Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

İslam Adına Yenilenme

ÜLKEMİZ DE; İSLAM ADINA GÜZEL GÜZEL "YENİLENME"LER OLMAKTADIR!..
 
 
    " Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." ( Bakara sûresi, âyet 256 )
 
    Zikredilen âyet hakkında kısa bir bilgi verecek olursam; Tâğut, şeytan ve Allah'tan başka tapınılan her şey demektir. İnsanın nefsi yani kötü arzuları şeytanın saptırmasına kanar.
 
    Onun için nefsine uymayan kimse kolay kolay günah işlemez. Aslında dinin koyduğu kaidelere uymamıza mâni olan, içimizdeki kötü arzulardır. Bu arzuları eğitmek suretiyle insan kendini kötülüklerden koruyabilir.
 
    İslâm insanları, din duygularını uyandırmak ve akıllarını doğru yönde işletmek suretiyle kendisine davet etmektedir.
 
    Kur'an açıklamalarıyla doğru eğriden ayırt edilir hale gelmiştir.  Bu irşadın ışığında İslâm'a ilk adımı atmak, hür iradeleriyle insanlara aittir.
    Bu izahtan sonra, ana mevzuya girecek olursam; Hamdü senalar olsun ki, düne göre, elli yıl veya bir asır öncesine göre, ülkemizde, fevkalade din adına yenilikler, değişimler olmaktadır!..
 
    Neşriyat alanında, İslamî fetvalar, Din İşleri Yüksek Kurulu kararları, İlahiyatçıların, Prof'ların, Doç'ların, Tv. kanallarında doyurucu, tatmin edici görüş düşünce ve anlatımları, gelenekçiliğin, eski yanlış anlayışlarının, atalarcılığın, ananeciliğin köküne nerdeyse kibrit suyu dökülmek üzeredir!..
 
    Elli sene önce, evden eve, elden ele dolaşmakta olan Mızraklı ilmihal, Kara Davut, Mevlid, Battal Gazi, Seaadeti Ebediyye, Muhammediyye, Envarül Aşıkin, Dürretül Vaizin, İrşadlar vb. eserler, bu gün özelliklerini kaybetmişler, okuyan, takip eden genç nesil; bu tür eserleri ellerine almamaktadırlar!..
 
    Yani, ülkemiz, milletimiz olarak değişiyoruz, Kur'an adına yenileniyoruz!.. İsterseniz, Prof. Dr. sayın M. Said Hatipoğlu'nun , bu mevzuda yapmış olduğu bir söyleşiden istifade edelim:
 
    ".. Sözün özü eğer biz kendi kültürümüze dair ilmi tasviye hareketini genişletmez isek, bu kitapları okuyan İslamiyet hakkında verdikleri kanaatlerden müspet bir manzara çıkmasını beklemek hayal olur.
 
    Asırlardan beri teşekkül etmiş olan bu davranış şekillerinin düzeltilebilmesi için önce kendi kültürel varlığımızı, kültürel kaynaklarımızı İslam'ın, Kur'an'ı Kerim'in ve gerçek hadislerimizin, sünnetlerimizin ölçüleri içinde bir tasfiyeden geçirmek gerekir.
 
    Eğer biz kendi kültürel varlığımızı, kaynaklarımızı kültürel arıtmadan geçirmeden hâlâ okumaya açar isek karşılaşabileceğimiz manzara daima bu şekilde olacaktır. Bunun dışında ikinci olarak bizim karşımıza bu defa gayrimüslim dünyanın İslam'ı anlayış şekli üzerine değinmek vazifesi geliyor.
 
    Son asırlarda biz bu imkânı, bu vazifeyi ne kullandık, ne yerine getirdik. Daha önce de söylediğim gibi İslam dünyasının kültürel varlıklarını marifetini, bilgisini kitaplaştıran bütün ecdadımızdan gelen en kıymetli eserlerin okunabilir halde baskılarını yapanlar Batılılardır.
 
    Mesela; bir İmam-ı Taberi'nin tarihini ilk defa ilmî usuller ile basanlar Batılılar olmuştur. Kadı Beyzavî'nin tefsirini bile Latince tercümesi ile beraber basanlar hakeza onlardır. Bizim Osmanlı âlimimiz Kâtip Çelebi'nin Keşfü'z-Zünun'unun ilk defa Latince'sini basanlar da onlar olmuşlardır. Bunlar çok açık tespitlerdir." ( www.eilahiyat.com)
 
    Tabii ki; Batı ülkelerinde, İslam büyüklerinin eserleri bir bir basılırken, bu ilmi, tarihi eserler İslam ülkelerine dağıtılırken, Müslümanlar da bunları okumuşlar, gözden geçirmişler ve baş ucu kitabı haline getirmişlerdir!..
 
    Sonra ne olmuştur? Batıdan ithal edilen oryantalistlerin bu tür eserleri; okuyan, inceleyen, tetkik eden Müslümanların ve ilim adamlarının beyinlerinde istifhamlar, diğer adıyla soru işaretleri meydana getirmiştir!..
 
    Örneğin, Hz. Aişe (ra)'ın, Peygamberimizle evliliği, Resulullah (sav)'in, Hz. Zeynep (ra) ile evliliği vb. meseleleler, günümüz dünyasında bile hâlâ tartışılmakta, beyinlere kazınmış, işlenmiş olan yanlış telakkiler bir türlü vuzuha kavuşturulmamaktadır!..
 
    Peki; bu hususlarda suç kimin veya kimlerindir?.. Tabii ki, ülkeler fethetmiş, kaleler, burçlar dikmiş camiler, mescidler, köprüler,  kervansaraylar inşa etmiş ama, Kur'anî açıdan, Nebevi yönden eser verememiş insanlarındır!..
 
    ".. Hamdolsun kendi gençlerimiz, kendi yetiştirdiğimiz ilim adamları da yerli bir ansiklopediyi çıkaracak bir seviyeyi bulmuşlardır. Bunlar sevindirici hususlardır ama Batı dünyasının asırlardan beri kültürel sahada yaptığı yayınların karşılığını henüz yeteri derecede verebilmiş değiliz.
 
    Bu gün Batı dünyası İslamlara, Türklere niye böyle bakıyor dediğimiz " çünkü biz İslamiyet'i  bizim âlimlerimizin yazdıkları kitaplardan okuyoruz" diye itiraf ediyorlar.
 
    Böyle bir durum karşısında bilhassa İlâhiyat Fakültesi hocalarının asırlardan beri İslam'ı yanlış anlatmaya yönelik çalışmaları kendi dillerinden tanımak ve onlara ilmî cevaplar vermek vazifesini yerine getirmeleri lüzumludur.
    Osmanlı nerde ise altı asır Avrupa'da yaşamıştır da orada yaşamış olan milletlerin kendi dillerinde mesela; Yunanca, Bulgarca, Rusça veyahut Almanca, İtalyanca ne ise, o dillerde İslamiyet'i anlatan bir tek kitap yazmış değildir.
    Osmanlı " Dinde zorlama yoktur, ben serbest bırakırım, ister Müslüman olurlar, ister olmazlar " demiştir. Bu telakki aslında doğrudur ama bir tarafından da yanlıştır.
 
    Çünkü tebliğ vazifesini yapmak İslam'ın güzelliklerini, hakikatlerini, gerçeklerini bütün beşeriyete tebliğ etmek Müslüman'ın vazifesidir. Rasulullah (s.a.s)'ın daha Mekke'yi fethetmeden Hudeybiye antlaşmasının akabinde tebliğ faaliyeti vardır.
 
    Nedir o? Civar ülkelere İslam'a davet mektupları göndermesidir. Gönderdiği zatlar, ( bakın bu çok mühimdir) gönderilen ülkenin dillerini bilen kimseler olmuştur. Allah Teala insanlığı, beşeriyeti muhtelif ırklarda, muhtelif dillerde yaratmıştır.
 
    Onlar da Kur'an'ı Kerim'in beyanına göre Allah'ın bir dilidir. Bu şuurla kültürel donanıma sahip ehil kimselerin yetiştirilmesi ve bunların tebliğ vazifelerini yerine getirmeleri de dinin emirleri cümlesindendir." ( a. g. site)
 
    Netice olarak;
    21 nci asrın Müslümanları bilhassa aziz milletimiz; geleneksel kültürlerden, adetlerden, taklitlerden bir an önce kurtulup, yep yeni bir nizamın, İslam fikriyatının, Kur'anî düşüncelerin hükümranlığı için çalışmalar yapmalıdır!..
    Çünkü, merhum Süleyman Demirel'in veya başkalarının dillendirdiği gibi, " dün dündür, bu gün, bu gündür" güzel sözü sürekli ve daima zihin dünyamızı meşgul etmelidir!..
 
    Kırk yıl önceleri, bu günkü traktörün yerinde, kara saban , döven, tezek, ilkel araç ve gereçler bulunmakta idi!.. Oysa, günümüzde, gökdelenler, doğal gazlar, süratli asansörler, ülkemizi baştan sona donatan uçak yolculukları, hızlı tren ve gemi seyahatleri yaşanmaktadır!..
 
    Diyanet İşleri Başkanlığımız da, dünkü Diyanet, 1924'lerin Diyanet'i hiç değildir!.. Yüz bin küsur görevlileri ile, akademik kariyer sahibi ilim adamları ile, yurt dışı teşkilatlanması ile, hizmet içi eğitim kursları ile, tercüme, yayın, neşriyat çalışmaları göz doldurucu, göğüs kabartıcı işler yapılmaktadır!..
 
    Ümid ederiz ki, Başkanlık; hayati önem arzeden, Fransızca, İngilizce, Almanca, İspanyolca, Arapça vb. tanınmış dillere önem verir de, yurt dışı görevlilerimiz, bir mes'ele hakkında tercüman kullanmazlar!..
 
    Diğere taraftan, Başkanlığın yönetmelikleri, tamimleri İnşaallah, anında, tatbik, uygulama alanı bulmuş olur!.. Hali hazır, yurt dışı görevlilerimiz, Başkanlığın genelgelerine sadık, bağlı çalışmamaktadırlar!.. Bir kısım, sufi, mistik geçinen insanların gönüllerini teselli etmeye çalışmaktadırlar!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık