Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

İslam'ı Asrin İdrakine Nasıl Söyletebiliriz?

Alemi İslam'ın, içerisinde bulunduğu durum, iç açıcı, hoşnud edici, göz kamaştırıcı değildir!.. Zenginlik, refah, medeniyet, kalkınmışlık, uygarlık, mutluluk, dirlik, düzen, dayanışma, tesanüd vb. açılardan sınıfta kalmış durumdadır!..
 
    Aynı, negatif pozisyon, sadece ülkemiz bakımından değil, bütün Müslüman ülkelerini içerisine almakta, tamamında, zavallılık, garibanlık, yanlış tevekkül, kör kadercilik, " Kaderimiz   böyle imiş (!)" pisliği göze batmakta, sefillik, sefalet, fakirlik, , gericilik, yanlış dini düşünce ve zihniyet midemizi bulandırmakta, bizleri kahrı perişan etmektedir!..
 
    Taassuba bakınız ki,  kendi aramızda, İslamî fikirleri, düşünceleri tartışmaktan, hatanın nerede olduğunu bahsetmekten, gündeme taşımaktan korkuyoruz!..  Örneğin,
 
    1984 yıllarında Kuzey Kıbrıs Türk kesimini gezmiştim!.. Barış harekatı sırasında, Rumlardan alınan bir kısım atelyeler, çalışma alanları yakılmış, yıkılmış yerle bir edilmiş şekilde gördüm. Örneğin, bir zeytinyağı elde etme atelyesini, makinalarını gördüm, " bunlar bir işe yaramaz " diye oraya yerleşen insanlarımız, söz konusu makinaları, alet ve edevatı mahvetmiş, parçalayıp, çalışmaz hale getirmişlerdi.
 
    Meşhur şairimiz Yahya Kemal'in; Balkanlarda bir köyü gezmesi, köyün iki parça oluşu, bir tarafta Hristiyanlar, diğer tarafta Müslümanlar yaşaması, Hristiyan mıntıkasının, kalkınmış, sokakları düzenli, çevre temizliği muntazam şekilde olduğunu, Müslüman kesimin ise, perişan, mağdur, işsizlik, çevre düzensizliğinin yaşandığını tesbit etmesi dikkatimi çekmiştir.
 
    Oysa, dünyayı, ayı, yıldızları, marsı, merihi, denizleri, okyanusları dizayn etmesi gereken Müslümanlar olması gerekirken, niçin Müslümanlar pisliğin, ikiliğin, ayrılığın, kavganın içerisinde yaşayıp gitmektedirler?  Sözün burasında, ilmiyle amil, bilgisiyle meşhur olmuş, Prof. Dr. S. M. Hatipoğlu'nun bir ropörtajını ve görüşlerini buraya alacağım:
 
    "  İslam dünyasının gayrimüslim dünyaya karşı kendisini ve şahsiyetini kabul ettirebilmesini bir problem olarak görüyor musunuz?
 
    Bu bir problemdir ve çözümü her hususta Batı dünyasının ilmî seviyesine çıkmakla mümkün olacaktır. İslam dünyasının son asırlarını tetkik ettiğim zaman gördüm ki en azından üç asır evvelinden beri İslam'ın kültürel varlıklarına dahi gayrimüslimler hakim olmuş durumdadır.
 
    Sizin de ifade ettiğiniz gibi biz bu dünyaya medeniyet, ahlaki seviye, ilmi getirmiş bir dinin mensupları olduğumuz için halde kendi dinimizi maalesef onların çalışmalarından öğrenmek derecesine düşmüş bir haldeyiz.
 
    Bu çok acı bir durumdur. Bunun en bariz göstergesi bizim ansiklopedimizi bile geçen asırda oryantalist dediğimiz zatların yazıp bize sunmalarıdır. Demek oluyor ki, biz kendi ilmimizi , kendi atalarımızın vasıtası ile ortaya koyma imkanını da bitirmişiz. Hâl böyle olunca fotoğrafda malumunuz...
 
    Bu hâle nasıl geldik diye sormuştunuz. Bu hâle gelişimizin sebebi, zannediyorum ilk asırlarda tohumları atılmış olan bu yanlış telakknin, yani dini ilimler, gayridini ilimler gibi ayırıma gidilmesidir.
 
    Mesela İslam'ın şartı olan temizliğin nasıl tahakkuk ettirileceğini sadece fıkıh kitaplarından öğrenme durumunda kalmışız.
 
    Bu gün kuyuların nasıl temizleneceğini yazan ilmihallerimiz var. Bu ilmihalleri yazanlardan birisine; hocam mesela siz hiç mikrobiyoloji uzmanına danıştınız mı?  Onların fikirlerini aldınız mı? Bir kuyu nasıl temizlenir diye sordunuz mu?
 
    Dedi. Gülerek, ne lüzum var? Dedi. Bu son derece yanıltıcı bir anlayıştır. Bugün hâlâ elimizde bulunan bu kitaplarda maalesef İslam'a ters hükümler var.
 
    Bunu okuyan bir zat eğer bu ilimlerin sahibi ise; bu adamlar İslam ilmi adına bunları söylediklerine göre İslamiyet müspet ilimlerden uzak hükmü veriyor. Bu felakete yöneltici bir hükümdür. Bizim dinimiz asla böyle bir şeye müsait değildir.
 
    Sadece bir misal olsun diye bunu söyledim. Bunu her sahaya teşmil etmek durumundayız. İstanbul camilerinin mimarlarını düşündüğümüz zaman Osmanlının ne hâle geldiğini bariz alametlerini de görürüz.
 
    Mimar Sinan gibi bir dehayı yetiştiren nesil, niye bu duruma düşsün. Bundan bir an evvel kurtulmamız lazım. İlahiyat fakültesinde hocalık yaptığım sırada fakültemize bir mescit yapılması lüzumunu duyduk. İdare olarak bunu söylediğimizde bize çok garip bakıldı.
 
    Hiç bir fakültede mescit yok denildi. Kendilerine kimya fakültesinde laboratuvar yok mu? Bu da bizim laboratuvarımız dedik.
 
    Bizden yetişecek mezunlarımız imamlık, müftülük, vaizlik, müezzinlik yapacak. Bunların tatbikatının nerede yapılması lazım? Dedik ve müsaade ettiler.
 
    Mescit yapılırken mimarımız ile gittim, baktım ki abdest almak için yapılan musluklar bizim aradığımız vasıfta değil. Musluğu açtığınızda her tarafınız ıslanıyor.
 
    Vaaz kürsüsünün merdiveni nerde ise mescidin yarısına kadar uzanıyor. Mimara; ' bu bizim saf nizamını bozar' dedim. Hocam, ben hayatımda hiç namaz kılmadım, dedelerim kılardı ama, ben bu işlerden bîhaberim dedi.
 
   Şunu demek istiyorum; Türkiye'mizde senede yüzlerce cami yapılıyor da, mimar yetiştiren bir üniversitemizde cami yapımıyla ilgili hiçbir ders  yok maalesef.
 
    Mesele insan yetiştirmek, her şey ona bağlıdır. Allah Teala bize salih, hasen ve hayırlı amel yapmayı emrediyor. Bu hayırlı, hasen salih amellerin içine dünyada girmeyecek bir iş yoktur. Bu işlere ehil kimseler yetiştirmek de Müslüman'ın vazifesidir." ( www.ilahiyat.com)
 
    Dolayısıyla, bendeniz, uzun yıllar Müftülükde çalıştığım için; camii inşaları, yapımları, mimari tarzı, minare yaptırmaları, plan, proğram, yapılan camilerin kıble durumlarını çok iyi bilmekteyim.
 
    Aynı durum, Yurt dışı camilerimizde de söz konusudur. Örneğin, Hollanda Boxtel camii, tuhaf, plansız, proğramsız inşa edilmiş bir camidir. Hanımlar bölümü ayrı, imamdan uzak, erkek bölümü daha farklı bir camidir..
 
    Niçin ve neden? İş ehline verilmezse, namaz kılmayan, kıble nedir bilmeyen, insanlar nasıl faydalı olunur düşüncesini hesap etmeyen, edemeyen insanlar camii inşaa ederse, olacağı budur!..
 
    Başkanlık; son zamanlarda bir karar almıştır!.. Tüm camilerimizin kıble durumlarını ölçme, hesap etme hususları!.. Düşünmeliyiz ki, bunca masraflar yapılmış, camilerin kıble tesbitleri, ustaların şahsi kanaatlerine bırakılmış, bunca camilerin durumu ne olacaktır?
 
    Başkanlığın; hazır, camii yapımları ile ilgili mimari, mühendislik işleri mükemmel planları bulunmaktadır!.. Müftülüklerde de vardır. Ama, gelin görün ki, insanımız, bu mevzuda perişan, illa dediğim olacak cinsinden olduğu için, camilerimizin mimarı tarzları, plan ve proğramları yanlış, biçimsiz, camii üslubuna aykırı dudumdadır.
 
    Netice olarak;
 
    " Kur'an'ı; asrın idrakine nasıl söyletebiliriz?" sorusuna cevap aramalıyız!.. Sanırım, bu ahval ve şartlar altında cevap bulmamız mümkün olmayacaktır!..
 
    Bir kere, İslamî her alanda, kafaların, beyinlerin, düşüncelerin, zihniyetlerin serapa değişmesi, eski düşüncelerin bir taraf edilmesi gerekmektedir..
 
    Kütüphanelerimizde bulunan İlmihal kitaplarını elinize alın, okuyun bakalım, ne okuyacaksınız?.. "Miskal", "dirhem", "okka", "yarım sa'", "bir sa'", "arşın", kuyuya fare düşürse, kuyudan köpek su içerse, serçe düşürse , devir, telkin konuları uzun uzadıya anlatılmaktadır!.. Yahu, tüm bunlar nedir, ne değildir?
 
    Örneğin, ülkemizde, yurt dışında sayıları yüz binleri bulan camilerimiz, minarelerimiz bulunmaktadır!.. Kimileri temelsiz, kimilerinin kıbleleri yanlış, kimilerinin dini motifi yok, sanki birer araba tamirhanesi gibi yapılardır!..
 
    Tüm bunlar, bu eksik durumlar tesbit edilirse ne olacaktır?... Vatandaştan toplamış olduğumuz, hayırlar, hasenatlar, teberrular, bağışlar, vakıflar ne olacaktır?..
 
    Vah bize, vah bize! Demekten başka bir söz bulamıyorum!.. Rabbimiz!.. İslam'ı; asrın idrakine söyletmeyi nasip eylesin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık