ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

İbrahim (as), Nemrut ve Ateş
  KUR'ÂN'DAKİ MUCİZELER:  İBRAHİM (AS), NEMRUD VE ATEŞ!..
 
 
    " Bunun üzerine İbrahim yıldızlara şöyle bir baktı." " Ben hastayım dedi."  " Ona arkalarını dönüp gittiler." ( Sâffât sûresi, âyetler 88, 89, 90 )
    O zaman ki Babil halkı, gökteki yıldızlara bakarak iş yaparlar, hareket ederlerdi. İbrahim hasta olmadığı halde  onları inandırmak, ikna etmek için, onlar gibi hastalığı ile yıldızlar arasında ilişki ve alaka kurmuştu.
    Puthaneyi bekleyenler, İbrahim'e dediler ki: - " Sen gitmiyorsan dışarı çık, kapıyı sıkıca kapayalım." dediler. İbrahim'de puthaneden dışarı çıktı. Put hizmetçileri de kapıyı sağlamca kapadılar, bayram alanına gittiler.
    Tabii ki, İbrahim düşmüş olan bu fırsatı değerlendirdi. İnsanlar puthaneden gittikten sonra dedi ki:
    " Allah'a yemin ederim ki, siz ayrılıp gittikten sonra putlarınıza bir oyun oynayacağım." ( Enbiyâ sûresi, âyet 57 )
    Diğer bir rivayete göre ise, Hz. İbrahim'in bu sözü gizli olarak söylediği ve kendisini sadece bir kişinin duyduğu rivayeti de vardır.
    " Ve kendi kendine şöyle söylendi: - Siz, sağlamca kapasanız da, vallahi ben siz gidince kapıyı açarım. Putlarınızı kırar, paramparça ederim. Puthane hizmetçilerinden birisi, İbrahim'den bu sözü işitmişti: - Bu çocuk delidir! Ne söylediğini bilmiyor.
    Önem vermeden gitti. O da, bekçiler gözden kaybolunca puthaneye gitti. Kapısını açtı. İçeri girdi. Elinde balta vardı. Putlara baktı, önlerine türlü türlü yiyeceklerin konulmuş olduğunu gördü. Kâfirlerin âdeti şu idi ki, bayram için ne yiyecek pişirirlerse, büyük puta ondan bir pay ayırırlardı. Her putun önüne de, o yemeklerden biraz koyarlardı.
    Sonra o yiyecekleri alarak: - İlâhlarımızın bakışı ile bereketlenmiştir, derlerdi. Onları saklar, kendileri yerlerdi. İbrahim baltası elinde, putlara şöyle seslendi:
    - Niçin bu yiyecekleri yemiyorsunuz? Niçin cevap vermiyorsunuz? Söylesenize! Ama doğru! O halde bu halka nasıl ilahlık edersiniz? dedi.
    Baltayı sağ eline aldı. Putlara saldırdı. Balta ile kiminin başını kırdı. Kiminin ayağını kesti, Kimini belinden ikiye ayırdı. Kiminin başını ikiye böldü. Kimisini de yüz üstü bıraktı. Büyük puta ise ilişmedi. Onu, altın bir tahtın üstüne oturtmuşlardı. Türlü mücevherlerle de putu süslemişlerdi. Baltayı, onun boynuna astı. Sonra dışarı çıktı. Kapıyı bekçilerin kapadığı gibi kapadı. Dışarıda oturdu, bekledi.
    Puthane hizmetçileri geldiği zaman, o hali görünce şaşırıp kaldılar. Feryada başladılar. Hemen, o saatte gidip Nemrut'a haber verdiler. - Putlar kırılmış! dediler." ( www.yaklasansaat.com)
    " Nemrut: hemen yerinden fırladı. Puthaneye giderek, o perişanlığı görünce şaşırıp kaldı: " Bunu tanrılarımıza kim yaptı? Muhakkak o, zalimlerden biridir, dedi." ( Enbiyâ sûresi, âyet 59 )
    Nemrut bütün öfkesiyle hışmıyla hizmetçilere kızdı: - Bunu yapan, putları bu hale getiren kim ise onu bulup, getirin! dedi. İbrahim'in: - Siz gidin. Ben de putlarınızı kırarım dediğini işiten bekçi, Nemrud'a: - İbrahim adlı bir gençten, putlarınızı ben kıracağım! diye söylediğini işittik, dedi.
    Nemrut: - İbrahim'i bana getirin! Eğer bu söz doğru ise, işitenler şahitlik etsinler! Ben onun cezasını veririm! Dedi. Nitekim yüce Kur'an'da şöyle buyrulur:
    " ( Bir kısmı:) Bunları diline dolayan bir genç duyduk; kendisine İbrahim denilirmiş, dediler." " O halde, dediler, onu hemen insanların gözü önüne getirin. Belki şahitlik ederler." ( Enbiyâ sûresi, âyetler 60, 61)
    Nemrut ne kadar kafir ise de, iki kişi tanıklık etmeyince hüküm vermezdi. Hem de şöyle düşündü: - Bu genç, Vezir'in oğludur. Suçlu değilse cezalandırmayalım. İbrahim'i getirdiler.
    " Bunu ilâhlarımıza sen mi yaptın ey İbrahim? dediler." ( Enbiyâ sûresi, âyet 62). " İbrahim: Belki de bu işi şu büyükleri yapmıştır. Hadi onlara sorun, eğer konuşuyorlarsa! dedi." ( Enbiyâ sûresi, âyet 63 ) Ve sonra onlara şöyle ilave etti: - Onlar, söyleyemeyecek olursa  o büyük puta sorun! Bu işi niçin yaptığını, söylesin!
    Ulul-azim peygamber, İbrahim ( as), taşı gediğine koymasını bilmişti. Çünkü büyük put da konuşmasız, savunmasız, cansız bir hiç yapıttı!.. Büyük put, neyi savunacak, neyi anlatacaktı ki?
    "Sonra tekrar eski inanç ve tartışmalarına döndüler: Sen bunların konuşmadığını pek âlâ biliyorsun, dediler." ( Enbiyâ sûresi, âyet 65)  İbrahim (as), bu sözleri işitince, şöyle dedi: - Bu putlar, mademki konuşamaz bunu biliyorsunuz, o halde kimseye fayda ve zarar veremeyecek şeyleri niçin ilah ediniyorsunuz? İşte, bunun üzerine, putları, İbrahim'in kırdığı anlaşılmış oldu. Nemrut: - Bunu cezalandırın, ona işkence edin! dedi.
    Bundan sonra da İbrahim, peygamberliğini açığa vurdu. Halkı Hakk'a çağırdı. Babilliler, İbrahim'e: - Atamızın, anamızın dinini bırakmamızı mı istiyorsun? dediler. O da:
    - Ana ve atalarınız da sizin gibi sapkınlık içindedirler. Çünkü öyle bir şeye tapıyorlar ki, onlara ne faydası ne de zararı vardır! Nitekim Allah (cc) şöyle buyurur:
    " İşte bu, kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz delillerimizdir. Biz dilediğimiz kimselerin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz ki senin Rabbin hikmet sahibidir, hakkıyle bilendir." ( En'âm sûresi, âyet 83)
    Âyeti kerime içerisinde geçen ve " delil" diye anlam verilen " hüccet" kelimesi, kesin delil manasına gelir. İbrahim (as)'a verilen hüccetten maksat, ona ilham edilen tefekkür, muhakeme ve mukayese gücüdür. Onun ay, güneş ve yıldızlar karşısındaki tutumu ile müşriklere karşı verdiği mücadelede göstermiş olduğu deliller ve diğer mucizeler bu cümledendir.
    " Kavmi onunla tartışmaya girişti. Onlara dedi ki: Beni doğru yola iletmişken, Allah hakkında benimle tartışıyor musunuz? Ben sizin O'na ortak koştuğunuz şeylerden korkmam. Ancak, Rabbimin bir şey dilemesi hariç. Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ ibret almıyor musunuz?" ( En'âm sûresi, âyet 80 ) 
    İlk insandan bu yana, yeryüzüne gelmiş gitmiş tüm sahte ilahların, tanrıların sonu Nemrud gibi olmuş ve bundan sonra da olmaya devam edecektir. Nemrud, İbrahim As)'a: " Senin İlah'ın ne yapıyor ki bende onu yapayım?" diyor. Yüce Allan şöyle buyurur:
    " Allah kendisine mülk ( hükümdarlık ve zenginlik) verdiği için şımararak Rabbi hakkında İbrahim ile tartışmaya gireni ( Nemrut'u) görmedin mi? İşte o zaman İbrahim: Rabbim hayat veren ve öldürendir, demişti. O da Hayat veren ve öldüren benim, demişti. İbrahim: Allah güneşi doğudan getirmektedir; haydi sen de onu batıdan getir, dedi. Bunun üzerine kâfir apışıp kaldı. Allah zalim kimseleri hidayete erdirmez." ( Bakara sûresi, âyet 258)
    Nemrut, kudurmuş, öfkesinden çıldıracak, çatlayacak duruma gelmişti. Zindandan iki kişi getirtti. Birisini öldürttü. " İşte, dedi, Diriyi öldürdüm!" Sonra ötekinin ellerini çözdürdü: " İşte, ölüyü de dirilttim! Çünkü elleri bağlı olan öldürülecek kimseydi. Şimdi onu bağışladım, salıverdim. Böylece ona hayat verdim!" dedi.
    Bunun üzerine İbrahim, Nemrut'a tekrar yukarıda zikredilen Bakara suresinin 258 nci ayeti kerimesinde geçen ilahi sözleri hatırlattı. Tabii ki;
    Nemrut (aleyhillane) tıkanmış, verecek, konuşacak söz bulamamış ve susmuştur. O cebbar Nemrut'un dili sanki tutuldu. İbrahim bundan sonra yine halkı İslam'a çağırdı. Fakat hiç kimse olumlu cevap vermedi. Çünkü Nemrut'tan korkuyorlardı. Nemrut: " İbrahim'i bir eve kapatınız!" dedi.
    Hz. İbrahim'i, kapalı bir yere hapsettiler. Üzerine de bekçiler koydular. Ellerini, ayaklarını sıkıca ve sağlamca bağladılar. Bu arada, halktan merhamet sahibi, insaflı, vicdanlı insanlar onun ziyaretine gelirlerdi, o da onları, Allah yoluna davet ederdi. 
    İbrahim, atıldığı hapishanede böylece bir müddet kalmış oldu. Akabinde kendisi hapiste iken babası Azer öldü. Nemrut ise, İbrahim'e, işkence, kötülük ve zulüm etmeye devam ederek onu öldürmeye niyetlendi. Bu nedenle de ateşe atmaya karar verdiler ve şöyle dediler:
    " ( Bir kısmı:) Eğer iş yapacaksanız, yakın onu da tanrılarınıza yardın edin! dediler." ( Enbiyâ sûresi âyet 68)
    Nemrut rezilinin emri gereğince , yüksek bir yer yapıldı. Ateş yakılacak yeri çevirdiler. Hz. İbrahim (as)'ın kavminin bir kısmı bu karara üzüldüyse de, ekser kısmı yakılmasına razı oldular. Çevrilen yerde ateş yakıldı. İbrahim'in eli, ayağı bağlı olarak ateşe attılar. İbrahim  ateşe atılırken, Cebrail (as)'ın yardım tekliflerini kabul etmiyordu. " Bana Allah'ın sahip çıkması yeter; O, ne güzel bir sahip!" diyerek Allah'a sığınıyordu.  Lakin;
    Emir verilmişti: " Ey ateş! İbrahim için serinlik ve esenlik ol!" dedik." ( Enbiya sûresi, âyet 69). " Böylece ona bir tuzak kurmak istediler, fakat biz onları, daha çok hüsrana uğrayanlar durumuna soktuk." ( Enbiyâ sûresi, âyet 70)
    Netice olarak;
    Yüce Allah emretmedikten sonra, bıçak kesmez, ateş yakmaz, su boğmazdı. Nitekim öyle olmuştur. Öldürmek için ateş yaktıkları meydan, Hz. İbrahim (as)'a güllük, gülistanlık olmuş, mancınık, geri tepmiş oldu.
    Nemrut, İbrahim'in o muazzam halini, kurtuluşunu, saadetini görünce beyninden vurulmuşa döndü. Çünkü, sahte tanrılar, hep geleceklerinden korkarlar da onun içindir.
    Nemrut: " Ey İbrahim!.. Bunu sana kim  yaptı? dedi. İbrahim: Ateşi yaratan Allah! dedi. Nemrut: - O Yaratan hakkı için ateşin içinden dışarı çık. Seni göreyim! dedi.
    İbrahim (as(; ateşin içinde yürüdü. Nereye ayak bastıysa, o yerdeki ateş sönüyor, orası çimenlik oluyordu. Böylece İbrahim, dışarı çıktı durdu.
    Evet, Nemrut iddiasını kaybetmiş, mağlup olduğunu anlamıştı. Kaçıp sarayına sığındı ve kapılarını sıkıca kapattı. Kurtulduğunu zannetti. Ama, Allahü Teâlâ, yaratmış olduğu en küçük varlık olan Sivrisinek ordusuna emretti.
    Öyle ki, bir gözü kör, bir ayağı topal bir sivrisinek, baca deliğinden girerek, Nemrut'un dizine konmuştu. O, onu tutup öldürmek istedi. Sinek uçtu, yüzüne kondu. Nemrut, sineği yüzünden kovmak istedi. Sinek, yine uçarak onun burnunu içerisine girdi. Oradan da beynini içerisine kadar yürüdü. Azar azar, yavaş yavaş beynini kemirmeğe başladı.
    Nemrut, iki eliyle yüzüne vuruyor, acısını, çekmiş olduğu ızdırabı bir parça dindirmek istiyordu. Topal Sinek o kadar acı veriyordu ki, Nemrut'un canı yanıyordu. Nemrut'un kafasına vuracak, beynini ezecek kişiler görev almıştı. Görevliler, hızlı, sert vururlarsa, memnun oluyor, yavaş, hantal, tembel vurulursa isyan ediyordu. Ve sertçe bir vuruşla, Nemrut, cehenneme zümera olmuştur.
    Rabbimiz!.. Kur'âni mucizelerden, kıssalardan ibret alan kullarından eylesin!..Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık