Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

İnsan Özgürlüğü
 KAZA-KADER İNANCI VE İNSANIN ÖZGÜRLÜĞÜ!.. -2-
 
 
    " İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. ( Allah'ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Muttakîler ancak onlardır." ( Bakara sûresi, âyet 177 )
 
    Bir önceki yazımda, gündeme taşımış olduğum gibi, ikinci bölüm yazımda da  yine aynı konuya temas etmeye çalışacağım. Rabbim!.. Bizlere Kur'anî bilinç, düşünme, tefekkür lütfetsin!..
    Talihsizliğe bakınız ki, Beni Ümeyye ( Emeviyye) saltanat ehlinden bu yana, her konuda olduğu gibi, " kaza-kader" inancında da saptırma, ümmeti sapıtma, şirazeden çıkarma, kendi bildiklerine, tasarladıklarına yönlendirme, inandırma eylemleri devam etmiş, bu sapkın tutumlarında da başarılı ve muvaffak olmuşlardır!..
 
    Bu gün, en küçük çocuğumuzdan tutunda, en yaşlı insanımıza, okumuşumuza, okumayanımıza, cahilimize, ilim sahibine varıncaya kadar, imanın şartını sormuş olsanız, alacağınız cevap " İmanın şartı altıdır" olacaktır!.
 
    Oysa, imanın şartının altı oluşu, ne Kur'an'da, ne hadislerde ne de başka sağlam kaynaklarda geçmemektedir!.. Sadece, Muaviye'yi metheden, Emeviyye'yi öven, seven, hayranlık besleyen kesimler tarafından gündemde tutulmakta, karşı çıkanlar da, " Ehl-i Sünnet düşmanı" olarak yaftalanmaktadır!..
 
    " Kaza-kader konusu ilk nesil Müslümanlarda müşkil haline gelmemiştir. Çünkü o güzide sahabelerin öncelikleri yenilgi alanları Allah'ı razı edecek fiillerin  nasıllığı ve rızasından uzaklaştıracak fiillerin neliği üzerine yoğunlaşmalarıydı.
 
    Kaza-kader konusu sonradan problem haline gelmiş/getirilmiş, ithal edilen düşünce sistemlerinin etkisiyle ve hegemonik zihinlerin yönlendirmesiyle ümmetin en çok tartışa geldiği konulardan olmuştur. " Cebr" hakkındaki görüşlerin/tartışmaların az da olsa raşid halifeler döneminde başladığı, fakat Emevi devrinin başında ve onlar tarafından ya da onların önayak olmasıyla temellerinin atıldığı/ yoğunlaştırıldığı ve Emevi devrinin sonlarında da mezhepleştiği tarihçilerin ortak kanaatidir.
 
    Kaza-kader konusunun Kur'an'i bağlamından çıkarılarak ithal düşünce sistemlerinin büyük etkisiyle tartışma/cedel boyutuna ulaşmasında Emevi iktidarının rolü büyüktür. Kimileri iktidara payanda olmak noktasında " iktidar Allah'ın kaderidir" resmi ideoloji olmasına vesile olmuşlar, kimileri buna itiraz sadedinde görüş beyan etmişler, dolayısıyla bu mevzunun kapsama alanına girmeyen kimse kalmamış ve sonraları da Kelam ilmi'nin ana konularından biri haline gelmiştir.
 
    Aslında kelam ilmi'nin, batı/yunan felsefe cenahına karşı tepkiselliğiyle neşvünema bulması gerçekliğidir. Ayrıca kelamcıların, vahyin inşa ettiği dinin muhkemliğine sadeliğine gölge düşürmesi ve gereksiz tartışmaları doğurması da bir gerçekliktir.
   
    Kader kavramına /konusuna farklı yaklaşan mezheplere bir kaç örnek vermemiz gerekirken:
 
    Cebriye: İnsanın eylemlerinde/fiillerinde hiç bir davranış özgürlüğü/seçmesi yoktur. İnsan rüzgarın sürüklediği bir yaprağa benzer. Her türlü fiil Allah tarafından önceden yazılarak belirlenmiştir.
 
    Mutezile: Allah insanın hiç bir fiilini belirlememiştir, insan tamamen hürdür, herkes kendi fiilini kendisi yapar, sınanmak için verilen sorumluluk ve ahirette hesaba çekilmek için bu zorunluluktur.
 
    Ehl-i Sünnet: İnsan hürdür. Ahirette insanın sorumlu tutulması için bu zorunludur. Ancak, insanın ne yapacağını Allah önceden bilir, bildiği için de belirlemiştir. Ehl-i Sünnet'in itikad/akide konusunda iki kanadı vardır, Eş'arilik ve Matüridilik. Kader konusunda Eş'arilik Cebriye'ye, Maturidilik ise Mutezile'ye daha yakındır. Ehl-i Sünnet'e hakim görüş Eş'ariliğin görüşü olmuştur." ( www.kuremedya.com.kemalsongur)
 
    Allahü Teala, insanı sorumlu, mesuliyet sahibi, günahla, sevapla mükellef olarak yaratmıştır. Ayrıca, ona apayrı bir değer vererek, yeryüzünün " halifesi" olarak dünyada halketmiştir.
 
    Netice olarak;
    Yüce Allah; insanı bu ahval ve şartlar altında yaratmışken, dünyaya gelmesini, orada yaşamasını sağlamışken,  bu değerli varlık, aklıyla, düşüncesiyle, fikriyle, tefekkürü ile, gayretiyle, dilemesi ile, yaratılmışların idarecisi iken, sevkedicisi iken, beşeri alanda güç ve kudret sahibi yapmış iken, nasıl olur da, insan oğlu, böcekler, çiçekler, hayvanlar durumuna, derekesine düşürülür?
 
    Biri hayvan güdülmeye, bir tarla ekilmeye, bir bahçe timar edilmeye muhtaçtır!.. Ya insan oğlu? İnsanoğlu, kendisine verilen aklı ile, fikri ile, kabiliyeti ile, dileme, irade, meşiet gücü bulunmaktadır!.. İnsan, ne hayvandır, nede iç güdüsü ile hareket etmektedir.
 
    Diğer taraftan, mezhepleri tasnif ederken, " şu mezhep hak mezheptir, şu mezhep sapık/batıl mezheptir" diye ayırımda bulunmak, tasnife gitmek, düşünceden, haktan, hakikatten kaçmak demektir!.. Örneğin,
 
    Mürcie mezhebini kaç insanımız bilmektedir? Mutezile ekolünü kaç Müslüman irdelemiş, mes'eleye dilbeste olmuştur?  Hiç kimse!.. Günümüzde revaçta olan ve adına da " dört hak mezhep" denilen mezhepleri camii cematlerimizden, yetkili mercilerimizden kaç kişi anlamakta ve bilmektedir?
 
    Son yıllarda görmekteyiz ki, " dört hak mezheb"e, iki mezhep daha eklenmiştir ki, Zeydiye, Şia vb. mezhepler, nasıl tefrik edildi ki, batıllıktan kurtulup, hak mezhep  sınıfına dahil oldular? Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir
            

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık