Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

İNSANIN YERYÜZÜNDEKİ KONUMU VE FONKSİYONU NEDİR

GÖKLERDE VE YERDE BULUNAN HER ŞEY ALLAH'A AİT OLDUĞUNA GÖRE, İNSANIN YERYÜZÜNDEKİ KONUMU VE FONKSİYONU NEDİR? " Firavun kavmine seslendi ve şöyle dedi: " Ey kavmim! Mısır mülkü ve altımdan akıp giden şu ırmaklar benim değil mi? Hâlâ görmüyor musunuz?" ( Zuhruf sûresi, âyet 51) Tabii ki, Firavun; ayeti kerime de zikredilen sözüyle saraylarını ve altından akan Nil nehrini kastederek kudret, güç, servet ve ihtişamını, doymazlığını ortaya koyuyor ve buna karşılık Hz.

Musa'nın zayıflığını ve fakirliğini hatırlatıyordu! Konumuzla ilgili şu hadisi şerife dikkat çekmek istiyorum: "Her insanın.

içinde yaşayacağı bir ev, çıplaklığını örtecek bir giysi ve bir parça ekmek ile bir testi su sahibi olma hakkı doğuştan vardır" Aman Allah'ım!.

Çöplüklerde ekmek toplayan, kırıntı arayan, atık bidonların içerisini kurcalayarak bir şeyler bulmaya çalışan fakirler, garibler, gurabalar, miskinler, yoksullar, zavallılar, boynu bükükler, elbisesizler, çorapsızlar, ayakkabısızlar veya diğer adıyla Ermenekli Recep amcalar yığın yığın ortalarda sürünürken, bunun karşısında, paraya para demeyenler, gökdelenler de zevku sefa yapanlar, yemeklerinde bir kuş sütü eksik yaşayanlar, bir kere giymiş olduğu kostümü (elbiseyi) bir daha giymeyen, para babalarının, zekat vermezlerin, infak yapmazların, göz yaşı silmezlerin, evlatlarının Ferrari marka otoları elleriyle değil, ayaklarıyla kullanan komprador, kapitalist, canavarlaşmış insanların hali ne olacaktır? " İslam nokta-i nazarından insan, yeryüzünde belli bir anlam ve amaç ve geçici olarak bulunmaktadır Yeryüzünün mülkü bütünüyle ona emanet edilmiş ve kendisinden bu emanete gereği gibi sahip çıkması; emniyeti, adaleti, eşitliği ve özgürlüğü tesis etmek suretiyle yeryüzünde Allah'ın hükümranlığını görünür kılması istenmiştir ( Yeryüzü hilafeti).

Dolayısıyla Allah'ın arzında varlığını sürdürdüğü müddetçe ondan meşru ölçülerde yararlanabilir; ancak Allah'ın arzusu hilafına ve hemcinslerinin aleyhine olacak şekilde/sınırsız ve mutlak anlamda mülkiyet sahibi olamaz ve böyle bir talepte bulunamaz; aksi takdirde Firavunlaşır Zira yeryüzü insanlığın ortak mülkiyetidir ve yeryüzü nimetleri tüm insanlığın istifadesine sunulmuştur Dolayısıyla süreç içerisinde makam-mevkii, mal-servet ve rızıkta üstün hale gelenler, geçici olarak sahip oldukları bu şeyler üzerinde temel ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde tasarrufta bulunmak ve ihtiyaçtan fazlasını topluma devretmek durumundadırlar.

" ( iştirakiblogspotnl) Sanırım, bu satırlar, günümüz dünyasında insanlığın içerisinde çırpınmış olduğu sıkıntıların, eziyetin, yokluğun, mağduriyetin nasıl ve nereden kaynaklandığını bizlere apaçık göstermektedir!.

Bir taraftaki kesim, Firavunlaşmak, dünyaya hükmetmek, hakimiyetini malıyla, servetiyle, altunlarıyla, parasıyla, puluyla göstermek isterken, diğer tarafta biçarelerin yokluk içerisinde çırpınmaları da , çocuklarına aş, ekmek, çorap parası bulamamaları zamanımızın, çağımızın nasıl bir çirkef içerisinde boca yaptığını bizlere göstermektedir!.

Böyle bir dünyada, huzurdan, rahat ve rehavetten mevzubahis edile bilinir mi? Firavun, Nemrud ve benzeri sahte tanrıların zamanlarında insanlık huzurlu yaşayamadığına göre, mutlu olamadıklarına binaen, zamanımızda da, kendisini, parasına, puluna,servetine, kapitaline terketmiş zalimlerin, acımasızların var olduğu bir ortamda, insanların gülmesi, neşe bulması, ağlamaması, rahat yaşaması mümkün değildir! " Şu halde İslam, insanın sadece manevi ihtiyaçlarını değil, aynı zamanda maddi ihtiyalarını da karşılayan bir sistem öngörmektedir.

Nitekim ferdi mülkiyetin temel ihtiyaçlarla sınırlanması da doğrudan bununla alakalıdır, zira kişinin temel ihtiyacından fazlasını elinde tutması, diğerlerinin mahrumiyeti anlamına gelir Böyle bir toplumda hak-adalet, eşitlik, özgürlük ve manevi -ahlaki gelişimden söz etmek mümkün olmaz; dahası böyle bir toplumda huzura ve istikrara yer yoktur Bu nedenle Kur'an-Müslim ve gayrimüslim-her insanın, toplumun mali kaynakları üzerinde adil miktarda pay sahibi olmasını ve bu sayede onurlu bir yaşam sürmesini öngörür.

Servetin belli kişi ve grupların elinde toplanması, buna engel teşkil eden bir durumdur" ( iştirakiblogspot.

nl) Tüm bu anlatımlardan sonra, aziz Kur'an'ın müthiş bir beyanını arzediyorum: Günümüz insanlarının utanması, hicap duyması için naklediyorum Daha sonra da, Resulullah (sav)'in, hayatından bir kesiti sizlere sunacağım: " Allah'ın ( fethedilen) ülkeler halkından Peygamberine verdiği ganimetler, Allah, Peygamber, yakınları, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir Böylece o mallar, içinizde yalnız zenginler arasında dolaşan bir devlet olmaz.

Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının Allah'tan korkun Çünkü Allah'ın azabı çetindir.

" ( Haşr sûresi, âyet 7) Evet, Kur'an ve aziz peygamber (sav), zalim kapitalizmi, acımasızlığı, merhametsizliği, vurdum duymazlığı, mala, mülke tapmayı, Allah'ı unutmayı yasaklamıştır Çünkü, bunu yapanları, Firavunla, Nemrud'la, Haman'la, Karun'la eşdeğer görmüştür, Şu unutulmayacak hadisi şerifi hep beraber birlikte okuyarak teati edelim: "Abdullah b Ömer (ra) anlatıyor: Bir seferden dönen Resûl-i Ekrem (as) kızı Fatıma'nın evine gitmiş, ama kapıda asılı bir perde görünce içeri girmemişti.

Allah'ın elçisi seferden dönünce, genellikle önce kızına uğrar, sonra eşlerinin yanına giderdi Hz Ali (ra) eve gelip de eşini üzgün örünce "Hayrola, neyin var?" diye sordu.

O da, " Allah'ın elçisi evimize geldi, ama içeri girmedi" dedi Hz.

Ali (ra) Resul-i Ekrem (sav)'in yanına giderek, " Ey Allah'ın elçisi!" dedi " Eve kadar gelip de içeri girmemeniz Fâtıma'yı çok üzmüş" Bunun üzerine Hz.

Peygamber (sav), " Evinizin kapısında renk renk nakışlarla üslü bir perde gördüm Benim öyle süslü püslü şeylerle, nakışlarla ne ilgim var?" buyurdu Hz.

Ali (ra) eve dönüp eşine bunları anlatınca, Hz Fâtıma, " Öyleyse babam o perdeyi ne yapmamı emrediyorsa söylesin" dedi.

Resûl-i Ekrem kızının bu teklifini duyunca, " Fâtıma'ya söyle, o perdeyi falan fakir aileye göndersin" buyurdu" ( Buharî, Hibe 27; Ebû Dâvûd, Libâs 43).

Bu hadis-i şerif bizlere gösteriyor ki, İslam ve onun yüce kitabı Kur'ân; gereksiz depdebeyi, dünya malına tapmayı, gururlanmayı, şımarmayı, etrafda olup biten fakirleri, kimsesizleri unutmayı yasaklamıştır Netice olarak; " Onlardan bazı zümrelere kendilerini denemek için verdiğimiz dünya hayatının süsüne gözlerini dikme Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha süreklidir.

" ( Tâhâ sûresi, âyet 131) Demek ki, dünyanın süsü olan mal, melal, zenginlik, varlık, madde, servet, kapital bu gün vardır, ama, yarın yoktur! Şu üzerinde oyalandığımız yeryüzüne kurulduğundan bu güne kadar nice nice kompradorlar, para babaları gelmiş ve geçmiştir!.

Onlardan kimileri, servetlerinin, altunlarının, gümüşlerinin, davarlarının, arazilerinin hesabını bile bilmiyordu Ama, gün oldu, öyle bir zaman geldi ki, onlar yiyecek ekmek bulamadılar, perişanlık, zillet içerisinde dünyadan göçtüler.

Onun içindir ki, daha dünyada yaşarken, iyi ses, iyi bir nefes bırakmalıyız! Sofrası açık, gözü, gönlü açık varlıklılar olarak, toplumların içerisine dalmalıyız!.

Köşe, bucak düşkün, gariban, kimsesiz, miskin, sail, dul,yetim, öksüz, şehid, gazi aramalıyız!.

Elimizdeki lokmayı onlarla birlikte yemeliyiz Onların boğazlarından aşan lokmalar karşısında bizler mutlu ama çok mutlu olmalıyız!.

Mahallemiz de, bulunan bir dul kadının ihtiyacı varken, komşumuz sefil iken, perişan yaşarken, bizim mutlu olmamız, sırtı pek, karnı tok olarak yaşamamız yaşamak değildir Duygusuzluk, fikirsizlik ve insanlığımızı kaybetmektir!.

Rabbimiz! Bu aziz millete, merhamet, duyarlılık lütfetsin!.

Selam ve dua ile.

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık