ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

İFTAR TÖRENLERİ
ORUÇ; PERHİZE, DİYETE, FESTİVALE, EĞLENCEYE, ŞA'ŞAALI İFTAR TÖRENLERİNE DÖNÜŞTÜRÜLMEMELİDİR!..
 
 
    "  Sadakalar hususunda, müminlerden gönüllü verenleri ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya, Allah işte onları maskaraya çevirmiştir. Ve onlar için elem verici azap vardır." ( Tevbe sûresi, âyet 79)
 
    Asr-ı saadetin meşhur münafıklarından ve hatta münafıkların reisi Abdullah b. Übeyy, ölüm hastalığına yakalandığı zaman oğlu Abdullah aziz peygamberimize (sav) gelerek babası için istiğfâr etmesini istedi.
    Abdullah hâlis ve samimi bir Müslüman olduğu için Resûlullah onun hatırını kırmadı ve babasının affı için Allah'a dua etti. Bunun üzerine, şimdi zikredeceğimiz  âyeti kerime nâzil oldu.
    " ( Ey Muhammed!) Onlar için ister af dile ister dileme; onlar için yetmiş kez af dilesen de Allah onları asla affetmeyecek. Bu, onların Allah ve Resûlünü inkâr etmelerinden ötürüdür. Allah fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez." ( Tevbe sûresi, âyet 80)
    Bu noktadan sonra, şunları arzetmek istiyorum:
    Maalesef, ramazan aylarında çok oruç tutan kişiye rast gelmekteyiz ki, oruç tutmasının sebebini sağlıklı, sıhhatlı yaşamaya sebep olan perhiz etmeye, şeker hastalığından ve  diğer vücud arızalarından dolayı diyete bağlamaktadır.
    Böylesi kimselere sormuş olsanız, alacağınız cevaplar şunlar olmaktadır: " Vallahi; tuttuğum oruç öylesine faydalı oldu ki, bedenim için, hastalıklarım için diyet ve perhiz oldu."  Bu tür sözleri , her an duymanız, işitmeniz, şahit olmanız mümkündür.
    Oysa, oruç, ibadeti öncelikle Allah rızası için, Allah emrettiği için tutulmuş olmalıydı. İslam'ın temel esaslarından, iman, namaz, zekattan sonra önemli bir emri ilahi olduğu için tutulmalıydı.
    Bu tür zikzaklı, riyakar davranışlarımız sebebiyle, ülkemizde öyle kurum ve kuruluşlar bulunmaktadır ki, mübarek ramazan aylarında, teravih saatlerinde parklarda, bahçelerde, binlerce insanı davet ederek, çağırmış oldukları, çok çok ücret vererek sahneye çıkarttıkları ramazan sanatçılarını dinletmekteler, alkışlatmaktalar, ibadet saatinde insanları saz, söz eşliğinde mayahoş etmektedirler.
    Çünkü, ramazan ayı, oruçlu bulunduğumuz günler, kimilerine, istismarcılara göre, bundan menfaat, aferin devşiren çömezlere göre festivale dönüştürülmüş aylardır!.. Halbu ki; yapılması gereken orucun yaşanması, ramazan ayının içinin doldurulması idi.
    " Bu arada orucun farz kılınışının sebebine bakmamız gerekiyor. O sebep de bize ' korunmak/ittika/takvaya ermek/takvayı kuşanmak' olarak sunuluyor, malumunuz kitabımız Kur'an'ı Kerim'de. Bir başka açıdan bakıldığında da, yoldan, raydan çıkan insanlığın, daha doğrusu beşeriliğe özenen/düşen kulların yeniden hidayet edilmesi, kılavuzlanması adına Rabbimizin bir daha yüzümüze bakarak bizleri müşerref kıldığı son vahyin bir şükür vesilesi olduğu görülecektir! Bir boyutuyla/ adıyla nimet olan son vahyin şükrünün bir gereğidir. Şükr'ân-ı nimettir.
    Namaz nasıl kötülüklerden korunmanın vesilesi ise tüm nüsuk/ibadetlerimizin hayatın bir ânına değen, değiştiren birer boyutu olduğu gibi orucun da ' korunmak' kavramı özelinde psikolojik, sosyal ve ekonomik birçok boyutu vardır.
    Bir talim ve terbiye okuludur o! Dış yolculukla yükümlü insanın kendi i yolculuğunun bir aracıdır. Hem iç, hem de dış yolculuğun, kulluk sürecinin, imtihan için yaratılmışlık olgusunun gereği olarak bir azıktır, donanımdır.
    Donanım demişken, bir bilgisayar ekipmanını düşününüz. Bir çok parçadan meydana geldiği biliniyor. O bilgisayarın düzgün çalışması, amaca uygun olarak işlevini yerine getirmesi isteniyorsa tüm bileşenlerin eşdeğer, uyumlu olması, senkronizasyon gerekiyor.
    Yazılımın donanımla, girdi parçalarının çıktı araç gereçleri ile uyum halinde, birlikte çalışması gerekiyor, kısaca. Biri eksik olsa, biri işlevini yerine getirmezse, işte ne bileyim özellikleri tutmazsa ne doğru bir çalışma, ne de uygun bir sonuç elde edilebilir! Her şey heba olur, ele bir şey geçmez; emekler, zaman ve imkânlar ziyan olur!
    İşte inananlar için kulluk da bu bileşenler ve işlevlerine benzetilebilir. Birini diğerinden ayıramaz, önceleyip öteleyemeyiz! Kafamıza göre eksiltip eklemeler yapamayız!.. Doku uyumuna, dinin adına uygunluğuna bakarız.
    İstendiği gibi, istendiği şekliyle, istendiği kadar ve istendiği zamanlarda gerçekleştirilmelidir. Namaz hangi cinstense, oruç ta o cinsten olacaktır. Namaza verilen önem kadar zekât da önemsenecektir. Helaller helallendirilmediği gibi, haramlardan da önemle ve öncelikle sakınılacaktır.
    Tüm ibadetler bir sakınma fırsatı ve vesilesi bilinecektir. Namazımızın bizi koruduğu, zekâtımızın malımızı ve bizi tezkiye ettiği/ arındırdığı gibi orucumuz  da bizi tutacaktır. Tabii ki hakkı verilir, hak ediş elde edilebilirse!"( www.iktibasdergisi.com/m.bozacioglu)
    Demek ki, eklentiler, nereden, nasıl, ne biçim kaynaklanıyor, ne şekil dinin içerisine sinsice nüfuz etmekte buradan anlaşılmaktadır. İsterseniz, Resulullah (sav) devrine bir nazar ediniz!.. O devirde, o dönemde, şaşaalı iftar törenleri, iftar sofraları görülmeyecektir.
    Günümüzde, zenginlerin zenginleri, lüks, görkemli, israf dolu, sofralara davet etmelerini  zararını , toplum içerisinde bulunan garibanlar, biçare gençler, yoksullar, kimsesizler, miskinler, fakir olanlar çekmektedir.
    Bu gün, inançsızlık, ateizm, inkar, nifak, yıkıcılık, anarşizm, terörizm, eşkıyalık bu kadar yayılma, çoğalma istidadı gösteriyorsa; oburların, doymazların, zenginlerin, kompradorların, maho ağaların kendilerini bir hesaba, bir sigaya çekmeleri lazımdır.
    Kapitale tapınan zenginler, ramazanlarda, bir mevlid okutmakla, bir hatim indirtmekle kurtulacaklarını zannediyorlarsa, vallahi! Onlar yanılmaktadırlar!.. Yanlış düşünmektedirler!.. Okutmuş oldukları mevlid ve hatim , kendilerini kurtaramayacaktır.
    " Şimdi birileri süte su katacak, meseleyi amacından saptırıp kafa karıştırmak ve orucun içini boşaltıp şekle, kabuğa indirgemek için mesai harcayacaklar! Tv.lerden din satılacak, din pazarlanacak! Tabii ki az bahaya! Sahte ve uydurulmuş din! ' Kes masalı' diyerek, ' bize din adamı değil, dininin adamı olanlar lazım' diye haykırabilmemiz lazım. En azından o ifsat proğram ve propagandalarına karşı müteyakkız olmamız gerek!
    Birileri ne çabuk geçti on bir ay diyecek elbet; ama az da olsalar misyonunun eri, dinin adamı, samimi Müslümanlar; başında ' nerede kaldın, özlettin', sonunda da ' ne çabuk geçtin' diyeceklerdir!
    Meseleyi perhize, diyete, festivale, eğlenceye, şa'şaalı iftar törenlerine, göstermelik ramazan paketlerine indirgeme derdinde olanlar olacak! ' Oruç tutmayan Müslümanlar' nitelemesi ile karşılaşabileceğiz belki! Tüm paradokslar, ilk değil, son da olmayacaktır!
    Ta ki bizler en iyisini, en doğrusunu anlayıp yaşayarak örnekleyene kadar! Tersine akışı, planlı saptırmaları etkisiz kılacak, boşa çıkaracak nitelikli çabaları, bir plan proğram dahilinde hep beraber gerçekleştirebildiğimizde o beklenen diriliş, uyanış gerçekleşebilecektir ancak!
    Orucu Kur'an perspektifinde anlayıp aktararak, aile ve çevre içinde örnekleyerek sağaltabilir, sıhhat bulabiliriz!
    Kur'an'ı anlamadan, derdi Kur'an olmadan bunlar zor! Olan da ancak bu kadar olur; o da ne ondurur, ne de öldürür, oyalanıp dururuz! Müflis tüccar akıbetinden kurtulamayız!
    Orucu yalnız mide için/ tutarsanız ona da bir yarar sağlar ve fakat başka bir işe yaramaz! Akıl ile, kalp ile, tüm azalar ile tutulduğunda, o bütünlük içinde tüm yönleri ile; ekonomik, sosyal, psikolojik, toplumsal değişim, siyasî açılardan oruç işlevini yerine getirmiş olacaktır!.." ( www.iktibasdergisi.com)
    Netice olarak;
    Ramazan ayı; insanlarla ilgilenme, gönül yapma, gönül alma, küskünlükleri giderme, küskünleri barıştırma, düşmanlıkları, nefretleri bitirme  ayıdır. Yoksa;
    İçleri boş hatimler, teravihler, gırtlaktan aşağıya inmeyen salatü selamlar, gösteriş dolu tekbirler, tehliller değildir!..
    Ramazan ayı, oruç tutma eylemi ve işlevi Allah yolunda, rızası uğrunda koşma, çabalama, sayü gayret gösterme ayıdır. Bin yıldan bu yana anlaşılmıştır ki, Kur'an'sız yakılan kandiller, sahih hadissiz mahyalar topluma, insanlığa , ümmete ve milletimize yararlı olmamıştır.
    Onun içindir ki, kandil ışıkları yerine mahya hüzmeleri yerine, Kur'an'ın emirlerini, yüce buyruklarını evlerimize, kalplerimize, gönüllerimize, sokaklarımıza, caddelerimize, meydanlarımıza velhasıl her yere girebilmelidir. Girsin ki, siz o zaman görün, alemin nasıl aydınlandığını, huzur ve mutluluk bulduğunu müşahade ediniz.
    Rabbimiz!.. Ramazan ayını mübarek, oruçlarımızı makbul ve kabul eylesin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık