Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

İSLAM ADINA BÜYÜK İŞLER YAPIYORDU

SAHABE-İ KİRAM; İSLAM ADINA BÜYÜK İŞLER YAPIYORDU, AMA, PARAYA, PULA VE SERVETE NEFRETLE BAKIYORDU!.

" ( Bu paralar) cehennem ateşinde kızdırılıp bunlarla onların alınları, yanları ve sırtları dağlanacağı gün ( onlara denilir ki): " İşte kendiniz için biriktirdiğiniz servettir Artık yığmakta olduğunuz şeylerin ( azabını) tadın!" ( Tevbe sûresi, âyet 35) Bu günkü yazımla, sahabe-i kiramın, örnek hallerinden, konuşmalarından, icraatlarından, unutulmayacak menkıbelerinden bahsedeceğim!.

Çünkü, onların mümtaz halleri, yaşam tarzları kendi zamanlarına ışık olduğu gibi, kendilerinden sonra gelen nesillere de ibret ve örnek olacaktır!.

Makamları cennet olsun! Buyurun isterseniz, o mübarek dönemin yaşanmışlıklarını, örnek hallerini zamanımıza taşıyarak, ibret alınması için çaba gösterelim: Ömer'in bu icraatları'nı onaylıyordu Ebû Zerr: " Ömer ne yapmışsa, Allah'ın ve Peygamberi'nin hoşnutluğu için yapmıştır.

Çünkü amir olan bir kimse kendisi için değil halk için çalışmalıdır, diyordu Oturanlar arasında olay tartışılmaya başlandı Bu sırada Şam valisi Hübeybe ibnu Mesleme taraftarlarından biri Mescid'e girdi.

Ebû Zerr'i bulunca: - Benim Ağam ihtiyacını gidermen için sana verilmek üzere bana 300 dinar verdi, dedi -Acaba Allah'ın indinde bizden daha aziz insan bulamadın mı? Onu kendisine geri götür Hakkımız olan bir Dam ve bir Hizmetci verdiler, başka bir şeye ihtiyacımız yok.

Maaşını aldıktan sonra Abdullah ibnu Samit ve onun hizmetçileriyle birlikte dışarı çıkıp Pazar'a gittiler Hizmetciler alış verişini yaptıktan sonra parasının üstünü ona geri verdiler Onu yoksullara dağıttı.

-Ya misafirin gelirse, diyen Abdullah'a: - Benim dostum, " bir kimse geriye ne kadar para bırakırsa sahibine büyük bir ateş olacaktır Eğer parayı Allah için ne kadar harcarsa, Allah da onu o kadar bağışlayacaktır" demişti, dedi " ( www.

ulumulhikmekoelnd) Hakikaten, o devrin insanlarını, amellerini, eylemlerini, tavırlarını, imani hasletlerini, zamanımızla, günün insanlarının halleri ile, yaşantıları, İslami amelleri ile kıyasladığımız zaman, vallahi, utanmamak, hacalet duyguları içerisinde mahvolup gitmemek mümkün değildir!.

Onlar, dünyayı kurtarma, kıt'aları fethetme, insanlığı puttan, putçuluktan, müşriklikten kurtarma, ırkçılık kaosundan halas eyleme yarışına çıkmışlar, bir noktada da başarılı olmuşlar, kainat, Resulullah (sav)'in eşitlik, kardeşlik, sınıf farkı gözetmez duruşundan dolayı, ağzı açık kalmıştı Çünkü, onun yanında, Yemen'den gelen köle ile, Afrika'dan gelen siyahi insanları Hz Ali ile eşit görüyor, Hz.

Ömer'le aynı safta bir tutuyordu " Halife Ömer, halkı görmek için Şam'a gelmişti Halk ile kucaklaşırken Ebu Zerr ile de kucaklaştılar.

- Elimi bırak ey fitne kilidi diye şaka yaptı Ebu Zerr - Ne demek bu, diye şaşkınlıkla sordu halife Anlattı Ebu Zerr: - Bir gün Peygamber otururken sen çıkageldin.

Kalabalık çok fazla olduğundan, sen halkı rahatsız ederek bizim yanımıza gelmeyerek en arka sıraya oturdun Rasul seni göstererek: " Bu adam aranızda yaşadıkça fitne çıkmaz" demişti.

Birlikte dolaştılar Şam'da Ömer'i düşünceli görünce nedenini sordu: - Büşr'ü hazine vergilerini toplamak için görevlendirdim Ama kabul etmedi.

Sebebini sordum: "- Ben Peygamber'den işittim ki, Müslümanlar arasında bir kişinin bile bende hakkı olsa kıyamet gününe kadar Cehennem köprüsünde duracaktır, eğer iyi olursa kurtulur, aksi takdirde düşer ve orada 70 yıl kalır - Sen bunu Peygamber'den duymamış mıydın? - Hayır - Ben de Peygamber'in " Eğer halkı ilgilendiren bir iş yapsam ve bir kişinin bende hakkı olsa bu hak kıyamet gününe kadar cehennem köprüsünde duracaktır.

Eğer kişi iyi işler yapmışsa kurtulur, yoksa düşer ve orada 70 yıl kalır" dediğini duymuştum - Her ikisi de kalbime ağır bir yük yükledi.

Biri olsa da bu işi benden alsa, ne istese verirdim ona, dedi halife - Evet, Allah'ı unutanın sonu kötüdür Burnu toprağa sürtülür.

Ama şu anda iyilikten başka bir şey göremiyorum Sen halifeliği hak etmeyen birine bıraktığını düşün, o zaman hak ettiğinden fazla ceza çekersin ve günahlarından hiç kurtulamazsın" ( www.

ulumulhikmekoelnde) Talihsizliğe bakınız ki, günümüz insanları devlet kapısında bir mevki, makam, mansıp kapmak için neler yapmakta, doksan takla değil, doksan bin takla birden atılmaktadır Orayı, devlet makamını eline geçirmek için, iltimas kapısı aranmakta, rüşvet, hediye, ikram lütufları havalarda uçuşmaktadır!.

Ya kapılarında bekleyen, gelen misafirlere " Bu gün git, yarın gel" diyen kepazelere ne demeliyiz? Yine zamanımızda, bir amir, yönetici pozisyonundaki kişi, bir yere gidecekse, oranın halkını kendisini karşılamaları için seferber ettirmekte, kendisine iltifatlar, tabasbuslar, yağcılıklar yapılmasını arzu etmektedir!.

Son model Mercedes otolarla, güvenlikle, şamata ile, tantana ile seyrü sefer edilmektedir Halbu ki, bunu, Hz Ömer (ra)'ın yaşantısına götürdüğümüz an, bizimkiler sınıfta kalacak, tüm pohpohlamaların Bizans usulü olduğunu, krallığa özenti olduğunu duyacaklardı.

Çeyrek asırdan beri ben, bir Batı ülkesinde yaşamaktayım! Bulunduğum beldenin Belediye Başkanı, Polis Amiri veya diğer ön planda bulunan bürokratların altlarında bisikletlerle makama gelmeleri, beni derinden yaralamakta, birde kendi ülkemdeki, krallığa özenenleri gördükçe " Tu lanet olsun!" demekten kendimi alamamaktayım.

Şam yoksullarının hadisi idi Ebu Zerr " Keşke Peygamber'i görseydik" diyenlere Ondan duyduğu Dini anlatıyordu Ömer'in, Ebu Süfyan'ın oğlu Şam valisi Muaviye'nin yanından döndüğünü öğrenir.

Ebu Süfyan vergi getirmemişti " Bize bir şey gelmedi" diyordu Ebu Süfyan Halife elini uzatarak parmağındaki yüzüğü çıkarttırmıştı ve bir aracıyla onu hanımı Hind'e gönderip kocasının getirdiği torbayı istediğini söylettirmişti.

Eli 10000 Dinarlık torba ile döndü Ömer'in parayı hazineye koyduğunu öğrenen Ebu Zer: -Vallahi bu insanların altın ve gümüş biriktirmek için, neden bu kadar çabaladıklarını anlamıyorum.

Onlar, Peygamber'in " Ben ve dünya? İkimizin misali sıcak süvarinin hikayesine benziyor: Yola çıktıktan sonra bir gölgelikte bir süre dinlenecek ve orayı terkedecektir" dediğini duymamışlar mı acaba? diyordu - Allah Resulü "Servet ve çocuklar dünya hayatının süs'ü" demişti, dedi biri.

- Ne garip Siz öteki dünyaya inanırken nasıl oluyor da, bu yalancı dünya için yalan söyleyebiliyorsunuz, buna şaşarım.

" Baki kalan salih ameller ise Rabbinin katında sevapça daha hayırlıdır, emel ve amel ve umutça daha hayırlıdır" demiyor mu?" ( a g.

site) Netice olarak; Ülkemiz insanlarının, en küçüğünden en büyüğüne kadar, kendini bir hesaba çekmesi, düşünmesi, hesabını, kitabını yapması gerekmektedir Millet olarak, içerisinde yaşamış olduğumuz ortam, hoş, huzurlu, mutlu , maneviyat dolu bir durum değildir!.

Birliğin çatırdadığı, bütünlüğün yok olduğu, bir araya gelmenin uzak bir hayal ürünü olduğu bir zeminde yaşamaktayız! Bilmem ki, ne oldu bize? Yokluğun, fakirliğin, bitmek üzere olan bir milletin içerisinden fışkırmış bu millet, niçin kendine gelememekte, tefrikanın, bölünmenin, ayrılığın, çatışmanın, inatlaşmanın hayır getirmeyeceğini bilememektedir? Acaba diyorum, Kur'an'a dilbeste olmuş alimlerimiz mi bulunmamaktadır? Halbu ki, 91 yıllık Diyanet İşleri Başkanlığımız, oturmuş, yerleşmiş, milletini, iyisiyle, kötüsüyle tanımış, anlamış bir kuruluştur!.

Tepe tepe Din İşleri Yüksek Kurulu Üyelerimiz, İl Müftülerimiz, Vaizlerimiz, İlahiyat hocalarımız niçin mes'eleye eğilmemekte, ortamda bulunan " hay-huyları" bitirmek üzere kolları sıvamamaktadırlar? Zaten, ülke genelinde faaliyette bulunan tarikat erbabı, bir kere kendi aralarında hasım, husumet içerisinde boğuşup durmaktadırlar!.

Oraya, buraya çöreklenmiş şeyhler, mürşidler (!), lüks jeeplerinden inerek, etrafı görmek istemiyorlar Rabbimiz!.

Aziz milletimizi, paraya, pula, servete, konfora, lüks yaşama saçmalığına tutsak eylemesin!.

Selam ve dua ile Şerafettin Özdemir .


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık