Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

İran'ın Müslüman Düşmanlığı

 İRAN'IN; MÜSLÜMAN DÜŞMANLIĞI VE ÇALDIRAN ZAFERİMİZ!..-3-
 
 
    " Muhammed Allah'ın elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kafirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükuya varırken, secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve rıza isterler. Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir. Bu, onların Tevrat'taki vasıflarıdır. İncil'deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kafirleri öfkelendirir. Allah onlardan inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük mükâfat vadetmiştir." ( Fetih sûresi, âyet 29 )
 
    Ayeti kerime de, Resûlullah (sav) ve arkadaşlarının ilk ve son durumları bir benzetme ile anlatılmaktadır. Bilindiği üzere, ilk defa yere atılan veya ekilen bir dane gibi filizlenmeye başlayan Müslümanlar , gittikçe güçlenerek, kuvvet bularak koca bir ordu olmuşlar, İslâm tohumunu ekenler bu duruma son derece sevinirlerken, onların bu güçlü durumlarını gören ehli nifak, fitneci ve kafirler de öfkeden çatlar hale gelmişler ve geleceklerdir.
 
    Bu girişten yola çıkarak, Çaldıran zaferimize dönecek olursam, bu savaş; iki Müslüman ülke arasında geçmiş gibi görünse de, maalesef, tarih boyunca, İslam; var olduğundan bu güne kadar, " Şia"nın zararını çekmiş, birlik ve beraberliği bu yönden, bu açıdan sekteye uğramıştır..
 
    Halende, alemi İslam; İran Şiiliğinin, zararını çekmekte, arkadan çevrilen nifaklarla, fitnelerle, düzenbazlıklarla meşgul edilmektedir. Hz. Ömer devrinde, Hz. Osman döneminde ve Hz. Ali döneminde böyle idi, Selahaddin Eyyubi, II. Bayezid ve Yavuz Sultan Selim devirlerinde de bu kumpasları aksamadan devam etmiştir.
 
    Oysa, Yavuz gibi bir cihangirin büyük hesapları, büyük idealleri bulunmakta idi!.. " Dünya İslam Birliği" " Türk Birliği" vb. hedefleri var idi!..
    Lakin; bir tarafta Safevi zavallısı Şah İsmail, diğer tarafta Memluklular, sürekli Osmanlı'nın yumuşak karnını kaşıyor, bu devleti içten içe çökertmek, zayıflatmak için  bin bir çeşit dalavere, düzen, komplo kuruyorlardı..
 
    İşte, bu durumu sezen, bilen, şuurlu, uyanık, basiretli, bilinç sahibi koca Yavuz; vakit geçirmeden Şah İsmail'i uyarıyor, düzenbazlık yapmamasını, hileye, fitneye, kargaşaya meydan vermemesini istiyordu. İşte, Şah İsmail'e göndermiş olduğu tarihi mektub:
 
    " Yavuz, 27 Nisan 1514 günü İzmit civarında bulunduğu sırada İran hükümdarı Şah İsmail'e gönderdiği mektup:
 
    ".. Bilesin ki ilahi hükümdar yüz çevirenlerin, dini ve şeriatı yıkmaya çalışanların bu hareketlerine, bütün Müslümanların ve bu arada adalet sever hükümdarların, kudretleri nispetinde mani olmaları farzdır.
 
    Bunu söylemekten maksadımız şudur: Tekke köşesinden hâkimiyete yükselen sen, Müslümanların memleketlerine saldırdın. Zulüm kapılarını açtın. Günahsız Müslümanları incittin. Fitne ve fesadı kendin için esas kabul ettin. Mescitleri, türbeleri ve mezarları yıkmak, Peygamber neslinden gelen seyyid'lere ihanet etmek, Kur'an'ı kerimin ayeti celile dolu sayfalarını pisliklere atmak ve din büyüklerine sövmek gibi işler, senin kötü hallerinden bir kaçıdır.
 
    Din adamları, kesin delillerle dayanarak senin dini inkâr ve başka bir dine geçtiğin için, senin ve sana tabi olanların öldürülmelerinin vacib olduğuna karar vermişlerdir.
 
    Bu durum karşısında ben , Allah'ın emirlerini yerine getirmek, zulüm görenlere yardım etmek için ipekli elbiselerimi çıkardım.  Zırh giydim. Kılıç kuşandım. Ata bindim. Safer ayının başında Anadolu yakasına geçtim. Maksadım, Allah'ın inayetiyle senin padişahlığını yok etmek ve bu suretle de acizler üzerinden zulmünü ve fesadını kaldırmaktır.
 
    Ancak kılıçtan önce sana, İslamiyet'i teklif ederim. Eğer yaptıklarından pişman olup can ve gönülden Tanrıdan günahlarının affedilmesini diler ve aldığın kaleleri geri verirsen, tarafımızdan dostluktan başka bir şey görmezsin.
 
    Fakat kötü hallerin devam ettiği takdirde, zulmünle karanlığa boğarak simsiyah yaptığı yerleri nura kavuşturmak ve senin elinden almak üzere inşallah yakında geleceğim. Tanrının kararı ne ise öyle olacaktır." ( izzettincopur.com)
 
    Büyük Yavuz; 140 bin kişilik ordusu, başında  ileri görüşlü kumandanları, harp taktiği ustası bilginleri, din adamları olduğu halde, böylece yola çıkmış oldu. Tarihi kayıtlarda, Yavuz han, kırk bin kişi askerini, Kayseri ile Sivas arasına bıraktığı bir hakikattir.
 
    Netice olarak;
    Büyük Yavuz, dünya tarihinde eşine ender rastlanan bir ulu, cihangir padişahtır!.. İlmi, uzak görüşü, akıllı oluşu, iyi bir Kur'an eri oluşuyla unutulması, geri plana atılması mümkün olmayan bir dehadır!..
 
    Bu cihangirliğini, Memluklar üzerine yürüdüğü sırada da görmüş, okumuş oluyoruz!.. O, meşhur " Tih" sahrasını,yani çölünü geçmesi büyük bir başarı, insanlığın hiç bir zaman unutmaması gereken bir vak'adır!..
 
    Belki, denilecektir ki, " Yavuz; niçin bir ecnebi ülkesine değil de, İran üzerine ilk seferini yapmıştır?" Tabii ki, bu soru önemli, ciddi, göz ardı edilmemesi gereken bir sorudur. Örneğin,
 
    Günümüz dünyasında, Doğu komşumuz, hem de, Müslüman olduğunu, ehl-i kıble olduğunu iddia eden bir İran ülkesi, niçin, Türkiye gibi, bir kardeş Müslüman ülke durur iken, Müslüman Arap devletleri var iken, tüm bu devletleri bırakıp, Rusya ile, Rusya'nın  Putin'i ile, Ermenilerle, Çinlilerle hasılı tüm gayri İslamî unsurlarla iş birliği yaparak, Müslümanlara kuyu kazımaktadır?
 
    Bir Allah kulu çıksın da desin ki: " Türkiye; ülkesi ile, milleti ile, İran'a, İran Müslümanlarına kin, buğuz husumet beslemektedir? Hayır!.. Hayır!.. Bu köksüz, yersiz iddiayı hiç bir akıl sahibi öne süremez!..
    Rabbimiz!.. Tüm dünya Müslümanlarına şuur ihsan eylesin!.. 4 ncü bölümde görüşmek üzere.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık