabagci.tr)
    Lütfen, ama lütfen insaf edelim. Son din, ekmel din olan İslam; yeryüzüne son din olarak, Resulullah (sav)'de son peygamber olarak, hatemul Enbiya olarak yeryüzüne, dünyaya gelmiştir!.. Gelişi, gönderilişi, onun risaleti, insanlığı tüm karanlıklardan, medeniyetsizlikten,, cehaletten, bağnazlıktan, şirk düzenlerinden kurtarmak içindi.
    Hollanda ülkesinde okula giderken, sınıf arkadaşım Somalili bir bayandı!.. Herkes, kendi ülkesinin örf ve adetlerini, geleneklerini, inançlarını anlatırken, bu Müslüman hanım efendi de İslam adına konuşuyor, İslam'da, bıçakla, kaşıkla, çatalla yemek yemenin doğru olmadığını anlatmıştı.
    Bendeniz, bu anlatımlara şiddetle karşı çıkmış, bunun İslamî bir emir olmadığını, Somali ülkesinin töresi, adeti olduğunu anlatmıştım.. O dersten sonra, Somalili Müslüman hanım, bana hep ters ters bakar olmuştur!..
    Şu hususu peşinen arzediyorum ki, Resulullah (sav), bizim zamanımız da yaşamış olsaydı, vallahi, uçağın en süratlisine, trenin en hızlısına, geminin okyanusları yararak yol alanına, kara araçlarının Ferrarisine değil, daha orijinaline, yep yeni icadına binmiş olurdu.
    Kostümlerin en güzelini , ayaklarında nalinler değil, süper deriden imal edilmiş kunduralar giyer, lisan olarak sadece Arapça yerine, Türkçeyi, Fransızcayı, İngilizceyi, İspanyolcayı da öğrenmiş olurdu.
    Lokantaya girdiği zaman, en nadide kaşıkları kullanır, çatalları, bıçakları tercih ederdi. Öyle, elle yemek, dişlerini, erak ağacı ile fırçalamak değil de, çağının en müthiş araç-gereçleri ile diş bakımı, saç taraması, ütüsünü kullanırdı.  
    Netice olarak;
    " İslam Peygamberini eski dünya ile modern dünyanın ortasında durmuş görmekteyiz. Hz. Peygamber (sav) bildirmiş olduğu vahyin kaynağı bakımından eski dünyaya, fakat bildirmiş olduğu vahyin ruhu bakımından modern  dünyaya bağlıdır. Onun gelişi ile hayat aldığı yeni istikamete uygun yeni kaynaklar keşfetmiştir."  ( Allame Muhammed İkbal)
    Hz. Peygamber'in bir insan, beşer peygamber olduğunu söylerken, onun sıradan ve standart bir insan olduğu  anlaşılmamalıdır. Aksine o, yüksek karakteri ve sahip olduğu yüce ahlaki yapısıyla " farklı" olduğu dikkatlerden kaçmamıştır.
    Onun farklılığı " tür farklılığı" değil, " nitelik ve kalite farklılığı"dır. Kur'an'ın açık ve kesin ifadelerine rağmen onu insanüstü göstermek, onu bir melek veya yarı-ilah seviyesine çıkaracak ifadeler kullanmak ona yapılabilecek en büyük haksızlıktır." ( musabagci.tr.)
    Resulullah (sav), biz ümmetleri gibi yemiş, içmiş, evlenmiş, çoluk-çocuğa karışmış, üzülmüş, sevinmiş, kızmış, öfkelenmiş, ağlamış, gülmüş, düşünmüş, akletmiş, namaz kılmış, ibadetlerini yerine getirmiş bir insandır.
    O mübarak şahsiyet, hiç bir zaman krallığa, despotluğa, padişahlığa özenmemiş, gariplerle, miskinlerle, fakirlerle, yetimlerle, öksüzlerle hem hal olmayı sevmiştir.
    Rabbimiz!.. 21 asırda, o büyük insanı, muhteşem şahsiyeti layıkı veçhile tanımayı, örnek izinden gitmeyi bizlere müyesser eylesin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık