ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

İslam'ı İlk Müslümanların Anladığı Gibi Anlamak
 İSLAM'I; İLK MÜSLÜMANLARIN ANLADIĞI GİBİ AANLAMAK!..
 
    " Ey Peygamber! Eşlerine şöyle söyle: Eğer dünya dirliğini ve süsünü ( refahını) istiyorsanız, gelin size boşanma bedellerinizi vereyim de, sizi güzellikle salıvereyim." ( Ahzâb sûresi, âyet 28)
    Ayeti kerimenin kısaca tahlili şöyledir:
    Âyeti kerime nazil olduğu sıralarda, artık Resulullah (sav), aşağı-yukarı bütün Arabistan'a hakim durumda idi. Sosyal hayatta büyük inkılaplar, değişiklikler meydana gelmişti.
    Artık bundan sonra fakirlik, perişanlık, yokluk yerine, refah, düzenli yaşama ortalığı kaplamaktaydı. Bu şartlar altında Hz. Peygamber'in hanımları da, genel refahtan pay almayı, huzurlu yaşamayı arzulayarak, Resulullah'tan bazı zinet eşyaları ve daha iyi bir geçim istemişlerdi.
    İşte bu sırada gelen vahiy, Resulullah (sav)'e , sadelikten ayrılmamasını emretti. Böyle bir emir, dünya hayatına düşkün, her geçen gün gücüne güç, servetine servet katmak için çırpınan maddeperest bir insan tarafından tebliğ edilmiş olmazdı.
    Şayet Resulullah (sav), zevcelerine de bu genel refahı sağlamış olsa idi, en küçük bir itirazla karşılaşmazdı. Ne var ki Resûl-i Ekrem, yaşantısını ve yaşantısının sadeliğini asla değiştirmeyecekti. Toplumun yaşantısında ne kadar değişiklik olursa olsun, dünyanın geçici zinetleri ve süsleri Resûlullah (sav)'in evinde yer almayacak, nübüvvet harîmi, dünya âlâyişinden, şamatasından, konforundan uzak kalacak, iktidar sahiplerine örnek olacaktı.
    Resulullah (sav)'in hanımlarından gelen istekler üzerine nâzil olan bu âyete " Tahyîr" ( özgür bırakma) âyeti denir. Sonuçta, hanımları, refah ve zinet yerine Hz. Peygamber (sav)'i tercih etmişlerdir.
    Ahh!.. Keşke!.. Alemi İslam ve bilhassa bizim milletimiz, Kutlu Doğum Haftaları'nda, bu hususları, yani, israfın zararlarını, konforün, lüks yaşamanın önemli olmadığını, asıl olanın yetimlerin, öksüzlerin başlarını okşamak olduğunu anlatabilseydik!..
    Keşke!.. Lüks yaşam uğruna sokaklarda kadın-erkek kavgalarının yanlış olduğunu, önleyici, bilgi verici tedbirleri sunabilseydik!..  İmam Süleyman Çelebi merhumun, mevlid kitabı olan " Vesiletün-Necat" yerine aziz Peygamber (sav) ahlakını, sîretini, dünyaya bakış açısını, tüm insanlığı kuşatıcı tavrını ele almış olsaydık!..
    Ama, ne hazindir ki, hurafe dünyası, hurafeci kafalar, bilgilendirilmemiş, Kur'an'la aydınlanmamış algılar, Asr-ı Saadet Müslümanlığını, İslam'ını, Kur'anî anlayışını gündeme taşımış, yaşanır olması için gayret göstermiş olsaydı!.. Ama, olmadı olmuyor!.. Bu mevzuda Hasan Karagüzel beye kulak verelim:
    " Hem heva üzre döşendi bir döşek
       Adı Sündüs düşeyen onu melek.
       İndiler gökten melekler saf saf
       Kâbe gibi kıldılar evim tavaf."
    gibi daha neler neleri, aslı astarı olmayan hayal mahsulü şeyleri güzel seslilerden  halka dinletmeyi marifet zannettik. Bu uydurma bilgilerle kişilerde oluşacak yanlış din algısından rahatsız olmadık maalesef. Halkı aldatmakla görevimizi yaptığımız vehmine kapıldık.  Peygamberimize aidiyeti olmayan bir takım rivayetler anlatılır çoğunlukta.
    Hem de Kur'an'a aykırı rivayetler. Peygamber hiç Kur'an'a aykırı bir şey söyler mi? Peygamberime iftira atılır. Onun doğum günü kutlanılan günlerde. Peygamberi, Kur'an'dan değil de uyduruk rivayetlerden tanıttılar bize. Kur'an'ı anlamadığımız içindir ki Peygamberimizi de anlamadık, tanımadık.
    Kur'an'ı yıllarca okuduk, defalarca hatmettik ama anlamadık. Dünya üzerinde en çok okunup anlaşılmayan tek kitap Kur'an'dır. Tıpkı bunun gibi, dünya üzerinde en çok sevilen fakat tanınmayan insan da Peygamberimizdir.
    Sakal bırakmayı, Arabistan iklimine uygun fistan giymeyi, baston taşımayı, sarıklı namaz kılmayı sünnet zannettik de Peygamberin hayatını, ahlakını öğrenip uygulamayı göz ardı ettik. Ona uymanın teşekkül ( şekil) ile değil tehallük (ahlak) ile olacağını aklımızdan geçirmedik.
    Kutlu Doğum Haftalarında havai fişekler atmakla, güzel sesli mevlidhanları  okutmakla, kalabalıklar oluşturup içi boş bir o kadar da hamasi konuşmalarla kalabalıkları coşturmakla vazifemizi yaptığımızı zannettik.
    Peygamberimiz, insanüstü bir varlık haline getirilerek, hayatı bizler tarafından yaşanılamaz bir ütopyaya dönüştürülen anlayış, peygamberi uçurup buharlaştırmış ve onun hayatını ütopya haline dönüştürmüştür.
    Peygamberi sıradan bir insanmış gibi gören, onu bir postacı seviyesine düşüren ve onu devre dışı bırakan anlayışla onu göklere çıkaran, günahkarları cehennemden çekip çıkaracak anlayışı aslında birbirlerine yakın yanlış olup ifrat? tefrit olan sakat anlayışlardır.
    Hz. Peygamber (as) yirmi üç yıllık peygamberlik hayatında sanki hiç konuşmamış gibi, onun sözlerini bir iki cümleden ibaret saymak yanlış olduğu gibi her gün devamlı konuşan ve milyona varan hadisleri söyleyen haşa hiç susmayan konumuna getirmek de fevkalade yanlıştır.
    Peygamber (as) bizim için rahmet olarak gönderilmiş bir Peygamberdir. Kendisine yalan uyduranlar için şöyle demiştir:  " Bile bile hakkımda yalan söyleyen, yalan uyduran cehenneme girer." ( Buhari, İlim 39) " Bile bile bana yalan isnat eden, yalan uyduran cehennemde yerini hazırlasın." ( Ebu Davut, İlim: 4) Burada dikkate alınacak şey, sözlerinin Kur'an'a uygun olup olmamasıdır." ( medyabar.com/koseyazilari)
    Tabii ki, her zaman ifade ettiğimiz gibi, bizler, Kur'an'a, sahih Nebevi sünnete uygun organizasyonların hiç birine karşıt ve muhalif değiliz.  Ancak, saf, masum kitlelerin aldatılarak, yüce Kur'an'ın üzerinin kapatılmasına, anlaşılmamasına, emirlerinin yaşanmamasına karşıt olan davranışlara, fiillere, icadlara, mucidlere karşıyızdır.
    Çünkü, Kutlu Doğum Kutlamaları asırlardan beri, bir çok İslam ülkesinde itina gösterilerek, özenle yapıldığı gibi, bizde de, Şii Fatimilerin icadından bu yana, Selçuklular, Osmanlılar ve Türkiye Cumhuriyeti dönemlerinde de titizlikle kutlanmıştır.
     Güle güle kutlansın!.. Lakin, asırlardan beri kutlanan, organize edilen bu tür merasimlerden, kandillerden aziz milletimiz ne öğrenmiş, hisse olarak ne almıştır? Hiç bir şey!... Şayet, camilerimizde, okunan mevlid esnasında şeker dağıtılmış ise cemaatler şeker almış, hocalara " dilinize sağlık " denmiş, böylece " doldur-boşalt" durumundaki cemaatlerimiz mevlidden hemen sonra, birbirlerini yercesine, tepelercesine camilerden uzaklaşmışlardır..
    Netice ve sonuç olarak;
    Kutlu Doğum Kutlama merasimleri Kur'an'ın anlaşılması, okunması, tefsir yapılması ve toplum hayatında tatbik edilmesi için bir fırsattır hem de büyük bir nimettir.
    Diğer taraftan, bilindiği üzere, sokaklarımız, evlerimiz karı-koca kavgalarından geçilmemektedir. Ölen ölüyor, kalan sağlar bizim oluyor hesabı, camilerimiz de, camii kürsülerinde aziz peygamberimizin ev idareciliği, hanımlarına karşı centilmence, adilane, hakkaniyet üzere olan davranışları anlatılmalıdır..
    Yoksa, Peygamberimiz (sav) adına, kadınların aleyhine uydurulmuş yüzlerce çirkin şeyleri hadis diye kürsülerde anlatırsak, vallahi, ölen kadınların en büyük sorumlusu uyduruk, yalan, mevzuu hadisleri anlatan konuşmacılar olacaktır!..
    Diğer taraftan, ülkemizde Kürtçülük, Türkçülük, Lazcılık, Çerkezcilik, Rumculuk, Ermenicilik, Mezhepçilik çıkmazı ala bildiğince yayılmaktadır. İşte, Kutlu Doğum Haftalarında bunlar gündemi meşgul etmeli, insanların idraklerine, usanmadan, yılmadan bunlar enjekte edilmelidir.
    Yoksa, Süleyman Çelebi merhumun, ütopik düşünceleri, melek Sündüsü görmesi (!), meleklerin gökten saf saf inmesini temaşa etmesi, evin içerisini Kabe'yi tavaf eder gibi etme halüsünasyonları , bu aziz milleti bir yere taşımamış, bundan sonra da taşımayacaktır!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık