Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

İNFAK ZAMANI!..
 " Sana ( Allah yolunda) ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: Maldan harcadığınız şey, anne-baba, yakınlar, yetimler, fakirler ve yolcular için olmalıdır. Şüphesiz Allah yapacağınız her hayrı bilir." ( Bakara suresi, âyet 215)
 
    Evet, 2015 yılı Ramazan ayının son günlerini veya son haftasını yaşamaktayız. Rabbimiz, anlamadan da olsa, ne dediğini, neyi emrettiğini tefekkür temeden de olsa, tüm okumuş olduğumuz hatimlerimizi, dualarımızı makbul ve kabul eylesin!..
    Yazımın başlığından da anlaşılacağı üzere " İnfak zamanı" dedim. Çünkü, nice zenginlerimiz, zekat adına el ucuyla vermiş oldukları zekatla yetinmekte, beş on kuruş fıtır sadakası ile görevlerini yaptıklarını zannetmektedirler.
    Oysa, nice fakirlerimizi görmekteyiz ki, çöplükleri karıştırmakta, oradan buldukları şişeleri, diğer kullanılmış atıkları toplayıp satarak, evlerine katkıda bulunmaya çalışmaktadırlar.
    Diğer taraftan, camii önlerinde dilenen, yüz suyunu döken, çay ocaklarına bile girerek, el açan, " Allah rızası için bir yardım" diye inleyen insanların varlığına şahit olmaktayız. Yaşlı, genç, kadın, kız ve kızan!..
    Lakin, kendilerini Umre yapmaya abone yapmış, her altı ayda bir Kutsal topraklara seferler düzenleyerek, hem Umresini yapıp, hem de valizler dolusu Çin malını memleketlerine taşıyan, oğluna, kızına, torunlarına hediyelerle, armağanlarla dönen vicdanı kararmış, fakir , fukarayı unutmuş insan yığınlarını da görmekteyiz.
    " İbni Mesud anlatıyor: 
    " Kim Allah'a güzel bir borç verirse, Allah ona bunun karşılığını kat kat verir." ( Bakara 2/245) ayeti nazil oldu. Ayetin indiğini duyan Ebu Dahdah, vakit kaybetmeden hemen koşarak Allah Rasulü (sav)'nün yanına geldi. Ona:
    - Anam-babam sana feda olsun ey Allah Rasulü (sav)! Allah hiçbir şeye muhtaç değilken bizden borç mu istiyor? Diye sordu. Hz. Peygamber:
    -" Evet, bununla sizi cennete koymak istiyor." buyurdu. Ebu Dahdah:
    * " Şimdi ben Rabbime borç verirsem , bunun için beni ve çocuklarımı koyacağını taahhüt mü ediyor?" diye sordu. Allah Rasulü (sav):
    -" Evet" buyurdu. Ebu Dahdah , elini Allah Rasulü (sav)'ine uzatarak: 
    -" Öyleyse elini bana uzat ey Allah Rasulü (sav)! Benim iki bahçem var, biri yukarıda diğeri aşağıda. Vallahi bunlardan başkada bir şeyim yok, ikisini de Allah'a borç vermek istiyorum." dedi. Allah Rasulü (sav):
    *" Onlardan birini Allah için bağışla, diğerini kendi ve ailenin geçimi için bırak ." buyurdu. Ebu Dahdah: -" Büyük olan ve çok sevdiğim 600 ağaçlı hurma bahçemi Rabbime borç veriyorum." dedi. Allah Rasulü (sav).
    -" Öyle ise Allah (cc) buna karşılık sana cenneti verecektir. " buyurdu. ( Kurtubi, Ahkâmü'l-Kur'ân,2/202)
    Ebu Dahdah hurma bahçesine gidip de olayı eşine anlatınca eşi ona kızmak, darılmak, onu tenkit etmek bir yana, eşinin yaptığı bu alışverişten dolayı çok memnun oldu, çok sevindi. Ebu Dahdah ona:
    -" Ey Dahdah'ın annesi! Hurma bahçesinden çık! Ben onu hurmalarıyla birlikte cennet karşılığında Rabbime sattım. " deyince, eşi onu tebrik ederek:
    - " Kârlı bir ticaret yapmışsın ey Ebu Dahdah! Allah alış verişini mübarek kılsın." dedi. Sonra topladıkları  hurmaları bahçede bırakıp, çocuklarını yanına alarak bahçeyi gönül hoşluğu içinde terk etti.
    " Allah müminlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine ( verilecek) cennet karşılığında satın almıştır." ( 9/Tevbe/111) ( www.gencbirikim.net)
    Tüm bu anlatımlardan, yaşanmış gerçek hallerden anlıyoruz ki, onları unutulmayacak kılan, isimlerini tarihe  altın harflerle yazdıran bu örnek ve emsalsiz davranışları olmuştur.
    Açla aç olmuşlar, maddenin, servetin, zenginliğin vermiş olduğu gururu, benliği, egoyu, şımarmayı ellerinin tersleriyle itmişlerdir. Ya şimdiler de?
    Ellerde, kollarda dolaşan altının kerhen hesabı yapılarak, diğer alanlarda, ne aşar, ne öşür, ne sadaka, nede infak düşünülmemektedir!.. Şayet tam ve sağlıklı veriliyorsa, o da arpadan, buğdaydan (!) hesabı yapılarak
 fakirin aleyhine olan fıtır sadakasıdır!..
    Netice olarak;
    Şu mübarek günlerde, görünen odur ki, fakir-fukara, gariban, dul, yetim, öksüz, şehit yavrusu, gazi yakını mağdurdur. Bolluk, refah içerisinde yaşadığı zanedilen, öyle garibanlar, asgari ücrete talim eden insanlar vardır ki, ev kirası vermekle, çocuklarına tahsil yaptırmakla açlığı, yokluğu tercih etmektedirler.
    Diğer taraftan zenginlerin bir birlerini ağırladığı zengin iftar sofraları mideleri bulandırmaktadır.  Maşallah (!), o sofralarda, bir kuş sütünün bile eksik olduğu sofralar, debdebeler, ihtişamlar, Beni Ümeyye'nin, Emeviyye'nin , Muaviye'nin sofralarını anımsatmaktadır. Yazıklar olsun!.. Hem de bin kere yuh olsun!..
    Onun içindir ki, milletçe huzurlu ve rahat değiliz. Soyulan banka kasaları, çalınan Avm. paraları, hatta para taşıyan otolar bile bu halimizi ortaya koymaktadır. Ne yapmak lazım?
    Yapılması gereken husus şu olmalıdır!.. Sosyal dengeyi rahatlatıcı, fakiri, işsizi iş sahibi yapacak yardımlaşmayı gerçekleştirmektir. Aslolan da budur. Zekat vermekteki ana gaye ve hedef budur..
    Rabbimiz!.. Bizleri, malıyla, cömertliği ile cenneti satan alan kullarından eylesin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık