ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Hz. Süleyman ve Saba Kraliçesi Belkıs

KUR'AN'DAKİ MUCİZELER: HZ. SÜLEYMAN (AS) VE SABA KRALİÇESİ BELKIS!..
 
     "  Andolsun ki biz, Davud'a ve Süleyman'a ilim verdik. Onlar: Bizi, mümin kullarının bir çoğundan üstün kılan Allah'a hamd olsun, dediler." Neml sûresi, âyet 15 )
    " Süleyman Davud'a vâris oldu ve dedi ki: Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi ve bize her şeyden ( nasip) verildi. Doğrusu bu apaçık bir lütuftur."  ( Neml sûresi, âyet 16)

    Yüce Allah, tüm peygamberlerine öylesine harikülade mucizeler vermiştir ki, akıl ve mantığın, insan zeka sıkletinin, düşünce yapısının bunu kavraması , muhasebesini yapması mümkün değildir.
    Mucizeleri değerlendirirken, akıl ötesine, mantık ötesine, Resullerin hayatlarına, yaşayışlarına, tebliğlerine, irşadlarına gitmek gerekmektedir..
    İsterseniz, Hz. Süleyman (as)'ın, cinleri emrinde çalıştırmasını, kuşları hizmetinde bulundurmasını ve onların lisanlarına vakıf olmasını, ayrıca Cenab-ı Hakk'ın kendisine bahşetmiş olduğu bunca nimetlerin mahiyetini düşünelim.. Ne olacak? 
    Dşüncelerimiz iflas edecek, takatımız kesilecek ve sonunda bir hayli yorgunluktan sonra diyeceğiz ki, " Lebbeyk!.. Allahümme Lebbeyk!" sözünden başka ağzımızdan bir kelam çıkmayacaktır!..
    " Süleyman'ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan müteşekkil orduları toplandı; hepsi bir arada ( onun tarafından) düzenli olarak sevkediliyordu." ( Neml sûresi, âyet 17)
    Şu muazzam lütfe, mazhariyete, nailiyete, nimete ihsana bakınız!..
    " Nihayet Karınca vâdisine geldikleri zaman, bir karınca: Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin! dedi." ( Neml sûresi,âyet 18)
    Aman Ya Rabbi!.. Bu nasıl bir taplo , nasıl bir mucizedir?.. Yerdeki sürünen bir karıncanın sesini bile duymak, onların kendi aralarında tedbir alışlarına şahit olmak ne büyük bir imkân, nasıl büyük bir mucizedir?
    Talihsizliğe bakınız ki, asırlardan beri aziz milletimiz, Resulullah (sav)'in mucizelerini kavramaktan koparılmış, bunun yerine abuk-sabuk peygamber dışı şeylerle, Kur'an ötesi menkıbelerle, mev'izelerle, mitolojik hususlarla avunmaktadır.
    " ( Süleyman) onun sözünden dolayı gülümsedi ve dedi ki: Ey Rabbim! Beni, gerek bana gerekse ana-babama verdiğin nimete şükretmeye ve hoşnut olacağın iyi işler yapmaya muvaffak kıl.  Rahmetinle, beni iyi kulların arasına kat." ( Neml Sûresi, âyet 19)
    " Hz. Davud vefat edince, on iki yaşındaki oğlu Hz. Süleyman, babasının yerine sultan oldu. Allah-u Teala, onu İsrailoğulları'na peygamber olarak da vazifelendirdi. Mucize olarak; rüzgarlardan başka, kuşları ile cinnîleri emrine verdi. Hz. Süleyman'a Allah tarafından dünyada hemen hemen hiç kimseye verilmeyen büyük nimetler verildi.
    Gerek cinler, gerek hayvanlar özellikle kuşlarla konuşması ve gerekse insanlardan oluşan kalabalığa liderlik yapması gibi nimetler. Her türden topluluğa hükümdar diyebiliriz. Hz. Süleyman, Mescid-i Aksa'yı 7 yılda tamamladıktan sonra, hükümet sarayını 13 senede yaptırdı. " ( gizliilimler.tr)
    Bir gün, Süleyman (as)'ın dikkatini Hüdhüd kuşu çekmiş oldu.. Ortalarda görünmüyor, halinden, durumundan bir bilgi bulunmuyordu. Bu kuş, yani Hüdhüd, nasıl olur da, habersiz, bilgi vermeden hareket alanından, bulunduğu mevkiden uzaklaşırdı?
    " ( Süleyman) kuşları gözden geçirdi ve şöyle dedi: Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?" ( Neml Sûresi, âyet 20)
    " Ya bana ( mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirecek ya da onun canını iyice yakacağım yahut onu boğazlayacağım!" ( Neml sûresi, âyet 21 )
    " Çok geçmeden ( Hüdhüd) gelip: Ben, dedi, senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sebe'den sana çok doğru ( ve önemli) bir haber getirdim." ( Neml sûresi, âyet 22)
    Hüdhüd, uzun bir kayıptan sonra, Süleyman (as)'a, güzel, muazzam, mücadele vermeye değer bir hayırlı haber getirmiş oldu. Saba Melikesi Belkıs'tan haber getirmişti.
    "  ( Süleyman Hüdhüd'e) dedi ki: Doğru mu söyledin, yoksa yalancılardan mısın, bakacağız." ( Neml sûresi, âyet 27)
    " Şu mektubumu götür, onu kendilerine ver, sonra onlardan biraz çekil de, ne sonuca varacaklarına bak." ( Neml sûresi, âyet 28)
    " Süleyman'ın mektubunu alan Seb'e melikesi.) " Beyler, ulular! Bana çok önemli bir mektup bırakıldı" dedi." ( Neml sûresi, âyet 29)
    " Mektup Süleyman'dandır, rahmân ve rahîm olan Allah'ın adıyla ( başlamakta)dır." ( Neml Sûresi, âyet 30)
    " Hz. Süleyman'ın Belkıs'la karşılaşması şöyle olmuştur. Süleyman (as) Filistin'de Beyt-i  Makdis'i inşa ettikten sonra hac için Harem-i Şerife gider. Hicazdan Yemen tarafına yönelir. San'a'ya kadar gidip orada konaklar fakat su bulamaz.
    Bu arada kılavuzluk yapan ve yerini haber verecek olan Hüdhüd kuşu kaybolmuş ve kılavuzluk işi aksamıştı. Ancak Hüdhüd Sebe' Melikesi Belkıs'ın beldesine ulaşmış ve Süleyman'a ondan haber getirmişti.
    Hz. Süleyman'ın Yemen'in Sebe şehrinde hüküm süren Belkıs'tan, Belkıs'ın da Hz. Süleyman'dan haberi yoktu. Hüdhüd kuşu Hz. Süleyman'a Belkıs'la ve kavmiyle ilgili haber getirdi. Belkıs ve kavminin Allah-u Tealayı bırakıp güneşe taptıklarını söyledi.
    Hz. Süleyman Belkıs'a Hüdhüd'le besmeleyle başlayan " Müslüman ol, isyan etmeden bana gel!" diye mektup göndererek Allah-u Tealaya iman etmesini istedi. Hüdhüd, her yer kapalı olduğu için mektubu pencereden girerek Belkıs'ın yatağına koydu. Belkıs, uyanıp mühürlü mektubu görünce korktu.
    Belkıs, ileri gelen adamlarıyla danışmada bulundu. Süleyman (as)'ın peygamber olup olmadığını öğrenmek istedi. " Peygamberse savaşamayız, teslim oluruz. Değilse savaşırız." dedi. Hediyeler hazırlayarak Hz. Süleyman'a gönderdi. " Eğer Süleyman, dünya padişahlarından ise, hediyelerimi alır, eğer peygamber ise dinine tabi olmaktan başka hiç bir şeye razı olmaz. Mutlaka onun dinine tabi olmamız icap eder." diye düşündü.
    Belkıs, Hz. Süleyman'ı denemek için kız kıyafetinde 500 genç erkek, erkek kıyafetinde 500 kız eğri delikli bir inci, bir bardak, bir taş ve hediye olarak da yakut bir taçla iki altın kerpiç gönderdi. " Eğer bu adam peygamberse, erkeklerle kızları birbirinden ayırır. İnsan ve cinden başka bir mahluka bu taşı deldirir. Bardağa yerde ve gökte olmayan sudan doldurur. Şu inciye de ip geçirir." dedi.
     Hüdhüd, gelip bunları Süleyman (as)'a haber verdi. O da Belkıs'ın göndermekte olduğu kerpiçlerin ebadındaki altın kerpiçlerle geniş bir sahayı döşetti. Hayvanları üstüne saldı. Belkıs'ın elçileri, her yerin altın kerpiçlerle döşenmiş olduğunu, hayvanların kerpiçlere pislediğini, altının burada hiçbir değeri olmadığını görünce, getirdikleri  iki altın kerpici hediye olarak vermeye utandılar. Altın kaplı sahada iki kerpicin yeri boştu. Elçiler ( Bu kerpici oradan aldınız diye  itham ederler) diyerek iki kerpici gedik olan yere bırakıp huzura çıktılar.
    Belkıs, " Bu adam, sizi sert karşılarsa peygamber değildir." demişti. Fakat Hz. Süleyman onları güler yüzle ve tatlı sözlerle karşıladı. " Hani inciniz nerede? Getirin ona iplik takalım." buyurdu. İnciyi bir ağaç kurduna verdi. Kurt ipliği ağzına alıp bir taraftan girerek öteki taraftan çıktı. Hz. Süleyman, " Delinecek taşı getirin." buyurdu. Onu da ağaçkakan kuşu deldi. Kız ve erkeklere yüzlerini yıkattı. Kızlar ibriği sol el ile, erkekler, sağ el ile tuttukları için birbirinden ayırdı. Bardağı da hızlı koşturulan atların terleriyle doldurttu." ( gizliilimler.tr.)
    " Sonra Süleyman müşavirlerine) dedi ki: Ey ulular! Onlar teslimiyet gösterip bana gelmeden önce, hanginiz o melikenin  tahtını bana getirebilir?" ( Neml sûresi, âyet 38)
    " Cinlerden bir ifrit: Sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu işe gücüm yeter ve bana güvenebilirsiniz, dedi." ( Neml sûresi, âyet 39)
    " Kitaptan ( Allah tarafından verilmiş) bir ilmi olan kimse ise: Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm, dedi. ( Süleyman) onu ( melikenin tahtını) yanı başına yerleşmiş olarak görünce: Bu, dedi, şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere Rabbimin ( gösterdiği) lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur, nankörlük edene gelince, o bilsin ki, Rabbimin hiç bir şeye ihtiyacı yoktur, çok kerem sahibidir." ( Neml sûresi, âyet 40)
    " Hz. Süleyman, Belkıs'ın hediyelerini kabul etmedi. Elçiler, Hz. Süleyman'ın saltanatını, ordularını gördükten sonra, Belkıs'ın yanına döndüler. Hz. Süleyman, Belkıs ve ahalisinin Allah-u tealaya iman ve ibadet etmelerini istediğini bildirdiler.
    Belkıs, Hz. Süleyman'ın peygamber olduğunu anlayıp, yolculuğa hazırlandı. Tahtını muhafazalı bir yere kilitleyip kalabalık ordusu ile Hz. Süleyman'a gitmek üzere yola çıktı. Cinniler, bu durumu Hz. Süleyman'a haber verdiler.
    Hz. Süleyman, Belkıs'ın akıllı olup olmadığını, tahtını tanıyıp tanımayacağını denemek için ve peygamberliğine delalet eden bir mucize olması için Belkıs'ın Yemen'de muhafaza altında bulunan tahtını ism-i a'zam duasını bilen Asaf bin Barhıya aracılığıyla bir anda Kudüs'e getirtti." (giizliilimler.tr)
     Netice olarak;
    " Ona: Köşke gir! dendi. Melike onu görünce derin bir su sandı ve eteğini yukarı çekti. Süleyman: Bu, billûrdan yapılmış, şeffaf bir zemindir, dedi. Melike dedi ki: Rabbim! Ben gerçekten kendime yazık etmişim. Süleyman'la beraber âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum." ( Neml sûresi, âyet 44)
    Tefsircilere göre, Hz. Süleyman Sebe' Melikesi Belkıs gelmeden önce, bir köşk inşa ettirmişti. Bu köşkün avlusu billûrdan yapılmış, altından su akıtılmış ve suya balıklar konmuştu.
    Belkıs, zeminin şeffaf bir madde olduğunu farkedemediği ve sudan geçeceğini sandığı için eteğini çekmişti. Bütün bu tedbir ve tertipler onun akıl ve bilgisine güveninin sarsmış, kendini ilâhî irşadı kabule hazırlamıştır.
    Tüm bunlardan anlıyoruz ki, Resullerin göstermiş oldukları mucizeler, boşuna boşuna, körü körüne değildir. Tüm insanlık, geçmiş ve gelecek beşeriyet, bunlardan faydalansın, imanlarını pekiştirsinler diye, ibret alsınlar, hayatları boyunca Hak yoldan ayrılmasın diye aziz kitabımız Kur'an'da beyan buyurulmuştur.
    Kur'an' daki, mucizeler,  birer hikaye, birer öykü ve sıradan masallar zinciri değildir.. Yaşanmış, hayatı İlahi rahmetlerle doldurmuş gerçeklerdir.
    Rabbimiz!.. Bu aziz millete, Kur'ânî idrak ve bilinç nasip eylesin!.. Selam ve dua ile..
   
Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık