Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

İNSAN; SADECE ORUÇ TUTMAKLA , TERAVİH KILMAKLA KURTULACAK MIDIR?
 " Onların Beytullah yanındaki duaları da ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. ( Ey kafirler!) inkâr etmekte olduğunuz şeylerden ötürü şimdi azabı tadın!" ( Enfâl sûresi, âyet 35)
 
    Bilindiği gibi, tefsircilerin rivayetlerine göre müşriklerin bazı erkek ve kadınları Beytullah'ı çıplak olarak tavaf ediyorlardı.
    Tavaf sırasında parmaklarını birbirine kenetleyip ağızlarına götürerek ıslık çalıyorlar, bir taraftan da ellerini çırpıyorlardı. Bu da iddialarına göre onların duası idi. İşte yukarıdaki âyet müşriklerin bu çirkin durumlarına işaret etmektedir.
    Evet, yıllık tatile ayrılacağım için, Hollanda ülkesindeki  son yazımdır. Tabii ki, İlçem Afşin'da,  fırsat düştükçe, zaman buldukça güncel konulara temas etmeye devam edeceğim.. Rabbim!.. Kolaylıklar versin!..
    Maalesef, Ramazan ayında teravih namazlarına yoğunlaşan kardeşlerimiz, sair zamanlarda, yani, ramazan ayından sonra, teravih namazını müteakip yeniden kendini namazsızlığa, camisizliğe, beş vakitsizliğe bırakıyor, gelecek yılın ramazanına kadar kendini izinli kabul ediyor!..
    Halbu ki, melek'ül mevt denilen ölüm meleği insanlar arasında öyle bir gezinmekte, adam aramaktadır ki, vallahi, sıranın kime geldiği, geleceği  bilinmiyor, yarınlar da kimler yolcu, kimlerin ensesinden yakalayıp götürecek bilinmemektedir.
    Nice insanlarımız vardır ki, kılmış olduğu sünnet olan teravih namazlarına güvenip, diğer namazlarını, bilhassa sabah namazını ve diğer vakitleri, cumayı ihmal etmektedir. Ayette zikredildiğine göre;
    " Müşriklerin bazı erkek ve kadınları Kâbe'yi çıplak olarak tavaf ediyorlardı tavaf esnasında parmaklarını birbirlerine kenetleyip ağızlarına götürerek ıslık çalıyorlar, bir taraftan da ellerini çırpıyorlardı.
    Bu da iddialarına göre onların duası idi. Müşrikler kafalarına göre kutsal evde Allah adına ibadet ediyorlar ve kendileri açısından Allah'ı razı ettiklerini düşünüyorlardı.
    Tabi bu onların düşüncesi ve zanları idi. Oysa zan Allah katında gerçekten hiçbir şey ifade etmez. Ayetin sonuç kısmı ise onların sonlarının cehennem olduğunu çok net olarak ortaya koymaktadır.
    Bu bize şunu açık olarak anlamamızı gerektirmez mi? İbadetimiz sadece Allah için yine Allah'ın istediği ve elçilerinin de hayatlarına uygulayıp yaşam biçimi haline dönüştüğü biçim ve tarzda olmalıdır. Hiç kimse atalarından kendilerine intikal eden geleneksel din anlayışına göre  ibadet kabul edilen ancak ne Kur'an'da ne de son elçinin hayatında yer almayan ( toplu zikirler-çeşitli müzik aletleri eşliğinde yapılan semah ve ayinler- namazsız- oruç)ı ibadet olarak kabul edemez, etmemelidir.
    Bunları yapıyor ve yerine getiriyor olması sahibini sorumluluktan kesinlikle kurtarmaz.  Allah'ı razı etmenin yolu onun kitabı ve bütün insanlık için bir rahmet olarak gönderdiği peygamberinin örnek alınıp yaşanması ile mümkündür. " ( www,iktibasdergisi.com/O.coskun)
    Gönlümüz istiyor ki, mes'ele, bir ay teravih namazı kılmakla, anlamadan takip edilen mukabele adetleri ile bitirilmesin. Öyle olmalıdır ki, İslam'ın emirleri, Kur'an'ın tüm emirleri, hayatı baştan başa kuşatsın, hayat bütünüyle ibadetleştirilmiş olsun.
    Bir ay devam etmiş olduğumuz teravih heyecanları çabucak biterken, bir ömür boyu yaşanmakta olan Müslümanlık, fertleri huzura kavuşturduğu gibi, toplumları da asude bir şafağa kavuşturacak, herkes, her fert, her aile, her toplum mutluluğun zirvesinde kanat çırpacaktır.
    Hayatın ibadetleştirilmiş olduğu toplumda, kimsenin iniltisi, ağlaması, ızdırabı duyulmayacak, aç, sefil, miskin, fakir, fukara, yoksul , yokluğun vermiş olduğu stres  ile müzdarip olmayacaktır.
    " Değerli kardeşlerim sözü nereye getirmek istediğim ve maksadımın ne olduğunu anladığınızı tahmin ediyorum. Evet, bu yazının kağıtlara döküldüğü günlerde bizler mübarek ramazan ayını yaşıyor olacağız.
    Aman Allah'ım ne ramazan, sokaklar oruçlu olunan saatlerde gayet sessiz " orucu uykuya tutturanlar sevabını da rüyasında görür." sözünü adeta haklı çıkartan bir manzara. Gündüz kılınan namazlardan ibadet yerleri adeta bom boş söz konusu teravih namazı ise gerekli hassasiyet ve itina gösterilerek komşular ile birlikte toplu olarak her gün farklı camilerde namaz kılmanın getireceği sevap ve haz ile ramazan geceleri ihya edilip bir sonraki ramazan beklenilmekte.
    Peki sorarım sizlere Allah'ın iman eden kullarından istediği ibadet şekli ve anlayışı böyle midir? Allah'ın orucu farz kılmasının nedenini bakın onun yüce kitabı nasıl açıklıyor:
    " Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi Allah'tan korkup sakınmanız için de sizlere farz kılındı. Ümulur ki korunursunuz." ( Bakara-183)
    Öncelikli hedefi iman edip inandığını yaşayan müminlerin Allah'tan korkma bilincine sahip olmalarını onun kanun ve kurallarını Yaşam biçimi haline getirmelerini hedefleyen oruç ibadeti Müslüman âleminde böylemi algılanıp yaşanıyor?
    Sadece aç, susuz ve bir takım nefsani duygulardan günün belirli saatlerinde uzak durmak bunları terk etmek Allah'ın bizden istediği oruç ibadetini yerine getirmekte esas amaç mıdır?
    Oruçları kendilerini tutmayan onların sosyal hayattaki davranışlarına müdahale etmeyen evinden dışarı çıkar iken Allah'ın korunmasını istediği hudutları hiçe sayıp mezarlıkta ve Kur'an okur iken başını kapatan ancak evimizdeki özel odalarımızda giyine bileceğimiz kıyafetler ile dışarı çıkıp cadde ve sokaklarda dolaşan hanım efendiler:
     Mümin kadınlara söyle sokağa çıkar iken başörtülerini yakalarının üzerine indirsinler." Ayeti ile kendisini korumayı hiç düşünmez mi? Oruçlu olduğu saatleri kahve hane köşelerinde okey oynayarak geçirenler " Müminler o kimseler ki boş ve lüzumsuz, kendilerine fayda  vermeyen işlerden yüz çevirirler." ayetini hç akıllarından geçirmezler mi?
    Allah resulü bakın bu konuda ne buyuruyor: " Nice oruç tutanlar vardır ki onların yanına kalan sadece aç ve susuzluklarıdır." Evet aç ve susuz durmamızın yanında aynı zaman da kulluğun sürekliliği tezinden hareket ederek ibadetlerimizi yerine getirmeliyiz." ( www.iktibasdergisi.com)
    Tüm bu anlatımlardan anlıyoruz ki, Kur'ânî emirler, her yere hakim olmalıdır. Devlete, devlet dairelerine, kurumlara, idareye, memuriyete, sosyal alanlara, evlere, fertlerin kalplerine, beyinlerine ve idraklerine, hanımlara, giyimlere, kuşamlara, düğünlere, camilere ve her yerlere!..
    Çünkü, Kur'an'ın girmiş olduğu dünyada, sadece teravih namazları ile iktifa edilmeyecek, Kur'an, sadece ölülere okunmayacak, camilerde okunan ölü mevlidleri ile yetinilmeyecek, tesettür, tüm alanları kapsayacak, evdeki kıyafetle, sokaktaki kıyafet Kur'an emri üzere olacaktır!..
    Tesettürün, baş örtüsünün ıcığı,cıcığı çıkarılıp, reklam aracı yapılmayacak, altlarda kot pantolon, üstteki basit çemberlerle " örtündüm" denilmeyecektir!.. 
    Elbette ki, ramazan ayına, oruca , Allah rızası için kılınan nafile teravihe hiç bir kimsenin bir şey demeye hakkı ve hukuku bulunmamaktadır. Ancak, kınanan, Tel'in edilen husus şudur: Ramazan biter bitmez, İslam'ı askıya almak, gelecek seneye kadar din, iman, namaz, oruç nedir tanımamaktır.
    Netice olarak;
    Sadece ramazan gecelerinde teravih namazı kılmak, diğer önemli emirleri, beş vakit namazı, infakı, zekat vermeyi, haccı dışlamak büyük bir vebali beraberinde taşıyan, insanı küfre sürükleyecek davranışlardır.
    Şöyle ki, bizim insanımızın öyle bir düşüncesi, algısı bulunmaktadır ki, bir kişi ramazanda vefat ederse, " cennetliktir" (!), kadir gecesinde ölürse, " sorgusuz, sualsiz cennete erişecektir"  bayram gecesi hayata gözlerini yumarsa, " ne kutlu, Allah yanında sevimli Müslümanmış" yakıştırması ile, böylesi insanlar, hemen cennete gönderilmektedir.
    Demek ki, insanı kurtaran hususlar şunlardır: Yaşamış olduğu dünyayı cennet yapmak, Allah'ın tüm emirlerini yerine getirerek, yasaklarından kaçmak, helallerini yaşamak, yeryüzünü cennet yapmak için Allah'ın cihad emrini ifa etmektir.  
    Yani, eli ile, dili ile, kalbi ile hayat boyu, dur, durak bilmeden Allah yolunda uğraş vermektir.. Yoksa, Hristiyanların pazar günleri kiliseye gitmeleri gibi, bizler de , sadece teravihle yetinirsek, " bu ibadet beni kurtarır " dersek, vallahi, işte, o zaman yanıldığımız an olacaktır!..
    Rabbimiz!.. Bütün hayatını ramazanlaştırmış,  teravihleştirmiş, bayram yapmış kullarından eylesin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık