Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

" İSLAM'IN; 'KUTLANACAK' BİR PEYGAMBERİ YOKTUR. PEYGAMBERLİK, KUTLANMAK İÇİN DEĞİL, YAŞAMAK İÇİNDİR!."

" Muhammed, ancak bir peygamberdir.

Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir Şimdi o ölür ya da öldürülürse, gerisin geriye ( eski dininize) mi döneceksiniz? Kim ( böyle) geri dönerse, Allah'a hiçbir şekilde zarar vermiş olmayacaktır Allah, şükredenleri mükâfatlandıracaktır.

" ( Âl-i İmrân sûresi, âyet 144) Ayeti kerimenin kısa bir tahlilini yapacak olursak: Tarihi rivayetlere göre, Uhud savaşında Abdullah b Kamîe adında bir müşrikin attığı taşla Resûlullah (sav)'in dişi kırılmış, yüzü yaralanmıştı Bu düşman askerinin, " Muhammed'i öldürdüm" dediğini duyan biri " Muhammed öldürüldü!" diye bağırmaya başlamış, bu yalan haber Müslümanlar arasına yayılmış, asker paniğe kapılmıştı.

Resulullah (sav) ise: " Buradayım! Buraya gelin!" diye bağırıyordu Etrafını çevreleyen yaklaşık 30 kişilik bir gurup, yiğitçe onu savundular İşte yukarıda arzetmiş olduğumuz âyeti kerime, belirtilen yalan haber üzerine infiale kapılan Müslümanları tenkit etmekte; Hz.

Muhammed'in fâni, İslâm'ın ise bâki olduğunu; bu sebeple, o ölse dahi Müslümanların bunu sükûnetle karşılayıp, dinlerinde, imanlarında sebat etmeleri gerektiğini hatırlatmaktadır Hani, bilindiği üzere, yine Uhud varlık-yokluk kavgasında, hanımlardan Ümmü Ümare ( Nesibe) annenin, Resulullah (sav)'i kahramanca koruduğu, bu sebeple de yaralandığı, Resulullah'tan kendisi için dua etmesini istediği bilinmektedir Hani, şimdilerde, ihmal ettiğimiz, camilerden kovmuş olduğumuz hanımlarımız, sokaklarda canhıraş kocaları tarafından öldürülen, katledilen hanımlarımızdan İslam adına, Nesibe anneden utanmamak mümkün müdür? Sayın Mehmet Durmuş hocamız, ' Kutlu Doğum' Peygamberi değil İslam Peygamberi diye sitem etmesinde ne kadar haklıdır.

İsterseniz, onun bu mevzuda yani Kutlu Doğum hakkındaki yazısından bir alıntı yapalım: " Son yıllarda ' kutlu doğum' denilen İslam dışı bir geleneğin, ölümcül bir hastalık gibi, adeta bütün ümmete sirayet ettiğine bizzat tanık olmaktayız ' Kutlu doğum'a gösterilen ihtimam her sene bir öncekini aratmaktadır.

Modern bir sapkınlık, her sene biraz daha içimize içimize sokulmaktadır Nisan ayı bir nevi ' kutlu doğum festivaline' ya da Noel yortusuna dönüşmüş durumdadır Artık bu festival, ' kutlu doğum Olimpiyatları'na doğru bir seyir izlemektedir.

Klasik ve modern müzik aletleriyle, yine klasik ve modern danslar, müzikler, Peygamberi tanrılaştıran abuk-sabuk naatlar eşliğinde tam bir eğlence proğramı icra edilmektedir Bu ucube kutlu doğum festivallerinde, nefsin/arzuların/ heva ve hevesin aradığı her şey bulunmaktadır, derde devadan gayrı İzleyenlere trans hali yaşatan danslar, eğlence proğramlarının vazgeçilmezidir.

Bir çok dinde tapınma, danslarla yapılır Profan Cumhuriyet idaresinde, resmi kutlama/eğlence proğramları dansı ' folklor gösterileri' olarak sürdürmüştür Kutlu doğum festivallerinde ise dans olarak, Celaleddin Rumi'nin bıraktığı en büyük heva ü heves mirası olan sema gösterileri icra edilmektedir.

Artık muhafazakarların düğünlerinin de vaz geçilmezi olan sema dansı, kutlu doğum etkinliklerinde ilk sıraya oturmuştur Kadın semazenler ise bu cahiliye festivalinde belki de en önemli boşluğu doldurmuş durumdadır.

" wwwradyovakitcom.

M Durmuş) Maalesef, aziz milletimiz bin yıldan bu yana Kur'an'ı okudu ama, anlamadan yaşamadan böylesi klasik festivallerin içerisinde, mevlid proğramlarının bünyesinde varlığını kaybederek, Süleyman Çelebi merhumu bile Peygamberden üstün görerek yaşamış oldu Şimdilerde ise, şekil, tavır, pozisyon tamamen değişmiş durumdadır!.

Kutlu Doğum Haftaları, bir sektör haline gelen, iyi bir iş, güzel bir kazanç sağlayıcı , müzisyenlerimizin, mevlidhanlarımızın,gazelhanlarımızın, naatçılarımızın, klasik müzisyenlerimizin, semazenlerimizin, dümbelek eşliğinden dönenlerimizin para kazanma aracı durumuna dönüştürülmüştür Oysa, bu milletin çocukları, üniversite kapılarında, zor zanaat tahsil yapmakta, inanın ki, günlük bir simitle yaşamını sürdüren gençlerimiz bulunmaktadır!.

İsterseniz, Üniversitelerin yoğun olduğu şehirlerimize bir nazar ediniz!.

Karşınıza çıkacak taplo bu olacaktır! Yokluk, zorluk, açlık, barınma imkansızlığı ve sahipsizlik!.

Keşke!.

Başkanlığımız, her yıl artarak kutlanan ' Kutlu Doğum ' festivalleri yerine, tüm ağırlığını, imkanlarını arzetmiş olduğumuz gençlerin tahsil hayatına, dula, yetime, öksüze ve bu millet için, bu vatan için elini, ayağını, organlarını teröre vermiş çocuklarımıza transfer etmiş olsaydı daha faydalı, dua dolu olacaktı! Nasıl bir peygamber? " Biz bu noktaya nasıl geldik? Bizi kim bu kadar sefihleştirdi? Nasıl bu kadar Yahudileştik ve Hristiyanlaştık? Dinimizi neden bu kadar arzularımıza uydurduk? Kitabımızı niçin bu denli terk ettik? Peygamberi nasıl olup da böylesine tehcir ettirdik yanımızdan? Bu neden, niçin ve nasılların cevaplarının bir kaç cümle değil, bir kaç kitaplık ancak cevaplarının olduğunu biliyor ve o niyetle soruyorum.

V e çok önemli olduğuna inandığım bir şey daha söylemek istiyorum: Mısır'da, Suriye'de, Orta Afrika'da, Filistin'de ve dünyanın her neresinde bir Müslüman katliamı varsa, Allah rızası için, onlardan daha ziyade, bütün ümmetin felahı için, öncelikle bu nasıl ve niçinlere kafa yoralım diyorum! Çünkü bu soruların cevabını vermeden, yani geçmişle, hatalarımızla yüzleşmeden, Mısır'da, Suriye'de, Filistin'de yaşadığımız dramların da doğru dürüst çözümünü bulamayacağız Bulduğumuzu sandığımız çözümler asla gerçek çözüm olmayacaktır Anlık mesafeler kat etsek bile, ölümcül hastalıklarımızın üzerini örtmeden ( küfür) kurtulamayacağız.

Şunu çok açık ve net olarak söylememiz gerekiyor İslam'ın, ' kutlanacak' bir peygamberi yoktur Peygamberlik, kutlanmak için değil, yaşamak içindir.

Kulluğun beşer-elçi modelinin, her çağda, her dönemde, her coğrafyada yeniden yeniden inşası yerine, semalarda kutlanması , Peygamber'e Kureyş'in yapamadığını yapmak gibidir Şeytanın, insanları Allah ile -ve de Peygamber ile- aldatması da galiba böyle bir şeydir Muhammed Rasulullah'tır.

( Allah'ın salat ve selamı ona olsun) O, nebilerin ilki değildir ama son peygamberdir O, Hristiyan amentüsünde olduğu gibi, Allah'ın oğlu değildir.

Rasululllah Muhammed'in ruhunun, Âdem'den de önce yaratıldığını, onun nurunun Âdem, diğer peygamberler, İbrahim-İsmail- Abdülmuttalib-Abdullah- Âmine silsilesiyle kendisine intikal ettiğini iddia etmek kafirlikten başka bir anlam taşımaz Bu bir küfürdür: Kur'an'ın, Muhammed'in son rasul, kendisinden önceki rasuller gibi bir rasul olduğunu, Allah'ın elçiliğini en önceki rasuller gibi bir rasul olduğunu, Allah'ın elçiliğini en mükemmel şekilde ifa ettiğini ve fakat her fani gibi onun da, ölümü tadıcı olduğunu bildiren beyanlarını örtmektir" ( www.

radyovakitcomM.

Durmus) Netice olarak; Millet olarak, asırlardan beri yerlerde sürünen, sürekli hurafelerin içerisinde boca olmuş bir milletiz! Hangi yöne, hangi tarafa yönümüzü çevirmiş olsak, vallahi, her taraf hurafeler çirkinliğinden geçilmemekte, hak ve hakikatin üzerini örtmüş bir şekilde, yapmış olduğumuz iğreti, çirkin, uydurulan şeyleri dini emir, sünnet, Allah buyruğu zannetmekteyiz!.

Ama ne acı ki, işin tuhaf tarafına nazar etmeliyiz ki, boy boy İlahiyat Fakültelerimizden mezun olmuş gençlerimiz, hocalarımız, Prof'larımız, ortaya çıkıp da, " biz, daha ölmedik" diyemiyorlar!.

" Yeter artık!" bu kadar hurafe saçmalığı, düzmece şeyler diye haykıramıyor, isyan edemiyoruz! Düşünmeliyiz ki,bin yıldan bu yana, bu aziz millet Kur'an'ı anlamadan yaşamaktadır!.

Bin yıldan beri, mızraklı ilmihal kitabı ile, zaman öldürüyor, vakit geçiriyoruz Onun içindir ki, payimaliz, perişanız, sefiliz!.

Camii hocalarından sanki ümidimizi kesmiş gibiyiz!.

Çünkü, onların tepesinde duran demoklesin kılıcı gibi duran tembihler, talimatlar, genelgeler onların bellerini doğrultmaya fırsat vermemektedir Hocalarımız, hâlâ, Başkanlığın, genelgesine rağmen, Cuma günleri Zühr-i ahir namazlarının çoğaltılması ile meşguldurlar Tesbih namazlarının, cenaze namazlarının tarifleri ile , görev yaptıklarını zannetmektedirler!.

Rabbimiz, bu aziz millete acısın, Kur'anî aydınlık günler lütfetsin!.

Selam ve dua ile.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık