ayyıldız vekaletle kurban kampanyası
ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

İnsan Özgürlüğü

KAZA-KADER İNANCI VE İNSANIN ÖZGÜRLÜĞÜ!.. -4-
 
    " O geldiği gün Allah'ın izni olmadan hiç kimse konuşamaz. Onlardan kimi bedbahttır, kimi mutlu." ( Hûd sûresi, âyet 105 )
 
    Hani, Resulullah (sav)'in; " Beni, Hud suresi kocalttı" buyurduğu suredir. Bu suredeki dehşetengiz vurgular, emirler, nehiyler, doğruluk, sıratı mütekim inancı , insanın said ve şaki oluşu anlatılmaktadır..
 
    Ne yazık ki, günümüz Türkiye'sinde bir kısım garip, sefil insanlar, söz konusu suredeki anlatımları, kendi üstadlarına, şeyhlerine yamaları da ayrı bir kepazeliktir!.. Neymiş Efendim!.. Bu surede geçen " Said" kelimesi, üstadı göstermekte imiş vb. çürük, asılsız, eklenti rivayetler!..  Bir önceki kalmış olduğumuz yerden mes'eleye başlayacak olursak;
 
    3- " Ete süte " dokunmayan orta yolcu ilk kelamcılar, İslam fetihleri sonucu karşılaşılan gnostik akımların senevi/düalist tanrı inanışlarına karşı cebirci-kaderci anlayışını/ kabulünü sığınılacak hazır bir liman olarak buldular. Bu onlara iktidar nezdinde hem korunma hem de paye sağlıyordu.
 
    Öte yandan zalim iktidarlarla aynı gözede buluştukları/göründükleri için de vicdani bir huzursuzluk duyuyorlardı. Sonunda kendilerini rahatlatacak ve vicdanlarının feryadını susturacak! bir mazeret buldular. " Dehri-zındıklara ( gnostik akımlara) karşı dini savunma görevi." Tabi iki bu vazifeler onların vicdanlarının rahatlamasını sağlamaktaydı.
 
    4- Toplumun ekseriyetini oluşturan edilgen cahil yığınlar. Geçmişteki cahili düşüncelerle irtibatını bütünüyle koparamayan ve bir biçimde sürdüren geniş halk kitleleri kaderci-cebir ideolojisini bir akide gibi sahiplenmekte hiç de zorluk çekmediler.
 
    Geleneksel ve atalar dini alt yapısı  buna kucak açmak için hazır beklemekteydi. Vahyin önüne set çektiği cebirci-kaderci anlayış rivayet edebiyatıyla bir biçimde aşılınca, ortada kimsenin Müslümanlığına gölge düşürecek bir sorun da kalmamış oluyordu. Artık gönüller rahattı.
 
    5- Günümüzde de bu anlayış devam etmektedir. İnsanların yapması gerekirken yapmadıklarından dolayı ya da yapmaması gerekirken yaptıklarından dolayı başlarına gelen her tür olumsuzluğu Kader'e fatura etmeleri ve hatta daha ileri giderek Kader'e sövmeleri yaygındır.
 
    Örneğin; kötü yola düşen bir kadına " kader kurbanı" cinayet işlediği için mahpus olan birine " kader mahkumu" yaşanılan rezilliklerin nedenini " kaderimse çekerim" her türlü pasifliğin, edilgenliğin adı " alın yazısı" ve başarısızlığın nedeni " kaderim bana küsmüş" ya da " talihim/kısmetim yokmuş/kör talih" denilerek bütün suçların Kader'e fatura edildiği ve bu anlayışların da şiirlerde, türkülerde, şarkılarda, filmlerde, romanlarda , duvar yazılarında ve bilumum yığınları etkileyen sanatsal!!! sunumlarda görmekteyiz.
 
    6- Kur'an'ın şiddetle reddettiği kehanet ve " racmen bil gayb/gaybı taşlamak". Kahinler, yıldız falcıları, rakkamcılar, müneccimler ve benzerlerinin geleceği okuma iddialarının arkaplanı cebirci-kaderciliktir.
 
    Bir yerlerde yazılı olanı okumak demek, insanın yaşamaya mecbur olduğunu iddia ettikleri yazgısını, alın yazısını okumak demektir, bu yaklaşımlar da insanlık tarihi kadar eskidir. Gizemli, sıra dışı olduğu varsayılan insanlara yüklenilen sözüm ona yazgıyı okuma vasfının verilmesi bütün toplumlarda söz konusudur. Mesela, sadece başını oynatabilen birinin krallar-beyler-asilzadeler tarafından müneccim sıfatı yüklenilerek altına boğulması vb.
 
    7- Kaderci-cebirciler çok yüzlü ve üç kağıtçı oluşları. Kes yapıştır ve parçacı yaklaşımları dolayısıyla işlerine gelen parçayı söker, parçalar ve alırlar, kitaba uyanı değil kitabına uydurmayı tercih ederler, cahiliye artığı olarak uhrevi konuları Kader'e, dünyevi konuları ise sağlam kazığa bağlarlar.
 
    Örneğin; cebirci-kaderciye; kardeşim kapını pencereni kilitleme, tarlanı sürüp işleme, hayvanlarını otlatmak için yorulma, rızkın için koşuşturup durma, nasıl olsa kaderde/yazgıda ne varsa o olur dense, el cevap; ben aptal mıyım? diyeceklerdir, fakat iş/konu dini-uhrevi konular olunca yazgı/kader hemen ön plana çıkarılır ve " kader" siper edilir." (www.kuremedya.com/kemal-songur)
 
    Saf ve masum, bilgisiz ve cahil insanları kaderci-cebirci düşüncelerle, anlatımlarla kandırmak kolaydır!.. Adamın, bir yakını öldüğü zaman, oraya teşrif eden hoca o insanları, yani, ölüsü olanları nasıl avutacak, nasıl teselli edecektir? Elbette ki; ölünüzün kaderi böyle imiş, yaşama müddeti bu kadar mış, ölmesi kurşundanmış, trafik kazasındanmış " vb. bir sürü aldatıcı, hileci, kandırmacı sözlerle uyutmaktadırlar!..
 
    Halbu ki, trafik kazasından ölen insanların yakınlarına denilse ki, " kardeşim; bu ölen insan, tedbirsizlikten öldü, hayatına kıymış oldu, hatalı idi, trafik kurallarına riayet etmedi, ehliyetsiz araba kullandı, 30 Km. yerde, 130 Km. hız ve sürat yaparak öldü" deseydi, daha güzel olacak, daha aydınlatıcı, bilgi verici hususlar anlatılmış olacaktı!..
 
    Sonuç olarak;
 
    Hani, kaderci-cebirci anlayışın palazlandığı, icat edildiği, Kerbela olayı var ya, " Hüseyin'in  kaderi burada ölmek imiş"sözü yerine, Hz. Hüseyin (ra), peygamber torunudur. Davası Peygamberin gitmiş olduğu, tembih etmiş olduğu yolu göstermek idi, gündeme taşınmış olsaydı, Muaviye'nin, Yezid çıfıtının işi bitecek, halkı kandıracak bir payanda bulamayacaktı!..
 
    Yüce Allah, hayır ve şer yolunu göstermiş, yaratmış olduğu insanlara da seçme, dileme, tercih etme özgürlüğü vermiş, dileyen kişi, ister şer yolunu, isterse hayır yolunu tercih ederek, ister dünyasını karanlık, isterse aydınlık yapabilir.
 
    Allahü Teala; yeryüzünün halifesi olarak yaratmış olduğu insana, yetki, mükellefiyet, irade-i cüz'iyye vermiştir!.. Hayrı kabul etme, şerre sapma kabiliyeti yüklemiştir!.. İster ameli salih olur, isterse, gider akşama kadar meyhanede kafasını çekerek, kör-kütük sarhoş olabilir!.. Kim karışabilir?
    Rabbimiz!.. Bizlere, güzel günler, bilgi ile, kitapla haşir neşir olmuş zamanlar lütfetsin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık