ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

İnsan'ı Allah'a Yaklaştıran Faaliyet ve Davranışları
İNSANI; ALLAH'A YAKLAŞTIRAN SADECE GÜZEL FAALİYET VE DAVRANIŞLARIDIR!..
 
 
    " İman edip iyi davranışlarda bulunanlara, içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele! O cennetlerdeki bir meyveden kendilerine rızık olarak yedirildikçe: Bundan önce dünyada bize verilenlerdendir bu, derler. Bu rızıklar onlara ( bazı yönlerden dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için cennette tertemiz eşler de vardır. Ve onlar orada ebedî kalıcılardır." ( Bakara sûresi, âyet 25 )
    Ayeti kerimenin kısaca tahlili şöyledir:
    Zikredilen âyeti kerime de, dünyada Müslüman olup güzel işler yapan ve gerçekten inanmış olarak ahiret yurduna göçen kimselerin alacakları mükâfatlar anlatılmış, orada cennetliklere verilen nimetlerin dünyadakilere benzediğine işaret edilmiştir.
    Ancak, ahiret nimetlerinin dünyadakilerle aynı olduğu düşünülmemelidir. Nitekim Buhârî'nin " Bedü'l-halk" bahsinde rivayet etmiş olduğu bir hadiste " Cennet ehline gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, kalplerden bile geçmeyen nimetler verilir." denilmiştir.
    Hakikaten, yeryüzüne " Allah'ın Halifesi" olarak gönderilmiş bulunan insanoğlu, öncelikle Alah'a iman ederse, O'na karşı kulluk görevlerini yerine getirirse, bunun yanı sıra, toplum içerisinde büyük şeylere imza atarsa, yani, ağlayan insanın göz yaşlarını silerse, yetimin, öksüzün, dulun, kimsesizin kimsesi olursa, garibanla gariban, kederli ile kederli, tasalı ile tasalı, üzgünle üzgün, işçi ile işçi, fakir ile fakir, garibanla gariban, miskin ile miskin, aç ile açlığı yaşarsa, elbette ki, o müminin gideceği, ulaşacağı makam zikredilen ayette ki makamlar olacaktır!..
    Tabii ki, tüm bunlar, Kur'an İslam'ını anlamakla, yaşamakla mümkündür. İslam'ı, Kur'an'ın tavsif etmiş olduğu şekilde anlamak, tefekkür etmek, tezekkürde bulunmakla ve yaşamakla yollar cenneti alaya çıkacaktır!..
    Aksi halde, Kur'an'ı dışlayarak, geleneğin esiri olursa, uydurulan, üretilen rivayetlerin, hikayelerin, masalların ve öykülerin doğrultusunda hareket ederse, amel işlediğini zannederse, vallahi, o kişinin varacağı yer, kalacağı mekan ve makam Arasat olacaktır!..
    Onun içindir ki, başta Rasulullah (sav)'in etrafında kümelenen, onun etrafında bir hale olan sahabe-i kiram, hayatları boyunca öyle büyük ameller, güzel güzel salihat işlemiştir ki, bu gün hala bizim ağızlarımız açık kalmakta, hayretten hayrete düşmekteyiz!.. Örneğin;
    Bir Mus'ab bin Umeyr (ra)'ı düşünelim!.. Mekke hayatında rahat yaşıyor, yemekleri mükemmel, giysileri şahane, her istediği şeyler yerine getiriliyor bir ortamda yaşıyor iken, bir gün büyük Resulün sesini, soluğunu ensesinde hissediyor, bir fısıltı halinde kulağına fısıldanan Kelime-i Şehadeti solukladıktan sonra, dönüş tevhide geliş o oluyor!..
    İşte, Mus'ab'ın hayatı o andan itibaren doksan derecelik bir farkla değişiyor, değişme de o oluyor!.. Sanki, rüzgar almış bir bayrak gibi, uçuyor, uçuyor ve uçuyordu. Her verilen emri yerine getiriyor, en sonrada Medine'ye yolculuk yapıyordu.
    İşte, o medeni şehir, Medine ki, kısa zaman sürecinde ev ev, hane hane dolaşıp, insanları tevhide çağırıyor, putların, putçuluğun ne menem şey olduğunu izah ederek, Medine halkını İslamlaştırıyordu. Sonra ne oldu? Ne olduğu meydandadır!.. Uhud savaşında, civanmertlik yapıyor, kolu, kanadı, kafası bir bir dökülüyor ama, aziz Peygamber'in mualla  ve muazzez bayrağını, sancağını yere düşürmüyordu.
    Hz. Hamza (ra)'da öyledir!.. İslam'la müşerref olduktan sonra, dönüş o oluyor!.. bir daha, bir daha küfrün, içkinin kapısını çalmıyor, ava gitmeyi, avcılık yapmayı terkediyor!..
    Büyük davanın bir emir eri olarak, elinde yalın kılıç, köşe-bucak müşrik arıyor!.. Müşriklere meydan üstüne meydan okuyordu.. Bedir'de destanlaşırken, Uhud'da küme küme toplanan müşrikleri çil yavrusu gibi dağıtmasını biliyordu.
    Ama, ne hazindir ki, kiralık katil, ciğer dişleyen Hindi'n uşağı, Vahşi'nin amansız kargısı o büyük yiğidin bir tarafından girip, bir tarafından çıkması ile şehadet şerbetini içmiş, 70 Uhud şehidi ile birlikte Hakk'a yürümüştür!..
    Mes'elenin tuhaf tarafına bakınız ki, sırtlarındaki abadan başka bir kefen bezi bulunamadığı için, ayakları " İzhir" otuyla kapatılarak toprağın kara bağrına defnedilmiştir.
    Her ne zaman ki, Uhud'a o büyük ruhları ziyaret için gitmiş olsam, emin olun ki, kendimden geçer, kendi kendimi suçlarım...
    Oysa, günümüz dünyasında , her şey alt üst olmuş, hakikat şirazeden çıkarılmış, Tevhid yolu terkedilmiş, şeyhler, müritler, evliyalar, veliler, üstadlar, ağabeyler, kerametçiler, Mesihciler, Mehdiciler, İsacılar, kurtuluşu, refahı, huzuru başka mahfillerde arar olmuşlardır!..
    Bunların, eğitim-öğretim dünyası ile bir alakaları, Kur'an'la irtibatları kalmamış, tamamen, gökte böcekler gibi uçmayı, sularda balıklar gibi yüzmeyi düşünmektedirler!.. Aziz Kur'an; vitrin süsü gibi duvarda asılı durmakta, onun yerine, pirin, evliyanın sözleri, tembihleri kelime kelime ezber edilmektedir.
    Müridan kesimleri hastalıklarında, doktora, tıbba müracaat etmemektedirler!.. Şeyhin, suratlarına bir tükürmesi onlar için en büyük şifa, en güzel tedavi şekli oluyordu.
    " Bir gün Raslullah'a: " Ey Allah'ın Rasulü! Tedavi için kullandığımız ilaçlar, şifa isteğiyle okunan dualar ve ( düşmanlardan) korunmak için kullandığımız koruyucu aletler hakkında ne buyurursunuz; bunlar Allah'ın kaderinden bir şeyi geri çevirir mi? diye soruldu. Hz. Peygamber, " Bunlarda Allah'ın kaderindendir." buyurdu." ( Tirmizi, Tıb, 21)
    Hadis kitaplarında bu rivayetin izini sürdüğümüz de Hz. Peygamber döneminde tedavi amacıyla ilaç kullanmanın, şifa isteğiyle dua okumanın ve korunmak için kullanılan bir takım tedbirlerin gerekli olmadığını düşünen insanların olduğu görülmektedir. Bu insanlara göre her şey kaza ve kaderledir ve tedaviye ve alınacak hiç bir tedbire ihtiyaç yoktur.
    Nitekim Arap yarım adasının çeşitli yerlerinden gelen bazı Araplar Hz. Peygamber'e tedavi olmayalım mı ey Allah'ın Rasulü diye sorduklarında Peygamberimiz " Evet, ey Allah'ın kulları! Tedavi olunuz" diye cevap vermiştir. ( el-Mübarekfurî, Tuhfe'i-Ahvezî, V, 303)
    Tedaviyi reddeden bu insanların kim oldukları belli olmamakla birlikte, bu rivayet, o dönemde taassup derecesinde her türlü tedbiri reddeden ve fatalist ( kaderci) bir anlayışa sahip olan insanların varlığını göstermektedir." ( musabagci.tr.)
    Netice olarak;
    Dünyada daha yaşarken, ameli salihat sahibi olmak lazımdır!.. Köşe, bucak iyilik kapısı aramalı, her iyilik menfezinden içeri girmeye çalışılmalıdır.
    Bilhassa, günümüz dünyasında, ülkemiz de, eğitim, öğretim alanında büyük sorunlar, sıkıntılar, yokluklar, ıstıraplar yaşanmaktadır!..
    Gönül dünyası öylesine arzu ediyor ki, keşke! Her hayır sahibimiz, süslü süslü mermer mezarlar yaptıracaklarına, üç şerefeli, üç şerefeli minareler dikeceklerine, bu yatırımları, bu faaliyeti eğitim-öğretim yurtlarına kanalize etmiş olsalar dı değil mi?
    Yine ülkemizde, camii yarışları, mescid imaretleri hız kesmeden devam etmektedir!.. Camii yapımına karşıt değilim!.. Ama, görülen odur ki, nice camimiz, mescidimiz bulunmaktadır ki, çoğu zaman sabah namazlarında kapalı, yatsı namazlarında üç-beş kişi ile namaz kılınmaktadır!..
    Demek ki, camii yapmak önemli değil, insan yetiştirmek,  yapılan camilere, mescitlere insan yetiştirmek, kürsüleri, mihrabları, minberleri dolduracak ilim, irfan sahibi adam yetiştirmek gerekir. Öylesine, ölü mevlidi okuyan, mezarlarda telkin veren, 21 yasinci, 40 yasinci adam toplamak değil, aziz Kur'an'ı ilmik ilmik irdeleyen din adamları yetiştirmek ameli salih hizmetlerinin en büyüğü olsa gerektir!..
    Rabbimiz!.. Aziz milletimize, bilgi, birikim, Kur'anî şuur nasip eylesin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık