Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

İslam'da Dengeli Beslenme
  İSLÂM'DA: " BİR LOKMA, BİR HIRKA" ANLAYIŞI YOKTUR, DENGELİ BESLENME VARDIR!..
 
 
    " Benden sonra, ümmetim için üç hususta korkuyorum. Bunlar, sapık arzular, bilgiden sonra gaflet, çok yemek ve şehvetlere tutulmaktır." ( Câmiu's Sağîr, 1/13)
 
    Tabii ki, hadislerin günümüz dünyası ve anlayışına göre yorumlanması, şekil alması önemli, ciddi bir konudur!.. Bunu yapacak, İslam aydını, İlahiyatçılara, entelektüellere ihtiyacımız vardır. Böylesi aydınlarımız , yeterince bulunmasına rağmen, maalesef, sesleri, çıkışları, cılız kalmakta, bunun aksine, hikayeci, öykücü, masalcı " Kertenkele öldürücüler" in sesleri daha yüksek çıkmaktadır!..
 
    Bir kere, aziz peygamberimiz (sav) nezaket, zerafet ve terbiyede öncü insandır!.. Gerek kendi evinde, gerekse toplum içerisinde oturup kalkması, konuşması, davranışları, yemesi, içmesi baştan başa örnek alınacak, kıyamet kopuncaya kadar da örnek alınması icap eden zarif  numune bir  insandır!..
 
    Örneğin: " Öğürtü/geğirti diye tercüme edilen 'cüşâ' kelimesi: " doyma sırasında mideden çıkan gaz" diye tarif edilir ki, çok yemenin belirtisidir. Rasulullah, öğürmeyi kınamakla, onun sebebi olan çok yemeyi takbih etmiş olmaktadır.
 
    Nitekim hadisin devamından, çok yemenin kötülüğü rahatlıkla  anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu hadis-i şerif, çok yemenin ölçüsü hakkında bir ip ucu vermektedir. Öğürme oluşturacak kadar yememek gerekir. Zira öğürme, çok yemeden oluşur.
 
    Yoksa Rasulullah, gayr-ı irâdî olarak meydana gelen bir olaydan dolayı kimseyi kınamazdı. Öğürme irâdî değildir; ama ona sebep olan çok yeme irâdeye bağlıdır.
 
    Münâvî, bu hadisi şu manada açıklar: Esasen bu derece fazla yemek, tıbben de yasaklanmıştır. Mesele, dinî tabirle, " tokluk kişiyi şeytana yaklaştırır, nefsi azdırır ve tuğyana atar; açlık ise şeytanın yollarını daraltır, nefsin hâkimiyetini kırar.
 
    Böylece onların şerlerini bertaraf eder. Tokluktan insanda çok değişik arzu ve hırslar harekete geçebilir. Bu da âhiret açısından tehlikeli sonuçlar doğurabilir." ( www.errahman.de/kuran)
 
    Sözün burasında, halife-i mürşide, Hz. Ali (ra)'ın bir güzel sözünü aktarmak istiyorum: Hz. Ali diyor ki: " Malın doğru olmayan yerde harcanması savurganlık ve israftır. Bu sahibini dünyada yüceltir, ama ahirette alçaltır; insanlar arasında onurlandırır, ama Allah katında küçültür."
 
    Onun içindir ki, günümüz dünyasında Hz. Ali efendimizin sözünde ifadesini bulan gerçekler yaşanmaktadır. Fakir, fukaranın, yetim ve öksüzün, dul ve kimsesizin itilip kakıldığı bir dünyada yaşamaktayız!..
 
    Düğün israflarından tutun da, görkemli iftar sofralarına, eş-dost ziyafetlerine varıncaya kadar, israfın, savurganlığın, böbürlenmenin, gururlanmanın, " ne oldum?" sapıklığının var olduğu alemde yuvarlanıp gitmekteyiz.
 
    Bundan dolayı, çok yemeden, oburluktan, abur-cubur atıştırmaktan, mideyi; tıka-basa doldurmaktan ötürü, sağlıklı, mazbut, sıhhatı yerinde bir insan göstermek mümkün değildir!..
 
    Aman Ya Rabbi!.. Hastane kapıları, acil poliklinikler, tıp fakülteleri tıka-basa insanlarla dop doludur!.. Şeker hastalıkları, kalp rahatsızlıkları, mide ülseri, böbrek yetmezlikleri, obezite, damar tıkanıkları, nefes darlıkları, kolesterol çıkmazları insanların belini doğrultmamaktadır!.. Sormadan edemiyorum: Bu hastalıklar niçin bu kadar yaygınlaşmıştır?..
 
    " Acıkmadan yemek yenmeyeceği ve mideyi fazla doldurmama ile ilgili, şu olay meşhurdur: Asr-ı Saadette, hükümdarlardan biri Hz. Peygamber (sas)'e hizmet için bir doktor göndermişti. Bu tabip, Rasul-i Ekrem'in yanında uzun müddet kalarak ashâb ve ehl-i beytten hastaları tedavi için beklemiş, fakat tedaviye çok az kimsenin muhtaç olduğuna şahit olarak beklemiş, fakat tedaviye çok az kimsenin muhtaç olduğuna şahit olarak memleketine dönmek için izin isteyince, az hastalanmanın sebebi hakkında Hz. Peygamber;
 
    " Ashâbım iyice acıkmadıkça yemek yemediklerini ve yemekten iyice doymadan ayrıldıklarını" söylemiştir. İbn Sina da: " Yediğiniz yemeği hazmetmeksizin yemek yemekten sakının." diyor.
 
    Az yemek konusunda bugünün tıbbı da şöyle diyor: Sofradan doymamış olarak kalkmalı, mideyi alabildiği kadar doldurmaya çalışmamalıdır. Bazı doktorlar, yiyeceklerin miktarı, rejimden daha önemlidir derler.
 
    Mideye feralık etmenin başlıca yolları: Çok sık yemek, çok fazla yemek, çok sıcak veya çok soğuk şeyler yemek, yeteri kadar çiğnememek, alkol vb. şeyler kullanmaktır.
 
    Eskiden kuvvetli gıdalar almakla ve çok yemekle sağlıklı olunacağı ve daha uzun yaşanacağı zannedilirdi. Halbuki şimdi tıp ilmi de az yemeyi tavsiye ediyor.
 
    Araştırmacılar, farelere her zamanki yedikleri normal yiyeceği azaltarak sadece yüzde kırkını verdiler. Netice de bunların ömürlerinin uzadığını gördüler.
 
R. Walford gibi bilim adamları, insanlar da az yer ve açlık çekerlerse daha çok yaşayacaklarına inanıyor. Walford ve üç meslektaşı kendilerine iki sene süreyle az kalorili bir diyet uyguladılar. Neticede tansiyonlarının ve kandaki kolestrol seviyelerinin düştüğünü gördüler.
 
    Bu günkü tıp ilmi şişmanlığı bir hastalık, fazla yemeyi de zehir olarak kabul etmektedir. Bilim adamları, ayrıca sağlıklı ve uzun ömürlü olmak isteyenlere, sigara ve içki içmemeyi, bol jimnastik yapmayı ve az yağlı yemeyi tavsiye ediyorlar..." ( www.errahman.de/kuran)
 
    Elli-elli beş sene öncesini bildiğime, aklımın yettiğine binaen, o zaman ki, dedelerimiz, babalarımız, annelerimiz; sürekli hareket halinde idiler!..
 
    Sabahın seher vaktinde uyanıp, önce Sabah Namazını  kıldıktan sonra, davarları, süt hayvanlarını sağma, otlatma, bostana, tarlaya, ekine gitmeler, bağı çapalamalar, bahçeyi timar etmeler, meyve ağaçlarını budamalar bir hayli zaman almaktaydı!..
 
    Böyle bir ortamda çalışan insanlarda, yukarıda bahsedilen hastalıkların zuhuru mümkün olabilir mi idi? Zaten, o günlerin şartlarında, doktorların "bulunmaz hint kumaşı" oldukları, çok nadir doktora gitmeler olduğu bilinmektedir!..
    Ya şimdilerde?.. Akşama kadar televizyonun karşısında, internetin önünde, kahvelerde, çay ocaklarında veya camii önlerinde ölümü beklemeler neticesinde, her türlü rahatsızlığın zuhuru mümkün olmaktadır!..
 
    Netice olarak;
    Gidişatımızdan memnun değiliz!.. İsraf ekonomisi, her tarafı kasıp kavurmaktadır!.. Mutedil yaşamı bırakıp, içki, bira, sigara  daha olmadı "ot" kullanma hayatımızı felç etmiştir.. Ot dedim de, ot kullanma, sanırım, K. Maraş bölgesine mahsus bir çeşit sigara gibi bir rezildir!..
 
    Sözün başında da, arzetmiş olduğum gibi, Resulullah (sav)'in sünnetinin yeniden, günümüze göre yorumlanmasının, tatbik edilmesininın  zamanı gelmiş ve geçmektedir!..
 
    Tabii ki, bu önemli görevi de yapacak hocalarımızdır!.. Hem de, çok çok okuyan, hayatı kitaplar arasında geçen hocalarımız!..  Ama, haftadan haftaya, Başkanlığın, hazır hutbesini lütfen okuma(!)ya üşenen hocalar değildir!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık