Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

İctihad'ın Kapısı Niçin Kapalı Olsun?

 İCTİHAD KAPISI NİÇİN KAPALI OLSUN Kİ?!..
 
 
    " Ne var ki insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her gurup kendilerinde bulunan ( fikir ve davranış) ile sevinip böbürlenmektedir." ( Mü'minûn sûresi, âyet 53 )  
    Maalesef, ayeti kerime de buyurulduğu gibi,  ümmet parça parça olmuş, fırka, fırka, gurup gurup her kafadan bir ses çıkmakta, kimse birbirini dinlemeden, anlamadan, anlayış görmeden öylece yuvarlanıp, kör topal yaşayıp gidilmektedir!.
    Mezhepler, fırkalar, tarikatlar dinleşmiş, herkes kendi heva ve  hevesinin doğrultusunda yaşadığı için, hareket halinde bulunduğu için, tarikat pirleri, efendi hazretleri, eller üstünde tutulup el öptürmekte, etek öptürmektedirler!..
    Kur'an'ın değil, tarikat pirlerinin sözleri, hayat hikayeleri dinleşmiş, ayetler yerine, sahih hadisler yerine, şeyhlerin, ağabeylerin, üstadların menkıbeleri, kıssaları ayetleşmiş, dinin emirlerinin yerini almıştır!..
    Her tarikat mensubu, bir diğer tarikat adamını küfürle itham etmekte, kendilerine ters düşen tarikat evlerinin sokaklarından bile geçmemektedirler!.. Tüm bunlar, bu çirkinlikler, böylesi rezillikler niçin olmaktadır?
    Elbette ki, Kur'an yükseklerde tutulursa, bir türlü aşağılara indirilip emirleri hayat düsturu yapılmazsa olacağı bu idi böyle olmuştur!.. Diğer taraftan, aziz kitabımız Kur'an'dan hüküm çıkarma işlevi asırlardan beri durdurulmuş, mezhep imamları peygamber makamının üzerine çıkarılarak, onların sözleri, ictihadları, kıyasları, reyleri ve düşünceleri Nebevi haberleri el ense etmiştir.
    " Kitap ve Sünnet'te bulunmayan konular etrafında Kitap ve Sünnet'in ruhuyla bütünleşebilecek yorumlar geliştirmek, tahkiki İslam ilgisinin bir gereğidir. Fıkhı birikimimiz yalnızca  geçmişin mirasından ibaret sayılamaz. Dünkü fıkıh mirasının bugünün sorunlarına tümüyle cevap vermemesi kadar doğal bir durum olamaz.
    Dünün müçtehidleri kendi dönemlerinin sorunlarına cevap aradılar, günümüzün sorunlarına değil. İçtihad her dönemde dinamizmin ve hayatiyetin kaynağı olmuştur.
    Taklit ise her  dönemde önlenemez bir çözülmenin kaynağıdır. Taklidin egemen olduğu bir toplum, kör bir daire içerisinde kalmaya mahkumdur. Taklit, katı ve donmuş görüşlerle hayatı devam ettirmeye çalışmakta ısrar ve inat etmektir.
     Modern hayatın içerisinde Müslümanların karşısına her gün, çözümlenmesi gereken farklı sorunlar çıkmaktadır. Bütün bu sorunlar İslam'dan karşılıklar beklemektedir. Bu karşılıkları kuşkusuz müçtehidler bulacaklardır.
    İslam, hiç bir dönemin sorunları karşısında acze düşmez. Bugünkü aczimizin kaynağında karşılaştığımız yeni durumları yeniden yorumlayamamak ve yeni tavırlar alamamak yatmaktadır. Karşı karşıya geldiğimiz bütün durumlar için nasslarda açık karşılıklar bulamayabiliriz.,
    Müslüman halklar, yüzyıllardır dondurulmuş bir bilgi birikimiyle amel etmek durumunda bırakılmışlardır. Yüzyıllardır bilimsel etkinlikler alet ve lafız bilimleriyle  sınırlandırılmış, ibarelerin tahlilleri bilimsel disiplin haline sokulmuş, orijinal ve yönlendirici eserler yerine şerhler, şerhlerin şerhleri, haşiyeler, haşiyelerin haşiyesi eserler ilmi etkinlik yerine konulmuştur." (Yeni Bir Tarih Şafağı, A. Müftüoğlu, sayfa 149-150)
    Kos koca imparatorluğu yiyip bitiren ne oldu biliyor musunuz? ictihad kapısının kapalı olması, bu mevzuda en küçük bir çalışmanın bulunmamasıdır!.. Her kim ki, bu kapıyı aralamaya, açmaya çalışmış, hemen tu-kaka edilmiştir!.. Müfrit dinciler, bu mevzuda çalışma yapmak isteyen insanı, dinsizlikle, imansızlıkla, gavurlukla, mezhepsizlikle, din düşmanı olmakla suçlamışlar, bu kapının kat'iyyen aralanmasına, açılmasına fırsat vermemişlerdir.
    Çünkü, Sünnilik, mezhep imamlarının gücü, peygamberi bile sollamış, örneğin, peygamberi bir defa bile hacca gönderemeyen gerici zihniyet mensupları, Ebu Hanife'yi elli beş defa hacca göndermişler, hadsiz hesapsız şekilde Allah'la bizzat görüştüğünü ballandıra ballandıra gündeme taşımışlardır.
    Büyük şehid, Ebu Hanife'nin kırk yıl, yatsı abdesti ile sabah namazını kıldığını şişirenler gelenekçi, beyinleri dondurulmuş kesimler, aynı hali peygambere yakıştıramamışlardır!.. Halbuki;
    Aynı zihniyet mensupları, Ebu Hanife döneminde de yaşıyordu, bulunmakta idiler!.. O  zamanda bu kirli zihniyet erbabı, Ebu Hanife (ra)'i Kur'an'sızlıkla, Mürcielikle, din dışılıkla suçlamışlar, sultanların, kralların gözünde kötü göstermek, zindanda şehit ettirmek için her türlü haltı yemişlerdir!.. Onun içindir ki;
    " İslam'ın bütünüyle ikmal edilmiş bulunduğu bir zamanda Müslümanlar Kitabı Kerim'in tümüyle sorumludurlar. Mekke ve Medine tanımları ve tasnifleri yüzyıllardır mazeret olarak kullanılagelen konular arasındadır.
    Türkiye bağlamında olaya bakıldığında sormak gerekir: Hangi Müslüman Mekke dönemi Müslümanı gibi yaşıyor? Hangi Müslüman Medine dönemi Müslümanı gibi yaşıyor? İslam'a karşı sorumsuzluk gittikçe büyüyor. Her Müslüman gittikçe kendisini dünyacı bir eğilim içerisinde bulmaktadır. Müslüman olarak her birimizin hayatımıza İslam vaziyet etmiyor.
    Her birimiz günlük hayatın içerisinde fiziki varlığımızla ayakta kalmak için bin bir bahane arıyor ve buluyoruz. İslam hiç birimizin günlü uğraşlarının merkezi olamıyor. Müslümanlar da diğer ideolojilere bağlı yığınlar gibi yalnızca maddi hayatı kutsamaktadırlar.
    Din duygusunun, din gayretinin, din öfkesinin , din tutkusunun, din ilgisinin ve bağının zayıfladığı, din ilişkisinin yalnızca biçimsel bir ilişki haline geldiği bir toplumda, eski fıkıh kalıplara dayalı bir anlayışı korumak yerine, tevhidi bir iman bilincinin yükseltilmesi daha anlamlı olabilir." ( a. g. e. say. 150-151)
    Netice olarak;
    İslam'ı, atalarcılıktan, gelenekçilikten, törecilikten, mezhepçilikten kurtama zamanı gelmiş ve geçmektedir. Örneğin, Ebu Hanife içtihadına göre, kadının yalnız başına hacca gitmesi, 90 Km. ötesi yolculuk yapması yasaklanırken, bu gün maşallah!.. Hanımlar, neredeyse, ayda bir defa Umre yapacak duruma gelmişlerdir!..
    O halde, nerede kaldı, Ebu Hanife'nin 1200 yıl önce yapmış olduğu ictihad? Demek ki, büyük saygı duymuş olduğumuz Ebu Hanife ve diğer müçtehidlerin görüşleri, düşünceleri, içtihadları kendi zamanlarını ilgilendirdiği için, günümüz dünyasına taşıdığımız zaman, görülmektedir ki, gülünç , tuhaf ve çağ dışı olmaktadır!..
    Ayrıca, bundan 1200 yıl önce yaşamış o mübarek imamların kitapları asliyetini muhafaza eder durumda değildir.. Şerhler yazılmış,  şerhlerin üzerine bir daha şerh düşülmüş, haşiye haline sokulmuş, böylece mes'ele, içinden çıkılmaz hale getirilmiştir! Dolayısıyla,
   Ülkemiz de , içtihad yapacak tepe tepe alimlerimiz bulunmaktadır!.. Başkanlığımız, her ne kadar korksa da, İlahiyat fakültelerimiz de, yeni yeni fikirler, içtihadlar için koşacak, yorulacak, alınları terleyecek alimlerin sayıları bir hayli fazladır!.. Allah, gayretlerini makbul eylesin! Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık