ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

İmam Maturidi'nin Akılcılığı
 İTİKADDA MEZHEP İMAMIMIZ;  İMAM MATÜRİDİ HZ.LERİNİN AKILCILIĞI!..
 
 
    " Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdardır." ( Hucurât sûresi, âyet 13)
 
    Ayeti kerime hakkında kısa bir yorum:
    Bilindiği üzere, Hz. Âdem ve Havva'dan üreyen, çoğalan insanlar, yeryüzünde çeşitli renk ve dilde küçüklü büyüklü topluluklar oluşturmuşlardır.
    Küçükten büyüğe, kabileden milletlere varıncaya kadar farklılık gösteren bu oluşumun, temel nedeni kitlelerin birbirini tanıyıp, anlaşmak ve kaynaşmak olduğu anlaşılmaktadır. Yanı soy sopla övünmek, tefahür etmek yerine, birleşip bütünleşmek öngörülmüştür.
 
    Bu açıdan hareketle, asıl mevzuya başlayacak olursam, ne yazık ki, Müslüman Türk toplunun bağrından, içerisinden çıkmış, itikad da mezhep kurmuş, bu mezheple ünlenmiş, imam Matüridi haz.leri milletimiz tarafından istenen şekilde, yeterli düzeyde tanınmamaktadır!..
 
    Selçuklular zamanında da böyle idi, Osmanlılar döneminde de aynı idi ve aynı tanımamazlık durumu Türkiye insanında da aynen, değişmeden devam etmektedir!..
 
    Şafii ekolünün itikadda mezhep imamı, Eş'ani Hz.leri kafi şekilde isim yapmış iken, eserleri, fikir ve düşünceleri, elden ele, dilden dile dolaşırken, imam Matüridi'nin az tanınması, bilinmemesi bizleri üzmektedir.
 
    Büyük imam, Ebu Hanife'yi; elli beş defa hacca gönderenler, kırk sene yatsı abdesti ile sabah namazını kıldıranlar, niçin İmam Matüridi Hz. lerini gündeme almamakta, tanınması, bilinmesi, fikir ve düşüncelerinin yaşanması için çaba, gayret göstermemektedirler?
 
    Büyük imam Matüridi'nin, yakinen bilinmesi, tanınması milletimiz adına, ülkemiz ve neslimiz namına büyük bir atılım ve kazanç olacaktır!.. Çünkü, onun Kur'an'a hizmetleri, akla vermiş olduğu değer, milletimizin bu gün hararetle, iştiyakla beklediği, hasretini çekmiş olduğu bir konudur..
 
    İmam Matüridi'nin akılcılığı ve akla verdiği değer!..
 
    " Mâtüridî, kelamî konuları temellendirirken ve fıkhî problemleri çözerken sık sık akla, istidlale, nazara, içtihada ve kıyasa baş vurmaktadır. Ona göre, dinin öğrenilmesinde ve dinî bilgiye ulaşmada iki temel kaynaktan birisi akıl, diğer haber ( Semi)'dir.
 
    Her ne kadar dini bilginin kaynağını ikiye indiriyor görünmekteyse de, bu konuyu doğrudan analiz ettiği " Bilgi edinme yolları" kısmında nesne ve olayların hakikatinin idrak/duyular( ıyân), haber ve akılla ( nazar) bilinebileceğini savunarak, bilgi kaynaklarını üçe çıkarır.
 
    Ancak onun eserlerinde sonraki kelam kitaplarında rastlanan aklın tanımı ve mahiyeti ile ilgili felsefi tartışmalara rastlanmamaktadır. Akıl, daha çok görevleri itibariyle tanımlanmaktadır.
 
    Buna göre, akıl ve nazar, yararlı ve zararlı olanı birbirinden ayıran bir vasıtadır. Mâtüridi'nin bilgi kuramında, akıl sadece dini bilginin kaynağı değil aynı zamanda genel bilginin ve ahlakî bilginin de kaynağıdır." ( www.maturidiyeseviotağı.com s.kutlu)
 
    Keşke!.. Türkistan diyarından, Buhara'dan, Semerkant'tan çıkmış, ilmi ile, ameli ile, bilgisi ile, bilimi ile aleme ışık olmuş İmam matüridi'nin görüşleri, fikirleri, düşünceleri milletimiz tarafından kafi şekilde anlaşılmış ve yaşanmış olsaydı, sanırım, günümüz dünyasında, Kur'an+akıl+ bilim atbaşı gidecek, içerisinde yuvarlanmakta olduğumuz geri kalmışlık, kör taassup olmayacaktı!..
 
    Çünkü, yüce İslam ve onun kitabı Kur'an; insanlıktan; çalışma, aklı çalıştırma, fikri ilerlemeler, felsefi atılımlar istemektedir!.. Durmayı, tembelliği, atıl kalmayı, yan gelip yatmayı kerih görmektedir!.. Din adına uydurulmuş, " bir lokma bir hırka" düşüncesini kat'iyyen istememektedir..
 
    Günümüz dünyasında Müslümanların en büyük sıkıntısı ve sorunu, düşünememek, düşünceden korkmak, düşünce sahiplerine, fikir sahiplerine karşı antipati beslemektir!.. Oysa,
 
    Peygamberlerin ve ilim erbabının hayatlarına nazar ettiğimiz vakit, onların çok çok düşündükleri, güneş, ay,yıldızlar, kainatın var oluşu, insanın yaratılışı, ölümü tefekkür ettikleri bilinmektedir!..
 
    Bu durumu, Hz. İbrahim (as)'ın ve son peygamberin hayatında da müşahade etmek mümkündür!.. Demek ki, kendisine hiç bir ilahi tebliğ yapılmamış olan insan, kendi aklıyla, idraki ile, düşüncesi ile Allah'ı bulacak, ona inanacaktır!.. İbrahim peygamberde olduğu gibi. Onun içindir ki;
 
    " Mâtüridi, aklı diğer iki bilgi kaynağının sağladığı bilgilerin doğruluğunu tespitte önemli bir ölçüt olarak görmekte ve bu görüşünü şu şekilde temellendirmektedir:
    Aklı ve akıl yürütmeyi, üç şey gerekli kılmaktadır. Birincisi, gerek duyu yoluyla gerekse haber yoluyla bilgi edinirken akıl yürütmek gereklidir. Duyulardan uzak olan şeylerin, yahut çok küçük hacimli olup gözle görülemeyen nesnelerin belirlenmesinde duyular yetersiz kaldığı için akıl yürütmeye ihtiyaç vardır.
 
    Diğer taraftan, haberin, yanılma ihtimali bulunan veya bulunmayan türüne dahil olduğunu belirlemek, peygamberlerin mucizeleriyle sihirbaz ve diğerlerinin göz bağcılığının ayırdedilmesi, başka bir ifadeyle mucizelerin mucize olmayan davranışlardan ayırdedilmesi için de, akıl yürütmeye ihtiyaç vardır.
 
    Allah, kendi katından olduğu harikulade delillerle sabit olmuş Kur'ân ve diğer şeyleri bu akıl yürütme yöntemine bağlı olarak delillendirmiş ve pek çok ayette insanların, gerçeğe ulaştıran ve doğru yolu gösteren aklı kullanmasını ve aklî temellendirmeye başvurmasını emretmiştir.
 
    İkincisi, Mâtüridî, eşyanın güzelliklerini ve çirkinlikleri, insanların fiillerinin iyi veya kötü oluşu konusunda-duyuların algılayışı ve haberlerin bildirmesi söz konusu olsa dahi- gerçeğin açığa çıkarılabilmesi için her konuda akıl yürütmek ve tefekkür gerektiğini ve bu konularda nihaî bilgiye sadece akılla ulaşılabileceğini iddia etmiştir.
 
    Üçüncüsü, Allah'ın ve onun emirlerini bilmek de ancak istidlalle bilinebilecek kesbî-iradî ( araz) bir olgudur." ( www.maturidiyesevi otagi.com)
 
    Netice olarak;
    İtikadda mezhep sahibimiz, imam Matüridi Hz.lerini tanımalıyız!.. Onun eserlerini, akılcılığını, Kur'ani anlayışını irdelemek, günümüz dünyasına, okumamış insanlara tebliğ etmek zorundayız!..
 
    İmam Matüridi nesli olan, Anadolu kahramanlarını, yani, Hacı Bektaşi Veli, Mevelana, Taptuk Emre, Yunus Emre vb. iman erlerini bilmek, hizmetlerini öğrenmek ve istifade etmek bizler için önemli bir mükellefiyettir!..
 
    Yanlış anlaşılan Hacı Bektaşi Veli; beş vakit namazlı, haccını yapmış, Allah'a kendini adamış bir civanmert, Sünni ilkelerin temsilcisi bir alp-erendi!..
    Rabbimiz!.. Bizlere, çok çok okumak, bilginleri tanımak imkanı lütfetsin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir
            

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık