ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

İSLAM'DA BAYAN LİDER OLABİLİR Mİ?..

" Ona gir! dendi. Melike onu görünce derin bir su sandı ve eteğini yukarı çekti. Süleyman : Bu, billûrdan yapılmış, şeffaf bir zemindir, dedi. Melike dedi ki: Rabbim! Ben gerçekten kendime yazık etmişim. Süleyman'la beraber âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum." ( 27/44, 27/29,34 )

" Biz senden evvel kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başka ( peygamberler) göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline sorun." ( ( 16/43 )

Bu ayetleri baz alarak, mes'eleye girecek, yorum yapacak olursam, geleneksel çevreler, mutaassıp kesimler yazı başlığıma kızacak, " bu da nereden çıktı" diyeceklerdir.

Lakin, tarihi verilere nazar ettiğimiz an görmekteyiz ki, hanım kitleleri, ikincil dereceye düşürmenin, ikincil sınıf insan yapmanın, sorumluluk, mükellefiyet yüklememenin bir anlamı bulunmamaktadır.

Hanım kitleler; çocukların anneleri, beylerinin eşleri, yardımcıları, danışmanları ve olmazsa olmazlarıdır. Çocukların yetişmesinde en büyük etken hanımlardır. Çünkü, mürebbidir, terbiye edicilerdir.

Diğer taraftan, Hz. Adem (as)'dan bu yana insanlığa göz gezdirdiğimiz an görmüş oluruz, müşahade etmiş oluruz ki, hanım erkeksiz, erkek hanımsız yaşayamamış, sürekli bir birlerinin devamı mahiyetinde olmuşlardır.

Hz. Havva annemiz olmasaydı, Hz. Adem yalnız başına dünyada ne yapacaktı, nasıl yaşayacak, nasıl çoluk ve çocuğa karışacaktı?..

Aziz kitabımız Kur'an'da, başlı başına Meryem suresinin bulunması, yukarıda zikredilen ayette de geçtiği üzere, Belkis'in imtihanı, Asiye annenin kahramanlığı, Hz. Hatice'nin, Resulullah (sav)'e destek vermesi, canıyla, malıyla, ona hizmet etmesi ne demektir?

" Kadından peygamber olmaz" iddiasında bulunanların, Eş'ari (ra.)'ın görüş, düşünce ve bilgilerini araştırmaları tavsiye edilir. Ayrıca, Hz. Fatıma (ra) gibi bir hanım efendinin, babası Resulullah (sav)'ın yanında olması gibi, kocası Hz. Ali'nin destekçisi olmasından ötürü, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin gibi iki civanmerti yetiştirmesi ne anlam ifade etmektedir?.

" Bu ayetlerden anladığımız kadarıyla Peygamberlik istisna olmak kaydıyla lider olma konusunda herhangi bir sorun gözükmemektedir. Liderlik halkın umurunu yüklenecek ilim ve ehliyete sahip olmayı gerektirdiğinden bu özelliklere sahip olan;

Kadın olsun erkek olsun emanetin verilmesinde herhangi bir mahzur yoktur. Zira bunun için ehliyet ve adaletle hükmetme şartı getirilmektedir.

" Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitici, her şeyi görücüdür. " ( Nisâ sûresi, âyet 58 )

Bu vasıflara haiz olup hakka ittiba eden ve halkın teveccühünü kazanmış bir Müslüman hanımın halkın umurunu yüklenmesinde hiç bir engel yoktur. Toplumun yarısını oluşturan bir kesimini bu işlerden uzak tutmanın bir mantığı da yoktur.

Bu işlerde öne çıkan cinsiyet değil şahsiyet sahibi, yapılacak işin üstesinden gelebilecek ehliyete sahip ve adaletle hükmedecek yeterliliğe ulaşmış bir kimse olması gerekmektedir.

Alimlik-/alimelik konusuna gelince elbette İslamda bir hanım Din'inin, dünyanın ve ihtisas gerektiren herhangi bir konunun uzmanı olur ve bu konuya taalluk eden hususlarla ilgili görüş ve düşüncelerini ortaya koyar, başkalarıyla tartışır, kendi kanaatini ifade eder.

Bunlar için İslam herhangi bir engel koymamıştır. Doktor olmanın cinsiyet şartı olmadığı gibi bir konunun alimi yani bileni, mütehassısı olmak için de cinsiyet ayrımı yapılması doğru değildir.

Konu bilgi ve beceriyle alakalıdır. Bu haslete sahip olan kimse o konunun alimi ve muallimidir. Bilmeyenler ise cinsiyeti ne olursa olsun o konunun cahili ve talibidir. Ta ki, onu öğreninceye kadar." ( İktibas Dergisi, Ağustos 2008, sayfa 43)

Konuyu iyice değerlendirmeliyiz ki, hanım kitleleri, erkeklerden geride şeklinde değerlendirirsek, onları camiden, cumadan, bayramdan, cenaze namazından, panellerden, sempozyumlardan, konferanslardan geri bırakırsak, bu işin sonucuna katlanmalıyız.

Bilhassa, çağımızda, hanımlara, din adına, İslam ve Kur'an adına büyük hizmetler, büyük mükellefiyetler düşmektedir!.. Emri bil maruf, nehyi anil münker, tebliğ, davet, irşad ve hanımların orada, burada " el aldım" " tarikata girdim" kaosundan kurtulmaları için, hizmet etmeleri lazımdır.

Bir bayan doktorun hizmetlerini düşünmeliyiz. Bir Jinekolog doktor bayanın nice canları kurtardığını, ameliyat yapması ile, onlara hizmet etmesi ile ne kadar sevap ve rahmet kazandığını düşünmeliyiz.

Sanırım, korkusuz, okumuş, alime hanımlar, görev yapmak için sahaya inmeli, görevin sadece erkeklere mahsus olmadığını insanlığa ilan etmeleri gerekir.

     Diyanet İşleri Başkanlığımız, hanımlar mevzuunda aşağı-yukarı sınıfta kalmış durumdadır. " Her şey erkekler" içindir hesabı ile, iki hususu aşamamaktadır. Birincisi, mezhep handikapını, diğeri de, hanımlara hizmet etmemesidir. 

Belki, denilecektir ki, Kız Kur'an Kursları, hanımlara mahsus Kur'an Kursları, İHL. ve İlahiyatta okuyan, tedrisat yapan kızların varlığı kifayet etmez mi? Yetmez ve yetmeyecektir!..

Çünkü, oralarda yetişen hanım kardeşlerimiz, öğrendiklerini, bilgilerini sadece kendi cinslerine anlatmak için yer, mekan aramaktadır. Çünkü, hanımları, zaten dergahcılar, cemaatciler, tarikatçılar, sufizm, mistik çevreler kendi tekellerine almış durumdadırlar!..

Kimileri  abla olmuş, kimisi vekil olmuş, kimileri de çavuşluk mesabesine yükselerek, diğer hanımlara, şeyh adına, gavs namına, kutup için el verme işi görmektedirler. Onun içindir ki;

"İşte bu manada İslam'ın ilk kadın alimi Hz. Aişe Validemizdir. Nebevi mektebin ilk öğrencisi tüm Sahabeye ders verecek bir seviyeye ulaşmış ve rüştünü de ispat etmiştir.

Peygamber'in sözlerini maksadına uygun olarak anlamış, Kur'an ile test ederek çağdaşlarına anlatmıştır. Her rivayeti Kur'an'la test etmesine örnek olarak şu uygulamasını vermek istiyoruz:

Sahabeden Amir b. Mesruk şöyle anlatıyor: " Hz. Aişe'ye (ranh), ' Ey anacığım Hz. Muhammed Rabbini gördü mü?' diye sorduğumda bana şöyle cevap verdi:

Söylediğin tüylerimi ürpertti. Senin üç meseleden haberin yok mu? Onlar hakkında sana nakilde bulunan yalancıdır. Kim sana Muhammed'in (as) Rabbini gördüğüne dair rivayette bulunursa yalan söylemiştir.

" Gözler onu idrak etmez fakat O gözleri idrak eder...( 6/103) Vahiy ve perde arkasından olmaksızın Allah'ın bir insanla konuşmuşluğu yoktur. (42/51) ayetlerini okudu.

Kim sana yarın ne olacağını bildiğine dair bir nakilde bulunursa yalan söylemiştir. Hiç bir nefis yarın başına ne geleceğini bilmez." ( 31/34) ayetini okudu.

Kim sana Rasul'ün bir şeyleri gizlediğini söylerse yalan söylemiştir." Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et, eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah kafirlere yol göstermez." ( 5/67) ayetini okudu.

İşte Hz. Aişe ( r.anh) böyle bir seviyeye nail olmuş bir alimdir. O'nun kadınlığı buna mani olmamış, dinini öğrenmede ve öğretmede asla tereddüt göstermemiştir.

Bu günün müslümanları bu anlayış ve netliğe ne kadar muhtaçtır. Kendimizi Kur'an'la düzeltmeye, rivayetleri Kur'an'la düzeltmeye, hayatı ve hayat anlayışımızı Kur'an'la düzeltmeye ne kadar çok ihtiyacımız var!.." ( a. g. dergi, sayfa 43-44)

Sonuç olarak;

Gelenek, hemen Resulullah ve halifelerden sonra, hanımların üzerine çullanmamış, evlerine hapsetmemiş olsaydı, bu gün gelinen, gelinmiş nokta farklı olacaktı!..

Kral Muaviye ve akabinde gelen krallar, hanımlara hayat hakkı tanımamış, İslam ve Kur'an özgürlüklerine ipotek  koymuştur.. Namazlarını, evlerinde kılmalarını tavsiye etmişler, dışarı çıkmamalarını , camilere gelmemelerini önermişler ve emretmişlerdir.

Ne hazindir ki, sonraki zamanlarda, hanımlar, göreve talip olmuşlar, dışarı çıkmışlar ama, bu tür çıkmaları, özgürlükleri İslam ve Kur'an'a göre olmamıştır.

İnternet ağlarının, dokunmatik telefonların, dest-i izdivaçların teşvik ve teklifi ile sokağa çıkmışlardır. Bu defada, karşılarına, zorba erkekler, eli silahlı, bıçaklı insanlar çıkmış, böylece de, sokaklar kan gölüne dönüşmüştür..

Hal böyle iken  suç ve suçlu kimdir?.. Hanımları, Kur'anî anlayıştan, yükümlülükten, mükellefiyetten mahrum edenler mi?,  Veya, evlerinin karanlık izbelerine sokanlar mıdır?.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir

.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık